yaşam koçluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam koçluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2016 Cumartesi

HAYATIN İNİŞ VE ÇIKIŞLARI


Pekiştirici döngüler değişime neden olan döngülerdir. Bir yönde artış varsa artış devam eder genellikle. Azalma varsa da azalma devam eder. Kartopu etkisi olarak da bilinir.

Sistem adeta gittiği yönde hızlanır. Başarı başarıyı, başarısızlık başarısızlığı getirir. Sistem sadece pekiştirici döngüler ile çalışırsa bir noktada kırılır. Bu nedenle büyüme veya küçülme sonsuza dek süremez, dengeleyici döngüler devreye girer.

Bunu anlamak ve içten bir şekilde kabul edebilmek çok önemlidir. Çünkü bu hayatımızdaki iniş çıkışları açıklar. Her şey ne kadar kötü olursa olsun, iyiye döneceğini anlamamız gerekir. Benzer şekilde başarı da sonsuzluğa kadar kesintisiz gidemez, arada başarısızlıklar olacaktır.

Hayatın inişleri ve çıkışları olacaktır, sistem bilimi teorisine göre hiçbir çıkış veya iniş sonsuza dek süremez ve bir şekilde kırılır. Çıkışları yönetmek kolaydır, daha zor olan inişleri yönetmektir, biraz ustalık ister, bazen yardım almak ister.

Hayatımızdaki çoğu deneyim bir şeyler anlatmak için oradadır. Eckhart Tolle’ün çok sevdiğim bir yaklaşımı var, “yaşam, sana bilincinin evrimi için en yararlı deneyimi verecektir, bu deneyimin senin en çok ihtiyacın olan deneyim olduğunu nasıl bilebilirsin?, çünkü şu an içinde bulunduğun deneyim buJ.”

En çok ihtiyaç duyduğunuz deneyim içinde olduğunuz deneyimdir, başka türlü olamaz. “Başımıza gelenler”in bizi yıkmasına izin vermek bir tercihtir, bir süre üzüldükten sonra tekrar ayağa kalkıp silkelenmek ve yola devam etmek başka bir tercihtir, siz hangisini seçiyorsunuz? Umutsuzluğu seçmeyin.

Umutsuzluk yaşıyorsanız iniş dönemlerine farklı bir bakış açısı ile yaklaşmaya çalışın, kendinize dair yapacağınız ve sizi bile şaşırtabilecek keşifler neler olabilir hiç düşündünüz mü?

Aşağıya iniş dönemlerini hayatınızda bir şeylerin daha iyiye doğru evrimleşeceği bir dönemin başlangıcı olarak da görebilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

2 Şubat 2016 Salı

OLDUĞUN YERİ SEV


Dün kendimize ölçülü bir şekilde hayranlık duymaktan bahsetmiştim, bugün ise olduğumuz yeri sevmenin bizi istediğimiz noktaya daha rahat taşıyabileceğine ilişkin eski bir yazımı tekrar yayınlamak istedim, konuların biraz bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.

“Olduğun yeri sevmeden olmak istediğin yere gidemezsin” dedi Bilge. “Olduğum yeri seviyor olsam, olmak istediğim tek yer burası olurdu zaten” diye yanıtladım. Anlayışla gülümsedi ve en baştan kısaca tekrar anlattı.

“Olduğun yeri sevmelisin çünkü orası olabileceğin en iyi yer ve bunu anlamadan ileri gidemezsin. Geçmişinde söylediğin veya yaptığın şeyler seni buraya getirdi, bundan daha iyi bir başlangıç noktası olamaz, çünkü buradasın.”

“Ben öyle düşünmüyorum, daha farklı davransaydım daha ileri bir noktada olabilirdim. 5 yıl önce bugünkü aklım olsaydı varmak istediğim yere belki de çoktan varmış olurdum.”

“Bugünkü aklım dediğin şeyin önemli bir kısmı son beş yılda şekillendi, son beş yılda öğrendiklerini senden geri alsam ve seni zamanda beş yıl öncesine geri göndersem muhtemelen yine aynı şeyleri yapar ve üç aşağı beş yukarı aynı yolu izlerdin.”

Düşündüm, Bilge haklıydı, ama yenilgiyi bu kadar çabuk kabul etmek istemiyordum.

“Ya benim sahip olmak istediklerime doğuştan sahip olanlar ya da çok genç yaşta kavuşmuş olanlar?” diye sordum.

“Herkesin yolculuğu farklı, seninki de öyle, bu bir yarış değil. Hayal ettiğin her şeye zamanla kavuşacaksın, sabırlı ol ve keyfini çıkar. Unutma, zamanı gelince meyveler olgunlaşır, dallar eğilir, senin olan sana gelir. İyi ki her istediğin henüz gerçekleşmemiş yoksa gerçekten çok sıkıcı bir hayatın olurdu. Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir, buna son verdiğimizde yaşamaya da son veririz aslında farkında olmadan”

“Başarılı olmak için dua ediyorum ve sahip olduklarıma şükrediyorum.”

“Dua ettiğin şeyler gerçekleşmiş gibi şükretmelisin, bunu unutma”

“Yapmak istediğim çok şey var ve zaman çok kısa” diye son bir serzenişte bulundum.

“Zaman izafi bir kavram, bazen az bazen çok, olduğun yeri seversen olmak istediğin yere daha hızlı gidersin” dedi ve geldiği gibi aniden ortadan kayboldu.

Bilge’nin ziyaretlerini seviyorum, belki bir gün onları kitaplaştırırım, kim bilir?

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

 

1 Şubat 2016 Pazartesi

BİRAZ DA KENDİNİZE HAYRANLIK DUYUN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, biraz da yapabildiklerine odaklan ve kendine hayranlık duy. Bu konu niye önemli? Bir gözlemimi paylaşmak istiyorum, çoğu zaman kendimize fazla yükleniyoruz, adeta dövüyoruz kendimizi. Tamam hepimizin beğenmediği özellikleri var, değiştirmek istediği şeyler var ama bunun ölçüsünü kaçırmamak lazım, her şeyde bir denge hali genel olarak iyidir.

Yaptığınız her şeyi yanlış veya eksik olarak görmek, sürekli neyin olmadığına ya da yanlış gittiğine odaklanmak bir süre sonra sizi çok mutsuz bir insan haline getirir. Oysa ki yapmak istediğimiz her şeyi daha mutlu olmak adına istemiyor muyuz?

Çok istiyorsanız zaman zaman bir bilanço çıkarın, ben bugüne kadar neleri başardım (neleri başaramadım değil), bunu yaparken hangi özelliklerimden yararlandım gibi bir liste. Ondan sonra da bundan sonra yapmak istediklerinizi yazın, ama çıtayı çok yukarı koymayın, dengeli olsun. Bugünden itibaren neleri farklı yapabileceğinizi de ekleyin, kimlerin yardımını alabilirsiniz, her şeyi tek başımıza yapmak zorunda da değiliz.

