mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2016 Salı

HAYATA ZIT GİTMEYİN, HAYATLA ANLAŞIN


Daha mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek istiyorsak hayata zıt gitmemeliyiz, onunla anlaşmalıyız. Peki, bunu nasıl yapacağız? Hayatın bir ritmi, bir akışı var. Onunla uyumlandığımızda daha keyifli olmak ve hayatın tadını daha çok çıkarmak mümkün.

Hepimizin hayatında iyi giden şeyler var ve istediğimiz gibi gitmeyen şeyler var, bundan sonra da öyle olacak. Hayat bir paket, paketin içinde hepsi var. Bazen zorlanıyoruz, bazen zorlanmak iyidir. Bazen fazla zorluyoruz, fazla zorlamak iyi değildir.

İkinci kitabım Hayatını Değiştir’de kendi başımdan geçen bir rafting macerasına yer vermiştim. Kalabalık botumuz bir girdabı aşarken havalanıp ters döndü ve ben kendimi çok kuvvetli akan nehrin tam ortasında şiddetli akıntıyla sürüklenirken buldum. İyi bir yüzücü olmama ve genel olarak soğukkanlı yapıma rağmen akıntıdan kurtulmayı ve kıyıya çıkmayı başaramadım. Çırpındıkça panik yaptım ve daha çok su yutmaya başladım. Sonunda teslim oldum, kendimi akıntıya bıraktım, sadece nefes almaya ve suyla ilerlemeye odaklandım. Bir süre sonra akıntı hafifledi, beni yakaladılar ve sudan çıkardılar.

Hayatta bazen işler istediğimiz gibi gitmez; müşteri gelmez, alacak ödenmez, aşk bulunmaz, para azalır, patron sıkıştırır, hasta oluruz, vb. Bu tip durumlarda bunlar niye benim başıma geliyor diye düşünüp şikayet etmek ve durumu hemen tersine çevirmek için aşırı zorlamak ters etki yaratabilir. Durumu geçici olarak kabullenip farklı şeylere odaklanmak gerekir.

Hayat büyük bir sistem, çok büyük hem de. Bizler bu sistemin parçalarıyız, sistemin bir yönü, bir akışı var, zorladıkça bazen geri itiliriz, hatta her şey geçici olarak daha kötüye bile gidebilir.

Elinizden geleni yaptığınıza eminseniz, buna rağmen hayatın bazı alanlarında işler istediğiniz gibi değilse lütfen biraz oluruna bırakın, belki daha zamanı gelmemiştir, zamanı gelince sizin olan size gelir, belki daha iyisi olur.

Şöyle de düşünebilirsiniz, yaşam bir çark, belli bir hızda dönüyor, dışarıdan içeri atlamak istediğinizde veya içinde iken hızınızı ona uydurmadığınızda sizi dışarı doğru itecektir.

Bugün farklı bir konuya odaklanın, bu hafta farklı şeyler düşünün ve yapın, bir iki hafta içinde her şey değişebilir, o zaman bu yazıyı hatırlayın. Zorlamayın, hayatla anlaşın ve onunla birlikte akmaya çalışın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Bahar Programı kayıtları devam etmektedir, lütfen detaylar için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atınız.

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

24 Ocak 2016 Pazar

KÜÇÜK VE GÜNLÜK SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Yarından başlayarak;
Sabahları normalde uyandığınızdan biraz daha erken kalkmayı seçebilir ve kendinize keyif alacağınız bir yarım saat ayırabilirsiniz veya her zamanki saatinizde uyanıp hızlıca hazırlanıp evden son anda çıkabilirsiniz.
...
Dengeli beslenmeyi tercih ederek, güne evinizde yapacağınız güzel ve sağlıklı bir kahvaltı ile başlayabilir veya işyerine giderken alacağınız bir poğaça ile karnınızı doyurabilirsiniz.
İşyerinizdeki insanlara onları şaşırtacak şekilde gülümseyip kocaman bir günaydın diyebilir veya sessizce aralarından geçerek masanıza oturabilirsiniz.
Her gün içten bir şekilde bir iş arkadaşınızın halini hatırını sorabilir veya kendi işinize gömülebilirsiniz.
Bundan sonra öğle tatillerinde yarım saat bir yürüyüş yapabilir veya kitap okuyabilir ya da çoğu zaman yaptığınız gibi sosyal medyada zaman geçirebilirsiniz.
Akşamları eve dönerken bazen evdekilere sürpriz yapmak için bir demet çiçek, küçük bir çikolata, bir balon alabilirsiniz veya bugün çok yoruldum bana dokunmayın diyerek kapıyı açabilirsiniz.
Akşam yemeklerinde sofrada herkesin ilgisini çekebilecek güzel konulardan bahsedebilir veya bütün gün işte neler yaptığınızı anlatabilirsiniz.
Çocuklarınız yatmadan her gece onlarla 15-20 dakika oyun oynayabilir veya sosyal medyaya göz atabilirsiniz.
Ailenizle, eşinizle daha çok güzel bir müzik eşliğinde sohbetler edebilir veya TV’nin karşısında uyuklayabilirsiniz.
Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde bir yılı nasıl geçirdiğimizi ve hayatımızı etkileme anlamında önemli bir güce sahiptir.
Adete otomatik pilotta yaşar ve bu küçük seçimleri hep alışılageldik şekilde yaparsanız sizden duyacağım şey genellikle şu olur: “Her gün/her yıl birbirinin aynısı ve çok sıkıcı”.
Evet öyle, çünkü siz her gün öyle olmasını seçiyorsunuz.
Dikkatimizi hep büyük seçimlere vermeyi öğrenecek şekilde yetiştirildik. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, evlenmek, ev almak. Kimse bize küçük seçimlerin de önemli olabileceğini anlatmadı.
Eğer her gününüz/her yılınız bir diğerine benziyorsa ve bundan sıkıldıysanız yeni yılda küçük seçimlerinize bir göz atmanızı ve ufak değişiklikler yapmanızı önerebilirim.
Mutlu haftalar.

22 Ocak 2016 Cuma

MUTLAKA KENDİNİZE İYİ GELECEK BİR ŞEYLER YAPIN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.

Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

14 Ocak 2016 Perşembe

MUTLULUĞU DENGEDE BULMAK


Hayatta en çok önemsediğim şeylerden birisi denge kavramıdır. Hem kendi hayatımı yaşarken hem de koçluk çalışmalarım sırasında dengeye özel bir önem veririm. Dengeye yaklaştıkça mutluluğun arttığını, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluğun başladığını gözlemliyorum.

Bugünkü yazım da denge üzerine, farklı denge kavramlarından bahsedeceğim.

Yaşamın farklı alanları var, sağlığımız, ilişkimiz/evliliğimiz/çocuklarımız, birince derece akrabalarımızla olan ilişkilerimiz, iş ve kariyer durumu, para durumumuz, sosyal hayatımız, ilgi alanlarımız, hobilerimiz, maneviyat ve diğer aklınıza gelebilecek konular. Zamanımızı ve enerjimizi bu konular arasında ne şekilde dağıttığımız, bunun bizi mutlu edip etmediği, hangi alanlara daha fazla zaman ve enerji ayırmak gerektiği üzerinde düşünebileceğimiz en basit denge kavramıdır.

