30 Kasım 2015 Pazartesi

HAYATTA ÖNEMLİ OLAN


Yaklaşık 2,5 yıl önce kişisel gelişim uzmanı Ralph Marston’un Günde Bir Doz Motivasyon isimli kitabını okumuştum. Yazar, her gün bir motivasyon yazısı yayımlayarak ve buna yıllarca devam ederek sonuçta her gün 100.000 kişiye ulaşan bir hale gelmişti. 100.000 kişi onun yazıları ile güne başlıyordu. Bu beni heyecanlandırmıştı, bir benzerini kendi Ülkemde yapmayı düşündüm ve Temmuz 2013’te Resmi Facebook Sayfamı açtım. 45.000 kişiye ulaştık bile, yolculuk devam ediyor. 50.000 kişiye beş var diyebiliriz.

2,5 yıla yakın bir süredir imkanlarım el verdiği ölçüde her gün bir yazı paylaşmaya çalıştım, yayınladığım yazılar kendi adımı taşıyan web sitesinde de bulunuyor. Yaklaşık 600’e yakın yazının olduğu harika bir arşiv, tamamen ücretsiz ve herkesin kullanımına açıktır. Sizler de yakın arkadaşlarınızı Sayfamı beğenmeye davet ederek bu yolculukta bana destek olabilirsiniz.

Genellikle sabah erken saatte yürüyüş yaparken o gün ne yazabileceğimi düşünüyor ve gün içinde kaleme alıyorum. Bazen de o akşam için bir Yarına Not düşünüyor ve bu cümleyi ertesi gün bir yazı haline getiriyorum. En iyi yaptığım şeyler birebir koçluk yapmak ve günlük yazılar yazmak. Bunları yapıyor ve insanlarla paylaşıyorum, büyük ölçüde mutluyum.

Sizlerin de bir süreç içinde hayat amacınızı bulmanızı diliyorum. Bu iyi yaptığınız ve keyif aldığınız bir şey olmalı. Sonra da onu diğer insanlarla paylaşmanın yöntemlerini bulmalısınız. Çok sayıda insanın hayatına dokunabilmek ve arkamızda olumlu izler bırakabilmek, benim için hayatta önemli olan budur. Hayat amacınızı bulduğunuzda bırakın o sizi dönüştürsün.

Hepimize hayat amacımızı bulacağımız, geliştireceğimiz, anlamlı ve mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarını takip edebilirsiniz.

29 Kasım 2015 Pazar

HAYATIN ELİNDEN İNANÇ, GÜVEN VE UMUTLA TUTUN


Dün akşam paylaştığım yarına not bu şekilde idi. Zaman zaman hepimiz birisinin elinden tutma ihtiyacı hissederiz. En güzeli de hayatın elinden tutmak olsa gerek. Küçük bir çocuğu düşünün, onun elinden tuttuğunuzu hayal edin, neler hisseder o küçük çocuk? Muhtemelen size inanır, güvenir ve geleceğe daha fazla umutla bakar.

Buna ilişkin çok güzel kısa bir anekdot var, kime ait olduğunu bilmiyorum, aklımda kaldığı ölçüde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir gün köy sakinleri kurak geçen bir mevsimde yağmur duasına çıkmaya karar verirler. Bütün köy ahalisi ve imam toplanırlar. Dua edecekleri yere gelirler. İçlerinden sadece birinin elinde şemsiye bulunmaktadır, işte bu inançtır.

Anneler ve babalar küçük çocuklarını havaya hoplatıp tutarlar. Çocuklar buna gülmekten adeta bayılır. Yere düşebileceklerini hiç akıllarına getirmezler. Çünkü anneleri veya babaları onları mutlaka tutacaktır. Bu güvendir.

Her gece yatağımıza girerken ertesi güne dair planlar yaparız. Yarın yaşayacağımıza dair bir garantimiz yoktur. Ama bizi planlar yapmaktan, hayal kurmaktan alıkoymaz bu. Ben de her gece sizlerle yarına notları buluşturuyorum. İşte bu umuttur.

İnanç, güven ve umut olmadan yaşamak zordur, ağır bir yük gibi gelir insana yaşamak. Ama eğer inancınız, güveniniz ve umudunuz varsa çok güzel şeydir yaşamak.

Hepimize inancımızı, güvenimizi ve umudumuzu yükselteceğimiz güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

27 Kasım 2015 Cuma

İSTEKLERİM NİYE GERÇEKLEŞMİYOR?


Elbette pek çok sebebi olabilir. Bugün bu konuya değişik bir bakış açısı ile yaklaşıp bir çözüm önerisi sunmaya çalışacağım. Bunu yaparken üç hayali diyalog ile örnek vermek istiyorum.

“En çok istediğim iki şey kendime zaman ayırmak ve eşimle güzel zaman geçirmek.”

“Peki, hayattaki öncelikleriniz neler?”

“Biraz açabilir misiniz?”

“Elbette, zamanınızı, enerjinizi ve hatta paranızı en çok nelere harcıyorsunuz?”

“Zamanımı, enerjimi ve paramı sanırım en çok işime ve çocuklarıma harcıyorum. Ne demek istediğinizi anladım, eğer isteklerimle önceliklerimi uyumlarsam isteklerimi daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirim. En azından belli bir dönem boyunca zamanımı ve enerjimi kendime ve eşime yani ilişkimize ayırabilirim.”

Hayali diyalog 2

“En çok istediğim şey ileride başarılı bir yaşam koçu olabilmek.”

“Pekala, bunun için başlangıç olarak her gün bir saatinizi ayırabilir misiniz?”

“Hayır, yapamam, bu kadar çok zamanım yok benim, şu anda farklı önceliklerim var.”

“Bir isteğin gerçekleşmesi için o isteği öncelik haline getirmek, zaman ve enerji ayırmak gerekir şeklinde düşünüyorum, yanılıyor da olabilirim elbette, siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?”

“Bu konu üzerinde düşüneceğim, anladım, haklı olabilirsiniz, zaman yönetimi ile başlamam gerekiyor sanırım, ne önerebilirsiniz?”

“Aynen para yönetiminde olduğu gibi bir bütçe tutun lütfen, neye ne kadar zaman harcadığınızı günlük olarak yazın, bir ay sonunda listeyi inceleyin ve hangi alanlardan tasarruf ederek günde bir saati artırabileceğinize bakın.”

Hayali diyalog 3

“Bu dönemde en büyük isteğim para biriktirmek ama bir türlü yapamıyorum.”

“Bu dönemde hayattaki öncelikleriniz nasıl sıralanıyor?”

“Seyahat etmek çok önemli benim için, özgür hissetmek, kendimi geliştirmek. Ayda en az bir kere yurt içinde veya dışında uygun maliyetli bir tatil yaparım, bazen bir gün bazen iki gün.”

“Belli bir dönem buna ara verebilir misiniz?”

“Sanmıyorum.”

