31 Ocak 2016 Pazar

BİR HOBİ EDİNMENİN ÖNEMİ


Bir hobiniz, bir ilgi alanınız olsun, bu kendinizi tanımak anlamında veya güzel zaman geçirmek adına size kesinlikle yardımcı olur. Özellikle de ev - iş rutinini kırmak isteyen kişiler için bunu şiddetle öneriyorum.

Yazdıklarımı büyük ölçüde kendi hayatımda da uygulama eğilimindeyim. Son dönemlerde briç kursuna ve pilatese başladım.

Briç, zihinsel sağlık açısından çok faydalı bir spor. Ayrıca ekip çalışması, sosyalleşme imkanları da içeriyor elbette. Çok kolay bir oyun olduğunu söyleyemem ama oldukça keyifli bir sürece dahil oldum. Yaza kadar öğrenip turnuvalara katılmak istiyorum.

Hobilerime ciddi yaklaşmak gibi bir huyum var. Örneğin briç dersi alırken kendimi briç dersi verirken hayal ediyorum.

Pilates ise sağlıklı bedensel aktivite için güzel bir egzersizler bütünü. İmkanı olanlar için haftada beş gün yürüyüş, iki gün pilates ideal kombinasyon olabilir.

İlk dersimden itibaren büyük keyif aldım ve neden yaşamıma daha önce katmadım diye düşündüm. Zaten genelde öyle olur, uzaktan izlediğiniz, yapabileceğinizi düşündüğünüz bir şeyi yapmaya başladığınızda bunu hissedersiniz.

Yaz tatilinde de ülkemizde giderek yaygınlaşan kürek sörfünü denemiştim. Bir sörf tahtası üzerinde ayakta durarak kürek çekiyor ve ilerliyorsunuz.

Peki hangi hobileri seçmeliyiz veya neye göre seçmeliyiz. Çok kişisel bir deneyim elbette. Ben çok uzun süre düşünmeyi sevmem, eylem ağırlıklı bir yaşamım var, dolayısıyla uygun zamanı bulduğumda deneyim, hoşuma giderse devam ederim, gitmezse bırakırım.

Bir şeyi denemeden, içine girmeden bana uygun olup olmayacağını her zaman kestiremiyorum açıkçası. Eşim bu halim ile bazen dalga geçer, önce yapıp sonra düşünüyorsun der. Haklı olduğu durumlar var elbette, ikimiz bir denge yaratmaya çalışıyoruz.

Bu hafta eğer mümkünse uzun zamandır yapmayı düşündüğünüz bir aktivite ile ilgili olarak harekete geçmenizi öneriyorum. Fotoğraf olabilir, yazı yazmak olabilir, müzikle ilgili bir konu olur, bir spor dalı, bir dans dersi hepsi olabilir. Yeter ki içinizden gelsin, ruhunuz beslensin.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

29 Ocak 2016 Cuma

BUGÜN FAZLADAN KÜÇÜK BİR ŞEY YAPIN


Bir kararı doğru veya yanlış yapan şey, karar anındaki değerlendirmeden ziyade daha sonrasındaki düşüncelerimiz ve eylemlerimiz olabilir. Bu nedenle fazladan küçük bir şey yapmak sandığınızdan çok daha büyük bir etkiye sahiptir. Almış olduğunuz kararın doğru olmasını istiyorsanız fazladan küçük bir şey yapın.

Konu ister ilişkiler olsun ister kariyerimiz, fazladan küçük bir şeyler yapmak her zaman işe yarar. Bu küçük şeyler bir araya geldiğinde hayatı oluştururlar.

Bugün değiştirmek istediğiniz konu, doğru çıkmasını istediğiniz kararınız her ne ise o konuda fazladan küçük bir şey yapmanızı istiyorum. İlişkinizi daha iyi hale getirmek istediğiniz birisi var ise ona küçük bir sürpriz yapın. İş değişikliği düşünüyorsanız fazladan bir mail atın, görüşme yapın. Bir hayaliniz varsa fazladan bir adım atın.

Hayatın bize neler getireceğini bilme şansına sahip değiliz, ama getireceklerine bir adım yaklaşmak için fazladan bir adım atmak çoğu zaman işe yarar. Yapabilenler ile yapamayanlar arasındaki farkı çoğu zaman fazladan atılan o tek bir adım, tek bir söz veya tek bir hareket oluşturur.

Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde hayatımızı nasıl geçirdiğimizi belirler.

Siz de bugün bir karar alın, fazladan küçük bir şey yapın ve daha mutlu insanlar arasındaki yerinizi alın.