Bir sonraki yaklaşım şu şekilde olabilir; fiziksel hedeflerim var, işim, gücüm, para durumum, evim, arabam gibi, bu alanda bir tatmin seviyem var. Sonra ilişkiler alanı var, bütün insan ilişkileri anlamında kendimi değerlendirecek olsam nasıl bir not veririm. Üçüncü bir alan yaratıcılık alanı, hayatımı yaşarken yaratıcılığımı ne ölçüde kullanabiliyorum. Dördüncü ve son alan ise katkı alanı, diğer insanların hayatında olumlu izler bırakıyor muyum, bu dünyada var oluş amacım ne, nasıl bir eser bırakmak istiyorum gibi konular. Bu dört alanı ayrı ayrı değerlendirdiğinizde hangi alan üzerinde bir şeyler yapmak bundan sonra sizi daha mutlu edebilir. Dengeyi sağlamak için hangi alana odaklanmanız gerekecek?

Bir başka denge kavramı; düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması halidir. Yaşamın hangi alanlarında bu dengeyi yakalıyorum, hangi konularda bunu yapamıyorum.

Son olarak da hayata matematiksel yaklaşmak ile spiritüel yaklaşmak arasındaki denge.

Hayata tam analitik bir bakış açısı ile yaklaşmak dediğimde 2+2’nin her şart altında 4 ettiği matematiksel bir formülü hayatın tüm alanlarına uyarlamaya çalışmaktan bahsediyorum. Bu mümkün olmuyor. Fiziksel bir dünyada yaşıyoruz ve gerçekleşme için eylem adımları kuşkusuz çok önemli. Diğer yandan; ne kadar mükemmel planlarsanız planlayın sadece eylem adımları sizi istediğiniz noktaya her zaman ulaştırmayabiliyor.

Hayata tam spiritüel bir bakış açısı ile yaklaşmak ise benim tanımımda uygun strateji ve eylem adımları olmadan sadece düşünce gücü ile bir şeyleri oldurmaya çalışmak ve/veya çaba göstermeden her şeyi kaderin eline teslim etmek.

Bu iki uç yaklaşımı ortada bir yerlerde dengeleyebilirse yani olumlu düşünmenin gücü ve inanç ile akılcı planları ve uygun eylem adımlarını birleştirebilirsek istediğimiz sonuçlara çok daha kolay ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Hayat sadece matematikle açıklanamaz, diğer yandan hayat her şeyi kaderin eline teslim ederek de yaşanmıyor. Pek çok konuda olduğu gibi burada da bir denge modeli geliştirmenin bizi daha mutlu bireyler yapacağını düşünüyorum.

Herkesin denge noktası elbette biraz farklı olacaktır. Denge noktanızı tanımlamanızı, mutlu olacağınız bir reçeteyi oluşturmanızı ve uygulamanızı diliyorum.

Sevgi ile kalın.
Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

11 Ocak 2016 Pazartesi

HAFTALIK MUTLULUK PROGRAMI


Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4. GÜN

Kahvaltıdan önce: Uyanır uyanmaz duşa girin ve şarkı söyleyin, size neşe veren bir şarkıdan aklınızda kalan dizeleri tekrar edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı arayarak Mutluluk Programı’nın ortasında olmanıza rağmen kendinizi harika hissettiğinizi söyleyin, isterse programı onunla da paylaşın.

Öğle yemeği sonrası: Kendinizi çok şanslı hissetseydiniz neler yapacağınızı düşünün ve kendinizi şanslı hissetmeyi seçin, pek çok şey gibi bu da bir seçimdir.

Saat 16 civarı: Çok sevdiğiniz bir insanı arayarak onu sevdiğinizi ve özlediğinizi söyleyin.

Akşam yemeği sonrası: Bir yıl sonra okumak üzere kendinize kısa bir mektup yazın ve bitirince bir zarfa yerleştirip saklayın.

Yatmadan önce: Giysi dolabınızdan en sevdiğiniz kıyafeti çıkarın ve yarın giymek üzere hazırlayın.

5. GÜN

Kahvaltıdan sonra: En sevdiğiniz kıyafeti giyin, saçınızı tarayın, çekici gözüktüğünüze emin olarak evden çıkın ve yüzünüze bir gülümseme yerleştirin, karşılaştığınız ilk insana onu tanımasanız dahi günaydın diyerek devam edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı, akrabanızı ya da birden fazla insanı arayarak akşam yemekten sonra size gelmelerini isteyin.

Öğle yemeği sonrası: Kendime daha fazla güvenseydim yapacağım ilk 3 şey ne olurdu diye düşünün ve kendinize güvenmeyi seçin.

Saat 16 civarı: Sevdiğim bir insana küçük güzel bir sürpriz yapacak olsaydım bu ne olurdu diye düşünün, sonra bunu kendiniz için yapın.

Akşam yemeğinden sonra: Eve çağırdığınız kişilerle ister sohbet edin, ister oyun oynayın, kestane pişirebilir veya mısır patlatabilirsiniz.

Yatmadan önce: Evi toplayın, bunu yaparken kendinize ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlatın.

6. GÜN

Kahvaltıdan önce: En yakın fırına yürüyüp sıcak ekmek, simit ya da sandviç ekmeği alın. Basit ama lezzetli kahvaltınız hazır.

Saat 11 civarı: Sevdiğiniz bir kitaptan kısa bir bölüm okuyun, kitabın içine yıllar sonra gördüğünüzde hoşunuza gidebilecek bir not alın.

Öğle yemeğinden sonra: Kendime daha çok değer verseydim neleri farklı yapardım diye düşünün ve kendinize daha çok değer vermeyi seçin, sonra da bu yönde minik bir adım atın.

Saat 16 civarı: Uzun zamandır ertelediğiniz çok basit fazla zaman almayacak bir şeyi yapın ve yapılacaklar listenizden çıkarın.

Akşam yemeğinden sonra: Kendinize zaman ayırın, biraz tembellik yapın, tembelliğin keyfini çıkarın.

Yatmadan önce: Sahip olduklarınıza şükredin, bunların devam etmesi için de dua edin.

7. GÜN

Kahvaltıdan önce: Yarım saat spor yapın, en azından bir yürüyüş.

Saat 11 civarı: İhtiyacınız olmayan kıyafetleri ayırın, bir torbaya yerleştirin, sonra ihtiyacı olan bir kişiye ya da bir kuruma verirsiniz.

Öğle yemeğinden sonra: Şu an dert ettiğiniz bir şeyi düşünün ve bunu 10 yıl sonra hatırlayıp hatırlamayacağınızı tahmin etmeye çalışın.

Saat 16 civarı: Geçen haftayı şöyle bir değerlendirin, mutluluğunuza 10 üzerinden bir puan verin, ilk verdiğiniz notla karşılaştırın, notunuz artmışsa siz de başkaları için bir mutluluk programı oluşturun ve paylaşın. Notunuz artmadıysa bu programı bir hafta daha uygulayın.

Akşam yemeğinden sonra: Başkalarının hayatını olumlu anlamda değiştirmek, katkı sağlamak için neler yapabilirim diye düşünün.

Yatmadan önce: Güzel geçen hafta için şükredin, önümüzdeki haftanın da sağlık ve mutluluk getirmesi için niyet edin ve erken yatın.

