mert çuhadaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mert çuhadaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2016 Cumartesi

HAYATIN İNİŞ VE ÇIKIŞLARI


Pekiştirici döngüler değişime neden olan döngülerdir. Bir yönde artış varsa artış devam eder genellikle. Azalma varsa da azalma devam eder. Kartopu etkisi olarak da bilinir.

Sistem adeta gittiği yönde hızlanır. Başarı başarıyı, başarısızlık başarısızlığı getirir. Sistem sadece pekiştirici döngüler ile çalışırsa bir noktada kırılır. Bu nedenle büyüme veya küçülme sonsuza dek süremez, dengeleyici döngüler devreye girer.

Bunu anlamak ve içten bir şekilde kabul edebilmek çok önemlidir. Çünkü bu hayatımızdaki iniş çıkışları açıklar. Her şey ne kadar kötü olursa olsun, iyiye döneceğini anlamamız gerekir. Benzer şekilde başarı da sonsuzluğa kadar kesintisiz gidemez, arada başarısızlıklar olacaktır.

Hayatın inişleri ve çıkışları olacaktır, sistem bilimi teorisine göre hiçbir çıkış veya iniş sonsuza dek süremez ve bir şekilde kırılır. Çıkışları yönetmek kolaydır, daha zor olan inişleri yönetmektir, biraz ustalık ister, bazen yardım almak ister.

Hayatımızdaki çoğu deneyim bir şeyler anlatmak için oradadır. Eckhart Tolle’ün çok sevdiğim bir yaklaşımı var, “yaşam, sana bilincinin evrimi için en yararlı deneyimi verecektir, bu deneyimin senin en çok ihtiyacın olan deneyim olduğunu nasıl bilebilirsin?, çünkü şu an içinde bulunduğun deneyim buJ.”

En çok ihtiyaç duyduğunuz deneyim içinde olduğunuz deneyimdir, başka türlü olamaz. “Başımıza gelenler”in bizi yıkmasına izin vermek bir tercihtir, bir süre üzüldükten sonra tekrar ayağa kalkıp silkelenmek ve yola devam etmek başka bir tercihtir, siz hangisini seçiyorsunuz? Umutsuzluğu seçmeyin.

Umutsuzluk yaşıyorsanız iniş dönemlerine farklı bir bakış açısı ile yaklaşmaya çalışın, kendinize dair yapacağınız ve sizi bile şaşırtabilecek keşifler neler olabilir hiç düşündünüz mü?

Aşağıya iniş dönemlerini hayatınızda bir şeylerin daha iyiye doğru evrimleşeceği bir dönemin başlangıcı olarak da görebilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

2 Şubat 2016 Salı

OLDUĞUN YERİ SEV


Dün kendimize ölçülü bir şekilde hayranlık duymaktan bahsetmiştim, bugün ise olduğumuz yeri sevmenin bizi istediğimiz noktaya daha rahat taşıyabileceğine ilişkin eski bir yazımı tekrar yayınlamak istedim, konuların biraz bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.

“Olduğun yeri sevmeden olmak istediğin yere gidemezsin” dedi Bilge. “Olduğum yeri seviyor olsam, olmak istediğim tek yer burası olurdu zaten” diye yanıtladım. Anlayışla gülümsedi ve en baştan kısaca tekrar anlattı.

“Olduğun yeri sevmelisin çünkü orası olabileceğin en iyi yer ve bunu anlamadan ileri gidemezsin. Geçmişinde söylediğin veya yaptığın şeyler seni buraya getirdi, bundan daha iyi bir başlangıç noktası olamaz, çünkü buradasın.”

“Ben öyle düşünmüyorum, daha farklı davransaydım daha ileri bir noktada olabilirdim. 5 yıl önce bugünkü aklım olsaydı varmak istediğim yere belki de çoktan varmış olurdum.”

“Bugünkü aklım dediğin şeyin önemli bir kısmı son beş yılda şekillendi, son beş yılda öğrendiklerini senden geri alsam ve seni zamanda beş yıl öncesine geri göndersem muhtemelen yine aynı şeyleri yapar ve üç aşağı beş yukarı aynı yolu izlerdin.”

Düşündüm, Bilge haklıydı, ama yenilgiyi bu kadar çabuk kabul etmek istemiyordum.

“Ya benim sahip olmak istediklerime doğuştan sahip olanlar ya da çok genç yaşta kavuşmuş olanlar?” diye sordum.

“Herkesin yolculuğu farklı, seninki de öyle, bu bir yarış değil. Hayal ettiğin her şeye zamanla kavuşacaksın, sabırlı ol ve keyfini çıkar. Unutma, zamanı gelince meyveler olgunlaşır, dallar eğilir, senin olan sana gelir. İyi ki her istediğin henüz gerçekleşmemiş yoksa gerçekten çok sıkıcı bir hayatın olurdu. Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir, buna son verdiğimizde yaşamaya da son veririz aslında farkında olmadan”

“Başarılı olmak için dua ediyorum ve sahip olduklarıma şükrediyorum.”

“Dua ettiğin şeyler gerçekleşmiş gibi şükretmelisin, bunu unutma”

“Yapmak istediğim çok şey var ve zaman çok kısa” diye son bir serzenişte bulundum.

“Zaman izafi bir kavram, bazen az bazen çok, olduğun yeri seversen olmak istediğin yere daha hızlı gidersin” dedi ve geldiği gibi aniden ortadan kayboldu.

Bilge’nin ziyaretlerini seviyorum, belki bir gün onları kitaplaştırırım, kim bilir?

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

 

29 Ocak 2016 Cuma

BUGÜN FAZLADAN KÜÇÜK BİR ŞEY YAPIN


Bir kararı doğru veya yanlış yapan şey, karar anındaki değerlendirmeden ziyade daha sonrasındaki düşüncelerimiz ve eylemlerimiz olabilir. Bu nedenle fazladan küçük bir şey yapmak sandığınızdan çok daha büyük bir etkiye sahiptir. Almış olduğunuz kararın doğru olmasını istiyorsanız fazladan küçük bir şey yapın.

Konu ister ilişkiler olsun ister kariyerimiz, fazladan küçük bir şeyler yapmak her zaman işe yarar. Bu küçük şeyler bir araya geldiğinde hayatı oluştururlar.

Bugün değiştirmek istediğiniz konu, doğru çıkmasını istediğiniz kararınız her ne ise o konuda fazladan küçük bir şey yapmanızı istiyorum. İlişkinizi daha iyi hale getirmek istediğiniz birisi var ise ona küçük bir sürpriz yapın. İş değişikliği düşünüyorsanız fazladan bir mail atın, görüşme yapın. Bir hayaliniz varsa fazladan bir adım atın.