İnsanlar sadece sorumluluklarını tespit edip bunları yerine getirebilir, hayatın doğası gereğince sonuçlar garanti edilemez, 2+2 her zaman 4 etmeyebilir, bazen sabırlı olmak gerekir, bazen olanı kabul etmek gerekir, bazen de daha fazla çaba sarf etmek yararlıdır, bütün bunları ayrıştırabilmek de sadece bilgi ile olmaz deneyim şarttır.

Deneyim için hata yapmak da önemlidir, hiç hata yapmadan öğrenilmez, önemli olan aynı konuda aynı hataları sürekli tekrarlamamaktır.

Gün içinde en çok kendimizle muhatap oluyoruz, kendimize öyle şeyler söylüyoruz ki bazen başkası söylese kesin kavga çıkar. Sadece bunu değiştirseniz hayatınızda kısa sürede çok şey değişebilir.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır, sizin de bazı yöntemleriniz var, bir şeyi düşünme ve halletme şekliniz var, bunların hepsini yanlış kabul edip bir yere varamayız. Değişim dediğimiz şey bir insanı alıp baştan yaratmak değil, sadece esneme paylarından yararlanıp küçük değişiklikler yaratmak, kaldıraç etkisini kullanmak ve özü muhafaza etmektir.

Hepimiz çok değerliyiz ve her şeyi hak ediyoruz. Elbette bunun için düşüneceğiz, hayal kuracağız ve çalışacağız. Ama en az bunlar kadar önemli bir husus da kendimizle yapıcı bir şekilde konuşmak, kendimizi takdir etmek ve değer vermektir.

Eğer hayatınızda bir şeyler ters gidiyorsa bu dediklerimi düşünün lütfen, kendinizle daha farklı konuşmaya başlarsanız işler hızlıca yoluna girebilir. Bir çocuğa laf anlatır gibi sakince, güzelce konuşmak gerekir, hoyratça değil.

Kendinizle güzel konuşmalar yapacağız, kendinize hayranlık duymaya başlayacağınız güzel bir gün diliyorum. Kendine hayranlık duyarak yaşamak çok abartmadığınız sürece doğru bir yaklaşım olabilir.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

29 Ocak 2016 Cuma

KENDİNE GÜZEL ŞEYLER ANLAT


Size “Gün içinde en çok kiminle görüşüyor, en çok kiminle sohbet ediyorsunuz? Kimlerle konuşuyor, kimin fikirlerini dinliyorsunuz?” diye sorsam, birçok farklı cevap alabilirim

“İş arkadaşlarım, eşim/sevgilim, çocuklarım, annem-babam, komşum, dostlarım,…”

Liste uzayıp gidebilir fakat kendinizi de listenin içine koymazsanız, hayatınızdaki en önemli kişiyi atlamış olursunuz.

Aslında hepimiz gün içinde en çok kendimizle konuşuyor, kendimizle sohbet ediyor, kendi düşüncelerimizi dinliyoruz.

Dışarıdan görenler deli olduğumuzu düşünmesinler diye de bunu zihnimizin içinde yapıyoruz J Aklımızdan geçen düşünceler, resimler, anılar, yaptığımız yorumlar aracılığıyla kendimize sürekli bir şeyler anlatıyoruz.

Madem en çok kendimizle konuşuyoruz, güzel şeyler anlatmaya ne dersiniz?

Mesela,…

Hayatımızda nelerin yolunda gitmediğini değil, nelerin YOLUNDA GİTTİĞİNİ …

Daha ne kadar yolumuzun olduğunu değil, ne kadar yol KAT ETTİĞİMİZİ …

Neleri yapamadığımızı değil, neleri YAPABİLDİĞİMİZİ …

Kusurlarımızı değil, MÜKEMMEL yönlerimizi …

Başarısızlıklarımızı değil, BAŞARILARIMIZI …

Nelerin yok olduğunu değil, nelerin VAR olduğunu …

Düşünsenize, birisi gelse ve bize bütün gün yaşamımızın negatif yönlerinden bahsetse enerjimiz ne kadar düşer. O zaman biz bunu kendimize neden yapalım?

Güzel düşünceler mucizeler yaratır ve düşünceler sadece alışkanlıktır.

Negatif düşünceleri nasıl zamanla oluşturduysanız ve bunu bir alışkanlık haline getirdiyseniz, pozitif düşünceleri de zamanla oluşturmak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek mümkün.

Sadece biraz farkındalık ve emek yeterli.

Bugünden itibaren başlayabilirsiniz, kendinize güzel şeyler anlatmaya.

Madem en çok kendimizle konuşuyoruz, bari güzel olsun anlattıklarımız J

Hepimize güzel bir hafta diliyorum.

Eğer yaşamınızda bir değişim arzu eder ve olasılıklarınız hakkında daha detaylı görüşmek isterseniz, ÜCRETSİZ BİR ÖNGÖRÜŞME için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Diğer yazılarım için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

25 Ocak 2016 Pazartesi

KEŞKE OKULDA ÖĞRENSEYDİK


Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım bana güzel bir yazı gönderdi, yazının linkini en altta paylaştım. Yazının ana fikri kişisel gelişimle veya koçluk ile ilgili konuları maalesef geç sayılabilecek yaşlarda öğreniyor olmamız. Bazı konuları eğitim sistemimizin içine dahil edebilmek gerçekten yararlı olurdu. Diğer yandan eğer hayatta isek her zaman yeni bilgiler öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza almak mümkündür. Bugünkü yazım keşke okulda öğrenseydim dediğim ama sonrasında geç de olsa kavrayıp hayatıma yerleştirdiğim konular ile ilgili.

İlk aklıma gelen konu para yönetimi konusu, yani kendi paramızın idare edilmesi. Ana kural kazancından önce tasarruf miktarını ayır, sonra kalan kısmı ile mecburi harcamalarını yap, eğer artarsa gezip tozarsın.

İkinci konu zaman yönetimi. Zamanı çok hoyratça tüketiyoruz. Fiziksel olarak hayatta kalmak için yapmamız gereken uyku, beslenme gibi şeylerden sonra iş hayatı zamanımızın önemli bir kısmını alıyor. Geriye kalan zamanı gerçekten çok iyi kullanmak gerekiyor. Mutlaka stratejiye zaman ayırmak lazım. Bir insanın hayatında strateji nedir? Ben kimim, nasıl mutlu oluyorum, hayallerim neler, onlara nasıl ulaşabilirim, kendime neler katabilirim gibi soruların cevaplarını aramak ve bu alanlarda bir şeyler yapmak.