Güzel bir hafta diliyorum, mutluluk bizimle olsun, sevgiyle.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

10 Ocak 2016 Pazar

7 GÜNLÜK MUTLULUK PROGRAMI


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazılarını fırsat buldukça takip ediyorum. 6 Ocak Çarşamba günü sayfasında 7 günlük hafifleme programı adıyla bir beslenme programı sunmuş. Ben de bundan hareketle sizlere 7 günlük bir hafif mutluluk programı sunmak istiyorum. Programa harfiyen uymanız gerekmiyor elbette, ne kadar uygularsanız o kadar kar. Başlarken şu an sahip olduğunuz mutluluğunuz için 10 üzerinden bir puan verin kendinize.

1.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce bugünün çok güzel bir gün olmasını ve ne olursa olsun fikrinizi değiştirmemeyi seçin, günün getireceği güzellikleri düşünün, her gün yeni bir hayattır. Elinizi yüzünüzü yıkadıktan sonra sadece beş dakika sessiz sakin bir ortamda sahip olduğunuz şeyleri düşünerek içinizden gelerek şükredin.

Saat 11 civarı: Uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayarak 5-10 dakika halini hatırını sorun, sohbet edin, sizin nasıl olduğunuzu sorarsa gayet iyi olduğunuzu söyleyin.

Öğle yemeğinden sonra: Size komik gelen, gülmenizi sağlayacak kısa bir şey izleyin ya da okuyun.

Saat 16 civarı: Güzel bir şarkı dinleyin, size keyif, neşe, coşku veren bir şarkı seçin.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir kitaptan bir ya da iki bölüm okuyun, yarım saat ayırmanız yeterli olacaktır.

Yatmadan önce: Gün içinde yaşadığınız güzel olayları yazın, ertesi gün olmasını beklediğiniz güzel şeyleri not alın.

2.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Sabah sporu veya onun yerine geçebilecek bir egzersiz yapın, 15-20 dakika yeterlidir, gerekirse bunun için biraz erken kalkın.

Saat 11 civarı: En sevdiğiniz arkadaşınızı arayıp en geç bir hafta içinde buluşmak üzere bir plan yapın. Günü, yeri ve saati netleştirin.

Öğle yemeğinden sonra: Para ve zaman bulunca yapacağınız ilk seyahatte nereye gitmek istediğinizi düşünün, zamanınız varsa internetten biraz araştırma yapın.

Saat 16 civarı: Yardıma / desteğe ihtiyacı olabileceğini düşündüğünüz bir tanıdığınızı arayarak nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir insanla yüz yüze veya telefonla dün akşam okuduğunuz kitap hakkında 10 dakika sohbet edin, sonra 20 dakika daha bu kitabı okumaya devam edin.

Yatmadan önce: Sahip olduğunuz güzel şeylere odaklanın ve aklınıza gelen ilk 15-20 maddeyi yazın.

3.      GÜN

Kahvaltı öncesi: En sevdiğiniz ev kahvaltısını hazırlamak için biraz erken kalkın, gerçekten neyi çok seviyorsanız pişirin, hazırlayın ve afiyetle yiyin.

Saat 11 civarı: Vizyondaki sinema filmlerini araştırın, en beğendiğiniz filmin saatlerini öğrenin, film hakkında yazılan yorumları okuyun.

Öğle yemeğinden sonra: Mümkünse açık havada 15-20 dakika bir yürüyüş yapın.

Saat 16 civarı: Çocukken en çok neleri sevdiğinizi düşünün, hatırlamıyorsanız annenizi, teyzenizi, dedenizi arayın.

Akşam yemeği sonrası: Sinemaya gidin, varsa alasko frigo yemeyi ihmal etmeyin.

Yatmadan önce: Dua edin.

Yarın devam edeceğiz, sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

23 Aralık 2015 Çarşamba

BİR MUTLULUK REHBERİ


En sık muhatap kaldığım sorulardan birisi hep mi mutlusun? Hayır, hep mutlu değilim elbette, çoğunlukla mutluyum, bu da yeterli bence. Mutlulukla Değişim Programı adını verdiğim koçluk çalışmalarıma katılan danışanlarımla paylaştığım gibi; mutluluk bir seçimdir, mutluluk seçeneklerimiz olduğunu fark etmek ve hayatımızı büyük ölçüde seçimlerimizle yönettiğimizi kabul etmektir. Mutluluk, mutluluğa dair sorumluluk almaktır.

Bugünkü yazımda mutluluğun sırrına ilişkin bilgilerimi ve gözlemlerimi paylaşacağım. Umarım keyifle okur ve bazılarını hayatınızda uygulamaya başlarsınız.

Her şeyden önce bir kabul ile başlamak gerekiyor sanırım. Hayatın inişleri ve çıkışları olacaktır, inişleri yönetmek maharet ister. Daha sonra güçlü bir karar almamız lazım, o da hayatı gereğinden fazla ciddiye almamak. Bunun başlangıç noktası da kendimizi çok fazla ciddiye almamak. Kendimize gülebiliyorsak, içinde olduğumuz durumlara biraz olsun esprili yaklaşabiliyorsak doğru yoldayız demektir.

Bir diğer önemli nokta ise mutsuzluk biriktirmemektir. Bir olay yaşadığımızda bu bizi kötü hissettirdiyse bunu ifade etmenin bir yolunu bulmak önemlidir. Bence en doğrusu o an ölçülü bir tepki verip memnuniyetsizliği ifade etmek. İçimizde biriktirdiğimizde bu bize içten içe tüketip daha da mutsuz yapacaktır. Pek çok insan söyleyebileceği şeyleri söylemediği için, doğru olan tepkiyi ortaya koymadığı için mutsuz oluyor.

Daha sonra kendimizi sık sık takdir etmeli ve kendimizle olumlu konuşmalar yapmalıyız. Bu yazıyı yazdıktan sonra eşimle kendime güzel bir türk kahvesi pişirdim. Bunu yaptıktan sonra da “ne kadar güzel kahve pişiriyorum, ne kadar yetenekliyim, on parmağımda on marifet, hem yazı yaz hem de kahve pişir, harikasın” dedim.

Abartılı bir örnek olduğunun farkındayım ama kendimize değer verecek olan öncelikli olarak bizleriz. Bugün yapmanızı istediğim bir egzersiz var. On parmağınızda on marifet var, bunlar neler, lütfen üşenmeden yazın, emin olun kendinizi iyi hissedeceksiniz.

Bu yazı tahmin ettiğimden uzun sürecek, yarın kaldığımız yerden devam edelim.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

20 Aralık 2015 Pazar

MUTLULUĞUNUZA ŞART KOŞMAYIN


Mutluluğunuza sınır çizmeyin, mutluluğunuz mümkünse belli şartların gerçekleşmesine bağlı olmasın.

Daha fazla para kazanınca mutlu olacağımızı düşünmek, işimizde yükselince veya iş değiştirince mutluluğun geleceğini sanmak, bir ilişkimiz yoksa o ilişkiye kavuşunca her şeyin düzeleceğini varsaymak mutluluk açısından bakıldığında çok doğru bir yaklaşım olmayabilir.

Mutluluğu dışsal şartlarda arayacaksak bunu her gün gerçekleşen hayatın küçük mucizelerinde bulmak daha akıllıca olabilecektir. Mutluluk bu açıdan bakıldığında bedavadır üstelik.