Hayatın bize neler getireceğini bilme şansına sahip değiliz, ama getireceklerine bir adım yaklaşmak için fazladan bir adım atmak çoğu zaman işe yarar. Yapabilenler ile yapamayanlar arasındaki farkı çoğu zaman fazladan atılan o tek bir adım, tek bir söz veya tek bir hareket oluşturur.

Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde hayatımızı nasıl geçirdiğimizi belirler.

Siz de bugün bir karar alın, fazladan küçük bir şey yapın ve daha mutlu insanlar arasındaki yerinizi alın.

Pazartesi görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

Not: Şubat ayı koçluk ön görüşmeleri bu hafta başlamaktadır, koçluk almak ile ilgileniyorsanız ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

27 Ocak 2016 Çarşamba

SINIR ÇİZMENİN ÖNEMİ


İnsan ilişkileri hayatta önemli yer tutuyor, insan ilişkilerini iyi kavramak ve yönetmek mutluluğun anahtarlarından birisi kesinlikle. Burada çok sayıda konu var, ben bugün kısaca sınır çizmek konusundan bahsetmek istiyorum, sınır çizmek özgürlüğünüzü artırır ve sizi ilişkiler anlamında daha mutlu yapabilir.

Pek çok insan sınır çizmekten kaçınır, sınır çizerlerse bunun kötü olacağını, karşı tarafın olumsuz bir tepki verebileceğini düşünürler. Oysa ki sınırlarınızı çizmeden içine dahil olacağınız ilişkilerde ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz.

Denge kavramı burada da önemli elbette, sınır çizeyim derken kendinizi tamamen geri çekeceğiniz veya insanlara güvenmeyeceğiniz bir yapıdan bahsetmiyorum.

Sınır çizmek kendimizi tanımakla mümkün olan bir kavramdır, ben kimim, ne istiyorum, neye nasıl tepki veriyorum ve bunu niçin bu şekilde deneyimliyorum gibi soruların cevapları üzerinde düşünmek kesinlikle işe yarar.

Bir sınır çizilmemişse bir ihlal olup olmadığı konusu da zaman zaman tartışmalı hale gelir.

Sınır çizmek konusunda yapabileceğimiz en iyi şey ima edebiyatını bir tarafa bırakıp her şeyi açıkça dile getirmek olmalıdır. Özellikle de bir ilişkinin başlangıç döneminde sınırlar oluşurken bunu yapmak daha kolaydır.

İnsanlara yardım etmek elbette çok güzel bir duygudur, diğer yandan her kişiye her konuda yardım edemezsiniz, gerçekten yapmayı istiyor musunuz, kendinize bunu daha sıkça sormalısınız.

Sınır çizmek konusunda şunu da düşünebilirsiniz, hayatınızdaki ilişkileri düşündüğünüzde sizi mutlu edecek şekilde sınır çizebildikleriniz ve çizemedikleriniz vardır. Siz aynı kişi olduğunuza göre iyi örneklerle diğerlerini karşılaştırarak nerede hata yaptığınızı görebilir ve bazı önlemler alabilirsiniz.

Sınırlarını çizemeyen sınır ihlaline katlanır.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

25 Ocak 2016 Pazartesi

KEŞKE OKULDA ÖĞRENSEYDİK


Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım bana güzel bir yazı gönderdi, yazının linkini en altta paylaştım. Yazının ana fikri kişisel gelişimle veya koçluk ile ilgili konuları maalesef geç sayılabilecek yaşlarda öğreniyor olmamız. Bazı konuları eğitim sistemimizin içine dahil edebilmek gerçekten yararlı olurdu. Diğer yandan eğer hayatta isek her zaman yeni bilgiler öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza almak mümkündür. Bugünkü yazım keşke okulda öğrenseydim dediğim ama sonrasında geç de olsa kavrayıp hayatıma yerleştirdiğim konular ile ilgili.

İlk aklıma gelen konu para yönetimi konusu, yani kendi paramızın idare edilmesi. Ana kural kazancından önce tasarruf miktarını ayır, sonra kalan kısmı ile mecburi harcamalarını yap, eğer artarsa gezip tozarsın.

İkinci konu zaman yönetimi. Zamanı çok hoyratça tüketiyoruz. Fiziksel olarak hayatta kalmak için yapmamız gereken uyku, beslenme gibi şeylerden sonra iş hayatı zamanımızın önemli bir kısmını alıyor. Geriye kalan zamanı gerçekten çok iyi kullanmak gerekiyor. Mutlaka stratejiye zaman ayırmak lazım. Bir insanın hayatında strateji nedir? Ben kimim, nasıl mutlu oluyorum, hayallerim neler, onlara nasıl ulaşabilirim, kendime neler katabilirim gibi soruların cevaplarını aramak ve bu alanlarda bir şeyler yapmak.

Üçüncü konu dengeye önem vermek olurdu. Dengeye yaklaştıkça mutluluk artıyor çünkü. O kadar çok denge var ki, almak ve vermek arasındaki denge, gerçekçi beklenti ile hayal kurmak arasındaki denge, kendim ve diğer insanlar arasındaki denge, söylediklerim ve yaptıklarım arasındaki denge gibi.

Dördüncü konu, hatalardan ders çıkarma konusu olabilirdi, nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak ve dersi öyle çıkar, keşke daha önce öğrenseydim dediğim sözlerden birisidir.

Beşinci konu sağlığın önemi olabilir, doğru beslenme nedir, doğru spor nasıl yapılır, bir insan sağlığına nasıl yatırım yapabilir, bu konuları da okulda öğrenmiş olmayı dilerdim.

Altıncı konu biraz spiritüel veya manevi bir konu, var olana odaklanmak, bu konuda ayrı bir kitap yazmayı bile düşünüyorum, neyin eksik olduğuna değil nelerin var olduğuna odaklanmak ve sahip olduklarımız için her zaman şükretmek.

Yedinci konu, korkunun kendisinden başka korkacak bir şey olmadığı olabilir. Korkularımıza doğru minik adımlar atarak ilerlemenin ne olduğu, nasıl yapılabileceği daha geç yaşlarda ulaştığım bir bilgi oldu kendi adıma.