Üçüncü konu dengeye önem vermek olurdu. Dengeye yaklaştıkça mutluluk artıyor çünkü. O kadar çok denge var ki, almak ve vermek arasındaki denge, gerçekçi beklenti ile hayal kurmak arasındaki denge, kendim ve diğer insanlar arasındaki denge, söylediklerim ve yaptıklarım arasındaki denge gibi.

Dördüncü konu, hatalardan ders çıkarma konusu olabilirdi, nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak ve dersi öyle çıkar, keşke daha önce öğrenseydim dediğim sözlerden birisidir.

Beşinci konu sağlığın önemi olabilir, doğru beslenme nedir, doğru spor nasıl yapılır, bir insan sağlığına nasıl yatırım yapabilir, bu konuları da okulda öğrenmiş olmayı dilerdim.

Altıncı konu biraz spiritüel veya manevi bir konu, var olana odaklanmak, bu konuda ayrı bir kitap yazmayı bile düşünüyorum, neyin eksik olduğuna değil nelerin var olduğuna odaklanmak ve sahip olduklarımız için her zaman şükretmek.

Yedinci konu, korkunun kendisinden başka korkacak bir şey olmadığı olabilir. Korkularımıza doğru minik adımlar atarak ilerlemenin ne olduğu, nasıl yapılabileceği daha geç yaşlarda ulaştığım bir bilgi oldu kendi adıma.

Benim aklıma gelenler bunlar oldu, eminin sizin de aklınıza gelen ve paylaşmak istedikleriniz olacaktır, isterseniz yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazının linki şu şekildedir: http://www.egitimpedia.com/keske-okulda-ogretselerdi-dedigim-16-sey/

22 Ocak 2016 Cuma

MUTLAKA KENDİNİZE İYİ GELECEK BİR ŞEYLER YAPIN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.

Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

17 Ocak 2016 Pazar

HEDEF BELİRLEME VE ULAŞMA


Hepimizin çok sayıda isteği var, bunların gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Diğer yandan bütün isteklerimizin aynı anda gerçekleşmesi pek mümkün olmayabiliyor. Hangi isteklerimiz daha öncelikli ise bunları hedef haline getirmek daha akılcı bir çözüm olabilir. Dolayısıyla hedef belirlemek; isteklerim arasından öncelikli olarak daha kısa vadede ulaşmayı düşündüğüm bir veya iki tanesidir.

Bütün isteklerinizi hedef haline getirirseniz çok zorlanır ve hiçbirine ulaşamayabilirsiniz.

Hedefinizi belirledikten sonra hedefinizle ilgili sorumluluklarınızı belirleyin, neler yapacaksınız?

Bu konudan dünkü yazımda detaylı olarak bahsetmiştim. Sonuçla ilgilenmekten çok irademiz dahilinde olan sorumluluklarımız ile ilgilenmek daha önemlidir. Sonuçları her zaman kontrol edemezsiniz.

Bir başka konu ise hedeflerinizin birbiri ile çatışmamasıdır. Hedeflerimin kendi aralarında uyumlu olması önemlidir.

İnsan yaşamda kendi hedeflerini belirleyerek ilerlemelidir, yoksa sadece yaşamın getirdikleri ile hareket eder ve bu her zaman tatmin edici olmayabilir.

Bazen bir hedef belirlediğinizde ve ona ulaşmaya çalıştığınızda hayat birden anlam kazanır.

Hedeflerinizi bulacağınız ve onlara ulaşmak için adım atacağınız güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

14 Ocak 2016 Perşembe

MUTLULUĞU DENGEDE BULMAK


Hayatta en çok önemsediğim şeylerden birisi denge kavramıdır. Hem kendi hayatımı yaşarken hem de koçluk çalışmalarım sırasında dengeye özel bir önem veririm. Dengeye yaklaştıkça mutluluğun arttığını, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluğun başladığını gözlemliyorum.

Bugünkü yazım da denge üzerine, farklı denge kavramlarından bahsedeceğim.

Yaşamın farklı alanları var, sağlığımız, ilişkimiz/evliliğimiz/çocuklarımız, birince derece akrabalarımızla olan ilişkilerimiz, iş ve kariyer durumu, para durumumuz, sosyal hayatımız, ilgi alanlarımız, hobilerimiz, maneviyat ve diğer aklınıza gelebilecek konular. Zamanımızı ve enerjimizi bu konular arasında ne şekilde dağıttığımız, bunun bizi mutlu edip etmediği, hangi alanlara daha fazla zaman ve enerji ayırmak gerektiği üzerinde düşünebileceğimiz en basit denge kavramıdır.

Bir sonraki yaklaşım şu şekilde olabilir; fiziksel hedeflerim var, işim, gücüm, para durumum, evim, arabam gibi, bu alanda bir tatmin seviyem var. Sonra ilişkiler alanı var, bütün insan ilişkileri anlamında kendimi değerlendirecek olsam nasıl bir not veririm. Üçüncü bir alan yaratıcılık alanı, hayatımı yaşarken yaratıcılığımı ne ölçüde kullanabiliyorum. Dördüncü ve son alan ise katkı alanı, diğer insanların hayatında olumlu izler bırakıyor muyum, bu dünyada var oluş amacım ne, nasıl bir eser bırakmak istiyorum gibi konular. Bu dört alanı ayrı ayrı değerlendirdiğinizde hangi alan üzerinde bir şeyler yapmak bundan sonra sizi daha mutlu edebilir. Dengeyi sağlamak için hangi alana odaklanmanız gerekecek?

Bir başka denge kavramı; düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması halidir. Yaşamın hangi alanlarında bu dengeyi yakalıyorum, hangi konularda bunu yapamıyorum.

Son olarak da hayata matematiksel yaklaşmak ile spiritüel yaklaşmak arasındaki denge.

Hayata tam analitik bir bakış açısı ile yaklaşmak dediğimde 2+2’nin her şart altında 4 ettiği matematiksel bir formülü hayatın tüm alanlarına uyarlamaya çalışmaktan bahsediyorum. Bu mümkün olmuyor. Fiziksel bir dünyada yaşıyoruz ve gerçekleşme için eylem adımları kuşkusuz çok önemli. Diğer yandan; ne kadar mükemmel planlarsanız planlayın sadece eylem adımları sizi istediğiniz noktaya her zaman ulaştırmayabiliyor.

Hayata tam spiritüel bir bakış açısı ile yaklaşmak ise benim tanımımda uygun strateji ve eylem adımları olmadan sadece düşünce gücü ile bir şeyleri oldurmaya çalışmak ve/veya çaba göstermeden her şeyi kaderin eline teslim etmek.