Örneğin derin ve sağlıklı nefesler almak, güzel bir yürüyüş yapmak, güneşin yüzünüzü ısıtması, sıcak bir çay içmek, gülmek, sohbet etmek, kitap okumak, hepsi mutlu etme potansiyeli açısından doyurucu olan ücretsiz aktiviteler. Bir gün içinde bunlara ne kadar zaman ayırabiliyoruz?

Mutluluk daha çok kişinin kendisi ile kurduğu ilişkide, bakış açılarında ve rutin bir günün sıradan mucizelerini fark etmekteki, takdir etmekteki yeteneklerinde gizli.

En çok zamanı kendimizle geçiriyoruz, düşüncelerimiz aracılığı ile kendimizle konuşuyoruz, kendimize güzel şeyler söylemeyi seçtiğimizde mutluluğu da seçmiş oluyoruz. Bu Polyannacılık değil, akıllıca bir seçim sadece.

Pazar akşamı kendime iki gündür spor yapamadığımı söylüyordum yüksek sesle, dış sesim, sevgili eşim Özge beni uyardı, bunun yerine kendine yarın spor yapacağını söyleyebilirsin dedi. Haklıydı.

İçimizde iki bitki var, mutluluk ve mutsuzluk, hangisini besleyeceğimizi ve büyüteceğimizi biz seçiyoruz.

Seçiminizi mutluluktan yana yapın, bugün size mutluluk veren bir düşünce seçin, size mutluluk veren bir eylem gerçekleştirin.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

18 Aralık 2015 Cuma

KENDİMİZİ TANIMANIN ÖNEMİ


Kendimizi yakından tanımakla başlar her şey, hayat kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur. Amacımız ne olursa olsun kendimizi daha iyi tanımak amacımıza ulaşmayı da kolaylaştırır.

Koçlukta kullandığımız yöntemlerle kişinin hedeflerine daha kısa bir sürede ve daha kolay bir şekilde ulaşmasını sağlamaya çalışırız. Kullanılan teknik ve yöntemlerin önemli bir kısmı kişinin kendisini yakından tanımasına, kabul etmesine ve sevmesine odaklanır. Değişim daha sonra gelir.

Hayatımız aslında bir ölçüde yaptığımız seçimlerden ibarettir. Bu seçimleri “doğru” bir şekilde yapmak hayatın tatminine ve mutluluğa ulaşmamızı kolaylaştırır.

Büyüklerimiz hayatta en önemli seçimlerin iş seçimi ve eş seçimi olduğunu söylerler. Bu seçimleri bizi mutlu edecek şekilde yapabilmek kendimizi tanımadan mümkün olmaz.

Hayatın önemli bir kısmını insan ilişkileri oluşturur. Kendisini tanıyan ve kendisiyle mutlu bir ilişki kuran kişi diğer insanlarla olan iletişiminde de ön yargılardan uzaklaşarak sağlıklı uzun süreli ilişkiler kurabilir ve sürdürebilir.

Kendimizi tanımak dediğimizde kuşkusuz geniş çaplı bir alandan bahsediyoruz. Değerlerimizi ortaya çıkarmak, bir sıralama yapmak, değerlerimize uygun bir yaşam sürmek, amaçlarımızı bulmak ve gerçekleştirmeye çalışmak gibi.

En önemli yatırım kişinin kendisine yaptığı yatırımdır, hayattaki en önemli projeniz sizsiniz. Kendinizi yakından tanımaya çalışın lütfen. İlk kitabım olan Hayatını Seç bu anlamda size gerçekten çok yardımcı olabilir.

Sevgi ile kalın.

Not: İç dünyanızı keşfetmek konusunda profesyonel yardım almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

6 Aralık 2015 Pazar

HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN TEK ŞEY: UMUTLU OLMAK


Umutluysanız mutlusunuz. İyi haber, umutlu olmak daha çok bir düşünüş biçimidir, öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Hepimiz aslında umutlu olarak doğarız, bazılarımız bunu sonradan unutur. Tek yapmamız gereken unuttuklarımızı hatırlamaktır.

Umutlu olmak dediğimde; geleceğe dair güzel hayaller kurabilmeyi, bu hayalleri gerçekleştirmek için plan yapabilmeyi, plan dışı gelişmeler yaşandığında esnek olabilmeyi kastediyorum.

Bütün bunlara “ben yapabilirim” inancı eşlik etmektedir.

Umut kısaca, planlar yapmak ve ben yapabilirim inancı ile eyleme geçmeye hazır olmaktır.

Umutlu olmayı öğrenmek için terk etmemiz gereken bazı düşünce kalıpları olduğunu düşünüyorum. Bunlardan en önemlisi, bir şeyi istediğinizde bunun gerçekleşmesinin hızlı ve kolay şekilde olması gerektiğine inanmak.

Bazen öyle olabilir, ama istekleriniz her durumda hızlı ve kolay gerçekleşmeyebilir. Umutlu olmak için biraz sabırlı olmalı ve süreçten keyif almayı bilmelisiniz.

Umutsuzluk tehlikelidir, çünkü bir şeyleri değiştirme gücünüzün olmadığını düşünmeye başlarsınız ve her gün değişen bir dünyada sizin açınızdan her şey aynıymış gibi gözükebilir.

Umutlu olmak için sağlıklı karşılaştırmalar ve analizler yapmak işe yarar, bunu yazılı olarak da yapabilirsiniz. Her şeyden önce yalnız değilsiniz, istediğiniz şeyi gerçekleştiren ve özellikleri size benzeyen pek çok kişi var.

Kanıt toplayın, sizin yapmak istediğinizi başaran kişilerin listesini yapın, kendi başarılarınızın dökümünü çıkarın, kendinizi bir yıl önceki halinizle kıyaslayın, gelişmelerinizi kutlayın.

Umutlu olmak için kendinizi acımasızca eleştirmekten vazgeçin. Kendinize her gün söylediğiniz ve sizi umutsuz hale getiren düşünceleri yakın bir arkadaşınızın size söylediğini hayal edin. Emin olun çoğu zaman kendinizi savunur ve aksini iddia edersiniz. İşte bu cümleleri not alın, daha sonra kağıdı yırtın, kesin veya yakın, sonra da çöpe atın, bu egzersize sizi mutsuz eden düşüncelerinizi azalıncaya kadar devam edin her gün.

Son olarak da mükemmel olmaya çalışmayı bırakın, hiçbirimiz mükemmel değiliz ama hepimiz benzersiziz.

Sevgi ile, umut ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

24 Kasım 2015 Salı

MUTLULUĞUNUZ SİZE BAĞLI OLSUN


Mutluluğunuz kime bağlı? Basit bir soru gibi gözüküyor ama gelin bugünkü yazımızda konuyu biraz açmaya çalışalım.

Hepimiz daha mutlu olmak istiyoruz, orası kesin. Daha akılcı olan yöntem mutluluğumuzun bize bağlı, bizim elimizde olmasıdır.

Nasıl mutlu olursunuz? Buradan başlayalım. Lütfen üzerinde biraz düşünün ve aklınıza gelen cevapları yazın. Sonra da size bağlı olmayanları inceleyin.