Benim aklıma gelenler bunlar oldu, eminin sizin de aklınıza gelen ve paylaşmak istedikleriniz olacaktır, isterseniz yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazının linki şu şekildedir: http://www.egitimpedia.com/keske-okulda-ogretselerdi-dedigim-16-sey/

24 Ocak 2016 Pazar

HAYATINI SEÇ


Geçen hafta Ankara’dan çok değerli konuklarım vardı; Mustafa ve Kemal dostlarım. Benim ilk kitabımdan bazı kısa bölümlerin de yer aldığı, kendi hayat hikayelerini anlattıkları bir gösteri hazırlıyorlar, öncelikle Anadolu liselerinde sonra başka okullarda ve platformlarda sergilemeye çalışacaklar. Yazılarımdan ve kitaplarımdan etkilenen, yarar sağlayan dostlarıma elimden geldiği ölçüde yardımcı oluyorum elbette. Bugün ilk kitabım olan Hayatını Seç’in başlığını taşıyan bir yazı ile haftaya merhaba demek istedim, hafta hepimize sağlık, huzur ve mutluluk getirsin.

Hayat nedir?

Bence kendimiz üzerinde çalıştığımız, kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur.

Kendimiz dedik, bu nedenle başarılı insanların temel özelliği asla ve asla kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarıdır. Kendilerini önceki halleriyle kıyaslarlar. Yolculukta nereden nereye geldiklerine ve nereye gittiklerine bakarlar. Sadece ne kadar yollarının kaldığına değil ne kadar mesafe kat etmiş olduklarına da odaklanırlar.

İnsan aslında organik mükemmel bir bilgisayar, hali hazırda kullandığımız bilgisayarları bizim en ilkel halimiz olarak düşünebiliriz. İçimizde pek çok program var, bu programları keşfetmek ve çalıştırmak amacımız.

Bunu nasıl yapacağız?

Bizler aslında tasarımcıyız, bizi desteklemeyen programları değiştirebiliriz. Bunlar bir işimize yaramayan bizi istediklerimizden uzaklaştıran düşünce yapıları ve inançlardır.

Seçmek demek öncelikle istediğimiz hayatı yaratmak anlamında bize destek olabilecek, işimizi kolaylaştırabilecek düşünceleri ve inançları seçmek demektir.

İnanç, bir insanın yaşamında sisteme ait komuttur. Neye inanıyorsak sistem komut olarak algılar ve yerine getirir.

Ağzımızdan çıkan sözler bizim için bir kodlama ve bilinçaltı sistemi için bir emirdir: Koşturuyorum derseniz bilinçaltının anladığı sizi koşturmak yönünde bir emirdir.

Ben kendime güvenmiyorum derseniz sistem sürekli zemini sallamaya başlar. Güven zemindir, zemin sallanıyorsa destek gerekir.

Bizi sınırlayan konuşmalarımızı, düşüncelerimizi ve inançlarımızı keşfetmek ve mekanizmayı anlamak bu nedenlerden dolayı önemlidir.

Sürekli yapageldiğimiz şeyleri ve alışkanlıklarımızı düşündüğümüzde hayatımızı etkileyen düşünce sistemlerini ve inançlarımızı buluruz.

Birçok şeyimiz çok otomatiktir.

Davranışlarımdan memnun muyum? Daha farklı hangi davranışları seçebilirim?

Davranıştan giderek inancı bulabilirim.

Davranış değişikliği için yeni bir strateji gerekir, inanç değişikliği gerekir.

İnandığım şeyler yaşamda beni destekliyor mu, yoksa bana ayak bağı mı oluyor?

Gelecekte hangi düşünce ve inançlarla devam edeceğim?

Bunun için ise ne istediğini bilmek önemlidir. Farkındalık önemlidir. Farkındaysak değiştirebiliriz, yönetebiliriz. Sorgulamadığımız şeyler, farkında olmadan bizi yönetir.

Sorgulama başlayana kadar mevcut durum devam eder. Neden Olmasın? Kuvvetli bir sorudur.

Bu arada bir şey işliyorsa sakın bozmayın. Size olumlu hizmet eden inançlarınız kalsın.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

KÜÇÜK VE GÜNLÜK SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Yarından başlayarak;
Sabahları normalde uyandığınızdan biraz daha erken kalkmayı seçebilir ve kendinize keyif alacağınız bir yarım saat ayırabilirsiniz veya her zamanki saatinizde uyanıp hızlıca hazırlanıp evden son anda çıkabilirsiniz.
...
Dengeli beslenmeyi tercih ederek, güne evinizde yapacağınız güzel ve sağlıklı bir kahvaltı ile başlayabilir veya işyerine giderken alacağınız bir poğaça ile karnınızı doyurabilirsiniz.
İşyerinizdeki insanlara onları şaşırtacak şekilde gülümseyip kocaman bir günaydın diyebilir veya sessizce aralarından geçerek masanıza oturabilirsiniz.
Her gün içten bir şekilde bir iş arkadaşınızın halini hatırını sorabilir veya kendi işinize gömülebilirsiniz.
Bundan sonra öğle tatillerinde yarım saat bir yürüyüş yapabilir veya kitap okuyabilir ya da çoğu zaman yaptığınız gibi sosyal medyada zaman geçirebilirsiniz.
Akşamları eve dönerken bazen evdekilere sürpriz yapmak için bir demet çiçek, küçük bir çikolata, bir balon alabilirsiniz veya bugün çok yoruldum bana dokunmayın diyerek kapıyı açabilirsiniz.
Akşam yemeklerinde sofrada herkesin ilgisini çekebilecek güzel konulardan bahsedebilir veya bütün gün işte neler yaptığınızı anlatabilirsiniz.
Çocuklarınız yatmadan her gece onlarla 15-20 dakika oyun oynayabilir veya sosyal medyaya göz atabilirsiniz.
Ailenizle, eşinizle daha çok güzel bir müzik eşliğinde sohbetler edebilir veya TV’nin karşısında uyuklayabilirsiniz.
Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde bir yılı nasıl geçirdiğimizi ve hayatımızı etkileme anlamında önemli bir güce sahiptir.
Adete otomatik pilotta yaşar ve bu küçük seçimleri hep alışılageldik şekilde yaparsanız sizden duyacağım şey genellikle şu olur: “Her gün/her yıl birbirinin aynısı ve çok sıkıcı”.
Evet öyle, çünkü siz her gün öyle olmasını seçiyorsunuz.
Dikkatimizi hep büyük seçimlere vermeyi öğrenecek şekilde yetiştirildik. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, evlenmek, ev almak. Kimse bize küçük seçimlerin de önemli olabileceğini anlatmadı.
Eğer her gününüz/her yılınız bir diğerine benziyorsa ve bundan sıkıldıysanız yeni yılda küçük seçimlerinize bir göz atmanızı ve ufak değişiklikler yapmanızı önerebilirim.
Mutlu haftalar.

