koçluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koçluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2016 Cuma

BUGÜN FAZLADAN KÜÇÜK BİR ŞEY YAPIN


Bir kararı doğru veya yanlış yapan şey, karar anındaki değerlendirmeden ziyade daha sonrasındaki düşüncelerimiz ve eylemlerimiz olabilir. Bu nedenle fazladan küçük bir şey yapmak sandığınızdan çok daha büyük bir etkiye sahiptir. Almış olduğunuz kararın doğru olmasını istiyorsanız fazladan küçük bir şey yapın.

Konu ister ilişkiler olsun ister kariyerimiz, fazladan küçük bir şeyler yapmak her zaman işe yarar. Bu küçük şeyler bir araya geldiğinde hayatı oluştururlar.

Bugün değiştirmek istediğiniz konu, doğru çıkmasını istediğiniz kararınız her ne ise o konuda fazladan küçük bir şey yapmanızı istiyorum. İlişkinizi daha iyi hale getirmek istediğiniz birisi var ise ona küçük bir sürpriz yapın. İş değişikliği düşünüyorsanız fazladan bir mail atın, görüşme yapın. Bir hayaliniz varsa fazladan bir adım atın.

Hayatın bize neler getireceğini bilme şansına sahip değiliz, ama getireceklerine bir adım yaklaşmak için fazladan bir adım atmak çoğu zaman işe yarar. Yapabilenler ile yapamayanlar arasındaki farkı çoğu zaman fazladan atılan o tek bir adım, tek bir söz veya tek bir hareket oluşturur.

Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde hayatımızı nasıl geçirdiğimizi belirler.

Siz de bugün bir karar alın, fazladan küçük bir şey yapın ve daha mutlu insanlar arasındaki yerinizi alın.

Pazartesi görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

Not: Şubat ayı koçluk ön görüşmeleri bu hafta başlamaktadır, koçluk almak ile ilgileniyorsanız ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

27 Ocak 2016 Çarşamba

SINIR ÇİZMENİN ÖNEMİ


İnsan ilişkileri hayatta önemli yer tutuyor, insan ilişkilerini iyi kavramak ve yönetmek mutluluğun anahtarlarından birisi kesinlikle. Burada çok sayıda konu var, ben bugün kısaca sınır çizmek konusundan bahsetmek istiyorum, sınır çizmek özgürlüğünüzü artırır ve sizi ilişkiler anlamında daha mutlu yapabilir.

Pek çok insan sınır çizmekten kaçınır, sınır çizerlerse bunun kötü olacağını, karşı tarafın olumsuz bir tepki verebileceğini düşünürler. Oysa ki sınırlarınızı çizmeden içine dahil olacağınız ilişkilerde ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz.

Denge kavramı burada da önemli elbette, sınır çizeyim derken kendinizi tamamen geri çekeceğiniz veya insanlara güvenmeyeceğiniz bir yapıdan bahsetmiyorum.

Sınır çizmek kendimizi tanımakla mümkün olan bir kavramdır, ben kimim, ne istiyorum, neye nasıl tepki veriyorum ve bunu niçin bu şekilde deneyimliyorum gibi soruların cevapları üzerinde düşünmek kesinlikle işe yarar.

Bir sınır çizilmemişse bir ihlal olup olmadığı konusu da zaman zaman tartışmalı hale gelir.

Sınır çizmek konusunda yapabileceğimiz en iyi şey ima edebiyatını bir tarafa bırakıp her şeyi açıkça dile getirmek olmalıdır. Özellikle de bir ilişkinin başlangıç döneminde sınırlar oluşurken bunu yapmak daha kolaydır.

İnsanlara yardım etmek elbette çok güzel bir duygudur, diğer yandan her kişiye her konuda yardım edemezsiniz, gerçekten yapmayı istiyor musunuz, kendinize bunu daha sıkça sormalısınız.

Sınır çizmek konusunda şunu da düşünebilirsiniz, hayatınızdaki ilişkileri düşündüğünüzde sizi mutlu edecek şekilde sınır çizebildikleriniz ve çizemedikleriniz vardır. Siz aynı kişi olduğunuza göre iyi örneklerle diğerlerini karşılaştırarak nerede hata yaptığınızı görebilir ve bazı önlemler alabilirsiniz.

Sınırlarını çizemeyen sınır ihlaline katlanır.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

24 Ocak 2016 Pazar

HAYATINI SEÇ


Geçen hafta Ankara’dan çok değerli konuklarım vardı; Mustafa ve Kemal dostlarım. Benim ilk kitabımdan bazı kısa bölümlerin de yer aldığı, kendi hayat hikayelerini anlattıkları bir gösteri hazırlıyorlar, öncelikle Anadolu liselerinde sonra başka okullarda ve platformlarda sergilemeye çalışacaklar. Yazılarımdan ve kitaplarımdan etkilenen, yarar sağlayan dostlarıma elimden geldiği ölçüde yardımcı oluyorum elbette. Bugün ilk kitabım olan Hayatını Seç’in başlığını taşıyan bir yazı ile haftaya merhaba demek istedim, hafta hepimize sağlık, huzur ve mutluluk getirsin.

Hayat nedir?

Bence kendimiz üzerinde çalıştığımız, kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur.

Kendimiz dedik, bu nedenle başarılı insanların temel özelliği asla ve asla kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarıdır. Kendilerini önceki halleriyle kıyaslarlar. Yolculukta nereden nereye geldiklerine ve nereye gittiklerine bakarlar. Sadece ne kadar yollarının kaldığına değil ne kadar mesafe kat etmiş olduklarına da odaklanırlar.

İnsan aslında organik mükemmel bir bilgisayar, hali hazırda kullandığımız bilgisayarları bizim en ilkel halimiz olarak düşünebiliriz. İçimizde pek çok program var, bu programları keşfetmek ve çalıştırmak amacımız.