Pazartesi görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

Not: Şubat ayı koçluk ön görüşmeleri bu hafta başlamaktadır, koçluk almak ile ilgileniyorsanız ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

KENDİNE GÜZEL ŞEYLER ANLAT


Size “Gün içinde en çok kiminle görüşüyor, en çok kiminle sohbet ediyorsunuz? Kimlerle konuşuyor, kimin fikirlerini dinliyorsunuz?” diye sorsam, birçok farklı cevap alabilirim

“İş arkadaşlarım, eşim/sevgilim, çocuklarım, annem-babam, komşum, dostlarım,…”

Liste uzayıp gidebilir fakat kendinizi de listenin içine koymazsanız, hayatınızdaki en önemli kişiyi atlamış olursunuz.

Aslında hepimiz gün içinde en çok kendimizle konuşuyor, kendimizle sohbet ediyor, kendi düşüncelerimizi dinliyoruz.

Dışarıdan görenler deli olduğumuzu düşünmesinler diye de bunu zihnimizin içinde yapıyoruz J Aklımızdan geçen düşünceler, resimler, anılar, yaptığımız yorumlar aracılığıyla kendimize sürekli bir şeyler anlatıyoruz.

Madem en çok kendimizle konuşuyoruz, güzel şeyler anlatmaya ne dersiniz?

Mesela,…

Hayatımızda nelerin yolunda gitmediğini değil, nelerin YOLUNDA GİTTİĞİNİ …

Daha ne kadar yolumuzun olduğunu değil, ne kadar yol KAT ETTİĞİMİZİ …

Neleri yapamadığımızı değil, neleri YAPABİLDİĞİMİZİ …

Kusurlarımızı değil, MÜKEMMEL yönlerimizi …

Başarısızlıklarımızı değil, BAŞARILARIMIZI …

Nelerin yok olduğunu değil, nelerin VAR olduğunu …

Düşünsenize, birisi gelse ve bize bütün gün yaşamımızın negatif yönlerinden bahsetse enerjimiz ne kadar düşer. O zaman biz bunu kendimize neden yapalım?

Güzel düşünceler mucizeler yaratır ve düşünceler sadece alışkanlıktır.

Negatif düşünceleri nasıl zamanla oluşturduysanız ve bunu bir alışkanlık haline getirdiyseniz, pozitif düşünceleri de zamanla oluşturmak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek mümkün.

Sadece biraz farkındalık ve emek yeterli.

Bugünden itibaren başlayabilirsiniz, kendinize güzel şeyler anlatmaya.

Madem en çok kendimizle konuşuyoruz, bari güzel olsun anlattıklarımız J

Hepimize güzel bir hafta diliyorum.

Eğer yaşamınızda bir değişim arzu eder ve olasılıklarınız hakkında daha detaylı görüşmek isterseniz, ÜCRETSİZ BİR ÖNGÖRÜŞME için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Diğer yazılarım için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

27 Ocak 2016 Çarşamba

SINIR ÇİZMENİN ÖNEMİ


İnsan ilişkileri hayatta önemli yer tutuyor, insan ilişkilerini iyi kavramak ve yönetmek mutluluğun anahtarlarından birisi kesinlikle. Burada çok sayıda konu var, ben bugün kısaca sınır çizmek konusundan bahsetmek istiyorum, sınır çizmek özgürlüğünüzü artırır ve sizi ilişkiler anlamında daha mutlu yapabilir.

Pek çok insan sınır çizmekten kaçınır, sınır çizerlerse bunun kötü olacağını, karşı tarafın olumsuz bir tepki verebileceğini düşünürler. Oysa ki sınırlarınızı çizmeden içine dahil olacağınız ilişkilerde ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz.

Denge kavramı burada da önemli elbette, sınır çizeyim derken kendinizi tamamen geri çekeceğiniz veya insanlara güvenmeyeceğiniz bir yapıdan bahsetmiyorum.

Sınır çizmek kendimizi tanımakla mümkün olan bir kavramdır, ben kimim, ne istiyorum, neye nasıl tepki veriyorum ve bunu niçin bu şekilde deneyimliyorum gibi soruların cevapları üzerinde düşünmek kesinlikle işe yarar.

Bir sınır çizilmemişse bir ihlal olup olmadığı konusu da zaman zaman tartışmalı hale gelir.

Sınır çizmek konusunda yapabileceğimiz en iyi şey ima edebiyatını bir tarafa bırakıp her şeyi açıkça dile getirmek olmalıdır. Özellikle de bir ilişkinin başlangıç döneminde sınırlar oluşurken bunu yapmak daha kolaydır.