“İsteğiniz para biriktirmekse ancak önceliğiniz para harcamayı gerektiriyorsa bunu nasıl yapmayı düşünüyorsunuz, benim aklıma bir yöntem gelmedi, sizin aklınıza gelen bir çözüm olabilir mi?”

“Ayda bir defa değil iki ayda bir defa kısa tatiller yapıp para biriktirebilirim.”

Örneklerden de görüleceği üzere isteklerimizi gerçekleştirmek için en azından belli bir süre boyunca isteğimizi önceliğimiz haline getirmemiz lazım. Zamanımızı ve enerjimizi isteğimizin gerçekleşmesi için kullanmalıyız.

Pazartesi günü yeni bir yazıda görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okumanızı öneririm. Daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

26 Kasım 2015 Perşembe

GERÇEKTEN İSTİYOR MUYUM?


İnsanoğlunun hamurunda istek duymak var. Hayatın akışı da bunu gerektiriyor zaten. İstek olacak ki, yenilikler olsun değişimler gerçekleşsin.

Bununla beraber bir şeyi gerçekten istemek ile istemek gerektiğini düşünmek arasında ciddi bir fark var ve çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırıyoruz.

Sonra da aslında gerçekten istemediğimiz şeyler için ‘yapamıyorum, beceremiyorum, olmuyor’ diye kendimize kızıyor ve  ‘ben beceriksizim, tembelim, yorgunum’ gibi etiketler yapıştırmaya başlıyoruz. Oysa gerçekten istemiyoruz bile, sadece bunun farkında olmuyoruz.

Gerçekten istediği şeyi yapan birisinin ne yorgunluk hissettiğini gördüm ne de önüne engeller çıksa bile tembellik yapıp yarıda bıraktığını.

Bir danışanım ile yapmak istedikleri ile ilgili konuşuyorduk. Spor yapmayı istediğini ama çok tembel olduğu için bir türlü başlayamadığından bahsetti. Oysa bundan sadece 10 dakika önce çok sevdiği bir hobisi için erken bir saatte yollara döküldüğünü ve akşama kadar neler yaptığını gözleri parlayarak anlatıyordu.

Sevdiği ve gerçekten istediği bir şey için tembellik yapmıyor ama konu spor yapmak olunca ‘ben tembelim’ bahanesi arkasına saklanıyor ve kendisini hiç hak etmediği bir şekilde etiketliyordu.

Zaten biraz daha konuşunca çevresinden  ‘Sağlıklı olmak için spor yapmak lazım’ cümlesini sık duyduğunu ve hem bir miktar kilo vermek hem de sağlıklı yaşamak için spor yapması GEREKTİĞİNİ düşünmeye başladığını kendisi de fark etti. Oysa spor yaparken çok sıkılıyordu ve bu yüzden spor yapmayı gerçekte istemiyordu.

Neyi yapmayı ve yapmamayı seçtiğimiz aslında o kadar da önemli değil. Bunlar her an değişebilecek tercihler.

Kendimizi aslında hiç hak etmediğimiz bir şekilde etiketlemek ise kendimizi sevmek ve takdir etmenin önünde en büyük engeli oluşturuyor. Oysa mutlu ve başarılı bir yaşamın ilk adımı kendini sevmek.

O yüzden bir şeyleri ister yapın ister yapmayın, ister başlayın ister yarı yolda bırakın ama tüm bunların açıklamasını kendinizi eleştirerek yapmayın.

Sadece sorun kendinize: “Ben bunu gerçekten istiyor muyum yoksa istemem gerektiğini mi düşünüyorum?”

Belki de cevap burada gizlidir.

Hepinize tüm sorularınızın cevaplarını aldığınız harika bir hafta diliyorum.

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

25 Kasım 2015 Çarşamba

OLMASINI İSTE AMA OLDURMAYA ÇALIŞMA


Geçen hafta paylaştığım bir Yarına Not bu şekilde idi. Biraz kafa karıştırıcı olduğunu kabul ediyorum. Bugün elimden geldiği ölçüde bu başlığa açıklık getirmek istiyorum.

Hayat çok büyük bir sistem, kendine göre bir düzeni, bir işleyişi var. Hayatın ritmiyle uyumlanıp onunla beraber akmak kendimizi huzurlu hissetmemizi de sağlıyor.

Hayatın ritmiyle uyumlanmak dediğimde bu bazen bir isteğimizin hemen olmayabileceğini ya da hiç olmayabileceğini da kabul etmekle gelen bir aşama.

Makul ölçüde çalışmak tamam, emek vermek çok önemlidir. Ama istediğim şeyi illa yapacağım, olduracağım şeklinde makul emeği aşıp gereksiz fazla çabaya ulaşan hareketlerimiz işimizi zorlaştırabilir.

Bir isteğiniz olduğunda bunun için elbette emek verin, yapmanız gerektiğini düşündüğünüz şeyleri yapın. Ben de öyle yapıyorum. Ama aynı zamanda isteğinizin gerçekleşmesi için dua edin ve sabırlı olun. Bu bence olmasını istemektir.

Niye olmuyor, ne zaman olacak, hadi olsun diye dövünmeye başladığınızda bu oldurmaya çalışmaktır, bunu olabildiğince yapmamaya çalışın.

Her şey sizin için en güzel zamanda gerçekleşir. Buna inanmak önemli bir aşamadır.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

24 Kasım 2015 Salı

MUTLULUĞUNUZ SİZE BAĞLI OLSUN


Mutluluğunuz kime bağlı? Basit bir soru gibi gözüküyor ama gelin bugünkü yazımızda konuyu biraz açmaya çalışalım.

Hepimiz daha mutlu olmak istiyoruz, orası kesin. Daha akılcı olan yöntem mutluluğumuzun bize bağlı, bizim elimizde olmasıdır.

Nasıl mutlu olursunuz? Buradan başlayalım. Lütfen üzerinde biraz düşünün ve aklınıza gelen cevapları yazın. Sonra da size bağlı olmayanları inceleyin.

Aklıma ilk gelen örnekler şunlar, hepimizin hayatında mutluluğu o veya bu şekilde zaman zaman bağladığımız unsurlar:

Hava güzel olursa mutlu uyanırım; tuttuğum takım maçı kazanırsa mutlu olurum, çocuğum sınavdan yüksek not alırsa mutlu olurum, patronum bana iyi bir iş çıkardığımı söylerse mutlu olurum, eşim bana bir hediye alırsa mutlu olurum, vb. Listeyi uzatmak mümkün.

Peki, havanın kapalı olduğu bir gün tuttuğunuz takım maçı kaybederse, ertesi gün işyerinde patronunuz sizi eleştirirse, eve geldiğinizde çocuğunuzun sınavdan düşük bir not aldığını öğrenirseniz, eşiniz de beklediğiniz hediyeyi almadıysa ne olur?

Mutsuzluk tavan yapar herhalde.

Bu şekilde bir mutluluk anlayışı mutluluk seviyenizin sürekli dönme dolap gibi bir aşağıda bir yukarıda olmasına yol açar ve sizi aslında mutsuz, huzursuz eder.