Bunu nasıl yapacağız?

Bizler aslında tasarımcıyız, bizi desteklemeyen programları değiştirebiliriz. Bunlar bir işimize yaramayan bizi istediklerimizden uzaklaştıran düşünce yapıları ve inançlardır.

Seçmek demek öncelikle istediğimiz hayatı yaratmak anlamında bize destek olabilecek, işimizi kolaylaştırabilecek düşünceleri ve inançları seçmek demektir.

İnanç, bir insanın yaşamında sisteme ait komuttur. Neye inanıyorsak sistem komut olarak algılar ve yerine getirir.

Ağzımızdan çıkan sözler bizim için bir kodlama ve bilinçaltı sistemi için bir emirdir: Koşturuyorum derseniz bilinçaltının anladığı sizi koşturmak yönünde bir emirdir.

Ben kendime güvenmiyorum derseniz sistem sürekli zemini sallamaya başlar. Güven zemindir, zemin sallanıyorsa destek gerekir.

Bizi sınırlayan konuşmalarımızı, düşüncelerimizi ve inançlarımızı keşfetmek ve mekanizmayı anlamak bu nedenlerden dolayı önemlidir.

Sürekli yapageldiğimiz şeyleri ve alışkanlıklarımızı düşündüğümüzde hayatımızı etkileyen düşünce sistemlerini ve inançlarımızı buluruz.

Birçok şeyimiz çok otomatiktir.

Davranışlarımdan memnun muyum? Daha farklı hangi davranışları seçebilirim?

Davranıştan giderek inancı bulabilirim.

Davranış değişikliği için yeni bir strateji gerekir, inanç değişikliği gerekir.

İnandığım şeyler yaşamda beni destekliyor mu, yoksa bana ayak bağı mı oluyor?

Gelecekte hangi düşünce ve inançlarla devam edeceğim?

Bunun için ise ne istediğini bilmek önemlidir. Farkındalık önemlidir. Farkındaysak değiştirebiliriz, yönetebiliriz. Sorgulamadığımız şeyler, farkında olmadan bizi yönetir.

Sorgulama başlayana kadar mevcut durum devam eder. Neden Olmasın? Kuvvetli bir sorudur.

Bu arada bir şey işliyorsa sakın bozmayın. Size olumlu hizmet eden inançlarınız kalsın.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

KÜÇÜK VE GÜNLÜK SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Yarından başlayarak;
Sabahları normalde uyandığınızdan biraz daha erken kalkmayı seçebilir ve kendinize keyif alacağınız bir yarım saat ayırabilirsiniz veya her zamanki saatinizde uyanıp hızlıca hazırlanıp evden son anda çıkabilirsiniz.
...
Dengeli beslenmeyi tercih ederek, güne evinizde yapacağınız güzel ve sağlıklı bir kahvaltı ile başlayabilir veya işyerine giderken alacağınız bir poğaça ile karnınızı doyurabilirsiniz.
İşyerinizdeki insanlara onları şaşırtacak şekilde gülümseyip kocaman bir günaydın diyebilir veya sessizce aralarından geçerek masanıza oturabilirsiniz.
Her gün içten bir şekilde bir iş arkadaşınızın halini hatırını sorabilir veya kendi işinize gömülebilirsiniz.
Bundan sonra öğle tatillerinde yarım saat bir yürüyüş yapabilir veya kitap okuyabilir ya da çoğu zaman yaptığınız gibi sosyal medyada zaman geçirebilirsiniz.
Akşamları eve dönerken bazen evdekilere sürpriz yapmak için bir demet çiçek, küçük bir çikolata, bir balon alabilirsiniz veya bugün çok yoruldum bana dokunmayın diyerek kapıyı açabilirsiniz.
Akşam yemeklerinde sofrada herkesin ilgisini çekebilecek güzel konulardan bahsedebilir veya bütün gün işte neler yaptığınızı anlatabilirsiniz.
Çocuklarınız yatmadan her gece onlarla 15-20 dakika oyun oynayabilir veya sosyal medyaya göz atabilirsiniz.
Ailenizle, eşinizle daha çok güzel bir müzik eşliğinde sohbetler edebilir veya TV’nin karşısında uyuklayabilirsiniz.
Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde bir yılı nasıl geçirdiğimizi ve hayatımızı etkileme anlamında önemli bir güce sahiptir.
Adete otomatik pilotta yaşar ve bu küçük seçimleri hep alışılageldik şekilde yaparsanız sizden duyacağım şey genellikle şu olur: “Her gün/her yıl birbirinin aynısı ve çok sıkıcı”.
Evet öyle, çünkü siz her gün öyle olmasını seçiyorsunuz.
Dikkatimizi hep büyük seçimlere vermeyi öğrenecek şekilde yetiştirildik. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, evlenmek, ev almak. Kimse bize küçük seçimlerin de önemli olabileceğini anlatmadı.
Eğer her gününüz/her yılınız bir diğerine benziyorsa ve bundan sıkıldıysanız yeni yılda küçük seçimlerinize bir göz atmanızı ve ufak değişiklikler yapmanızı önerebilirim.
Mutlu haftalar.

22 Ocak 2016 Cuma

MUTLAKA KENDİNİZE İYİ GELECEK BİR ŞEYLER YAPIN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.

Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

19 Ocak 2016 Salı

KENDİN OLMAYA İZİN VER


Geçen Pazar akşamı paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi. Bir okuyucum bu başlığı anlatan bir yazı kaleme almamı rica etti. İlk kitabım olan Hayatını Seç’te bu konuyu detaylı olarak ele almıştım, bugün kısa bir yazı kapsamında düşüncelerimi paylaşacağım.