22 Ocak 2016 Cuma

MUTLAKA KENDİNİZE İYİ GELECEK BİR ŞEYLER YAPIN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.

Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

19 Ocak 2016 Salı

KENDİN OLMAYA İZİN VER


Geçen Pazar akşamı paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi. Bir okuyucum bu başlığı anlatan bir yazı kaleme almamı rica etti. İlk kitabım olan Hayatını Seç’te bu konuyu detaylı olarak ele almıştım, bugün kısa bir yazı kapsamında düşüncelerimi paylaşacağım.

Kendimiz olduğumuz bir dönem var; çocukluğumuz. Sonra unutuyoruz kendimiz olmayı ve hatırlamak için emek vermeye başlıyoruz. Geçenlerde bir danışanımla yaptığım sohbette onunla yapacağımız çalışmalarda yeni bilgiler vermekten ziyade bazı şeyleri hatırlamasını sağlamaya çalışacağımızı söylediğimde önce şaşırıp sonra bana hak verdi.

Büyürken ailemizden, çevremizden aldığımız tepkiler nedeniyle kendimiz olmaktan vazgeçebiliyor ya da uzaklaşabiliyoruz, onay almak için yapıyoruz bunları genellikle. Endişe etmeyi öğreniyoruz, en kötüsünü de düşünerek yaşamayı satın alıyoruz. Güvenliğimiz adında özgürce hareket etmekten vazgeçiyoruz, vazgeçiriliyoruz.

Kendimize ait her şeyi olabileceğimiz, yapabileceğimiz özgür bir dünyayı bırakıp bir başka boyuta geçiş yapıyoruz adeta, her şeyin kurallarının önceden belirlendiği, nispeten güvenli ama çoğu zaman sıkıcı bir dünya.

Bizim için önemli olan nedir, gerçekten ne istiyoruz sorusunun cevabını aramak erteleniyor hep.

Özgüvenimiz çoğu durumda yeterince gelişmiyor, hata yapmamıza dahi izin verilmiyor. Kendim olmanın ilk şartı kendi kararlarımı alıp gerekirse bedellerini ödemek, bazen ne mümkün.

Kendimi gerçekten tanıma şansında 30’lu yaşlarımın ortalarında ulaştım ve çok sevdim, yolculuk devam ediyor elbette, koçluk yaparken başkalarına da bu anlamda yardımcı oluyor, rehberlik ediyorum.

Diğerleri ne düşünür şeklinde yaşamayı uzun zaman önce bıraktım, kolay olmadı ama sonuçta güzel oldu. Diğerlerinin hep bir şeyler düşündüğünü, aslında temelde iyi niyetli olduklarını, ama ne yaparsam yapayım diğer insanların yarısının çıldırdığımı düşündüğünü, diğer yarısının ise beni takdir ettiğini fark ettim.

Kendimiz olmaya izin vermenin bir yaşı yok, her yaşta yapılabilir. Bunun için öncelikle kendimizi daha iyi tanımak, isteklerimizi net bir şekilde ortaya koymak, hayatımızın sorumluluğunu elimize alıp cesur kararlar almak ve uygulamak, diğer insanlar ne düşünür endişesi ile vedalaşmak gerekiyor bana göre.

Ne yapacağınızı, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bir elinizi kalbinize yerleştirin, bırakın o size rehberlik etsin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

18 Ocak 2016 Pazartesi

KARAR VERMEK VE UYGULAMAK


Koçlukta en çok üzerinde durduğumuz konulardan birisi de karar vermek konusudur. Kararlarım kendi değerlerim ile uyumlu mu? Kararımın muhtemel sonucu kimleri nasıl etkiliyor? Aldığım karar beni daha huzurlu yapacak mı? Bu ve benzeri soruların üzerinde sesli olarak düşünmek çoğu zaman işe yarar.

Daha sonra verdiğimiz kararın ne ölçüde uygulanabilir olduğuna bakmak gerekir. Bir kararın önce benim için sonra da çevrem için yararlı olması da bazı durumlarda önemli olabilir.

Kararla ilgili eylem adımlarını kafamızda şekillendiririz; somut, ölçülebilir, gerçekçi eylem adımları belirlemeye çalışırız, bunları bir takvime bağlamaya gayret ederiz.

Bazen detaylandırmak ve minik adımlar belirlemek iyi gelir, pek çok kişi için bu şekilde yapmak uygulamayı kolaylaştırır.

Sizi korkutmayacak ancak bir şey yaptığınız hissini verecek bir adımla başlamanızı öneririm.

Daha sonra kontrolümüzde olan ve olmayan alanlara bakmak gerekebilir. Bazen ikisinin karışımından oluşan gri bölgelerle de karşılaşabiliriz.

Bu konu ile ilgili olarak gidiş yolundan puan almak isimli yazımı da okumanızı isterim, bütün eski yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ve hayatını seç isimli bloğumdan ulaşabilirsiniz.

Karar verdikten sonra hemen başlamak genellikle daha iyidir, eyleme geçmek motivasyonu artırır, eyleme geçme süresini uzatmak ise kaygı ve endişeyi çoğaltabilir.

Kararlarınızı uygulamaya başlayacağınız kararlı günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Karar vermek ve uygulamak konusunda koçluk desteği almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

17 Ocak 2016 Pazar

HEDEF BELİRLEME VE ULAŞMA


Hepimizin çok sayıda isteği var, bunların gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Diğer yandan bütün isteklerimizin aynı anda gerçekleşmesi pek mümkün olmayabiliyor. Hangi isteklerimiz daha öncelikli ise bunları hedef haline getirmek daha akılcı bir çözüm olabilir. Dolayısıyla hedef belirlemek; isteklerim arasından öncelikli olarak daha kısa vadede ulaşmayı düşündüğüm bir veya iki tanesidir.

Bütün isteklerinizi hedef haline getirirseniz çok zorlanır ve hiçbirine ulaşamayabilirsiniz.

Hedefinizi belirledikten sonra hedefinizle ilgili sorumluluklarınızı belirleyin, neler yapacaksınız?

Bu konudan dünkü yazımda detaylı olarak bahsetmiştim. Sonuçla ilgilenmekten çok irademiz dahilinde olan sorumluluklarımız ile ilgilenmek daha önemlidir. Sonuçları her zaman kontrol edemezsiniz.