Gelin bugün mutluluğumuza dair yeni tanımlar yapalım, kendi elimizde olan unsurlara daha çok bağlayalım mutluluğu. Güçlü bir karar alalım ve bir süre arkasında duralım.

Örnekler vereyim: bugün kendime yarım saat zaman ayırabilirsem mutlu olurum, bilmediğim bir şey öğrendiğim her gün mutlu olurum, bir arkadaşımı arayıp sesini duyarsam mutlu olurum, eşime sarılırsam mutlu olurum, güzel bir kitaptan 10 sayfa okursam mutlu olurum, çocuğuma onu her şart altında çok sevdiğimi söylersem mutlu olurum, ihtiyacı olan birine ufacık da olsa bir yardımım dokunursa mutlu olurum, gibi.

Buna mutluluğu gerçekçi beklentilerle yönetmek ve yaşamak diyorum kısaca.

Mutluluğunuz size bağlı olsun.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takibe alınız. Koçluk hakkında aklınıza takılanları mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atarak iletebilirsiniz.

23 Kasım 2015 Pazartesi

HER DÜŞÜNCE BİR DUA


Dün Hürriyet Kelebek’te Yonca Tokbaş’ın çok güzel bir yazısı vardı, internet üzerinden bulup okumanızı öneririm. Kendi yaşam hikayesini paylaştığı yazısında çok güzel bir duaya yer vermiş. Bizim de sabahları ilk uyandığımızda okumaktan keyif aldığımız bir dua var. Yatak odamızın duvarında asılı duruyor.

Bugün bir yazı yerine sizinle bu duayı paylaşmak istedim. Eşimin kaleme almış olduğu bu dua hayatı mutlu bir şekilde yaşamayı da çok güzel özetliyor bence.

Yarın yeni bir yazıda buluşmak üzere, sevgi ile kalın.

 

ALLAHIM,

Hayatımdaki güzelliklerin kıymetini güzellikler hayatımdayken fark etmeyi,

Her 1 için 2 kere şükretmeyi,

Yaşamın getirdiği güzelliklere kollarımı kocaman açmanın harikalığını ama karşılıksız vermenin daha da harika olduğunu,

Sevilmenin kıymetini bilmeyi ve koşulsuz sevmenin de o kadar doyurucu olduğunu hatırlamamı sağla

Herkesin kendi yolunda yürüdüğünü ve kendimi kimseyle karşılaştırmama gerek olmadığını,

‘Hayır’ derken üzülmemin doğal olduğunu, yine de kendi sınırlarımı çizebilmek için bazen ‘hayır’ demem gerektiğini,

Hayallerim için emek harcamanın güzelliğini ama sağlığımız yerindeyse aslında hiç bir şeyin çok önemli olmadığını,

Suyun akıp her zaman kendi yolunu bulduğunu ve akışa bırakmanın beni hayallerime götürecek tek şey olduğunu bilmemi sağla

Bu yıl sık sık kahkaha atmak,

Yeni yerler keşfetmek,

Yaşamımın her alanında bolluk ve bereket,

Her ne olursa olsun umudumu korumak istiyorum.

Kollarımı hayatın getirdiği güzelliklere; sağlığa, sevgiye, paraya, başarıya ve en önemlisi huzura kocaman açıyorum.

Yürüdüğüm yolda senin ışığında ilerlediğimi ve tökezlediğimde yardım istemeyi unutsam bile bana elini uzattığını biliyorum. Çünkü içimde senden gelen bir güç var ve bu güçle yaşamım daha kolay ve keyifli bir hale geliyor.

Ve perdenin kapanma zamanı geldiğinde, kapanış selamımı ‘dolu dolu yaşadım bu hayatı, hiçbir şeyde aklım kalmadı’ hissiyatıyla vermeye niyet ediyorum.

Ben bütün bunlar için kendi üzerime düşeni yapacağıma söz veriyorum ve gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa, gerekli ayarlamaları senin kadar mükemmel yapamam.

Seni seviyorum, senin de beni sevdiğini biliyorum ve teşekkür ediyorum.

22 Kasım 2015 Pazar

HAYAT AMACINI BULMAK


Hayat amacını bulmak niye önemlidir? Her şeyden önce bu konu mutluluk ile doğrudan ilgilidir. Çevrenize bakın, bir hayat amacı olan ve bu uğurda çalışan insanlar genellikle çok daha mutlu oluyorlar.

Geçenlerde bir danışanımla seans bitiminde sohbet ediyordur, konu hayat amacını bulmaya geldi. Onunla paylaştıklarımı bugün sizlere de aktarmaya karar verdim.

Hayat amacını iki yönlü olarak düşünüyorum; bir tanesi sahip olduğum ve devamını istediğim şeyler, bunları korumak; diğeri ise henüz sahip olmadığım ama hayatımda yer almasını istediğim şeylerden bir veya iki tanesi olabilir.

Manevi hayatımda çok önemli yer tutan iki kavram var, bir tanesi şükretmek, diğeri ise dua etmek (istemek). İnsan sahip olduğu her şey için şükredebilir, yaşadığı her şeye minnet duyabilir. Genel bir bakış açısıyla yaklaşılabileceği gibi detaylara da girilebilir. Örneğin sağlıklı olduğum için şükrediyorum, ailemle sevgi dolu bir ilişkim olduğu için şükrediyorum genel bakış açısına örnektir.

Detaya inersek, dün gece yediğimiz harika akşam yemeği için şükürler oldun, arkadaşımla olan güzel sohbetim için şükrediyorum diyebiliriz.

Benzer bir durum dualarımız, isteklerimiz için de geçerlidir. Yeni bir iş bulmak için genel olarak dua edebileceğiniz gibi yarın yapacağınız iş görüşmesinin güzel geçmesini de isteyebilirsiniz.

Ben şükürlerimi ve dualarımı yazarım. Size de bunu tavsiye ediyorum. Bir ay boyunca günde sadece 10 dakikanızı ayırarak o gün neler için şükrettiğinizi ve neler istediğinizi, nelerin gerçekleşmesi için dua ettiğinizi yazın lütfen.

Bir ay sonra oturup bu listeyi inceleyin, bence hayat amacınızı keşfedeceksiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okumanızı da öneririm, fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takip ediniz.

20 Kasım 2015 Cuma

ŞİMDİKİ AKLIM OLSA


Büyürken en çok duyduğum sözlerden birisiydi; “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse”. Bugünkü aklımızla ve tecrübemizle geçmişe dönebilseydik neleri farklı yapardık?

Bu sadece zihinsel bir egzersiz. Çalışma hiçbir şekilde kendimizi suçlamaya dönmemeli. Geçmişe dönüp yaptıklarımızı bu şekilde yargılamak doğru değil, çünkü aradaki dönemde öğrendiklerinizi sizden geri alsam ve sizi geçmişe ışınlasam muhtemelen çok benzer seçimler yapardınız.