Bu iki uç yaklaşımı ortada bir yerlerde dengeleyebilirse yani olumlu düşünmenin gücü ve inanç ile akılcı planları ve uygun eylem adımlarını birleştirebilirsek istediğimiz sonuçlara çok daha kolay ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Hayat sadece matematikle açıklanamaz, diğer yandan hayat her şeyi kaderin eline teslim ederek de yaşanmıyor. Pek çok konuda olduğu gibi burada da bir denge modeli geliştirmenin bizi daha mutlu bireyler yapacağını düşünüyorum.

Herkesin denge noktası elbette biraz farklı olacaktır. Denge noktanızı tanımlamanızı, mutlu olacağınız bir reçeteyi oluşturmanızı ve uygulamanızı diliyorum.

Sevgi ile kalın.
Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

8 Ocak 2016 Cuma

HAYAT EN GÜZEL HEDİYEDİR


Dün akşam yayınlamış olduğum Yarına Not’tan devam edelim: “Değerini bilirsen her şeyin var, değerini bilmezsen hiçbir şeyin yok.” Hayat bize verilmiş en güzel hediye, peki ne ölçüde değerini biliyoruz veya bu konuda farkındalığımızı nasıl artırabiliriz?

Hayatın değerini bilmek için öncelikle kendi değerimizi bilmemiz gerekiyor, bizler hayatın küçük parçalarıyız. Kendimizi sevmemiz, saygı duymamız ve güvenmemiz çok önemli. Ancak kendi değerini bilen bir insan hayatın değerini anlayabilir.

Sevdiğiniz insanlara nasıl davranıyorsunuz, onlara sevginizi nasıl gösteriyorsunuz, lütfen üzerinde düşünün ve kendinize bunları ne ölçüde uyguladığınızı sorgulayın.

Hayatın değerini bilen insanlar sağlıklarına özen gösteren, kötü alışkanlıklardan olabildiği ölçüde uzak durmaya çalışan insanlardır. Sağlığınıza daha fazla özen göstermeye başlayarak size verilmiş olan hediyeyi içtenlikle kabul etmiş olursunuz.

Hayatın değerini bilen insanlar öğrenerek ve kendilerini geliştirerek hayatla uyumlanırlar, kendinize ve hayatınıza katabileceğiniz yeni değerli alışkanlıklar neler olabilir?

Bir diğer konu ise zaman konusu, her gece zaman hesabına karşılıksız olarak yatan 1.440 dakika ile neler yapıyorsunuz, karşılıksız verilen bu hediyeyi ne ölçüde anlamlı kullanıyorsunuz?

Hayatın değerini bilmenin bir diğer önemli unsuru ise hayatı farkındalıkla yaşamak. Her gün yeni bir şeyler keşfetmek, bugün dünden farklı olarak kendinizde ve çevrenizde neler gözlemlediniz, belli bir süre bu sorunun cevabını bir deftere not alarak farkındalığınızı artırabilirsiniz.

Bir diğer başlık ise anlam konusudur, madem bize böyle güzel bir hediye verildi, karşılığında ne yapabiliriz? İlk aklıma gelen anlamlı bir hayat yaşamak oluyor. Olabileceğimiz en iyi halimize ulaşmaya çalışmak, olabildiğince çok insana yardımcı olmak. İnsanlarla hayatın içine dalmak.

Bu gezegen üzerinde 7 milyar kişi bir arada yaşadığımıza göre hayatın anlamı konusu diğer insanlardan bağımsız olamaz diye düşünüyorum.

Ve elbette sevmek, çünkü sevgi her şeye anlam katar.

Hayat en güzel hediye, bu hediyenin değerini daha çok bileceğimiz güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmelerimiz devam etmektedir, bilgi için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

7 Ocak 2016 Perşembe

YENİ YIL KARARLARINI HAYATA GEÇİRMEK


Yepyeni bir yıl başladı, yeni heyecanlarla, yeni umutlarla…

Yeni yıla hepimiz bir şekilde hazırlandık. Önce üzerimizdeki gereksiz yüklerle vedalaştık, sonra niyetlerimizi belirledik, istedik ve dua ettik. Şimdi geldi sıra son aşamaya yani yeni yıl kararlarımızı hayata geçirmeye.

Üzerine emek verilmemiş niyetler bir zaman sonra unutulmaya mahkum oluyorlar ve aslında çoğu yeni yıl kararının başına gelen de bu. Niyetler belirleniyor ama sonra emek verilmediği için mevzu “istedim ama olmuyor”a bağlanıyor.

Bunu önlemenin tek yolu da, her gün kararınızla ilgili küçük de olsa bir şeyler yapmak. Sizi zorlayıp bıktırmayacak kadar küçük ama kendinize aferin dedirtecek kadar büyük.

Jerry Seinfeld Amerikalı bir komedyen. Bir gün kuliste yanına komedi yıldızı olmak isteyen bir genç yaklaşır ve onun gibi iyi bir komedyen olmak için neler yapması gerektiğini sorar. Jerry Seinfeld’in verdiği cevap ise çok güzel:

-Eğer iyi bir komedyen olmak istiyorsan, herkesi güldürecek en iyi esprileri sen yapmalısın. Bunun için ise her gün yeni bir espri bulmalısın, ta ki en iyilerini bulana kadar. İşte yapman gereken bu.

Ve sonra ilave eder: “Sakın zinciri koparma!”

Yani bir gün bile bırakma.

Hani sizden yeni yıl niyetlerinizi yazarken iki aşamalı yapmanızı, niyetleri gerçekleşmiş kişinin nasıl birisi olduğunu listelemenizi ve bununla ilgili bir söz vermenizi istemiştim. İşte şimdi verdiğiniz bu sözü tutma zamanı geldi ve önünüzde kocaman bir yıl var.

Sizden ricam, niyetleri gerçekleşmiş kişi OLMAK için yapabileceğiniz bir şey seçmek ve bunu her gün aksatmadan uygulamak. Ama gerçekten HER GÜN. Başım ağrıdı, yorgunum, misafir geldi, başka işlerim vardı,… gibi bahanelerin arkasına saklanmadan HER GÜN.

Ne yapmalıyım derseniz, işte o size kalmış. Öyle bir şey seçin ki, size zor gelmeyecek kadar kolay ama bir şey yaptığınızı hissettirecek kadar zorlu olsun.

Tüm emeklerinizin karşılığını aldığınız harika bir yıl diliyorum.

Eğer yaşamınızda bir değişim arzu eder ve olasılıklarınız hakkında daha detaylı görüşmek isterseniz, ÜCRETSİZ BİR ÖNGÖRÜŞME için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Diğer yazılarım için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, Instagram ve Twitter paylaşımları için @cuhadarogluozge hesabını takip edebilirsiniz.