Kendimiz olduğumuz bir dönem var; çocukluğumuz. Sonra unutuyoruz kendimiz olmayı ve hatırlamak için emek vermeye başlıyoruz. Geçenlerde bir danışanımla yaptığım sohbette onunla yapacağımız çalışmalarda yeni bilgiler vermekten ziyade bazı şeyleri hatırlamasını sağlamaya çalışacağımızı söylediğimde önce şaşırıp sonra bana hak verdi.

Büyürken ailemizden, çevremizden aldığımız tepkiler nedeniyle kendimiz olmaktan vazgeçebiliyor ya da uzaklaşabiliyoruz, onay almak için yapıyoruz bunları genellikle. Endişe etmeyi öğreniyoruz, en kötüsünü de düşünerek yaşamayı satın alıyoruz. Güvenliğimiz adında özgürce hareket etmekten vazgeçiyoruz, vazgeçiriliyoruz.

Kendimize ait her şeyi olabileceğimiz, yapabileceğimiz özgür bir dünyayı bırakıp bir başka boyuta geçiş yapıyoruz adeta, her şeyin kurallarının önceden belirlendiği, nispeten güvenli ama çoğu zaman sıkıcı bir dünya.

Bizim için önemli olan nedir, gerçekten ne istiyoruz sorusunun cevabını aramak erteleniyor hep.

Özgüvenimiz çoğu durumda yeterince gelişmiyor, hata yapmamıza dahi izin verilmiyor. Kendim olmanın ilk şartı kendi kararlarımı alıp gerekirse bedellerini ödemek, bazen ne mümkün.

Kendimi gerçekten tanıma şansında 30’lu yaşlarımın ortalarında ulaştım ve çok sevdim, yolculuk devam ediyor elbette, koçluk yaparken başkalarına da bu anlamda yardımcı oluyor, rehberlik ediyorum.

Diğerleri ne düşünür şeklinde yaşamayı uzun zaman önce bıraktım, kolay olmadı ama sonuçta güzel oldu. Diğerlerinin hep bir şeyler düşündüğünü, aslında temelde iyi niyetli olduklarını, ama ne yaparsam yapayım diğer insanların yarısının çıldırdığımı düşündüğünü, diğer yarısının ise beni takdir ettiğini fark ettim.

Kendimiz olmaya izin vermenin bir yaşı yok, her yaşta yapılabilir. Bunun için öncelikle kendimizi daha iyi tanımak, isteklerimizi net bir şekilde ortaya koymak, hayatımızın sorumluluğunu elimize alıp cesur kararlar almak ve uygulamak, diğer insanlar ne düşünür endişesi ile vedalaşmak gerekiyor bana göre.

Ne yapacağınızı, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bir elinizi kalbinize yerleştirin, bırakın o size rehberlik etsin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

18 Ocak 2016 Pazartesi

KARAR VERMEK VE UYGULAMAK


Koçlukta en çok üzerinde durduğumuz konulardan birisi de karar vermek konusudur. Kararlarım kendi değerlerim ile uyumlu mu? Kararımın muhtemel sonucu kimleri nasıl etkiliyor? Aldığım karar beni daha huzurlu yapacak mı? Bu ve benzeri soruların üzerinde sesli olarak düşünmek çoğu zaman işe yarar.

Daha sonra verdiğimiz kararın ne ölçüde uygulanabilir olduğuna bakmak gerekir. Bir kararın önce benim için sonra da çevrem için yararlı olması da bazı durumlarda önemli olabilir.

Kararla ilgili eylem adımlarını kafamızda şekillendiririz; somut, ölçülebilir, gerçekçi eylem adımları belirlemeye çalışırız, bunları bir takvime bağlamaya gayret ederiz.

Bazen detaylandırmak ve minik adımlar belirlemek iyi gelir, pek çok kişi için bu şekilde yapmak uygulamayı kolaylaştırır.

Sizi korkutmayacak ancak bir şey yaptığınız hissini verecek bir adımla başlamanızı öneririm.

Daha sonra kontrolümüzde olan ve olmayan alanlara bakmak gerekebilir. Bazen ikisinin karışımından oluşan gri bölgelerle de karşılaşabiliriz.

Bu konu ile ilgili olarak gidiş yolundan puan almak isimli yazımı da okumanızı isterim, bütün eski yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ve hayatını seç isimli bloğumdan ulaşabilirsiniz.

Karar verdikten sonra hemen başlamak genellikle daha iyidir, eyleme geçmek motivasyonu artırır, eyleme geçme süresini uzatmak ise kaygı ve endişeyi çoğaltabilir.

Kararlarınızı uygulamaya başlayacağınız kararlı günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Karar vermek ve uygulamak konusunda koçluk desteği almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

11 Ocak 2016 Pazartesi

HAFTALIK MUTLULUK PROGRAMI


Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4. GÜN

Kahvaltıdan önce: Uyanır uyanmaz duşa girin ve şarkı söyleyin, size neşe veren bir şarkıdan aklınızda kalan dizeleri tekrar edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı arayarak Mutluluk Programı’nın ortasında olmanıza rağmen kendinizi harika hissettiğinizi söyleyin, isterse programı onunla da paylaşın.

Öğle yemeği sonrası: Kendinizi çok şanslı hissetseydiniz neler yapacağınızı düşünün ve kendinizi şanslı hissetmeyi seçin, pek çok şey gibi bu da bir seçimdir.

Saat 16 civarı: Çok sevdiğiniz bir insanı arayarak onu sevdiğinizi ve özlediğinizi söyleyin.

Akşam yemeği sonrası: Bir yıl sonra okumak üzere kendinize kısa bir mektup yazın ve bitirince bir zarfa yerleştirip saklayın.

Yatmadan önce: Giysi dolabınızdan en sevdiğiniz kıyafeti çıkarın ve yarın giymek üzere hazırlayın.