İnsan yaş aldıkça hayata bakışı farklılaşıyor; 20’li, 30’lu, 40’lı yaşların hepsinin ayrı bir güzelliği var. Daha ötesini henüz yaşamadığımız için bilmiyorum, mutlaka güzeldir diye düşünüyorum, yeter ki sağlıklı olalım, sevdiklerimiz yanımızda olsun.

Bir gün 80 yaşında olacağız. 80 yaşınıza geldiğinizde ve hayatınızı genel olarak değerlendirdiğinizde nelerin pişmanlığını yaşamak istemezsiniz, nasıl bir hayatınız olmuş olsun?

Bu sorunun cevabı bizi yapmak istediklerimiz ve önceliklerimiz ile ilgili olarak aydınlatabilir.

Geçmişi değiştirme şansına sahip değiliz. Ama geleceğimizi belli ölçülerde şekillendirebiliriz.

Perde kapanırken dolu dolu yaşadım hayatımı diyebilmek için bundan sonra nelere dikkat etmeli ve nasıl yaşamalıyız?

Pazartesi günü yeni bir yazıda buluşmak üzere, sevgi ile kalın.

Not: Benzer sorular ve çıkarımlar için Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

19 Kasım 2015 Perşembe

HERKES KENDİNE EN YAKIŞANI ALIR


Çocukken sızlandığım bayram ziyaretlerini artık seviyorum. Uzun zamandır görmediğimiz aile üyeleriyle yeniden görüşme fırsatı veriyor insana. Herkesin aynı anda konuşup güldüğü ya da her köşede farklı muhabbetlerin döndüğü keyifli bir gün yaşanıyor.

Böyle bir bayram gününde Mert’in kuzeni yorgunluktan başını kucağıma koymuş küçük kızım Ada ile sohbet etmeye başladı. Konumuz: Ada’nın kıvırcık şaçları J

“Ay, Adacım” dedi kuzen “Saçların ne kadar da güzel, lüle lüle. Bayıldım senin saçlarına. Bir de benimkilere bak. Keşke benimkiler de böyle olsaydı. Biraz alsam mı senin saçlarından? Verir misin seninkilerden bana?”

Ada kucağımdan kafasını kaldırdı ve dedi ki “Sana yakışmaz ki benim saçlarım. Allah, herkese kendine en çok yakışanı verir”

Kuzen de, ben de ‘haklısın tabi’ demekten başka bir söz bulamadık ve sohbetimiz orada noktalandı J

Çocukların bile bildiği bir şeyi biz yetişkinler niye unutuyoruz çoğu zaman?

Neden sahip olduklarımıza şükretmek yerine, şikayet etmeyi seçiyoruz?

Neden komşunun tavuğuna kaz muamelesi yapıp kendi tavuğumuza kışt deyip duruyoruz?

Ve neden sahip olduğumuz her şeyin bize en çok yakışan şey olduğunu göremiyoruz?

Sorular çok, cevaplarsa kendi içimizde…

Hayat bize hiçbir zaman ‘istiyorum’ dediğimiz deneyimleri vermiyor, hayat olduğumuz kişiye en uygun deneyimi getiriyor önümüze.

Bize düşense, dikkatimizi memnun olduklarımıza verip bol bol şükretmek ve memnun olmadıklarımızın da bizimle bağlantılı olduğunu fark edip kendimizi değiştirmek için adım atmak.

Gün içinde çoğunlukla öfkeli veya zorlu insanlarla karşılaşıyorsanız, belki de kendi içinizde biriktirdiğiniz bir öfke olduğu içindir, kim bilir… Ve hayat bu deneyimleri dönüşüm için bir fırsat olarak sunar önümüze her zaman.

Üstad Eckhart Tolle’ün çok sevdiğim bir sözü ile bitiriyorum yazıyı: “Hayat her zaman gelişimimiz için en gerekli deneyimi sunar. Peki, şu an içinde olduğunuz deneyimin en çok ihtiyacınız olan deneyim olduğunu nasıl bileceksiniz? Çünkü şu an içinde olduğunuz deneyim bu”

Yukarıdaki paragrafın Ada tarafından yapılmış özeti ise; Allah herkese kendine en çok yakışanı verir J

Hepimize bir çocuğun bilgeliğine sahip olduğumuz harika bir hafta diliyorum.

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

18 Kasım 2015 Çarşamba

MUTLULUĞUN RESMİ


Şu an sizi sınırlayan hiçbir engel olmasaydı en mutlu olacağınız yer veya yapacağınız aktivite ne olurdu? Hayal kurmak da mutluluğu besler. Günde 15-20 dakika bu ve benzeri sorulara cevap arayarak bir mutluluk resmi çizebilirsiniz.

Sadece hayal kurmak elbette yeterli olmayabilir, çok küçük de olsa eyleme geçmek daha etkilidir. Gitmek istediğiniz bir yer mi var, her ay kenara az da olsa bir miktar para atmaya başlayın bunun için, işte eyleme geçmiş oldunuz, tebrikler.

Geçen hafta hayatta en mutlu olduğum dönem isimli bir yazı yayınlamıştım, çok olumlu tepkiler geldi. Mutluluk üzerine düşünmek ve yazmak bile mutluluğu artırıyor. Web sitemde ana sayfamda mutluluk için 25 önerim var, onları da okuyabilirsiniz zaman zaman.

John Lennon’un meşhur hikayesidir. Lennon ilkokuldayken sınıfa bir ödev verilir. Ödevin konusu; “büyünce ne olmak istiyorsun?” şeklindedir. Diğer öğrenciler hayallerindeki meslekleri yazarken John Lennon’un cevabı “mutlu olmak istiyorum”dur. Hocası “ödevi anlamamışsın” der, Lennon’un cevabı ilginçtir, “bence siz yaşamı anlamamışsınız.”

Sevgiye, iyiliğe, mutluluğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günler yaşıyoruz. Lütfen içinizdeki sevginin, iyiliğin dışarı akmasına da izin verin. Elinizden geldiği ölçüde insanlara yardım edin. Yardım etmek inanılmaz mutlu eder aynı zamanda.

Bu hafta hep mutluluktan bahsettik. Hepimiz daha mutlu günlerde yine hep birlikte olalım.

Sevgi ile kalın.
Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

17 Kasım 2015 Salı

KENDİMİZİ MOTİVE ETMEK


Koçlukta yaptığımız şeylerden birisi de danışanlarımızın motivasyonlarını yükseltmelerine yardımcı olmaktır. Motivasyonu yükselen kişi, daha hızlı ve rahat bir şekilde eyleme geçer. İstediğimiz şeyler doğrultusunda eyleme geçmek bizi mutlu eder.

O halde bugün biraz motivasyondan bahsedelim. Motivasyon zihnimizdeki düşüncelerle başlar. İlk uyandığımızda güne başlarken ilk 15-20 dakikaya güzel düşüncelerle başlamak işimizi kolaylaştırır.