Sevgiyle kalın…

Özge Çuhadaroğlu

6 Ocak 2016 Çarşamba

BEKLENTİLERİ YÖNETMEK


Gerçekleşen ile beklenti arasındaki fark çoğu zaman mutluluğu belirler. Eğer beklentiniz kadar veya onun üzerinde bir gerçekleşme yaşarsanız mutlu olursunuz. Diğer yandan; gerçekleşen durum beklentinin altında kalırsa bu mutsuzluğa yol açabilir.

Çok basit bir örnekle başlayalım, diyelim ki İstanbul’da yaşıyorsunuz, Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na araba ile geçeceksiniz, yolculuk bir saat sürdü. Eğer sizin beklentiniz 45 dakika ise yolculuk süresini uzun bulabilirsiniz ve bu sizi kızdırabilir, mutsuz edebilir. Eğer beklentiniz 1 saat 15 dakika civarında ise yolculuğu 1 saatte yaptığınız için sevinip mutlu olabilirsiniz.

Daha geniş bir çerçeveden bakalım şimdi de. Bugünden başlayarak bir hafta boyunca her gün için 10 üzerinden bir mutluluk puanı verin; 10/7, 10/5, 10/8 gibi. Sonra geriye dönüp o günleri daha detaylı olarak değerlendirin, beklentilerinizin veya fazlasının gerçekleştiği günlerde puanlarınızın daha yüksek olduğunu fark edeceksiniz.

Peki, gerçekçi beklentiler nasıl oluşturulabilir? Burada çıtayı ne çok yükseğe ne de çok aşağıya koymak gerekir. Çocuklar oyun oynarken bunu çok güzel yaparlar, oyundan keyif almak için oyunun ne çok kolay ne de çok zor olması gerekir. İşte biz de bir denge modeli yaratmalıyız.

Diğer insanlarla ilgili beklentilerimizi oluştururken özellikle dikkat etmeliyiz. Onların sizin gibi olmayacağını/olmak zorunda olmadıklarını kabul ederek işe başlayın. “Eğer ben olsaydım şöyle söylerdim/şöyle yapardım” diye beklenti oluşturuyorsanız bir ölçüde mutsuzluğu davet ettiğinizi söyleyebilirim.

İkinci bir konu da beklenti oluştururken konunun ne kadarı benim elimde/benim kontrolümde hesaplaması yapmaktır. Eğer her şey benim elimdeyse (en azından eylem adımları anlamında) daha gerçekçi bir beklenti oluşturabilirim. Benim elimde olmayan, başkalarının da bir şeyler yapması gereken kısımlar çoksa bu hususa dikkat etmem gerekir beklenti oluştururken.

Beklentileri yönetmek bir ölçüde hayatı ve mutluluğu yönetmektir. Beklentilerinizi gerçekçi bir şekilde yöneteceğiniz mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmeleri devam etmektedir, randevu için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

5 Ocak 2016 Salı

KENDİ YOLUNUN DEĞERİNİ BİL


Geçen hafta paylaştığım bir Yarına Not bu şekilde idi. Bugünkü yazımda bu konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Hayatta başarıya ulaşmak için izlediğimiz bazı yöntemler var, bu anlamda herkesin bir tarzı, bir yolu var. Peki, kendi tarzımızın, yolumuzun değerini ne ölçüde biliyoruz?

Komşunun tavuğu bize kaz görünür misali kendi yaptıklarımızın yeterli olmadığını düşünmek, diğer insanları başarıya ulaştıran yolları doğrudan alıp uygulamaya çalışmak, hem kendimizi yetersiz hissetmemize yol açabilir hem de başarıya ulaşmamızı zorlaştırabilir.

Daha doğru olan yöntem bence; izlediğimiz yolu büyük ölçüde doğru kabul edip sabırsız davranıp davranmadığımız üzerinde biraz düşünmek, daha sonra da ufak tefek dokunuşlarla yolumuzu daha iyi hale getirmeye çalışmaktır.

İki örnek verirsem konunun daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımdan birisi ile karar vermek konusunu ele almıştık. Arkadaşım bir karar vermeden önce uzun uzun düşündüğünü, ihtimalleri ayrıntılı olarak değerlendirdiğini, bu sürecin çok uzun zaman alabildiğini söyledi. Sonra da karar verdikten sonra uygulamayı çok hızlı ve kararlı bir şekilde yaptığını ilave etti.

Bu yöntemi değiştirip karar vermek sürecini çok kısaltmak istediğinden bahsetti. Oysaki bu yöntem/bu yol onu bugüne kadar pek çok farklı konuda başarıya taşımıştı. Kendi yolunun değerini daha fazla bilmesi ve ufak dokunuşlarla bunu biraz değiştirmek aslında yeterli olacaktır.

Geçenlerde bizim sektörde 15 yılı devirmiş kıymetli bir ağabeyimle sohbet ediyorduk, bana bir dolu öneri sundu iş yapış tarzım ile ilgili, bu öneriler onu başarıya ulaştıran şeylerdi. Teşekkür ettim ve sadece bir kısmını uygulayabileceğimi söyledim. Çünkü benim de bir tarzım, bir yolum var, büyük ölçüde doğru olduğunu düşünüyorum. Elbette zaman zaman değerlendirmeler yapıp değişikliklere gidiyorum, kendimi geliştirmek ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Yazdığım ve sizinle paylaştığım yazıları da bu şekilde değerlendirmenizi isterim, uygulaması dikkatli bir şekilde size uygun olacak şekilde yapılmalıdır.

Lütfen siz de kendi yolunuzun değerini bilin.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmeleri başlamıştır, randevu için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

3 Ocak 2016 Pazar

PİLOT KOLTUĞUNA GEÇMEK


Aynı şeyleri düşünerek, söyleyerek ve yaparak genellikle aynı sonuçları alırız. Geçenlerde bir seansta danışanım hayatında hep benzer senaryoların tekrar ettiğini söyledi. Ona farklı sonuçlar almak istiyorsan farklı davranmalı, bunun için de bakış açını değiştirmelisin dedim.

Hayatımızda belli olaylar aynı veya benzer şekilde tekrarlanıyorsa ve biz bundan memnun değilsek almamız gereken dersi almıyor olabiliriz, muhtemelen gözden kaçırdığımız bir şey var.

Afrikalıların meşhur atasözüdür, “nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak” derler. Ders çıkarmak için kullandığım bir yaklaşımdır. Hangi işaretleri görmezden geldiğimi anlamaya çalışır ve bir sonraki sefere daha dikkatli olmaya çalışırım.

Danışanım değişim için çok zorlanabileceğini söyledi, zorlandığı anlarda kendisine şu basit soruyu sormasını istedim, “İstediğine ulaşmayı gerçekten istiyor musun yoksa istemiyor musun?”

Yapamam diye bir şey yok, yapmayı istemiyorum var, yapmayı seçmiyorum, yapmayı tercih etmiyorum var. Pek çok şey bir seçim ve bunun farkına varmak hayatın kontrolünü elimize aldığımız nokta.