Aklıma ilk gelen örnekler şunlar, hepimizin hayatında mutluluğu o veya bu şekilde zaman zaman bağladığımız unsurlar:

Hava güzel olursa mutlu uyanırım; tuttuğum takım maçı kazanırsa mutlu olurum, çocuğum sınavdan yüksek not alırsa mutlu olurum, patronum bana iyi bir iş çıkardığımı söylerse mutlu olurum, eşim bana bir hediye alırsa mutlu olurum, vb. Listeyi uzatmak mümkün.

Peki, havanın kapalı olduğu bir gün tuttuğunuz takım maçı kaybederse, ertesi gün işyerinde patronunuz sizi eleştirirse, eve geldiğinizde çocuğunuzun sınavdan düşük bir not aldığını öğrenirseniz, eşiniz de beklediğiniz hediyeyi almadıysa ne olur?

Mutsuzluk tavan yapar herhalde.

Bu şekilde bir mutluluk anlayışı mutluluk seviyenizin sürekli dönme dolap gibi bir aşağıda bir yukarıda olmasına yol açar ve sizi aslında mutsuz, huzursuz eder.

Gelin bugün mutluluğumuza dair yeni tanımlar yapalım, kendi elimizde olan unsurlara daha çok bağlayalım mutluluğu. Güçlü bir karar alalım ve bir süre arkasında duralım.

Örnekler vereyim: bugün kendime yarım saat zaman ayırabilirsem mutlu olurum, bilmediğim bir şey öğrendiğim her gün mutlu olurum, bir arkadaşımı arayıp sesini duyarsam mutlu olurum, eşime sarılırsam mutlu olurum, güzel bir kitaptan 10 sayfa okursam mutlu olurum, çocuğuma onu her şart altında çok sevdiğimi söylersem mutlu olurum, ihtiyacı olan birine ufacık da olsa bir yardımım dokunursa mutlu olurum, gibi.

Buna mutluluğu gerçekçi beklentilerle yönetmek ve yaşamak diyorum kısaca.

Mutluluğunuz size bağlı olsun.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takibe alınız. Koçluk hakkında aklınıza takılanları mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atarak iletebilirsiniz.

17 Kasım 2015 Salı

KENDİMİZİ MOTİVE ETMEK


Koçlukta yaptığımız şeylerden birisi de danışanlarımızın motivasyonlarını yükseltmelerine yardımcı olmaktır. Motivasyonu yükselen kişi, daha hızlı ve rahat bir şekilde eyleme geçer. İstediğimiz şeyler doğrultusunda eyleme geçmek bizi mutlu eder.

O halde bugün biraz motivasyondan bahsedelim. Motivasyon zihnimizdeki düşüncelerle başlar. İlk uyandığımızda güne başlarken ilk 15-20 dakikaya güzel düşüncelerle başlamak işimizi kolaylaştırır.

Ben uyanır uyanmaz göreceğim şekilde bir tatil resmi asıyorum duvara, gitmek istediğim yeni bir yerin fotoğrafına bakarak uyanıyorum. Sonra sağlıklı bir şekilde uyandığım için şükrediyor ve güne kısa bir dua ile başlıyorum. Sonra da bir fincan çay içip güzel bir manzaraya bakıyor veya genel olarak güzel şeyler düşünüyorum.

Bu ritüeli yapmadan güne başlamıyorum, siz de kendinize motive olarak güne başlamanızı sağlayacak 15-20 dakikalık bir ritüel oluşturun, gerekirse 15-20 dakika erken yatın ve kalkın. Her gün aynı şeyleri yapmanız şart değil, yeter ki güne motive olarak başlayın. Müzik dinleyebilir, şarkı söyleyebilir, dans edebilirsiniz, yönteminizi siz seçin. Yazılarımı okumanız da motivasyonu artıracaktır. Yazılarım bu yüzden sabah 8.50’de yayımlanıyor.

Ben uyandığımda beni mutsuz eden düşünceler zihnime üşüşüyor ve bu düşünceler birbirine çok benzeyen şeyler diyorsanız size basit bir egzersiz önerebilirim. Sizi mutsuz eden düşünceleri boş bir kağıda yazın, sonra da ister yakın, ister denize atın, isterseniz de yırtıp çöpe atın, bu şekilde onlarla vedalaşabilirsiniz.

Motivasyonun diğer bir unsuru seçeneklerimizin farkında olmaktır. Pek çok durumda aslında farklı seçeneklerimiz vardır. Bunların farkına vardığımız ölçüde motivasyonumuz artar ve mutlu oluruz.

Motivasyonun son boyutu ise değişimdir. Mutlu olmadığınız konularda bir şeyleri değiştirmeyi seçebilirsiniz. “Değiştirebilirim” şeklinde düşünmek dahi motivasyonu artırır. Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilir ya da Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

Motivasyonunuzu yüksek tutacağınız güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

16 Kasım 2015 Pazartesi

SÜRPRİZ YOKSA MUTLULUK YOK


Dün mutluluğa giden yolda ana hatları ile bir yol haritası çıkarmaya çalışmıştık Bugün kaldığımız yerden devam edelim. Daha mutlu olmak istiyorsak hayatımızda güzel sürprizlere daha fazla yer açmalıyız bence. Sürekli alışılageldik şeyleri yapmak bir süre sonra yaşamı bir yapılacaklar listesine çevirebilir.

Hayatımıza bir miktar coşku, heyecan ve sürpriz katmalıyız, bunun için belli ölçülerde risk almak da gerekebilir.

Gün içinde yaptığınız aktiviteleri değiştiremiyorsanız yapma şeklinizi veya en azından saatlerini değiştirin. İşe gidip gelirken farklı yollar kullanın. Hiç okumadığınız tarzda bir kitap okuyun.

Mutluluğun bir başka unsuru da dengedir. Denge dediğimizde bunu ile ayrı şekilde düşünmek lazım. Birincisi kişinin yaşam alanları itibarıyla dengede olmasıdır. Yani zamanını ve enerjisini işi, ailesi, sosyal hayatı ve kendisi arasında olabildiği ölçüde dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışmasıdır.

Diğer denge bakış açısı ise düşündüğümüz, söylediğimiz ve yaptığımız şeylerin uyumudur. Bu uyum mutluluk getirir.

Zamanı iyi yönetmek de insanı daha mutlu eder. Yaşam dediğimiz şey zamandan oluşuyor, zamanımızı nasıl kullandığımız hayatımızın kalitesini ve mutluluğumuzu da belirliyor.

Hadi bugün basit bir egzersiz yapalım. Herkes bir gününü toplam 24 saat olacak şekilde aktivitelere ayırsın, bakalım neye ne kadar zaman gidiyor? Daha sonra bu şekilde geçen bir gün için 10 üzerinden bir mutluluk notu verin kendinize. Son aşamada ise 10 üzerinden 10 vereceğiniz bir günün akışını yazmanızı istiyorum, bakalım neler fark edeceksiniz?

Yarın mutluluk konusu ile devam edeceğiz.

Şimdilik sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla resim için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

6 Kasım 2015 Cuma

YENİDEN BAŞLAMA ZAMANI


Meşhur bir söz, duymuşsunuzdur, bugün geriye kalan hayatımızın ilk günü. O halde bir çizgi çekmenin ve yeniden başlamanın zamanı.