Ben uyanır uyanmaz göreceğim şekilde bir tatil resmi asıyorum duvara, gitmek istediğim yeni bir yerin fotoğrafına bakarak uyanıyorum. Sonra sağlıklı bir şekilde uyandığım için şükrediyor ve güne kısa bir dua ile başlıyorum. Sonra da bir fincan çay içip güzel bir manzaraya bakıyor veya genel olarak güzel şeyler düşünüyorum.

Bu ritüeli yapmadan güne başlamıyorum, siz de kendinize motive olarak güne başlamanızı sağlayacak 15-20 dakikalık bir ritüel oluşturun, gerekirse 15-20 dakika erken yatın ve kalkın. Her gün aynı şeyleri yapmanız şart değil, yeter ki güne motive olarak başlayın. Müzik dinleyebilir, şarkı söyleyebilir, dans edebilirsiniz, yönteminizi siz seçin. Yazılarımı okumanız da motivasyonu artıracaktır. Yazılarım bu yüzden sabah 8.50’de yayımlanıyor.

Ben uyandığımda beni mutsuz eden düşünceler zihnime üşüşüyor ve bu düşünceler birbirine çok benzeyen şeyler diyorsanız size basit bir egzersiz önerebilirim. Sizi mutsuz eden düşünceleri boş bir kağıda yazın, sonra da ister yakın, ister denize atın, isterseniz de yırtıp çöpe atın, bu şekilde onlarla vedalaşabilirsiniz.

Motivasyonun diğer bir unsuru seçeneklerimizin farkında olmaktır. Pek çok durumda aslında farklı seçeneklerimiz vardır. Bunların farkına vardığımız ölçüde motivasyonumuz artar ve mutlu oluruz.

Motivasyonun son boyutu ise değişimdir. Mutlu olmadığınız konularda bir şeyleri değiştirmeyi seçebilirsiniz. “Değiştirebilirim” şeklinde düşünmek dahi motivasyonu artırır. Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilir ya da Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

Motivasyonunuzu yüksek tutacağınız güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

16 Kasım 2015 Pazartesi

SÜRPRİZ YOKSA MUTLULUK YOK


Dün mutluluğa giden yolda ana hatları ile bir yol haritası çıkarmaya çalışmıştık Bugün kaldığımız yerden devam edelim. Daha mutlu olmak istiyorsak hayatımızda güzel sürprizlere daha fazla yer açmalıyız bence. Sürekli alışılageldik şeyleri yapmak bir süre sonra yaşamı bir yapılacaklar listesine çevirebilir.

Hayatımıza bir miktar coşku, heyecan ve sürpriz katmalıyız, bunun için belli ölçülerde risk almak da gerekebilir.

Gün içinde yaptığınız aktiviteleri değiştiremiyorsanız yapma şeklinizi veya en azından saatlerini değiştirin. İşe gidip gelirken farklı yollar kullanın. Hiç okumadığınız tarzda bir kitap okuyun.

Mutluluğun bir başka unsuru da dengedir. Denge dediğimizde bunu ile ayrı şekilde düşünmek lazım. Birincisi kişinin yaşam alanları itibarıyla dengede olmasıdır. Yani zamanını ve enerjisini işi, ailesi, sosyal hayatı ve kendisi arasında olabildiği ölçüde dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışmasıdır.

Diğer denge bakış açısı ise düşündüğümüz, söylediğimiz ve yaptığımız şeylerin uyumudur. Bu uyum mutluluk getirir.

Zamanı iyi yönetmek de insanı daha mutlu eder. Yaşam dediğimiz şey zamandan oluşuyor, zamanımızı nasıl kullandığımız hayatımızın kalitesini ve mutluluğumuzu da belirliyor.

Hadi bugün basit bir egzersiz yapalım. Herkes bir gününü toplam 24 saat olacak şekilde aktivitelere ayırsın, bakalım neye ne kadar zaman gidiyor? Daha sonra bu şekilde geçen bir gün için 10 üzerinden bir mutluluk notu verin kendinize. Son aşamada ise 10 üzerinden 10 vereceğiniz bir günün akışını yazmanızı istiyorum, bakalım neler fark edeceksiniz?

Yarın mutluluk konusu ile devam edeceğiz.

Şimdilik sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla resim için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

15 Kasım 2015 Pazar

MUTLU HAYATA GEÇİŞİN ŞİFRELERİ


Mutlu olmanın dayanılmaz bir hafifliği vardır, rahat ve özgürsünüzdür. Mutsuzluk ise insanı yavaşça tüketip yaşam coşkusunu azaltabilir. Daha mutlu bir hayata geçebilmek için belli bir süreç dahilinde düşüncelerimizi, söylemlerimizi ve eylemlerimizi değiştirmek önemlidir. Kişiye özel koçluk programım olan Mutlulukla Değişim Programı’nda danışanlarımla mutluluğun şifrelerini arıyoruz, aslında mutluluğun şifresi hepimizin içinde gizli.

Bu haftaki yazılarımda daha mutlu bir hayata geçiş için bazı ipuçları paylaşacağım. Kendi hayatımdan, danışanlarımın yaşadıklarından ve genel olarak gözlemlerimden yararlanarak bir yol haritası oluşturmaya çalışacağız.

Mutluluk yolculuğunda ben önceliği anlama veriyorum, anlam herkese göre değişebilir ama anlamsız mutluluk olmaz. Benim anlam anlayışım, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye dayanıyor. Yeni bilgilerle zihnimi ve ruhumu beslediğimde kendimi daha mutlu hissediyorum. Bana göre; öğrenmeyi ve kendimizi geliştirmeyi bıraktığımızda yaşamayı da bırakıyoruz.

Mutluluk bir açıdan bakıldığında kendimizle kurduğumuz iyi ilişkilerden kaynaklanır. İlişki kurmak istediğiniz insanları yakından tanımaya çalışırsınız. Aynı şeyi kendimizle de yapmalıyız. Kendimizi tanımak, anlamak olduğumuz şeklimizle/halimizle kendimizi kabul etmek, sonrasında gerekiyorsa ve istiyorsak bazı şeyleri değiştirmeye çalışmak önemlidir.

Mutluluğun diğer bir önemli parçası aidiyet duygusudur. Sosyalleşmek bu yüzden çok önemlidir. Ailenizin dışında da görüştüğünüz ve kendinizi bir parçası hissettiğiniz oluşumlar mutluluğunuzu besler.

Elbette sağlıklı olmak da önemlidir, sağlığımıza bilinçli olarak yatırım yapmak, her gün yarım saat yürüyebilmek, sağlıklı beslenmek, kötü alışkanlıklarımızı bırakmak/azaltmak insanı mutlu eder.

Belli bir hayat standardını yakalayacak ölçüde para kazanmak da mutluluğun parçasıdır. Sevgi dolu ilişkiler kurmak ve sürdürmek de.

Maneviyat kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir alan. Şükretmek, dua etmek her zaman mutluluğu artırır.