Bir başka konu ise hedeflerinizin birbiri ile çatışmamasıdır. Hedeflerimin kendi aralarında uyumlu olması önemlidir.

İnsan yaşamda kendi hedeflerini belirleyerek ilerlemelidir, yoksa sadece yaşamın getirdikleri ile hareket eder ve bu her zaman tatmin edici olmayabilir.

Bazen bir hedef belirlediğinizde ve ona ulaşmaya çalıştığınızda hayat birden anlam kazanır.

Hedeflerinizi bulacağınız ve onlara ulaşmak için adım atacağınız güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

14 Ocak 2016 Perşembe

MUTLULUĞU DENGEDE BULMAK


Hayatta en çok önemsediğim şeylerden birisi denge kavramıdır. Hem kendi hayatımı yaşarken hem de koçluk çalışmalarım sırasında dengeye özel bir önem veririm. Dengeye yaklaştıkça mutluluğun arttığını, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluğun başladığını gözlemliyorum.

Bugünkü yazım da denge üzerine, farklı denge kavramlarından bahsedeceğim.

Yaşamın farklı alanları var, sağlığımız, ilişkimiz/evliliğimiz/çocuklarımız, birince derece akrabalarımızla olan ilişkilerimiz, iş ve kariyer durumu, para durumumuz, sosyal hayatımız, ilgi alanlarımız, hobilerimiz, maneviyat ve diğer aklınıza gelebilecek konular. Zamanımızı ve enerjimizi bu konular arasında ne şekilde dağıttığımız, bunun bizi mutlu edip etmediği, hangi alanlara daha fazla zaman ve enerji ayırmak gerektiği üzerinde düşünebileceğimiz en basit denge kavramıdır.

Bir sonraki yaklaşım şu şekilde olabilir; fiziksel hedeflerim var, işim, gücüm, para durumum, evim, arabam gibi, bu alanda bir tatmin seviyem var. Sonra ilişkiler alanı var, bütün insan ilişkileri anlamında kendimi değerlendirecek olsam nasıl bir not veririm. Üçüncü bir alan yaratıcılık alanı, hayatımı yaşarken yaratıcılığımı ne ölçüde kullanabiliyorum. Dördüncü ve son alan ise katkı alanı, diğer insanların hayatında olumlu izler bırakıyor muyum, bu dünyada var oluş amacım ne, nasıl bir eser bırakmak istiyorum gibi konular. Bu dört alanı ayrı ayrı değerlendirdiğinizde hangi alan üzerinde bir şeyler yapmak bundan sonra sizi daha mutlu edebilir. Dengeyi sağlamak için hangi alana odaklanmanız gerekecek?

Bir başka denge kavramı; düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması halidir. Yaşamın hangi alanlarında bu dengeyi yakalıyorum, hangi konularda bunu yapamıyorum.

Son olarak da hayata matematiksel yaklaşmak ile spiritüel yaklaşmak arasındaki denge.

Hayata tam analitik bir bakış açısı ile yaklaşmak dediğimde 2+2’nin her şart altında 4 ettiği matematiksel bir formülü hayatın tüm alanlarına uyarlamaya çalışmaktan bahsediyorum. Bu mümkün olmuyor. Fiziksel bir dünyada yaşıyoruz ve gerçekleşme için eylem adımları kuşkusuz çok önemli. Diğer yandan; ne kadar mükemmel planlarsanız planlayın sadece eylem adımları sizi istediğiniz noktaya her zaman ulaştırmayabiliyor.

Hayata tam spiritüel bir bakış açısı ile yaklaşmak ise benim tanımımda uygun strateji ve eylem adımları olmadan sadece düşünce gücü ile bir şeyleri oldurmaya çalışmak ve/veya çaba göstermeden her şeyi kaderin eline teslim etmek.

Bu iki uç yaklaşımı ortada bir yerlerde dengeleyebilirse yani olumlu düşünmenin gücü ve inanç ile akılcı planları ve uygun eylem adımlarını birleştirebilirsek istediğimiz sonuçlara çok daha kolay ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Hayat sadece matematikle açıklanamaz, diğer yandan hayat her şeyi kaderin eline teslim ederek de yaşanmıyor. Pek çok konuda olduğu gibi burada da bir denge modeli geliştirmenin bizi daha mutlu bireyler yapacağını düşünüyorum.

Herkesin denge noktası elbette biraz farklı olacaktır. Denge noktanızı tanımlamanızı, mutlu olacağınız bir reçeteyi oluşturmanızı ve uygulamanızı diliyorum.

Sevgi ile kalın.
Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

11 Ocak 2016 Pazartesi

HAFTALIK MUTLULUK PROGRAMI


Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4. GÜN

Kahvaltıdan önce: Uyanır uyanmaz duşa girin ve şarkı söyleyin, size neşe veren bir şarkıdan aklınızda kalan dizeleri tekrar edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı arayarak Mutluluk Programı’nın ortasında olmanıza rağmen kendinizi harika hissettiğinizi söyleyin, isterse programı onunla da paylaşın.

Öğle yemeği sonrası: Kendinizi çok şanslı hissetseydiniz neler yapacağınızı düşünün ve kendinizi şanslı hissetmeyi seçin, pek çok şey gibi bu da bir seçimdir.

Saat 16 civarı: Çok sevdiğiniz bir insanı arayarak onu sevdiğinizi ve özlediğinizi söyleyin.

Akşam yemeği sonrası: Bir yıl sonra okumak üzere kendinize kısa bir mektup yazın ve bitirince bir zarfa yerleştirip saklayın.

Yatmadan önce: Giysi dolabınızdan en sevdiğiniz kıyafeti çıkarın ve yarın giymek üzere hazırlayın.

5. GÜN

Kahvaltıdan sonra: En sevdiğiniz kıyafeti giyin, saçınızı tarayın, çekici gözüktüğünüze emin olarak evden çıkın ve yüzünüze bir gülümseme yerleştirin, karşılaştığınız ilk insana onu tanımasanız dahi günaydın diyerek devam edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı, akrabanızı ya da birden fazla insanı arayarak akşam yemekten sonra size gelmelerini isteyin.

Öğle yemeği sonrası: Kendime daha fazla güvenseydim yapacağım ilk 3 şey ne olurdu diye düşünün ve kendinize güvenmeyi seçin.

Saat 16 civarı: Sevdiğim bir insana küçük güzel bir sürpriz yapacak olsaydım bu ne olurdu diye düşünün, sonra bunu kendiniz için yapın.