Güneşin her gün doğuşu yeni başlangıçların önemine işaret eder, yaşamanın sürekli yeniden başlamaktan daha iyi bir yolu yoktur.

Bugüne kadar kendinizi ihmal ettiyseniz, kendinize odaklanma ve zaman ayırma dönemi. Her gün yarım saat bile büyük fark yaratabilir.

Hayatınızla ilgili yeni ve güçlü kararlar almanın zamanı, yeniden başlamak demek çoğu zaman yeni kararlar almak ve uygulamak demektir.

Hayatınızda ters giden şeyleri düzeltme zamanı.

Daha fazla huzura ulaşma dönemi, başarı ve mutluluk tanımlarınızı gözden geçirme zamanı, ikisi de sadece maddi şeylerde aranmamalı, manevi boyut önemlidir.

Her şeyin başının sağlık olduğunu hatırlama ve sağlığımıza yatırım yapma dönemi. Geleceğimiz için tasarruf yapmaya başlama dönemi. Etrafımızdaki sevgi çemberini büyütme zamanı.

Kendimizi daha fazla sevmek, kendimizi affetmek, kendimizle barışmak, kendimizi takdir etmeyi öğrenmek, bütün bunlar için hiçbir zaman geç değil.

Eğer hayatta isek pek çok şeyi değiştirebiliriz.

Korktuğumuz şeylerden kurtulmak zordur, anlamak ve kabul etmek gerekir. Seçimlerimizi korku ile değil sevgi ile yapmaya başlamak önemlidir.

Sadece analitik bir bakış açısı ile değil kalbimizin sesini de katarak yola devam etme zamanı.

Mesajları doğru okuma zamanı, tekrarlanan senaryoların bir kısmını değiştirme zamanı.

Yol bazen yola çıktıktan sonra aydınlanır, değişim için yola çıkma zamanı.

Yeni bir yol çizin, özgürce, zorunluluk olmadan, mecbur hissetmeden, işte şimdi gerçekten ilerleyebilirsiniz.

Yarına Notlar yolunuzu aydınlatsın, sevgi ile kalın.

Not: Değişim yolculuğunda profesyonel destek almak isteyenler Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilirler. Birebir benimle çalışacağınız program ortalama 12 seans sürmektedir. Bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

3 Kasım 2015 Salı

HAYATIMIZDA VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK


Daha sade olan, daha basit olan güzeldir ve mutluluğu kolaylaştırır. Temiz bir yaşam alanına sahip olabilmek mutluluk için önemlidir.

Hayatımızda verimliliği artırmak dediğimde ben bunu hayatımızı biraz sadeleştirmek ve bu sayede gerçekten yapmak istediklerimize, bizim için önemli şeylere odaklanmak olarak anlıyorum.

Bunun iki temel boyutu var. Öncelikli olarak gereksiz yüklerden kurtulmakla başlayabiliriz. Yaptığımız ancak bize herhangi bir yarar sağlamayan aktiviteleri yaşamımızdan çıkarmak ya da azaltmak. Enerjimizi çalan, zamanımızı çalan, bize fazla bir şeyler katmayan neler var hayatımızda? Ben yıllar önce radikal bir kararla TV izlemeyi bırakmıştım.

Gereksiz yüklerden kurtulmak dediğimizde buna görüştüğümüz insanların bir bölümünü de dahil edebiliriz. Siz bir şey katmayan, aksine enerjinizi çalan insanlarla uzun süre zaman geçirmeyin, mümkünse bir süreç dahilinde hayatınızdan bu kişileri çıkarın. Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlara benziyoruz bir süre sonra, herkesin bir enerji alanı var, ister istemez etkileniyorsunuz. O halde zaman geçireceğim insanları dikkatlice seçmeliyim elimden geldiği ölçüde.

Verimliliği artırmanın ikinci boyutu ise operasyonu azaltıp stratejiye yer açmak. Strateji dediğimde benim için önemli olan her şeyi buna dahil ediyorum; kendim, işim, ailem, isteklerim, hayallerim, yapmaktan keyif aldığım şeyler, anlamlı bulduğum her türlü aktivite. Bunları yapmak için zamana ihtiyacım var, operasyon içinde boğulursam stratejiye zaman ayıramam.

Yardım almayı bilmem lazım, her şeyi tek başına yapmaya çalışmak da özellikle operasyonu artırıyor. Zaman en değerli şey, onu iyi yönetmem lazım.

Aynı anda çok sayıda farklı alan üzerinde çalışmak da verimliliği düşürebilir, benim için önemli ve öncelikli olan neler var? Bunların üzerinde düşünüp hayatımı yaşarken dikkate almam gerekiyor.

Optimum bir yaşam dengesine ulaşabilmek hepimizin mutluluğu için çok önemlidir. Büyük taşları küçük taşlarla dengelemeyi öğrenmemiz gerekiyor.

“Profesör sınıfa girip karşısında duran öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “ Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız.” dedi.

Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş alamayacağına emin olduktan sonra öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu.

Öğrenciler hep bir ağızdan “ Doldu ” diye cevapladılar. Profesör, “ Öyle mi ? ” dedi ve kürsünün altına eğilirek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş doktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına iyice yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Bir öğrenci “ Dolmadı herhalde ” diye cevap verdi. " Doğru " dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum tanelerini taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü.

Gene öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “ Hayır ” diye bağırdılar. “ Güzel ” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı.

Sonra tekrar öğrencilerine dönerek “ Bu deneyin amacı neydi ? ” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen, “ Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır. ” diye atladı. “ Hayır ” dedi profesör, “ Bu deneyin esas anlatmak istediği, eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın gerçeğidir.

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti : “ Nedir hayatınızdaki büyük taşlar. Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek!

Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir, iyi karar verin. “

Sevgi ile kalın.

2 Kasım 2015 Pazartesi

ERTELEME, ÜŞENME, VAZGEÇME


Çok sevdiğim bir arkadaşım söyledi geçenlerde bu sloganı; erteleme, üşenme, vazgeçme. Bu aralar kiminle görüşsem çok meşgul olduğundan dem vuruyor. İş hayatının yılbaşı üzeri genel olarak yoğun olduğunu biliyorum. Diğer yandan; sadece iş odaklı bir yaşam sürmek de bir yere kadar.

İstekleriniz, hayalleriniz, mutluluğunuz, zaman ayırmayı planlamış olduğunuz insanlar ve konular ne olacak?

Kendinize, sevdiklerinize ve yapmak istediklerinize bir fırsat verin lütfen. Çok güzel bir benzetme vardı buna dair, Can Dündar yazmıştı sanırım.

Hayatı bir oyun olarak düşünün, elinizde toplar var ve havaya atıp tutuyorsunuz. Bu toplar işiniz, sağlığınız, aileniz, dostlarınız ve hayalleriniz olsun. Bu topların içinde sadece işiniz lastik bir toptur, düşürse yeniden zıplar. Diğer toplar adeta camdan yapılmıştır, kırıldığı zaman yerine konulması çok zor olur. Bu durumu fark etmek ve hayatı bir denge anlayışında ele almak gerekir. Oysa çoğumuz aşırı iş odaklı yaşayarak pek çok şeyi gözden kaçırıyoruz.