Yarın devam edeceğiz, bu konuları dördüncü kitabım olan Mutluluk Tesadüf Değildir’de geniş kapsamlı olarak ele alacağım.

Sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Daha fazla yazı için kendi adımı taşıyan web sitesini ziyaret edebilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

13 Kasım 2015 Cuma

BAŞARININ FORMÜLÜ


Başarının herkes için geçerli tek bir formülü yoktur. Her şeyden önce; herkesin zaten farklı bir başarı tanımı var. Bugünkü yazımda kendi başarı tanımımı ve kendi başarı formülümü paylaşacağım.

Benim başarı tanımım şu şekilde: Her ne yapıyor olursam olayım (hiçbir şey yapmama durumu da buna dahil) kendimi mutlu ve huzurlu hissedebilmek. Şimdi sizden yapmanızı istediğim iki şey var. Lütfen başarı tanımınızın ne olduğunu düşünün ve yazın, sonra da bu tanımın sizi mutlu edip etmediğini ya da yaşamınızda sizi destekleyip desteklemediğini sorgulayın.

Kendi yapmış olduğumuz tanımlamaları gerekirse değiştirebiliriz, çıtayı da biz belirliyoruz, lütfen bunu unutmayın.

Başarı formülüme gelince; geçen akşam Yarına Not olarak paylaşmıştım: Geceleri yatmadan önce sahip olduğum şeyler için şükrederim, sonra isteklerimi sıralar ve gerçekleşmeleri için dua ederim. Bu bana bir yol haritası sunar. Ertesi gün uyanırım ve elimden geleni yaparım.

Sonraki gün aynı şeyleri tekrar ederim. Basit ve etkili bir formül olduğunu düşünüyorum, sabırla tekrarlamak gerekiyor.

Başarılı, mutlu ve huzurlu bir hafta sonu diliyorum.

Pazartesi günü farklı bir yazıda görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

12 Kasım 2015 Perşembe

HERKESİ MEMNUN ETMEYE ÇALIŞMA


Babamın çok sevdiğim bir sözü vardı ve ne zaman bayram ziyaretleri gibi ailevi gerekliliklerle ilgili sızlansam bana şöyle derdi: “Hiç birimiz ağaç kovuğundan çıkmadık, kızım”

Bunun anlamı şuydu: “Biz bir aileyiz ve sevdiklerimizin mutluluğunu önemsemek güzel bir ilişki için son derece önemli”

Bununla birlikte bazı ‘Hayır’ dediği konular vardı ki, onları da ‘Evet’e çevirmenin mümkün olmadığını bilirdim.

Bu dengenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Kendi içimizdeki mutluluğun baş aktörü denge.

Bir şey verdiğimiz zaman gönülden vermek, çetelesini tutmamak ve sonrasında karşılık beklememek.

Sınırlarımızın ihlal edildiğini düşündüğümüz zaman ise, buna izin vermemek, ‘Hayır’ demek, karşı tarafı inciteceğimizden endişe etmemek ve suçluluk hissetmemek.

Hepimiz farklı deneyimler yaşamaya, farklı şeyler öğrenmeye geldik bu dünyaya. Bu sebeple de tercihlerimiz, sınırlarımız ve kırmızı çizgilerimiz farklı.

Çevremizdekilerin mutluğunu önemsemek büyük bir erdem olmakla beraber en büyük sorumluluğumuz kendi yaşam yolculuğumuzu layıkıyla yerine getirmek.

Gerçekten istemediğimiz halde herkesi memnun etmeye çalışmak kendimize, ÖZümüze ihanet etmekten başka bir şey değil.

Zaten çoğu zaman ‘ilişkimiz bozulmasın, yüz yüze bakıyoruz, ayıp olur, hakkımda ne der’ gibi düşüncelerle memnun etmeye çalışıyoruz herkesi. Çıkış noktamız korkularımız olduğu için de eninde sonunda korkulan başa geliyor.

Çünkü o sırada söylenemeyen ne varsa içe atılıyor ve zaman içinde imalı sözlerle yavaş yavaş dışarı sızıyor. Zamanında kolaylıkla halledilebilecek bir durum daha büyük tatsızlıklara sebep oluyor.

Halbuki korkuları bir kenara koyup sadece böyle yapmamız gerektiğine inandığımız için ‘hayır’ diyebilsek, olmaya geldiğimiz kişiyi gerçekleştirmeye başlayacağız.

Ve inanın, bizim buradaki asıl varlık sebebimiz endişe ve korkularımızı aşıp kendimizi gerçekleştirmek, başkalarını memnun etmek değil.

Herkes kendi yolculuğundan sorumlu. Kendi yolculuğumuzu layıkıyla yerine getirelim ki, etrafımızdakilerin mutluluğuna da destek olma noktasına gelebilelim.

Sözün özü, herkesi memnun etmeye çalışarak kendinize ihanet etmeyin!

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

11 Kasım 2015 Çarşamba

AŞURE YAPIP DAĞITMAK


Yok merak etmeyin, rüyada aşure yapıp dağıtmak ne manaya gelir veya aşure dağıtmanın sevapları gibi çok iyi bilmediğim konulara girmeyeceğimJ.

Geçtiğimiz günlerde evde oturmuş yazı yazarken kapı çalındı, açtım. Karşımda en tatlı gülümsemesi ile alt kat komşumuz duruyordu, elinde bir tepsi aşure, bütün apartmana dağıtıyordu. Mutluluğu adeta yüzünden okunuyordu, ben de çok mutlu oldum elbette.

Hep deriz ya, modern kent yaşamı komşuluğu öldürdü diye, aslında buna müsaade eden bizleriz. Aşure mevsimi komşularla tanışmak, ilişkileri güçlendirmek için harika bir fırsattır. Size aşure gelmesini beklemeyin, siz yapın ve dağıtın lütfen.

Bazen hayatta da bu şekilde davranıyoruz, çok istediğimiz şeyler var, o veya bu şekilde karşımızdaki insandan veya hayattan beklediğimiz şeyler. Siz bir adım atın, çoğu zaman gerisi gelir zaten merak etmeyin.

Amerikalıların “make a cake” şeklinde bir yaklaşımları vardır. Herhangi bir şekilde sevdiğiniz ama aranızın bozuk olduğu birisine evde pişirdiğiniz bir keki ya da pastayı götürmenizi tavsiye ederler. Bu şekilde tekrar iletişim kurulur ve çoğu zaman küslük sona erer.

Geçenlerde başka bir yazımda bahsetmiştim; hayat kısa. Kızmak yerine anlayış göstermek, küsmek yerine aramak, kıskanmak yerine takdir etmek, eleştirecek noktalar bulmak yerine neleri beğendiğimizi söylemek, içerlemek yerine affetmek çok önemli.

O halde aşure mevsimi bitmeden aşuremizi pişirip dağıtalım.

Sevgi ile kalın.