Akşam yemeğinden sonra: Eve çağırdığınız kişilerle ister sohbet edin, ister oyun oynayın, kestane pişirebilir veya mısır patlatabilirsiniz.

Yatmadan önce: Evi toplayın, bunu yaparken kendinize ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlatın.

6. GÜN

Kahvaltıdan önce: En yakın fırına yürüyüp sıcak ekmek, simit ya da sandviç ekmeği alın. Basit ama lezzetli kahvaltınız hazır.

Saat 11 civarı: Sevdiğiniz bir kitaptan kısa bir bölüm okuyun, kitabın içine yıllar sonra gördüğünüzde hoşunuza gidebilecek bir not alın.

Öğle yemeğinden sonra: Kendime daha çok değer verseydim neleri farklı yapardım diye düşünün ve kendinize daha çok değer vermeyi seçin, sonra da bu yönde minik bir adım atın.

Saat 16 civarı: Uzun zamandır ertelediğiniz çok basit fazla zaman almayacak bir şeyi yapın ve yapılacaklar listenizden çıkarın.

Akşam yemeğinden sonra: Kendinize zaman ayırın, biraz tembellik yapın, tembelliğin keyfini çıkarın.

Yatmadan önce: Sahip olduklarınıza şükredin, bunların devam etmesi için de dua edin.

7. GÜN

Kahvaltıdan önce: Yarım saat spor yapın, en azından bir yürüyüş.

Saat 11 civarı: İhtiyacınız olmayan kıyafetleri ayırın, bir torbaya yerleştirin, sonra ihtiyacı olan bir kişiye ya da bir kuruma verirsiniz.

Öğle yemeğinden sonra: Şu an dert ettiğiniz bir şeyi düşünün ve bunu 10 yıl sonra hatırlayıp hatırlamayacağınızı tahmin etmeye çalışın.

Saat 16 civarı: Geçen haftayı şöyle bir değerlendirin, mutluluğunuza 10 üzerinden bir puan verin, ilk verdiğiniz notla karşılaştırın, notunuz artmışsa siz de başkaları için bir mutluluk programı oluşturun ve paylaşın. Notunuz artmadıysa bu programı bir hafta daha uygulayın.

Akşam yemeğinden sonra: Başkalarının hayatını olumlu anlamda değiştirmek, katkı sağlamak için neler yapabilirim diye düşünün.

Yatmadan önce: Güzel geçen hafta için şükredin, önümüzdeki haftanın da sağlık ve mutluluk getirmesi için niyet edin ve erken yatın.

Güzel bir hafta diliyorum, mutluluk bizimle olsun, sevgiyle.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

8 Ocak 2016 Cuma

HAYAT EN GÜZEL HEDİYEDİR


Dün akşam yayınlamış olduğum Yarına Not’tan devam edelim: “Değerini bilirsen her şeyin var, değerini bilmezsen hiçbir şeyin yok.” Hayat bize verilmiş en güzel hediye, peki ne ölçüde değerini biliyoruz veya bu konuda farkındalığımızı nasıl artırabiliriz?

Hayatın değerini bilmek için öncelikle kendi değerimizi bilmemiz gerekiyor, bizler hayatın küçük parçalarıyız. Kendimizi sevmemiz, saygı duymamız ve güvenmemiz çok önemli. Ancak kendi değerini bilen bir insan hayatın değerini anlayabilir.

Sevdiğiniz insanlara nasıl davranıyorsunuz, onlara sevginizi nasıl gösteriyorsunuz, lütfen üzerinde düşünün ve kendinize bunları ne ölçüde uyguladığınızı sorgulayın.

Hayatın değerini bilen insanlar sağlıklarına özen gösteren, kötü alışkanlıklardan olabildiği ölçüde uzak durmaya çalışan insanlardır. Sağlığınıza daha fazla özen göstermeye başlayarak size verilmiş olan hediyeyi içtenlikle kabul etmiş olursunuz.

Hayatın değerini bilen insanlar öğrenerek ve kendilerini geliştirerek hayatla uyumlanırlar, kendinize ve hayatınıza katabileceğiniz yeni değerli alışkanlıklar neler olabilir?

Bir diğer konu ise zaman konusu, her gece zaman hesabına karşılıksız olarak yatan 1.440 dakika ile neler yapıyorsunuz, karşılıksız verilen bu hediyeyi ne ölçüde anlamlı kullanıyorsunuz?

Hayatın değerini bilmenin bir diğer önemli unsuru ise hayatı farkındalıkla yaşamak. Her gün yeni bir şeyler keşfetmek, bugün dünden farklı olarak kendinizde ve çevrenizde neler gözlemlediniz, belli bir süre bu sorunun cevabını bir deftere not alarak farkındalığınızı artırabilirsiniz.

Bir diğer başlık ise anlam konusudur, madem bize böyle güzel bir hediye verildi, karşılığında ne yapabiliriz? İlk aklıma gelen anlamlı bir hayat yaşamak oluyor. Olabileceğimiz en iyi halimize ulaşmaya çalışmak, olabildiğince çok insana yardımcı olmak. İnsanlarla hayatın içine dalmak.

Bu gezegen üzerinde 7 milyar kişi bir arada yaşadığımıza göre hayatın anlamı konusu diğer insanlardan bağımsız olamaz diye düşünüyorum.

Ve elbette sevmek, çünkü sevgi her şeye anlam katar.

Hayat en güzel hediye, bu hediyenin değerini daha çok bileceğimiz güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmelerimiz devam etmektedir, bilgi için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

6 Ocak 2016 Çarşamba

BEKLENTİLERİ YÖNETMEK


Gerçekleşen ile beklenti arasındaki fark çoğu zaman mutluluğu belirler. Eğer beklentiniz kadar veya onun üzerinde bir gerçekleşme yaşarsanız mutlu olursunuz. Diğer yandan; gerçekleşen durum beklentinin altında kalırsa bu mutsuzluğa yol açabilir.

Çok basit bir örnekle başlayalım, diyelim ki İstanbul’da yaşıyorsunuz, Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na araba ile geçeceksiniz, yolculuk bir saat sürdü. Eğer sizin beklentiniz 45 dakika ise yolculuk süresini uzun bulabilirsiniz ve bu sizi kızdırabilir, mutsuz edebilir. Eğer beklentiniz 1 saat 15 dakika civarında ise yolculuğu 1 saatte yaptığınız için sevinip mutlu olabilirsiniz.