İnsanın sabit, değişmez bir yapısı olduğuna çok inanmıyorum, 7 sinde neyse 70 inde de odur diye bir söz var biliyorum. İnsan 7 yaşında yaptığı bir seçimi 70 yaşına kadar da sürdürebilir, ama sonuçta yine de bu bir seçimdir.

Danışanım “Ben bir uçakta yolculuk ediyorum, bugüne kadar bir yolcu idim, en fazla yardımcı pilot oldum, bugünden sonra pilot koltuğuna geçiyorum” dedi ve değişim başladı.

Hata yapmaktan korktuğunu, çünkü daha önce pilot koltuğunda hiç oturmadığını da ilave etti.

Hepimiz bundan bir ölçüde korkarız, bu son derece doğaldır. Korkuyu önce anlayın, sonra bir ölçüde kabul edin ve ona doğru yavaşça minik adımlar atın. Korkunun kendisinden başka korkacak bir şey yok diye bir söz vardır.

Belli bir konuda isteklerinizin, hayallerinizin çok uzağına sürüklendiyseniz dediklerimi düşünün lütfen. Etkisiz senaryolarınızı etkili senaryolar ile değiştirin, ancak bu şekilde daha farklı sonuçlar alabilirsiniz.

Gerekirse profesyonel yardım alın. Belli bir süreçte düşünce, bakış açısı ve davranış değişikliğine giderek tekrar hayallerinize doğru dümeni kırın.

Sevgi ile kalın.

Not: Bu konu ile ilgili olarak Hayatını Seç ve Hayatını Değiştir isimli kitaplarımı okumanızı da öneririm.

1 Ocak 2016 Cuma

YENİ YILA YENİ VE GÜZEL BAŞLAMAK


Bu yılın diğer yıllarınızdan farklı olmasını istiyorsanız, aldığınız yılbaşı kararlarının önemli bir kısmını uygulamak istiyorsanız, bugünden itibaren kararlarınızı ve önceliklerinizi gözden geçirip en azından belli bir süre için hayatınızı önceliklerinize göre yaşamalısınız.

Bu yazıyı okuduktan sonra ilk olarak lütfen yeni yıl kararlarınızı ve bunlara dair önceliklerinizi yazın. 2 veya 3 konu yeterli olacaktır, bu konularda 3-4 ay düzenli bir şekilde çaba sarf etmek sonuçlar almanızı ve başarıya ulaşmanızı kolaylaştıracaktır.

Birkaç örnek üzerinden beraber geçelim. Diyelim ki bu yılın kararı daha sağlıklı bir yaşam sürmek olsun (kilo vermek, spora başlamak hepsi bu grupta incelenebilir). Eğer kararım bu ise haftada en az 3-4 gün olacak şekilde ortalama 45 dakika egzersiz yapmalıyım, imkanım varsa bu soğuk havada bir spor salonuna da gidebilirim, eğer yok ise açık havada yürüyüş yaparım. Sabah yürüyeceksem akşam erken yatmaya öncelik veririm, akşam yürüyeceksem yürüyüşten sonra yiyeceğim hafif yemeği önceden tedarik etmeye çalışırım.

Bu yılın önceliği para ise iki yönlü çalışmam lazım, bolluk bereket bilincimi genişletmek için sahip olduğum bolluk ve bereketi daha geniş olarak tanımlamalı ve bunun için şükretmeliyim. Diğer yön ise tasarruf kısmı Her gün en az 10 TL, her hafta en az 100 TL; her ay en az 500 TL, miktarı gelirinize göre kendiniz belirleyin ve mutlaka ama mutlaka tasarruf etmeye başlayın. Tasarruf etmek hedefim ise önceliklerim arasında çok para harcamadan sosyalleşmenin yöntemlerini bulmak olmalı. Tasarruf etmenin para ile olan ilişkinizi toptan değiştirdiğini göreceksiniz.

Bu yılın önceliği yeni bir ilişki bulmak iste kendinizi fiziken ve ruhen bir ilişkiye hazır hissetmenin yanı sıra daha fazla sosyalleşmeye ihtiyacınız olacaktır. Bazı gruplara katılmak, yeni hobiler edinmek önceliğim olabilir.

Eğer hedefiniz yeni bir iş bulmak ise biraz araştırma yapmak, yapmak istediğiniz işi yapan insanlarla görüşmek kesinlikle yarar sağlayacaktır. Önceliğinize çevrenizde benzer bir iş yapan insanları bulmayı ve onlarla konuşmayı alabilirsiniz.

Ayrıca kararlarınız arasına bir kış temizliği yapmayı da alabilirsiniz. Kimlere daha az kimlere daha çok zaman ayırmalıyım? Enerjimi düşüren insanlarla mı zaman geçirmeliyim yoksa bana ilham verme potansiyeli olan yanlarında kendimi iyi hissettiğim insanlarla mı?

Bu yıl kendimi geliştirmek ve yeni bir şeyler öğrenmek adına neler yapabilirim? Önceliğe kendimi yerleştirecek olsam kendimi daha fazla sevmenin, değer vermenin ve saygı duymanın yöntemleri neler olabilir?

Yeni yılda istediğiniz hayata büyük ölçüde kavuşmanızı dilerim.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

31 Aralık 2015 Perşembe

KENDİNİZE YENİ BİR ŞANS VERİN


Hayat cömerttir, bize pek çok konuda ikinci hatta üçüncü fırsatları sunar, bu fırsatların farkına varabilmek için kendimize yeni bir şans vermeye hazır olmamız gerekir.

Bugün sizinle bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Diğer insanlar hata yaptığında genellikle anlayışlı davranabiliyoruz, ikinci bir şansı çoğu zaman tanıyoruz, kendimize karşı ise daha acımasız olabiliyoruz. Diğer insanlara verdiğimiz yeni şansı kendimizden sakınabiliyoruz.

Bir veya iki defa deneyip “başarısız” olduğunuz için denemekten vazgeçtiğiniz neler var? Tekrar peşinden gitmek için neye ihtiyacınız var? Belki da sadece kendinize yeni bir şans vermeye.

Etiketlemek konusunda çok marifetliyiz, özellikle de söz konusu kişi kendimiz olunca. Kendimize yapıştırdığımız etiketler bir süre sonra kaderimiz haline geliyor fark etmeden. Eğer geleceğinizi değiştirmek istiyorsanız söküp atın o etiketleri, siz geçmişiniz değilsiniz.

Bir bakış açısına göre hayat, yaşanmış günlerin değil, henüz yaşanmamış toplamıdır. Buradan devam edersek siz de yaptıklarınız veya yapamadıklarınız değil henüz denemediklerinizsiniz.

Büyük bir potansiyelimiz var, geleceği geçmişte aramak, potansiyelimizi hafife alarak yaşamak en basitinden yaşama karşı saygısızlık.