5. GÜN

Kahvaltıdan sonra: En sevdiğiniz kıyafeti giyin, saçınızı tarayın, çekici gözüktüğünüze emin olarak evden çıkın ve yüzünüze bir gülümseme yerleştirin, karşılaştığınız ilk insana onu tanımasanız dahi günaydın diyerek devam edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı, akrabanızı ya da birden fazla insanı arayarak akşam yemekten sonra size gelmelerini isteyin.

Öğle yemeği sonrası: Kendime daha fazla güvenseydim yapacağım ilk 3 şey ne olurdu diye düşünün ve kendinize güvenmeyi seçin.

Saat 16 civarı: Sevdiğim bir insana küçük güzel bir sürpriz yapacak olsaydım bu ne olurdu diye düşünün, sonra bunu kendiniz için yapın.

Akşam yemeğinden sonra: Eve çağırdığınız kişilerle ister sohbet edin, ister oyun oynayın, kestane pişirebilir veya mısır patlatabilirsiniz.

Yatmadan önce: Evi toplayın, bunu yaparken kendinize ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlatın.

6. GÜN

Kahvaltıdan önce: En yakın fırına yürüyüp sıcak ekmek, simit ya da sandviç ekmeği alın. Basit ama lezzetli kahvaltınız hazır.

Saat 11 civarı: Sevdiğiniz bir kitaptan kısa bir bölüm okuyun, kitabın içine yıllar sonra gördüğünüzde hoşunuza gidebilecek bir not alın.

Öğle yemeğinden sonra: Kendime daha çok değer verseydim neleri farklı yapardım diye düşünün ve kendinize daha çok değer vermeyi seçin, sonra da bu yönde minik bir adım atın.

Saat 16 civarı: Uzun zamandır ertelediğiniz çok basit fazla zaman almayacak bir şeyi yapın ve yapılacaklar listenizden çıkarın.

Akşam yemeğinden sonra: Kendinize zaman ayırın, biraz tembellik yapın, tembelliğin keyfini çıkarın.

Yatmadan önce: Sahip olduklarınıza şükredin, bunların devam etmesi için de dua edin.

7. GÜN

Kahvaltıdan önce: Yarım saat spor yapın, en azından bir yürüyüş.

Saat 11 civarı: İhtiyacınız olmayan kıyafetleri ayırın, bir torbaya yerleştirin, sonra ihtiyacı olan bir kişiye ya da bir kuruma verirsiniz.

Öğle yemeğinden sonra: Şu an dert ettiğiniz bir şeyi düşünün ve bunu 10 yıl sonra hatırlayıp hatırlamayacağınızı tahmin etmeye çalışın.

Saat 16 civarı: Geçen haftayı şöyle bir değerlendirin, mutluluğunuza 10 üzerinden bir puan verin, ilk verdiğiniz notla karşılaştırın, notunuz artmışsa siz de başkaları için bir mutluluk programı oluşturun ve paylaşın. Notunuz artmadıysa bu programı bir hafta daha uygulayın.

Akşam yemeğinden sonra: Başkalarının hayatını olumlu anlamda değiştirmek, katkı sağlamak için neler yapabilirim diye düşünün.

Yatmadan önce: Güzel geçen hafta için şükredin, önümüzdeki haftanın da sağlık ve mutluluk getirmesi için niyet edin ve erken yatın.

Güzel bir hafta diliyorum, mutluluk bizimle olsun, sevgiyle.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

10 Ocak 2016 Pazar

7 GÜNLÜK MUTLULUK PROGRAMI


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazılarını fırsat buldukça takip ediyorum. 6 Ocak Çarşamba günü sayfasında 7 günlük hafifleme programı adıyla bir beslenme programı sunmuş. Ben de bundan hareketle sizlere 7 günlük bir hafif mutluluk programı sunmak istiyorum. Programa harfiyen uymanız gerekmiyor elbette, ne kadar uygularsanız o kadar kar. Başlarken şu an sahip olduğunuz mutluluğunuz için 10 üzerinden bir puan verin kendinize.

1.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce bugünün çok güzel bir gün olmasını ve ne olursa olsun fikrinizi değiştirmemeyi seçin, günün getireceği güzellikleri düşünün, her gün yeni bir hayattır. Elinizi yüzünüzü yıkadıktan sonra sadece beş dakika sessiz sakin bir ortamda sahip olduğunuz şeyleri düşünerek içinizden gelerek şükredin.

Saat 11 civarı: Uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayarak 5-10 dakika halini hatırını sorun, sohbet edin, sizin nasıl olduğunuzu sorarsa gayet iyi olduğunuzu söyleyin.

Öğle yemeğinden sonra: Size komik gelen, gülmenizi sağlayacak kısa bir şey izleyin ya da okuyun.

Saat 16 civarı: Güzel bir şarkı dinleyin, size keyif, neşe, coşku veren bir şarkı seçin.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir kitaptan bir ya da iki bölüm okuyun, yarım saat ayırmanız yeterli olacaktır.

Yatmadan önce: Gün içinde yaşadığınız güzel olayları yazın, ertesi gün olmasını beklediğiniz güzel şeyleri not alın.

2.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Sabah sporu veya onun yerine geçebilecek bir egzersiz yapın, 15-20 dakika yeterlidir, gerekirse bunun için biraz erken kalkın.

Saat 11 civarı: En sevdiğiniz arkadaşınızı arayıp en geç bir hafta içinde buluşmak üzere bir plan yapın. Günü, yeri ve saati netleştirin.

Öğle yemeğinden sonra: Para ve zaman bulunca yapacağınız ilk seyahatte nereye gitmek istediğinizi düşünün, zamanınız varsa internetten biraz araştırma yapın.

Saat 16 civarı: Yardıma / desteğe ihtiyacı olabileceğini düşündüğünüz bir tanıdığınızı arayarak nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir insanla yüz yüze veya telefonla dün akşam okuduğunuz kitap hakkında 10 dakika sohbet edin, sonra 20 dakika daha bu kitabı okumaya devam edin.