Not: Daha fazla fotoğraf paylaşımı için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

10 Kasım 2015 Salı

KALICI MUTLULUK İÇİN


Rus yazarlarından birisi söylemişti, Tolstoy olabilir; “sevdiği işi yaparak geçimini temin eden ve akşam eve gittiğinde çok sevdiği eşine sarılan kişi mutludur” diye. Katılıyorum elbette ve bu açıdan çok şanslıyım. Bugün kalıcı mutluluk üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Mutluluğun en basit diyebileceğimiz şekli haz almak ile ilgili olandır. Daha çok beş duyu organımıza hitap eden ve nispeten kısa süreli mutluluklardır. Örneğin; güzel bir yemek yemek, büyüleyici bir manzara izlemek, sevdiğiniz türden bir müzik dinlemek, sevdiğiniz insana sarılmak, bir çiçeği koklamak gibi düşünebilirsiniz. Bunlara elbette kitap okumayı, seyahat etmeyi, araba kullanmayı (İstanbul’da değilseniz), alışveriş yapmayı ilave edebiliriz. Hepsinin ortak özelliği belli bir süre sona ermeleri ve kalıcı bir etki bırakmamaları.

Mutluluğun diğer bir şekli ise anda kalmak ile gelen mutluluktur. Bu konuda ayrı bir yazı kaleme aldım ve yarın yayınlayacağım. Yaptığımız şey her ne ise tamamen ona konsantre olduğumuzda zaman ve mekan göreceli olarak önemini yitirdiğinde yakaladığımız his. Ben çalışırken, yani koçluk yaparken veya yazı yazarken bu hissi deneyimliyorum ve şüphesiz çok mutlu oluyorum.

Mutluluğun üçüncü bir şekli ise diğer insanlara yardımcı olarak elde ettiğimiz mutluluklar.

Kalıcı bir mutluluğun daha çok ikinci ve üçüncü şekil mutluluklarla sağlanabileceğini düşünüyorum. Elbette insanın yaşama alanlarına genel bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekir. Sağlığımızın olabildiğince yerinde olması, en azından geçim sıkıntısı çekmeyecek kadar para kazanmamız ve etrafımızda sevdiğimiz ve bizi seven insanların varlığı çok önemli.

Bunları bir ölçüde sağladıktan sonra işimizi sevdiğimiz şekilde yapmak veya sevdiğimiz işi bulup yapmak çok önemli. Hayatın uyku dışında kalan en büyük kısmı çalışarak ve üreterek geçiyor. Bu nedenle kariyer seçimi çok kilit bir faktördür.

Kendimizi iyi hissettiğimizde, mutlu olduğumuzda diğer insanlara da daha fazla yardım edebiliyor ve bu yardımlarla mutluluk düzeyimizi artırabiliyoruz. Diğer insanlara yardımcı olabilmek, içinde yaşadığımız topluma bir katkıda bulunabilmek çok önemli. Ben bunu bir ölçüde günlük yazılarımla yapmaya gayret ediyorum. Yazılarımı ve kitaplarımı okuyan kişilerden aldığım güzel mesajlar beni gerçekten çok mutlu ediyor.

O halde yazımızı daha fazla kalıcı mutluluk adına soracağımız bir soru ile bitirelim: Nasıl katkıda bulunabilirsin? Bu sorunun cevabı yaşamınızda farklı pencereler açabilir. Nereden nereye geldik, bazen böyle oluyor işte, bugün de bana ayrılan kelime sayısının sonunda hissediyorum, bir hatam olduysa affola, yarın görüşmek üzere.

Sevgi ile kalın.

Not: Ne İstediğimize Odaklanma Zamanı isimli diğer yazımı Resmi Facebook Sayfamdan okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında aklınıza takılan konuları sormak için her zaman mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

9 Kasım 2015 Pazartesi

KISKANÇLIK BİZE NE ÖĞRETEBİLİR?


Bizde olmayan bir şeyi kıskanabiliriz. İnsan olarak doğamızda yer alan bir duygudur kıskançlık. Kıskandığımız için kendimize kızmak yerine altında yatan nedenleri araştırıp bulursak kendimizle ilgili önemli keşifler yapabilir ve hayatımızın geri kalanında daha farklı bir yol izleyebiliriz.

Bugün basit bir egzersiz yapmanızı rica ediyorum. Başka insanlarda olduğu için ve sizde olmadığı için kıskandığınız, gıpta ettiğiniz, özendiğiniz neler var?

Öncelikle bir liste yaparak başlayalım. Daha sonra kendimize şu soruyu sormamız lazım, bende niye yok? Bilinçli bir tercih mi, farklı bir nedeni mi var? Gıpta ettiğim, özendiğim şeylere sahip olan insanların, bu para olabilir, ilişki olabilir, iş olabilir, nasıl özellikleri var, hayata karşı yaklaşımları nasıl?

Diğer bir ilginç soru ise şu olmalı mutlaka, sahip olduğum şeyler içinde diğer insanların gıpta ettiği, özendiği neler var? Böylece bir şeyleri isterken elimde olanlara şükretmeyi de öğrenmiş olurum en azından.

Bir başkasında görüp kendimizde olmasını istediğimiz şeyler bizi önemli ipuçlarına götürebilir. Diğer yandan bunu abarttığımızda kendimizi bir süre sonra değersiz ve mutsuz da hissedebiliriz.

Kendimizi çok sıkça diğer insanlarla kıyaslamak bir süre sonra mutsuzluk için de bir temel teşkil eder. Yaşam bir yarış değil, herkesin farklı bir kulvarı var. Kendimizi kendimiz ile kıyaslamak daha sağlıklıdır.

Bir yıl önce neredeydim, şimdi nasılım, son bir yılda neleri başardım?

Gıpta etmek, özenmek bir noktaya kadar gelişmemizi sağlayabilir, diğer yandan iş kendimizi sürekli diğer insanlarla kıyaslamaya varırsa işimiz zorlaşacaktır.

Sevgi ile kalın.

Diğer yazılarım için www.mertcuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, daha fazla veya farklı resimler için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

7 Kasım 2015 Cumartesi

KOÇLUK ALMANIN YARARLARI


Danışanlarıma ne şekilde yardımcı oluyorum? Bugün bu konudan bahsetmeye karar verdim. Zamanınız ve bütçeniz uygun olduğunda böyle bir deneyimi yaşamanızı arzu ederim. Kendinize vereceğiniz en güzel hediyelerden birisi olacaktır şüphesiz.

Bir koçun, dostunuzdan veya aile üyelerinizden ne farkı var? Dostlarınız veya aileniz sizin hakkınızda çoğu zaman kalıplaşmış fikirlere sahiptir. İsteseler de sizi objektif olarak görüp değerlendiremezler. Sizin hakkınızda inandıkları şeylerin bir kısmı sınırlayıcı düşüncelerden oluşur. Onlara göre bazı şeyleri yapabilirsiniz veya yapamazsınız. Yetenekleriniz, siyah ve beyaz gibi kesin çizgilerle bellidir. Bu yaklaşım sizin potansiyelinizi sınırlar. Bir süre sonra bazı konularda kendiniz hakkında şüpheye düşebilirsiniz. Bir koç, koçluk konumunda kalarak tamamen tarafsız ve objektif bir bakış açısı sunar. Üstelik aile üyeleri ya da dostlarınızın aksine tavsiye vermez, size soracağı güçlü sorularla cevaplara sizin ulaşmanızı sağlar.