Hikayeyi aklımda kaldığı şekli ile aktardım, bir hatam olduysa affola. 

Bizim için önemli olan alanlara yatırım yapmak, zaman ayırmak sandığımızdan daha önemlidir.

Umarım bu konu üzerinde düşünür ve kendinize göre bazı önlemler alırsınız. Ben de öyle yapıyorum, yılbaşından sonra yerine bugün, bu hafta gündeme almaya çalışıyorum benim için gerçekten önemli olan şeyleri.

En anlamsız bekleyiş, mutluluğu beklemektir. Hadi o zaman bugün sizi mutlu edecek bir şeyler yapmaya başlayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayında ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

31 Ekim 2015 Cumartesi

DENGE VE MUTLULUK


Denge, mutluluk açısından çok önemli bir faktördür. Genel olarak şunu söylemek mümkün hatta: Dengeye yaklaştıkça mutluluğumuz artar, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluk başlar. Koçluk çalışmalarında da dengeye özel bir önem veririm. Bugün bu konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Denge dediğimizde konunun iki boyutu var; dışsal denge ve içsel denge, bu arada bu tanımlamaları ben yaptım, isim çok önemli olmayabilir.

Dışsal denge dediğimde; kişinin genel yaşam alanları itibarıyla zamanını, enerjisini, dikkatini hangi alanlara harcadığından bahsediyorum. İş, ilişki, aile, sosyal hayat ve ben. Ben alanında hobilerim, yapmak istediğim değişimler, isteklerim ve hayallerim var.

Hayatınızın herhangi bir alanında dengeyi kaçırdığınızı düşünüyor musunuz, daha fazla zaman ayırmanız gereken bir alan var mı, dengeyi yeniden sağlamak için neler yapılabilir?

Sıkça rastlanılan durumlar; iş odaklı bir hayat sürmek ve ailemizi, kendimizi ihmal etmek ya da sadece ailemizi yani eşimize, çocuklarımıza konsantre olup bir şeyleri ihmal etmek olabilir.

Dengenin bir de içsel boyutu var. Düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması hali olarak tanımlanabilir. Hayatın hangi konularında dengeden uzaklaşıyorum? Soru varsa, cevap da vardır.

Dengeye yaklaşacağınız mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayındaki ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

21 Ocak 2013 Pazartesi

16. hafta bülteni - mutlu değilseniz başarılı da sayılmazsınız


Mutlu ve huzurlu olmadığınız sürece başarılı da sayılmazsınız. Bu aralar benimsediğim, içimde yaşattığım bir söz.

Kurumsal işimden ayrılıp yazarlık ve koçluk yapmaya başladığımdan beri en sık muhatap kaldığım soru “Sana inanamıyorum, nasıl oldu da hayalinin peşinden gidecek cesareti buldun, şimdi daha mutlu musun?”. Tercümesi hayatımı nasıl seçtim ve seçtimde ne oldu?

İşten ayrılalı 3,5 ay, kitabım piyasaya çıkalı 2,5 ay olmuş, bir ara dönem bilanço çıkarmanın zamanı gelmiş bana göre. Ne kadar mutlu ve huzurluyum, ne kadar başarılıyım? İşin içine biraz kişisel gelişim ve koçlukta kattım ister istemez, ortaya karışık bir bülten çıktı, bakalım beğenecek misiniz?

Evet, çok mutluyum ve çok daha huzurluyum kendimi eski halimle kıyasladığımda. Yapmak istediklerimin hepsini henüz gerçekleştirmedim, bazı şeyler benim istediğim süratle ilerlemiyor, ama biraz sabır gösterip elimdekilere ve yaptıklarıma odaklandığımda kendimi başarılı görüyorum ve yeni fırsatlar çıkarıyor hayat karşıma.

“Hayatımı nasıl seçtim” sorusunun benim için cevabı aslında çok basit, “gelecekte nasıl bir yaşam sürmek istiyorum?” sorusunu yönelttim kendime ve cevabını bulmak için kendime zaman tanıdım, insanların hayatlarına dokunarak yaşamak istediğimi keşfettim önce, sonra da bunu iyi yapabileceğimi düşündüğüm ve aynı zamanda keyif aldığım yazarlık ve koçlukla birleştirdim. İyi yaptığınızı düşündüğünüz şeyler ile yaparken keyif aldığınız şeylerin kesişim kümesinden inanılmaz hazineler çıkartabilirsiniz, bir düşünün derim.

Hala kendime sorular sormaya devam ediyorum, çünkü biliyorum ki cevap var olmasa soru da olamaz, soru olduğuna göre cevap da vardır.

Geçenlerde bir konferansa katılana kadar yaptığımın koçluk açısından teknik açıklamasını bilmiyordum. Orada öğrendim ki; güven aralığını sıfırlayıp kendimi hayata teslim etmişim. İyi ki de öyle yapmışımJ.

Merak etmeyin ne olduğunu anlatacağım, belki sizin de peşinden gitmek için biraz daha cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyduğunuz bir hayaliniz vardır.

Dr. Brene Brown bu konuda demiş ki: Güven aralığını sıfırlamak; kırılgan, savunmasız olmaya cesaret edebilmek, herkesle bir bağlantı halinde olduğumuza ve yalnız olmadığımıza güvenmektir.

Radikal Kitap ekinde kitabım hakkında bir yazı hazırlamış olan Ferhat Uludere’nin benimle ilgili tespitleri de büyük paralellik arz ediyor (http://kitap.radikal.com.tr/Makale/bir-kitap-hayat-degistirir-mi-351016).

Neyse biz konumuza dönelim. Utanç duyma korkusu, hayatımızı seçme konusunda bize lazım olan cesaret ve güvenin önündeki en büyük bariyerimizdir, aynı zamanda hata yapma özgürlüğümüzü de ortadan kaldırır.

Güven aralığını sıfırlamak demek; mükemmelliyetçi olmayı bırakıp olana güvenmektir, kesin ve emin olma durumunu terk ederek karşılaştırmalardan vazgeçmektir.

Çözüm ise bence; utanma duygusunu oluşturan beklenti ve endişeler konusunda bir farkındalık yaratarak, yaşayacağımızı düşündüğümüz şeyleri kendimizle konuşmakta ve/veya yazmakta bulunabilir.

Yeni hayatıma geçmeden ve cesaretle bir adım atmadan önce bu egzersizi ben gerçekten defalarca yaptım, detaylar için “Hayatını Seç” isimli kitabımın 126. ve 130. Sayfaları arasındaki bölümü okumanızı öneririm.

Bir anlamda güvenliği daha az olan yeni hayatımda, en çok sevdiğim şeylerden bir tanesi güne ailemle beraber kahvaltı yaparak başlamak sanırım. Genelde menüyü küçük kızım Ada’nın zevkine göre dizayn ediyoruz; peynirli minik krepler ve portakal suyuJ.

Bankadan kazandığım paranın yarısını ancak kazanıyorum henüz, ama güne bu şekilde başlamak da kesinlikle çok güzel.

Eski hayatımda olup şu anki hayatımda olmadıkları için sıklıkla şükrettiğim 3 şey var; işe gidip gelmek için günde 3 saatimi trafikte harcamak, sabahın köründe uyanıp traş olup takım elbise giymek ve mesai saatlerine bağlı olmak. Zamanı kendimin yönettiği yeni hayatımı çok ama çok seviyorum.