Yatmadan önce: Sahip olduğunuz güzel şeylere odaklanın ve aklınıza gelen ilk 15-20 maddeyi yazın.

3.      GÜN

Kahvaltı öncesi: En sevdiğiniz ev kahvaltısını hazırlamak için biraz erken kalkın, gerçekten neyi çok seviyorsanız pişirin, hazırlayın ve afiyetle yiyin.

Saat 11 civarı: Vizyondaki sinema filmlerini araştırın, en beğendiğiniz filmin saatlerini öğrenin, film hakkında yazılan yorumları okuyun.

Öğle yemeğinden sonra: Mümkünse açık havada 15-20 dakika bir yürüyüş yapın.

Saat 16 civarı: Çocukken en çok neleri sevdiğinizi düşünün, hatırlamıyorsanız annenizi, teyzenizi, dedenizi arayın.

Akşam yemeği sonrası: Sinemaya gidin, varsa alasko frigo yemeyi ihmal etmeyin.

Yatmadan önce: Dua edin.

Yarın devam edeceğiz, sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

6 Ocak 2016 Çarşamba

BEKLENTİLERİ YÖNETMEK


Gerçekleşen ile beklenti arasındaki fark çoğu zaman mutluluğu belirler. Eğer beklentiniz kadar veya onun üzerinde bir gerçekleşme yaşarsanız mutlu olursunuz. Diğer yandan; gerçekleşen durum beklentinin altında kalırsa bu mutsuzluğa yol açabilir.

Çok basit bir örnekle başlayalım, diyelim ki İstanbul’da yaşıyorsunuz, Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na araba ile geçeceksiniz, yolculuk bir saat sürdü. Eğer sizin beklentiniz 45 dakika ise yolculuk süresini uzun bulabilirsiniz ve bu sizi kızdırabilir, mutsuz edebilir. Eğer beklentiniz 1 saat 15 dakika civarında ise yolculuğu 1 saatte yaptığınız için sevinip mutlu olabilirsiniz.

Daha geniş bir çerçeveden bakalım şimdi de. Bugünden başlayarak bir hafta boyunca her gün için 10 üzerinden bir mutluluk puanı verin; 10/7, 10/5, 10/8 gibi. Sonra geriye dönüp o günleri daha detaylı olarak değerlendirin, beklentilerinizin veya fazlasının gerçekleştiği günlerde puanlarınızın daha yüksek olduğunu fark edeceksiniz.

Peki, gerçekçi beklentiler nasıl oluşturulabilir? Burada çıtayı ne çok yükseğe ne de çok aşağıya koymak gerekir. Çocuklar oyun oynarken bunu çok güzel yaparlar, oyundan keyif almak için oyunun ne çok kolay ne de çok zor olması gerekir. İşte biz de bir denge modeli yaratmalıyız.

Diğer insanlarla ilgili beklentilerimizi oluştururken özellikle dikkat etmeliyiz. Onların sizin gibi olmayacağını/olmak zorunda olmadıklarını kabul ederek işe başlayın. “Eğer ben olsaydım şöyle söylerdim/şöyle yapardım” diye beklenti oluşturuyorsanız bir ölçüde mutsuzluğu davet ettiğinizi söyleyebilirim.

İkinci bir konu da beklenti oluştururken konunun ne kadarı benim elimde/benim kontrolümde hesaplaması yapmaktır. Eğer her şey benim elimdeyse (en azından eylem adımları anlamında) daha gerçekçi bir beklenti oluşturabilirim. Benim elimde olmayan, başkalarının da bir şeyler yapması gereken kısımlar çoksa bu hususa dikkat etmem gerekir beklenti oluştururken.

Beklentileri yönetmek bir ölçüde hayatı ve mutluluğu yönetmektir. Beklentilerinizi gerçekçi bir şekilde yöneteceğiniz mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmeleri devam etmektedir, randevu için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

28 Aralık 2015 Pazartesi

HUZURA GİDEN YOL – BÖLÜM 2


Dün kaldığımız yerden devam edelim. Huzur hakkında kendi hayatımdan da yola çıkarak ipuçları paylaşıyorum.

Önyargılarımızı ve kibiri bırakmak, bir yandan çok özel ama bir yandan da sıradan olduğumuzu görmek insanı huzurlu yapar.

Yaşamın bir yarış olmadığını anlayabilmek, her insanın farklı bir kulvarda kendisini geliştirmeye çalıştığını idrak edebilmek önemlidir.

Kendimizi diğer insanlarla kıyaslamamak da bizi huzurlu yapacaktır. Başkalarının ne yaptığı, ne kadar kazandığı, nasıl bir hayat yaşadığı hakkında bir bilgim olmasaydı hayatımı nasıl yaşayacaktım? Bu soruya verdiğimiz cevaplar ve buna ne kadar uygun yaşadığımız da huzur açısından önemlidir.

Para ile olan ilişkimiz de önemlidir, borç enerjisi insanı huzursuz ve tahammülsüz yapar, paranızı iyi yönetin ve beklenmedik durumlar için biraz tasarruf yapın.

Vicdanın sesini dinlemektir huzur. Gece kafanızı yastığa koyduğunuzda bugün güzel bir gündü diyebilmektir.

Güzel bir uyku uyumaktır, bazen saati kurmadan kalkmaktır, sevdiklerimize sarılmaktır, sevgi sözcüklerini daha çok kullanmaktır, zamanın değerini bilmektir.

Biraz gözümüzü daha çok gönlümüzü doyurmaktır, her anın olabildiğince tadını çıkarmaktır, yaşamın kendine has ışıltısını fark etmektir, bazen konuşmak, bazen dinlemektir.