Hadi bugün şöyle bir silkinin ve yeniden başlayın, kendinize yeni bir şans verin.

Hepinize mutlu yıllar diliyorum.

Sevgi ile kalın.

30 Aralık 2015 Çarşamba

FARKLI YENİ YIL KARARLARI ALMAK


Yeni yıl yaklaştı. Yılda iki kez değişim için kuvvetli bir istek duyuyoruz, bir tanesi doğum günümüz, diğeri ise yeni yıl. Yeni yılda pek çoğumuz geçmiş olan yılı nasıl geçirdiğimizi sorguluyoruz ve yeni yıla dair planlar yapıyoruz. Yeni yıl kararları da yeni yıl planlarının olmazsa olmaz bir parçası elbette.

Sizi bu yıl bir değişiklik yapmaya davet ediyorum. İnsan kendisine daha doğru soruları sormalı ve bu soruların cevapları ile yeni yıla hazırlanmalı bence.

Geçen yıl ne kadar çok güldüm, nelere güldüm, kimlerle olmaktan keyif aldım, kaç tane kahkaha attım içimden gelerek? Sevinçten ağladım mı hiç? Huzurlu muydum, kendim için neler yaptım? En zirvede hissettiğim an hangisiydi? En çok hoşuma giden sürpriz neydi, ben kimlere sürpriz yaptım? Nasıl yardımlar gördüm, nasıl yardımlar yaptım?

2016 yılında daha mutlu olmaksa önemli olan, nasıl hissedeceğim de önemli olmalı.

Bugünkü aklım ve deneyimim ile 2015 yılını tekrar yaşayacak olsaydım neleri farklı düşünmek, hissetmek ve yapmak isterdim? 2016 yılında hissetmek istediğim duygular neler? Hangi ruh halleri bütün gün her zaman benimle olsun; huzur, özgürlük, keyif, sevgi, başarı…

Sağlıklı bir yıl olsun, sevgi bağları ile kuşatılalım, üretelim, paylaşalım.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarım güzel bir yıl başı hediyesi olabilir, en güzel hediye kitaptır.

27 Aralık 2015 Pazar

HUZURA GİDEN YOL


Huzur en çok ihtiyaç duyduğumuz duyguların başında geliyor. Bir şeyi yaparken huzurlu olabilmek, genel olarak huzuru hissetmek, huzurlu bir yaşam sürebilmek bence çok önemli. Bugün huzura dair bazı ipuçları paylaşmaya çalışacağım.

Benim için doğa demek huzur demek. Denizin kıyısı da olabilir yemyeşil bir ortam da olabilir. Doğada zaman geçirmek insanı daha huzurlu yapma potansiyeline sahiptir. Mümkünse her gün yarım saat, değilse hafta sonunda biraz daha uzun sürelerle doğada zaman geçirmeye çalışın.

Ben İstanbul’un şirin İlçesi Beykoz’da doğdum ve büyüdüm. Denizle yeşilin her tonuyla iç içe bir çocukluk geçirdim. Mavi ve yeşil renkler beni hala büyülemeye devam ediyorlar.

Huzurun bir unsuru doğa ise diğer unsuru da huzuru yakalamış insanlardır. Huzurlu insanların yanında kendimizi daha da huzurlu hissederiz. Sizin çevrenizde de bu tip insanlar mutlaka vardır, onlarla daha çok zaman geçirmeye çalışın.

Huzurun diğer bir önemli parçası da elbette maneviyattır. Şükretmek, dua etmek, bunları günlük hayatımızın bir parçası haline getirmek bizi her zaman daha huzurlu bir insan yapar.

Ufka bakmak da insana huzur verir, özellikle de gün doğumu ve gün batımı sırasında. Muhteşem bir manzarada huzur ve dinginlik kaplar insanın içini. En son ne zaman güzel bir gün doğumu veya gün batımı izlediniz sakince?

Düzenli olmak da huzurlu yapar, sadeleşmek lazım biraz, fazlalıkları atmak, zaman zaman teknolojiden uzaklaşmak, hayattan küçük molalar almak, tam da şu an bu yazıyı okurken yaptığınız gibi.

Yarın devam edeceğiz.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

24 Aralık 2015 Perşembe

YENİ YIL NİYETLERİ


Geçen hafta geçmişle vedalaşmak için bir çalışma önermiştim. Eğer onu yaptıysanız ve hafiflediğinizi, yüklerinizi geride bıraktığınızı düşünüyorsanız artık gelecek ile ilgili heyecanlanma ve yeni yıl niyetlerimizi belirleme zamanı gelmiş demektir.

Ben yazarak çalışmayı çok severim ve en etkili yöntemin de yazmak olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden yine bir kağıt alıyoruz önümüzeJ Arzu ederseniz renkli bir kağıt da alabilirsiniz; pembe, eflatun, yeşil, mor,… hangi renk sizi kendine çekiyorsa.

Bu seferki başlığımız ‘Yeni Yıl Niyetlerim’. Yeni yılda olmasını arzu ettiklerinizi, beklentilerinizi ve tüm isteklerinizi yazabilirsiniz. Listeyi istediğiniz kadar uzun tutmanızda hiçbir sakınca yok çünkü listenizi tamamladıktan sonra yazdığınız maddeleri sizin için önem sırasına sokmanızı isteyeceğim.

Hayatta tüm isteklerimiz gerçekleşir, bununla birlikte bizim hepsine aynı anda ve eşit miktarda enerji vermemiz çok mümkün olmayabilir. Bu sebeple öncelik sıranızı yaparken hayatınızın diğer alanlarına en çok etki edecek olan maddeleri üst sıralara almanız daha etkili olacaktır diye düşünüyorum.

Sıralamanızı yaptıktan sonra şimdi geldik daha önemli olan bölüme yani listenizdeki ilk 3 maddeyi gerçekleştirmiş kişiyi tasvir etmeye.

Nasıl düşüncelere sahiptir? Gün içinde hangi konulara enerjisini verir? Neler yapar? Diğer insanlara karşı nasıl davranır? Sabahları yataktan kalktığında aklından ilk geçen düşünceler nelerdir? Tüm gün ağırlıklı nasıl bir ruh halinde olur? Akşamları başını yastığa koyduğunda huzurlu mudur yoksa endişeli mi?

Benim şu an aklıma gelmeyen ama o kişiyi tasvir edebilecek tüm soruları kendinize sorup cevapları maddeler halinde yazabilirsiniz.

İşte, bu ikinci liste sizin olmanız gereken kişiyi anlatıyor ve üzerinde çalışmanız gereken asıl yer de burası. SİZ NASIL BİRİSİ OLMALISINIZ?