 

En önemlisi çok daha huzurlu, mutlu, keyifli ve sağlıklıyım, mücadele etmekten (direnç göstermekten) uzlaşı ortamına, kaostan anlayış ortamına geçtim; dengemi buldum, e daha ne olsunJ. Kısacası kendimi önce mutlu ve huzurlu, sonra da başarılı hissediyorum.

Bir şey değiştiğinde bazen her şey değişir ya bana da öyle oldu sanırım, işimi değiştirdim, hayatım değişti. Bu nedenle her şeyi değiştirmek istiyorsanız bir şeyi değiştirmekle başlayabilirsiniz.

Koçluk seanslarına başlarken danışanlarıma sorarım, “hayatının hangi alanında yapacağın bir değişiklik ve kendini bu konuda biraz daha iyi hissetmen, diğer bütün alanları da olumlu etkileme kapasitesine sahip?” Sizde bu sorunun cevabı üzerinde düşünüp bir yerlerden başlayabilirsiniz.

Ne demiştik, eskisi gibi para kazanmıyorum henüz, geçenlerde bir danışanımla sohbet ediyorduk, sanatla ilgilenmek istediğini ve yetenekli olduğunu, diğer yandan kurumsal hayatta kazandığı para ile sağladığı lükslere bağımlı olduğundan bahsediyordu.

Ben öyle değilmişim demekki, eskisi kadar sık dışarı çıkmıyoruz, biraz tasarruf yapıyoruz, bu dönem daha çok evde zaman geçirdiğimiz bir dönem ama onunda keyifli yanları çok fazla açıkçası. Çocuklarla beraber daha çok oyun oynuyoruz, evde yemek hazırlıyoruz hep beraber, akşamları da çocuklar yattıktan sonra DVD geceleri yapıyoruz.

Birisi bana ayda 20bin TL kazanabileceğim bir iş teklif etse bile tekrar kurumsal hayata döneceğimi sanmıyorum, onlarsız yapabileceğim şeyleri yapmak adına bir kez daha aynı hataya düşmeyeceğim.

Bu arada; bugün yeni bir iş teklifi aldım, henüz hiçbir şey belli değil ve detayları paylaşmam uygun olmaz. Freelance danışmanlık ve eğitmenlik yapabilirim bir proje kapsamında. Kesinleşirse sizlerle de paylaşacağım elbette.

Diğer yandan; sosyal hayat anlamında insan aynı şeyleri yaptığı zaman aldığı keyif zaman içinde azalıyor tabii ki; üçüncü dilim çikolatalı kekin ilk dilime göre daha az lezzetli gelmesi gibi. Yapılan aktiviteleri çeşitlendirmek faydalı olabilir. Henüz yapmadığım ama yapmak istediğim o kadar çok şey var ki hala, sıkılacağımı hiç sanmıyorum. Bahar ve yaz ayları bu anlamda bana göre daha zevkli seçenekler sunuyor olacaklar.

Yeni hayatımda çok güzel olan bazı şeyler benim seçtiğim mesleklerle de bir ölçüde ilgili tabii ki. Mesela okur mesajları alıyorum, hiç tanımadığım bazen başka kentlerde yaşayan insanlar bana mesaj atıp kitabımı çok beğendiklerini ve yeni kitaplarımı beklediklerini söylüyorlar. Geçenlerde bir arkadaşım aradı, trende yolculuk ederken bir başkasının dikkatle benim kitabımı okuduğunu görmüş. Bu nasıl bir mutluluk ve keyif, gerçekten kelimelerle anlatamam.

Seanslarım bittiğinde de çoğu zaman aynı duyguyu yaşıyorum, danışanlarımın güzel sözleri, onlardaki ilerlemeyi izlemek çok zevkli.

Bir de kendi çapımda “celebrity” hayatım var. TV ve radyo programları, röportajlar, vs. Onları da çok seviyorum ama onlar işin süsü, esas olan işin kendisi elbette.

Uzun zamandır görmediğim bir türlü görüşmeye fırsat bulamadığım insanlarla yeniden görüşmeye başlamak, bir bağ kurmak inanılmaz keyifli.

Tabii ki eski iş arkadaşlarımı özlüyor ve sık sık ziyaret ediyorum, en son çalıştığım yerde 5 yıl geçirip oradaki arkadaşlarımın bir bölümü ile kardeş gibi olmuştum.

Bu süreçte çok güzel yeni arkadaşlıklar ve hatta dostluklarda edindim. Ailem ve yakın arkadaşlarımın desteğini zaten gördüm, ama beni hayal kırıklığına uğratanlar da oldu.

İşten ayrıldıktan sonra senin kitabını şöyle alırım, böyle tanıtırım, sana şöyle yardım ederim diyen insanların bir kısmı son 2 ayda ortadan kaybolduJ. İyi de oldu. Çünkü Tanrı/Evren siz ne isim veriyorsanız, karşıma o kadar güzel insanlar ve onların iyiliklerini çıkardı ki her şey bir şekilde dengelendi ve istediğim gibi oldu.

Yanlış anladıklarım, kırdığım insanlar da oldu. Yardım alma ihtiyacını ifade edemediğimizde ters tepkiler verebiliyoruz bazen hepimiz.

Hayatımda hiç “kötü” şeyler olmuyor mu? Oluyor elbette, sizlerin hayatında ne kadar oluyorsa bende de o kadar oluyor. Ama ben hayatımda olan güzelliklere odaklanmayı, dikkatimi onlara vermeyi seçiyorum, küçük bir ayrıntı gibi gelebilir ama büyük bir fark yaratabilir bu bakış açısı hayatınızda. Bu nedenle size de tavsiye ederim.

Doğanın hareketlerine baktığınızda bir döngü vardır, sadece mevsimlerin birbirini takip etmesi değil, rüzgar çıkar, delicesine eser ve sonra bir anda sanki hiçbir şey olmamışcasına durur. Yağmur yağar bardaktan boşanırcasına ama sonsuza dek sürmez, bir anda güneş yüzünü gösterir bulutların arasından, hatta şanslıysak gökkuşağı da görürüz. Hayat da böyledir, düz bir çizgide ilerlemez, doğal bir akışta kesintiler ve hatta bazen gerilemeler de olabilir.

Ben hala bir öğrenciyim, her şeye bir hediye gözüyle bakmayı öğreniyorum, her gün yeni bir şeyler öğrenip insanlarla paylaşıyorum ve bundan büyük keyif alıyorum.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse, eski benle kıyaslandığında çok daha mutlu ve huzurluyum ve sırf bu yüzden başarılıyım aslında. Bu ara dönemin sonunda kararım değişmedi; yine olsa yine giderim, yine olsa yine yaparım ve yüreğini titreten bir isteği/hayali olan herkese de kalbinin sesini dinlemesini ve peşinden gitmesini tavsiye ederim.

“İnsan sıkı tutmalı yüreğini, çünkü gitmesine izin verirse çok geçmeden aklı da gider peşinden.” demiş Nietzsche.

Sevgiler.

Not: Perşembe akşamı yayınlanacak olan kısa ara bültenin konusu (son anda bir değişiklik olmazsa) “aşkı hayatıma nasıl çekerim, mış gibi yaparsam olur mu?”.