Biraz seyahat etmektir, yeni ve farklı olana da kapı açmaktır, olmuyorsa zorlamamaktır ve en önemlisi sabırlı olmaktır.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

27 Aralık 2015 Pazar

HUZURA GİDEN YOL


Huzur en çok ihtiyaç duyduğumuz duyguların başında geliyor. Bir şeyi yaparken huzurlu olabilmek, genel olarak huzuru hissetmek, huzurlu bir yaşam sürebilmek bence çok önemli. Bugün huzura dair bazı ipuçları paylaşmaya çalışacağım.

Benim için doğa demek huzur demek. Denizin kıyısı da olabilir yemyeşil bir ortam da olabilir. Doğada zaman geçirmek insanı daha huzurlu yapma potansiyeline sahiptir. Mümkünse her gün yarım saat, değilse hafta sonunda biraz daha uzun sürelerle doğada zaman geçirmeye çalışın.

Ben İstanbul’un şirin İlçesi Beykoz’da doğdum ve büyüdüm. Denizle yeşilin her tonuyla iç içe bir çocukluk geçirdim. Mavi ve yeşil renkler beni hala büyülemeye devam ediyorlar.

Huzurun bir unsuru doğa ise diğer unsuru da huzuru yakalamış insanlardır. Huzurlu insanların yanında kendimizi daha da huzurlu hissederiz. Sizin çevrenizde de bu tip insanlar mutlaka vardır, onlarla daha çok zaman geçirmeye çalışın.

Huzurun diğer bir önemli parçası da elbette maneviyattır. Şükretmek, dua etmek, bunları günlük hayatımızın bir parçası haline getirmek bizi her zaman daha huzurlu bir insan yapar.

Ufka bakmak da insana huzur verir, özellikle de gün doğumu ve gün batımı sırasında. Muhteşem bir manzarada huzur ve dinginlik kaplar insanın içini. En son ne zaman güzel bir gün doğumu veya gün batımı izlediniz sakince?

Düzenli olmak da huzurlu yapar, sadeleşmek lazım biraz, fazlalıkları atmak, zaman zaman teknolojiden uzaklaşmak, hayattan küçük molalar almak, tam da şu an bu yazıyı okurken yaptığınız gibi.

Yarın devam edeceğiz.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

18 Aralık 2015 Cuma

KENDİMİZİ TANIMANIN ÖNEMİ


Kendimizi yakından tanımakla başlar her şey, hayat kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur. Amacımız ne olursa olsun kendimizi daha iyi tanımak amacımıza ulaşmayı da kolaylaştırır.

Koçlukta kullandığımız yöntemlerle kişinin hedeflerine daha kısa bir sürede ve daha kolay bir şekilde ulaşmasını sağlamaya çalışırız. Kullanılan teknik ve yöntemlerin önemli bir kısmı kişinin kendisini yakından tanımasına, kabul etmesine ve sevmesine odaklanır. Değişim daha sonra gelir.

Hayatımız aslında bir ölçüde yaptığımız seçimlerden ibarettir. Bu seçimleri “doğru” bir şekilde yapmak hayatın tatminine ve mutluluğa ulaşmamızı kolaylaştırır.

Büyüklerimiz hayatta en önemli seçimlerin iş seçimi ve eş seçimi olduğunu söylerler. Bu seçimleri bizi mutlu edecek şekilde yapabilmek kendimizi tanımadan mümkün olmaz.

Hayatın önemli bir kısmını insan ilişkileri oluşturur. Kendisini tanıyan ve kendisiyle mutlu bir ilişki kuran kişi diğer insanlarla olan iletişiminde de ön yargılardan uzaklaşarak sağlıklı uzun süreli ilişkiler kurabilir ve sürdürebilir.

Kendimizi tanımak dediğimizde kuşkusuz geniş çaplı bir alandan bahsediyoruz. Değerlerimizi ortaya çıkarmak, bir sıralama yapmak, değerlerimize uygun bir yaşam sürmek, amaçlarımızı bulmak ve gerçekleştirmeye çalışmak gibi.

En önemli yatırım kişinin kendisine yaptığı yatırımdır, hayattaki en önemli projeniz sizsiniz. Kendinizi yakından tanımaya çalışın lütfen. İlk kitabım olan Hayatını Seç bu anlamda size gerçekten çok yardımcı olabilir.

Sevgi ile kalın.

Not: İç dünyanızı keşfetmek konusunda profesyonel yardım almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

8 Aralık 2015 Salı

KARARLARINI SEV


Her gün irili ufaklı çok sayıda karar alıyoruz. Eğer aldığımız kararları sevmezsek kendimizi sevmemiz, saygı duymamız ve güvenmemiz çok zor olacaktır.

Tersinden de gidebiliriz, kendini daha çok sevmek ve saygı duymak isteyen bir insana kararlarını severek başlamasını önerebiliriz.

Ne demiştik, her gün çok sayıda karar alıyoruz, seçimler yapıyoruz. Saat kaçta uyanacağımız, kahvaltıyı evde mi dışarıda mı yapacağımız, neler yiyeceğimiz, nasıl giyindiğimiz, hangi yollardan bir yerlere gittiğimiz, karşılaştığımız insanlara nasıl davranacağımız, kendimize her gün neler anlattığımız, hangi düşünceleri seçtiğimiz, karşılaştığımız olaylarda hangi bakış açılarını ve tepkilerini seçeceğimiz hepsi birer karar aslında.

 Bu konuda çalışma yapmak isteyen kişilere her gece yatmadan önce o günkü kararlarını gözden geçirmelerini öneriyorum, en beğendiğiniz kararı not almayı ihmal etmeden. Bu süreç farkındalığınızı artırarak bir süre sonra otomatik kararlar almak yerine sizin için önemli olan konularda daha iyi düşünerek kararlar almanızı sağlayabilir.