Bunu da belirledikten sonra artık tek yapmanız gereken, hazırlanmak. Yani ikinci listedeki kişi olabilmek için emek vermek ve heyecanla beklemek.

Hani tatil için rezervasyonunuzu yaptırmışsınızdır, o günün geleceğinden emin bir şekilde dört gözle beklersiniz ve hazırlanırsınız ya, aynen o hissiyatla işte.

Bu sebeple bir söz vermenizi ve bunu da yazılı hale getirmenizi isteyeceğim.

“Ben ……. , yukarıdaki kişi olmak için elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz veriyor, gerisini hayatın akışına bırakıyor ve güveniyorum. Ben hazır olduğumda isteklerim de benim için hazırdır”

Ve altına imzanızı atabilirsiniz.

Yeni yıl niyetleriniz hayırlı olsun J

Hepinize kendinizi niyetlerinize hazırladığınız harika bir hafta diliyorum.

Yaşam koçluğu, Human Design (Yaşam Tasarımı) ve nefes terapisinden oluşan, kişilerle birebir çalıştığım ‘HAYALLERİNİZE DOĞRU YOLCULUK’ programına katılmak için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilir, programın içeriği hakkında detaylı bilgi edinmek için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

23 Aralık 2015 Çarşamba

BİR MUTLULUK REHBERİ


En sık muhatap kaldığım sorulardan birisi hep mi mutlusun? Hayır, hep mutlu değilim elbette, çoğunlukla mutluyum, bu da yeterli bence. Mutlulukla Değişim Programı adını verdiğim koçluk çalışmalarıma katılan danışanlarımla paylaştığım gibi; mutluluk bir seçimdir, mutluluk seçeneklerimiz olduğunu fark etmek ve hayatımızı büyük ölçüde seçimlerimizle yönettiğimizi kabul etmektir. Mutluluk, mutluluğa dair sorumluluk almaktır.

Bugünkü yazımda mutluluğun sırrına ilişkin bilgilerimi ve gözlemlerimi paylaşacağım. Umarım keyifle okur ve bazılarını hayatınızda uygulamaya başlarsınız.

Her şeyden önce bir kabul ile başlamak gerekiyor sanırım. Hayatın inişleri ve çıkışları olacaktır, inişleri yönetmek maharet ister. Daha sonra güçlü bir karar almamız lazım, o da hayatı gereğinden fazla ciddiye almamak. Bunun başlangıç noktası da kendimizi çok fazla ciddiye almamak. Kendimize gülebiliyorsak, içinde olduğumuz durumlara biraz olsun esprili yaklaşabiliyorsak doğru yoldayız demektir.

Bir diğer önemli nokta ise mutsuzluk biriktirmemektir. Bir olay yaşadığımızda bu bizi kötü hissettirdiyse bunu ifade etmenin bir yolunu bulmak önemlidir. Bence en doğrusu o an ölçülü bir tepki verip memnuniyetsizliği ifade etmek. İçimizde biriktirdiğimizde bu bize içten içe tüketip daha da mutsuz yapacaktır. Pek çok insan söyleyebileceği şeyleri söylemediği için, doğru olan tepkiyi ortaya koymadığı için mutsuz oluyor.

Daha sonra kendimizi sık sık takdir etmeli ve kendimizle olumlu konuşmalar yapmalıyız. Bu yazıyı yazdıktan sonra eşimle kendime güzel bir türk kahvesi pişirdim. Bunu yaptıktan sonra da “ne kadar güzel kahve pişiriyorum, ne kadar yetenekliyim, on parmağımda on marifet, hem yazı yaz hem de kahve pişir, harikasın” dedim.

Abartılı bir örnek olduğunun farkındayım ama kendimize değer verecek olan öncelikli olarak bizleriz. Bugün yapmanızı istediğim bir egzersiz var. On parmağınızda on marifet var, bunlar neler, lütfen üşenmeden yazın, emin olun kendinizi iyi hissedeceksiniz.

Bu yazı tahmin ettiğimden uzun sürecek, yarın kaldığımız yerden devam edelim.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

22 Aralık 2015 Salı

İŞTE ARADIĞIN SIR BU


Dün akşam yayımlamış olduğum Yarına Not’tan devam edelim: “Farkında olduğun halde üzerinde düşünmediklerin, işte aradığın sır bu.” Çoğu zaman tüm farkı yaratan da budur.

Farkında olup geçiyor muyuz, yoksa gerçekten hak ettiği kadar üzerinde düşünüyor muyuz? Bugün herhangi bir mutsuz insana gidip niye mutsuz olduğunu sorsanız size muhtemelen 3-5 neden sıralayacaktır.

Diğer yandan, biraz derine indiğinizde, çoğu zaman, üzerinde yeterince düşünmediğinizi fark edersiniz. Oysa mutsuzluk ciddiye alınması gereken bir konudur, üzerinde düşünülmeli ve eylem planı hayata geçirilmelidir.

Bugün bir liste yapmanızı istiyorum sizden, farkında olduğunuz ancak bir türlü detaylı düşünmeye zaman ayıramadığınız konuları listeyin. Sonra onları tek tek ele alın, her hafta birisi üzerinde detaylı olarak düşünün, eminim çıkış yolları bulacaksınız.

Koçlukta yaptığımız şeylerden birisi de budur, kişinin aslında bir ölçüde farkında olduğu ama derin düşünmek için zaman ayırmadığı konuları belli bir program çerçevesinde sırası ile ele alırız. Odaklanarak yapılan bu çalışma bize güzel açılımlar sağlar.

Eğer zamanınız ve bütçeniz müsait ise koçluk alarak hayatınızın stratejik alanları üzerinde ilerleyebilirsiniz, durumunuz buna uygun değilse kişisel gelişim kitapları okuyarak bunu yapmayı deneyebilirsiniz. Kitapları sadece okumayın lütfen, belirtilen egzersizleri de yapmaya çalışın. Hayatını Seç ve Hayatını Değiştir isimli kitaplarım bu anlamda mutlaka yararlı olacaktır.

Hayat ikiye ayrılıyor, operasyon alanı ve strateji alanı. Bizim için önemli olan ama acil olmadığı gerekçesi ile ertelediğimiz pek çok şey strateji alanında yer alıyor. Farkında olduğumuz halde üzerinde yeterince düşünmediklerimiz gibi.

Bugünden itibaren bir değişiklik yapın ve her günün yarım saatini stratejiye ayırın. Kendiniz, hayatınız, mutluluğunuz ve yapmak istedikleriniz üzerinde düşünün, farkındalıklarınızı üzerinde düşünerek artırın ve sonrasında küçük de olsa bir adım atın. Üzerinde düşünülmüş farkındalıklar olumlu eylemlerle birleştiğinde mutluluk ve başarı neredeyse kaçınılmazdır.

Hepinize güzel bir gün diliyorum, sevgi ile kalın.