Daha geniş bir çerçeveden bakalım şimdi de. Bugünden başlayarak bir hafta boyunca her gün için 10 üzerinden bir mutluluk puanı verin; 10/7, 10/5, 10/8 gibi. Sonra geriye dönüp o günleri daha detaylı olarak değerlendirin, beklentilerinizin veya fazlasının gerçekleştiği günlerde puanlarınızın daha yüksek olduğunu fark edeceksiniz.

Peki, gerçekçi beklentiler nasıl oluşturulabilir? Burada çıtayı ne çok yükseğe ne de çok aşağıya koymak gerekir. Çocuklar oyun oynarken bunu çok güzel yaparlar, oyundan keyif almak için oyunun ne çok kolay ne de çok zor olması gerekir. İşte biz de bir denge modeli yaratmalıyız.

Diğer insanlarla ilgili beklentilerimizi oluştururken özellikle dikkat etmeliyiz. Onların sizin gibi olmayacağını/olmak zorunda olmadıklarını kabul ederek işe başlayın. “Eğer ben olsaydım şöyle söylerdim/şöyle yapardım” diye beklenti oluşturuyorsanız bir ölçüde mutsuzluğu davet ettiğinizi söyleyebilirim.

İkinci bir konu da beklenti oluştururken konunun ne kadarı benim elimde/benim kontrolümde hesaplaması yapmaktır. Eğer her şey benim elimdeyse (en azından eylem adımları anlamında) daha gerçekçi bir beklenti oluşturabilirim. Benim elimde olmayan, başkalarının da bir şeyler yapması gereken kısımlar çoksa bu hususa dikkat etmem gerekir beklenti oluştururken.

Beklentileri yönetmek bir ölçüde hayatı ve mutluluğu yönetmektir. Beklentilerinizi gerçekçi bir şekilde yöneteceğiniz mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmeleri devam etmektedir, randevu için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

5 Ocak 2016 Salı

KENDİ YOLUNUN DEĞERİNİ BİL


Geçen hafta paylaştığım bir Yarına Not bu şekilde idi. Bugünkü yazımda bu konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Hayatta başarıya ulaşmak için izlediğimiz bazı yöntemler var, bu anlamda herkesin bir tarzı, bir yolu var. Peki, kendi tarzımızın, yolumuzun değerini ne ölçüde biliyoruz?

Komşunun tavuğu bize kaz görünür misali kendi yaptıklarımızın yeterli olmadığını düşünmek, diğer insanları başarıya ulaştıran yolları doğrudan alıp uygulamaya çalışmak, hem kendimizi yetersiz hissetmemize yol açabilir hem de başarıya ulaşmamızı zorlaştırabilir.

Daha doğru olan yöntem bence; izlediğimiz yolu büyük ölçüde doğru kabul edip sabırsız davranıp davranmadığımız üzerinde biraz düşünmek, daha sonra da ufak tefek dokunuşlarla yolumuzu daha iyi hale getirmeye çalışmaktır.

İki örnek verirsem konunun daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımdan birisi ile karar vermek konusunu ele almıştık. Arkadaşım bir karar vermeden önce uzun uzun düşündüğünü, ihtimalleri ayrıntılı olarak değerlendirdiğini, bu sürecin çok uzun zaman alabildiğini söyledi. Sonra da karar verdikten sonra uygulamayı çok hızlı ve kararlı bir şekilde yaptığını ilave etti.

Bu yöntemi değiştirip karar vermek sürecini çok kısaltmak istediğinden bahsetti. Oysaki bu yöntem/bu yol onu bugüne kadar pek çok farklı konuda başarıya taşımıştı. Kendi yolunun değerini daha fazla bilmesi ve ufak dokunuşlarla bunu biraz değiştirmek aslında yeterli olacaktır.

Geçenlerde bizim sektörde 15 yılı devirmiş kıymetli bir ağabeyimle sohbet ediyorduk, bana bir dolu öneri sundu iş yapış tarzım ile ilgili, bu öneriler onu başarıya ulaştıran şeylerdi. Teşekkür ettim ve sadece bir kısmını uygulayabileceğimi söyledim. Çünkü benim de bir tarzım, bir yolum var, büyük ölçüde doğru olduğunu düşünüyorum. Elbette zaman zaman değerlendirmeler yapıp değişikliklere gidiyorum, kendimi geliştirmek ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Yazdığım ve sizinle paylaştığım yazıları da bu şekilde değerlendirmenizi isterim, uygulaması dikkatli bir şekilde size uygun olacak şekilde yapılmalıdır.

Lütfen siz de kendi yolunuzun değerini bilin.

Sevgi ile kalın.

Not: Ocak ayı koçluk ön görüşmeleri başlamıştır, randevu için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

3 Ocak 2016 Pazar

PİLOT KOLTUĞUNA GEÇMEK


Aynı şeyleri düşünerek, söyleyerek ve yaparak genellikle aynı sonuçları alırız. Geçenlerde bir seansta danışanım hayatında hep benzer senaryoların tekrar ettiğini söyledi. Ona farklı sonuçlar almak istiyorsan farklı davranmalı, bunun için de bakış açını değiştirmelisin dedim.

Hayatımızda belli olaylar aynı veya benzer şekilde tekrarlanıyorsa ve biz bundan memnun değilsek almamız gereken dersi almıyor olabiliriz, muhtemelen gözden kaçırdığımız bir şey var.

Afrikalıların meşhur atasözüdür, “nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak” derler. Ders çıkarmak için kullandığım bir yaklaşımdır. Hangi işaretleri görmezden geldiğimi anlamaya çalışır ve bir sonraki sefere daha dikkatli olmaya çalışırım.

Danışanım değişim için çok zorlanabileceğini söyledi, zorlandığı anlarda kendisine şu basit soruyu sormasını istedim, “İstediğine ulaşmayı gerçekten istiyor musun yoksa istemiyor musun?”

Yapamam diye bir şey yok, yapmayı istemiyorum var, yapmayı seçmiyorum, yapmayı tercih etmiyorum var. Pek çok şey bir seçim ve bunun farkına varmak hayatın kontrolünü elimize aldığımız nokta.

İnsanın sabit, değişmez bir yapısı olduğuna çok inanmıyorum, 7 sinde neyse 70 inde de odur diye bir söz var biliyorum. İnsan 7 yaşında yaptığı bir seçimi 70 yaşına kadar da sürdürebilir, ama sonuçta yine de bu bir seçimdir.

Danışanım “Ben bir uçakta yolculuk ediyorum, bugüne kadar bir yolcu idim, en fazla yardımcı pilot oldum, bugünden sonra pilot koltuğuna geçiyorum” dedi ve değişim başladı.