Bu arada unutmayalım, bir kararı “doğru” veya “yanlış” yapan şey öncesindeki değerlendirme süreci ile birlikte karar verdikten sonra yaptıklarımızdır. Tereddüt ederseniz eylemleriniz de tereddüt içerir ve sonuç bundan etkilenir.

Yanlış karar vermek dünyanın sonu değildir, her zaman yeni kararlar alabilir, kararlarımızı değiştirebiliriz. Sürekli değişen bir dünyada karar değişiklikleri de kaçınılmazdır. Bu sizi tutarsız bir insan yapmaz.

Kararınızı verin, tereddüt etmeden uygulayın. Kararlarını seven kendisi de sevmeye yakındır.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 Kış Dönemi Kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

4 Aralık 2015 Cuma

ZAMAN, SAHİP OLDUĞUMUZ EN DEĞERLİ ŞEYDİR


ZAMAN, SAHİP OLDUĞUMUZ EN DEĞERLİ ŞEYDİR

Zaman yönetimi, gerek kendi hayatımda gerekse koçluk çalışmalarımda üzerinde çok durduğum önemli bir konu. Hayatın tadını çıkarmak için, anlamlı işler yapmak için hep zamana ihtiyacımız var.

Zaman yönetimi konusuna bir zaman bütçesi tutarak giriş yapabiliriz. Aynen para bütçesinde olduğu gibi zamanı nereye harcadığımızı yazabiliriz. Neye ne kadar zaman gittiğini tespit etmek atacağımız ilk önemli adımdır.

Koçlukta zaman yönetimi dediğimizde akla ilk gelen yöntem acil/önemli çerçevesidir. Konuyu biraz daha basit hale getirmek istiyorum.

Günlük hayatımızda çok genel bir yaklaşımla zamanı dört ayrı alanda kullanırız.

Fiziksel ve maddi ihtiyaçlar: Uyku, beslenme, kişisel bakım, geçimimi temin ettiğim işte geçirdiğim süre, işe gidip gelirken trafikte harcadığımız zaman gibi.

Rahatlama aktiviteleri: Bize doğrudan bir şey katmayan ancak hepimizin belli ölçülerde ihtiyaç duyduğu ve yaptığı şeyler. TV izlemek, sosyal medyada zaman geçirmek, arkadaşımızla sohbet etmek, kahve içmek ve bir şeyler okumak gibi.

Operasyonel işler: Elimde olsa belki yapmayacağım ancak illa birisinin yapması gereken işler; alışveriş yapmak, yemek pişirmek, evi toplamak ve temizlemek, fatura yatırmak, arabayı servise götürmek gibi işler.

Strateji: Evet, en önemli alan burasıdır. Bakın bakalım zaman kalıyor mu? Acil olmadığı için zaman ayırmadığımız bölge. Biz, isteklerimiz, hayallerimiz, bunları düşünmek, yazmak ve yapmaya başlamak. Ayrıca spor yapmak, kaliteli bir sohbet, bize bir şeyler katan bir kitap, bir enstrüman çalmak, kendimizle ilgili yapmak istediğimiz bizce önemli olan şeyler.

En azından bir haftalık bir zaman bütçesi tutun ve bu alanlara ne kadar zaman gittiğine bakın lütfen. Strateji için her gün en az 2,5 saat ayırabiliyorsanız gerçekten aferin size. Eğer bunu yapamıyorsanız hangi alanlardan tasarruf ederek bu alana aktarabileceğinize bakın.

Strateji olmadan hayatın tatminine ulaşmak çok zordur.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 yılı Kış Dönemi Kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

2 Aralık 2015 Çarşamba

HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEYİN


Hayatımızın ve mutluluğun çok önemli bir alanını insan ilişkileri oluşturuyor. İletişim becerileri, doğru iletişim kurmak, kendimizi ifade etmek bu alanın etkili unsurları.

İnsan ilişkileri yaşanırken zaman zaman üzücü tartışmaların içinde bulabiliyoruz kendimizi. Bazen de, belki de en kötüsü, haklıyken haksız duruma düşebiliyoruz. Benim de başıma geldiği oluyor elbette.

Bardağı taşıran son damla diye bir tabir vardır. Bir olay oluyor, bir tepki vermemiz, bir şeyler söylememiz uygun olacak, yapmıyoruz. Düşüncelerimizi ve duygularımızı bastırıp içimize atıyoruz.

Daha sonra benzer bir veya birkaç olay daha oluyor, yine aynı şeyleri yapıyoruz, yani içimize atıyoruz.

Sonra bir gün ufak, çoğu zaman incir çekirdeğini doldurmayacak bir olayda, olayla bağdaşmayacak ölçüde büyük bir tepki veriyoruz, karşımızdaki insan da şaşırıyor ve bazen ilişki kopma noktasına geliyor. İlişkiyi toparlamak güç olabiliyor.

En doğru tepki, zamanında verilen ölçülü tepkidir. Bardağı hiç doldurmayalım, bir şey canımızı sıktığında bunu uygun bir dille karşımızdakine ifade edelim, içimizde biriktirmeyelim.

Eğer böyle davranmayı başarabilirsek içimizde biriktireceğimiz tek şey sevgi olur.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 Kış Dönemi kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

29 Kasım 2015 Pazar

HAYATIN ELİNDEN İNANÇ, GÜVEN VE UMUTLA TUTUN


Dün akşam paylaştığım yarına not bu şekilde idi. Zaman zaman hepimiz birisinin elinden tutma ihtiyacı hissederiz. En güzeli de hayatın elinden tutmak olsa gerek. Küçük bir çocuğu düşünün, onun elinden tuttuğunuzu hayal edin, neler hisseder o küçük çocuk? Muhtemelen size inanır, güvenir ve geleceğe daha fazla umutla bakar.