Cevaplara sizin ulaşmanız neden önemli? Motivasyon açısından önemlidir. Kendiniz cevaba ulaştığınızda uygulamak konusunda çok daha büyük bir motivasyona sahip olursunuz, yoksa genelde tavsiyeler bir kulağınızdan girer diğerinden çıkar.

Bir koçun en büyük yararlarından birisi de strateji oluşturmanıza yardımcı olabilmesidir. İçeriden bakıldığında çok karışık gibi görünen durumlar dışarıdan bir bakış açısı ile ve iyi bir strateji ile daha kolay çözüme kavuşur.

Aynı anda çok fazla şeyi düşünmek ve bunu doğru şekilde yapamamak bir süre sonra odaklanma problemlerine yol açar. İyi bir koç, sizin hayatınız açısından önemli ve öncelikli konulara odaklanmanızı ve kendi çözümlerinizi üretmenizi sağlar.

Bir koç aynı zamanda farklı seçeneklerin neler olabileceğini keşfetmenizi sağlar, iki seçenek arasında sıkışıp kaldığınızı düşündüğünüzde üçüncü seçeneği bulmanızı kolaylaştırır.

Sizin için en iyi koç, güven ve uyum ilişkisi içinde çalışabileceğiniz kişidir. Bu nedenle eğer mümkünse çalışmalara başlamadan önce bir ön görüşme yapmaya çalışın.

Koçluğu meslek olarak seçmeyi düşünenler de önce kendileri koçluk alıp hayatları üzerinde bir süre çalışırlarsa ileride daha iyi sonuçlar alabilirler.

Sevgi ile kalın.

Not: Ücretsiz ön görüşmelerimiz devam etmektedir, bilgi ve randevu için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

6 Kasım 2015 Cuma

YENİDEN BAŞLAMA ZAMANI


Meşhur bir söz, duymuşsunuzdur, bugün geriye kalan hayatımızın ilk günü. O halde bir çizgi çekmenin ve yeniden başlamanın zamanı.

Güneşin her gün doğuşu yeni başlangıçların önemine işaret eder, yaşamanın sürekli yeniden başlamaktan daha iyi bir yolu yoktur.

Bugüne kadar kendinizi ihmal ettiyseniz, kendinize odaklanma ve zaman ayırma dönemi. Her gün yarım saat bile büyük fark yaratabilir.

Hayatınızla ilgili yeni ve güçlü kararlar almanın zamanı, yeniden başlamak demek çoğu zaman yeni kararlar almak ve uygulamak demektir.

Hayatınızda ters giden şeyleri düzeltme zamanı.

Daha fazla huzura ulaşma dönemi, başarı ve mutluluk tanımlarınızı gözden geçirme zamanı, ikisi de sadece maddi şeylerde aranmamalı, manevi boyut önemlidir.

Her şeyin başının sağlık olduğunu hatırlama ve sağlığımıza yatırım yapma dönemi. Geleceğimiz için tasarruf yapmaya başlama dönemi. Etrafımızdaki sevgi çemberini büyütme zamanı.

Kendimizi daha fazla sevmek, kendimizi affetmek, kendimizle barışmak, kendimizi takdir etmeyi öğrenmek, bütün bunlar için hiçbir zaman geç değil.

Eğer hayatta isek pek çok şeyi değiştirebiliriz.

Korktuğumuz şeylerden kurtulmak zordur, anlamak ve kabul etmek gerekir. Seçimlerimizi korku ile değil sevgi ile yapmaya başlamak önemlidir.

Sadece analitik bir bakış açısı ile değil kalbimizin sesini de katarak yola devam etme zamanı.

Mesajları doğru okuma zamanı, tekrarlanan senaryoların bir kısmını değiştirme zamanı.

Yol bazen yola çıktıktan sonra aydınlanır, değişim için yola çıkma zamanı.

Yeni bir yol çizin, özgürce, zorunluluk olmadan, mecbur hissetmeden, işte şimdi gerçekten ilerleyebilirsiniz.

Yarına Notlar yolunuzu aydınlatsın, sevgi ile kalın.

Not: Değişim yolculuğunda profesyonel destek almak isteyenler Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilirler. Birebir benimle çalışacağınız program ortalama 12 seans sürmektedir. Bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

SİZİ ANCAK BİR AMAÇ DEĞİŞTİREBİLİR


Değişmek isteyen kişilerin bir bölümü bana gelirler ve bir süre koçluk hizmetlerimden yararlanırlar. Onlara söylediğim şeyi sizlerle de paylaşmak istedim: “Sizi ancak bir amaç değiştirebilir.” Bugün bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Değişmek dediğimizde; yeni bir duruma girmekten bahsediyoruz, şu an olduğumuz durumdan dönüşmek. Düşüncelerimizi, söylemlerimizi, eylemlerimizi, bakış açılarımızı ve olaylara verdiğimiz tepkileri değiştirmek bizi belli bir süreç dahilinde değiştirecektir. Kuvvetli nedenleri olmayan bir insan bunu yapamaz. Kuvvetli nedenler, bir amaç ile ortaya çıkarlar.

Değişmek için riskler almamız gerekebilir, güçlü bir amacı olmayan kişi, risk alma konusunda isteksizdir.

Amaçları olan ve onları kovalayan bir bireye dönüşmek aynı zamanda sizi daha mutlu bir insan yapacaktır. Benim amacım, insanlara hayallerini gerçekleştirmeleri konusunda ilham vermek ve olabildiğince yardımcı olmak.

Peki bir insan, amacını, amaçlarını nasıl bulabilir? Burada bir seans yapmıyoruz, amaçlar kişiye özeldir, diğer yandan bazı ipuçları paylaşabilirim.

Her şeyden önce sadece dışsal amaçlar belirlemeyin. İyi bir iş, iyi bir eş, çocuk yapmak ve büyütmek, bol para, dünyayı gezmek, bunlar şüphesiz güzel şeyler ama tek başına yeterli değiller.

Unutmayalım, mutluluk dışarıdan içeriye değil içeriden dışarı yansıyabilir. İçsel amaçlar neler olabilir? Olabileceğim en iyi halime ulaşmaya çalışmak, yaptıklarımla bir fark yaratmak, bir eser bırakmak, katkı sağlamak, yardım etmek, vb.

Aklınıza hiçbir şey gelmiyorsa, üzülmeyin, şöyle düşünelim: Yeni, farklı, güzel bir şeyler üretin. Osho der ki; “bu dünyaya bomboş gelen tek bir insan dahi yoktur.” Niye gelmiş olduğunuzu bulun ve onu gerçekleştirin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları devam etmektedir, kalan az sayıda yerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.