Hata yapmaktan korktuğunu, çünkü daha önce pilot koltuğunda hiç oturmadığını da ilave etti.

Hepimiz bundan bir ölçüde korkarız, bu son derece doğaldır. Korkuyu önce anlayın, sonra bir ölçüde kabul edin ve ona doğru yavaşça minik adımlar atın. Korkunun kendisinden başka korkacak bir şey yok diye bir söz vardır.

Belli bir konuda isteklerinizin, hayallerinizin çok uzağına sürüklendiyseniz dediklerimi düşünün lütfen. Etkisiz senaryolarınızı etkili senaryolar ile değiştirin, ancak bu şekilde daha farklı sonuçlar alabilirsiniz.

Gerekirse profesyonel yardım alın. Belli bir süreçte düşünce, bakış açısı ve davranış değişikliğine giderek tekrar hayallerinize doğru dümeni kırın.

Sevgi ile kalın.

Not: Bu konu ile ilgili olarak Hayatını Seç ve Hayatını Değiştir isimli kitaplarımı okumanızı da öneririm.

1 Ocak 2016 Cuma

YENİ YILA YENİ VE GÜZEL BAŞLAMAK


Bu yılın diğer yıllarınızdan farklı olmasını istiyorsanız, aldığınız yılbaşı kararlarının önemli bir kısmını uygulamak istiyorsanız, bugünden itibaren kararlarınızı ve önceliklerinizi gözden geçirip en azından belli bir süre için hayatınızı önceliklerinize göre yaşamalısınız.

Bu yazıyı okuduktan sonra ilk olarak lütfen yeni yıl kararlarınızı ve bunlara dair önceliklerinizi yazın. 2 veya 3 konu yeterli olacaktır, bu konularda 3-4 ay düzenli bir şekilde çaba sarf etmek sonuçlar almanızı ve başarıya ulaşmanızı kolaylaştıracaktır.

Birkaç örnek üzerinden beraber geçelim. Diyelim ki bu yılın kararı daha sağlıklı bir yaşam sürmek olsun (kilo vermek, spora başlamak hepsi bu grupta incelenebilir). Eğer kararım bu ise haftada en az 3-4 gün olacak şekilde ortalama 45 dakika egzersiz yapmalıyım, imkanım varsa bu soğuk havada bir spor salonuna da gidebilirim, eğer yok ise açık havada yürüyüş yaparım. Sabah yürüyeceksem akşam erken yatmaya öncelik veririm, akşam yürüyeceksem yürüyüşten sonra yiyeceğim hafif yemeği önceden tedarik etmeye çalışırım.

Bu yılın önceliği para ise iki yönlü çalışmam lazım, bolluk bereket bilincimi genişletmek için sahip olduğum bolluk ve bereketi daha geniş olarak tanımlamalı ve bunun için şükretmeliyim. Diğer yön ise tasarruf kısmı Her gün en az 10 TL, her hafta en az 100 TL; her ay en az 500 TL, miktarı gelirinize göre kendiniz belirleyin ve mutlaka ama mutlaka tasarruf etmeye başlayın. Tasarruf etmek hedefim ise önceliklerim arasında çok para harcamadan sosyalleşmenin yöntemlerini bulmak olmalı. Tasarruf etmenin para ile olan ilişkinizi toptan değiştirdiğini göreceksiniz.

Bu yılın önceliği yeni bir ilişki bulmak iste kendinizi fiziken ve ruhen bir ilişkiye hazır hissetmenin yanı sıra daha fazla sosyalleşmeye ihtiyacınız olacaktır. Bazı gruplara katılmak, yeni hobiler edinmek önceliğim olabilir.

Eğer hedefiniz yeni bir iş bulmak ise biraz araştırma yapmak, yapmak istediğiniz işi yapan insanlarla görüşmek kesinlikle yarar sağlayacaktır. Önceliğinize çevrenizde benzer bir iş yapan insanları bulmayı ve onlarla konuşmayı alabilirsiniz.

Ayrıca kararlarınız arasına bir kış temizliği yapmayı da alabilirsiniz. Kimlere daha az kimlere daha çok zaman ayırmalıyım? Enerjimi düşüren insanlarla mı zaman geçirmeliyim yoksa bana ilham verme potansiyeli olan yanlarında kendimi iyi hissettiğim insanlarla mı?

Bu yıl kendimi geliştirmek ve yeni bir şeyler öğrenmek adına neler yapabilirim? Önceliğe kendimi yerleştirecek olsam kendimi daha fazla sevmenin, değer vermenin ve saygı duymanın yöntemleri neler olabilir?

Yeni yılda istediğiniz hayata büyük ölçüde kavuşmanızı dilerim.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

31 Aralık 2015 Perşembe

KENDİNİZE YENİ BİR ŞANS VERİN


Hayat cömerttir, bize pek çok konuda ikinci hatta üçüncü fırsatları sunar, bu fırsatların farkına varabilmek için kendimize yeni bir şans vermeye hazır olmamız gerekir.

Bugün sizinle bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Diğer insanlar hata yaptığında genellikle anlayışlı davranabiliyoruz, ikinci bir şansı çoğu zaman tanıyoruz, kendimize karşı ise daha acımasız olabiliyoruz. Diğer insanlara verdiğimiz yeni şansı kendimizden sakınabiliyoruz.

Bir veya iki defa deneyip “başarısız” olduğunuz için denemekten vazgeçtiğiniz neler var? Tekrar peşinden gitmek için neye ihtiyacınız var? Belki da sadece kendinize yeni bir şans vermeye.

Etiketlemek konusunda çok marifetliyiz, özellikle de söz konusu kişi kendimiz olunca. Kendimize yapıştırdığımız etiketler bir süre sonra kaderimiz haline geliyor fark etmeden. Eğer geleceğinizi değiştirmek istiyorsanız söküp atın o etiketleri, siz geçmişiniz değilsiniz.

Bir bakış açısına göre hayat, yaşanmış günlerin değil, henüz yaşanmamış toplamıdır. Buradan devam edersek siz de yaptıklarınız veya yapamadıklarınız değil henüz denemediklerinizsiniz.

Büyük bir potansiyelimiz var, geleceği geçmişte aramak, potansiyelimizi hafife alarak yaşamak en basitinden yaşama karşı saygısızlık.

Hadi bugün şöyle bir silkinin ve yeniden başlayın, kendinize yeni bir şans verin.

Hepinize mutlu yıllar diliyorum.

Sevgi ile kalın.