Buna ilişkin çok güzel kısa bir anekdot var, kime ait olduğunu bilmiyorum, aklımda kaldığı ölçüde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir gün köy sakinleri kurak geçen bir mevsimde yağmur duasına çıkmaya karar verirler. Bütün köy ahalisi ve imam toplanırlar. Dua edecekleri yere gelirler. İçlerinden sadece birinin elinde şemsiye bulunmaktadır, işte bu inançtır.

Anneler ve babalar küçük çocuklarını havaya hoplatıp tutarlar. Çocuklar buna gülmekten adeta bayılır. Yere düşebileceklerini hiç akıllarına getirmezler. Çünkü anneleri veya babaları onları mutlaka tutacaktır. Bu güvendir.

Her gece yatağımıza girerken ertesi güne dair planlar yaparız. Yarın yaşayacağımıza dair bir garantimiz yoktur. Ama bizi planlar yapmaktan, hayal kurmaktan alıkoymaz bu. Ben de her gece sizlerle yarına notları buluşturuyorum. İşte bu umuttur.

İnanç, güven ve umut olmadan yaşamak zordur, ağır bir yük gibi gelir insana yaşamak. Ama eğer inancınız, güveniniz ve umudunuz varsa çok güzel şeydir yaşamak.

Hepimize inancımızı, güvenimizi ve umudumuzu yükselteceğimiz güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

25 Kasım 2015 Çarşamba

OLMASINI İSTE AMA OLDURMAYA ÇALIŞMA


Geçen hafta paylaştığım bir Yarına Not bu şekilde idi. Biraz kafa karıştırıcı olduğunu kabul ediyorum. Bugün elimden geldiği ölçüde bu başlığa açıklık getirmek istiyorum.

Hayat çok büyük bir sistem, kendine göre bir düzeni, bir işleyişi var. Hayatın ritmiyle uyumlanıp onunla beraber akmak kendimizi huzurlu hissetmemizi de sağlıyor.

Hayatın ritmiyle uyumlanmak dediğimde bu bazen bir isteğimizin hemen olmayabileceğini ya da hiç olmayabileceğini da kabul etmekle gelen bir aşama.

Makul ölçüde çalışmak tamam, emek vermek çok önemlidir. Ama istediğim şeyi illa yapacağım, olduracağım şeklinde makul emeği aşıp gereksiz fazla çabaya ulaşan hareketlerimiz işimizi zorlaştırabilir.

Bir isteğiniz olduğunda bunun için elbette emek verin, yapmanız gerektiğini düşündüğünüz şeyleri yapın. Ben de öyle yapıyorum. Ama aynı zamanda isteğinizin gerçekleşmesi için dua edin ve sabırlı olun. Bu bence olmasını istemektir.

Niye olmuyor, ne zaman olacak, hadi olsun diye dövünmeye başladığınızda bu oldurmaya çalışmaktır, bunu olabildiğince yapmamaya çalışın.

Her şey sizin için en güzel zamanda gerçekleşir. Buna inanmak önemli bir aşamadır.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

24 Kasım 2015 Salı

MUTLULUĞUNUZ SİZE BAĞLI OLSUN


Mutluluğunuz kime bağlı? Basit bir soru gibi gözüküyor ama gelin bugünkü yazımızda konuyu biraz açmaya çalışalım.

Hepimiz daha mutlu olmak istiyoruz, orası kesin. Daha akılcı olan yöntem mutluluğumuzun bize bağlı, bizim elimizde olmasıdır.

Nasıl mutlu olursunuz? Buradan başlayalım. Lütfen üzerinde biraz düşünün ve aklınıza gelen cevapları yazın. Sonra da size bağlı olmayanları inceleyin.

Aklıma ilk gelen örnekler şunlar, hepimizin hayatında mutluluğu o veya bu şekilde zaman zaman bağladığımız unsurlar:

Hava güzel olursa mutlu uyanırım; tuttuğum takım maçı kazanırsa mutlu olurum, çocuğum sınavdan yüksek not alırsa mutlu olurum, patronum bana iyi bir iş çıkardığımı söylerse mutlu olurum, eşim bana bir hediye alırsa mutlu olurum, vb. Listeyi uzatmak mümkün.

Peki, havanın kapalı olduğu bir gün tuttuğunuz takım maçı kaybederse, ertesi gün işyerinde patronunuz sizi eleştirirse, eve geldiğinizde çocuğunuzun sınavdan düşük bir not aldığını öğrenirseniz, eşiniz de beklediğiniz hediyeyi almadıysa ne olur?

Mutsuzluk tavan yapar herhalde.

Bu şekilde bir mutluluk anlayışı mutluluk seviyenizin sürekli dönme dolap gibi bir aşağıda bir yukarıda olmasına yol açar ve sizi aslında mutsuz, huzursuz eder.

Gelin bugün mutluluğumuza dair yeni tanımlar yapalım, kendi elimizde olan unsurlara daha çok bağlayalım mutluluğu. Güçlü bir karar alalım ve bir süre arkasında duralım.

Örnekler vereyim: bugün kendime yarım saat zaman ayırabilirsem mutlu olurum, bilmediğim bir şey öğrendiğim her gün mutlu olurum, bir arkadaşımı arayıp sesini duyarsam mutlu olurum, eşime sarılırsam mutlu olurum, güzel bir kitaptan 10 sayfa okursam mutlu olurum, çocuğuma onu her şart altında çok sevdiğimi söylersem mutlu olurum, ihtiyacı olan birine ufacık da olsa bir yardımım dokunursa mutlu olurum, gibi.

Buna mutluluğu gerçekçi beklentilerle yönetmek ve yaşamak diyorum kısaca.

Mutluluğunuz size bağlı olsun.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takibe alınız. Koçluk hakkında aklınıza takılanları mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atarak iletebilirsiniz.