İnsanlara yardım etmek elbette çok güzel bir duygudur, diğer yandan her kişiye her konuda yardım edemezsiniz, gerçekten yapmayı istiyor musunuz, kendinize bunu daha sıkça sormalısınız.

Sınır çizmek konusunda şunu da düşünebilirsiniz, hayatınızdaki ilişkileri düşündüğünüzde sizi mutlu edecek şekilde sınır çizebildikleriniz ve çizemedikleriniz vardır. Siz aynı kişi olduğunuza göre iyi örneklerle diğerlerini karşılaştırarak nerede hata yaptığınızı görebilir ve bazı önlemler alabilirsiniz.

Sınırlarını çizemeyen sınır ihlaline katlanır.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

25 Ocak 2016 Pazartesi

KEŞKE OKULDA ÖĞRENSEYDİK


Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım bana güzel bir yazı gönderdi, yazının linkini en altta paylaştım. Yazının ana fikri kişisel gelişimle veya koçluk ile ilgili konuları maalesef geç sayılabilecek yaşlarda öğreniyor olmamız. Bazı konuları eğitim sistemimizin içine dahil edebilmek gerçekten yararlı olurdu. Diğer yandan eğer hayatta isek her zaman yeni bilgiler öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza almak mümkündür. Bugünkü yazım keşke okulda öğrenseydim dediğim ama sonrasında geç de olsa kavrayıp hayatıma yerleştirdiğim konular ile ilgili.

İlk aklıma gelen konu para yönetimi konusu, yani kendi paramızın idare edilmesi. Ana kural kazancından önce tasarruf miktarını ayır, sonra kalan kısmı ile mecburi harcamalarını yap, eğer artarsa gezip tozarsın.

İkinci konu zaman yönetimi. Zamanı çok hoyratça tüketiyoruz. Fiziksel olarak hayatta kalmak için yapmamız gereken uyku, beslenme gibi şeylerden sonra iş hayatı zamanımızın önemli bir kısmını alıyor. Geriye kalan zamanı gerçekten çok iyi kullanmak gerekiyor. Mutlaka stratejiye zaman ayırmak lazım. Bir insanın hayatında strateji nedir? Ben kimim, nasıl mutlu oluyorum, hayallerim neler, onlara nasıl ulaşabilirim, kendime neler katabilirim gibi soruların cevaplarını aramak ve bu alanlarda bir şeyler yapmak.

Üçüncü konu dengeye önem vermek olurdu. Dengeye yaklaştıkça mutluluk artıyor çünkü. O kadar çok denge var ki, almak ve vermek arasındaki denge, gerçekçi beklenti ile hayal kurmak arasındaki denge, kendim ve diğer insanlar arasındaki denge, söylediklerim ve yaptıklarım arasındaki denge gibi.

Dördüncü konu, hatalardan ders çıkarma konusu olabilirdi, nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak ve dersi öyle çıkar, keşke daha önce öğrenseydim dediğim sözlerden birisidir.

Beşinci konu sağlığın önemi olabilir, doğru beslenme nedir, doğru spor nasıl yapılır, bir insan sağlığına nasıl yatırım yapabilir, bu konuları da okulda öğrenmiş olmayı dilerdim.

Altıncı konu biraz spiritüel veya manevi bir konu, var olana odaklanmak, bu konuda ayrı bir kitap yazmayı bile düşünüyorum, neyin eksik olduğuna değil nelerin var olduğuna odaklanmak ve sahip olduklarımız için her zaman şükretmek.

Yedinci konu, korkunun kendisinden başka korkacak bir şey olmadığı olabilir. Korkularımıza doğru minik adımlar atarak ilerlemenin ne olduğu, nasıl yapılabileceği daha geç yaşlarda ulaştığım bir bilgi oldu kendi adıma.

Benim aklıma gelenler bunlar oldu, eminin sizin de aklınıza gelen ve paylaşmak istedikleriniz olacaktır, isterseniz yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazının linki şu şekildedir: http://www.egitimpedia.com/keske-okulda-ogretselerdi-dedigim-16-sey/

24 Ocak 2016 Pazar

HAYATINI SEÇ


Geçen hafta Ankara’dan çok değerli konuklarım vardı; Mustafa ve Kemal dostlarım. Benim ilk kitabımdan bazı kısa bölümlerin de yer aldığı, kendi hayat hikayelerini anlattıkları bir gösteri hazırlıyorlar, öncelikle Anadolu liselerinde sonra başka okullarda ve platformlarda sergilemeye çalışacaklar. Yazılarımdan ve kitaplarımdan etkilenen, yarar sağlayan dostlarıma elimden geldiği ölçüde yardımcı oluyorum elbette. Bugün ilk kitabım olan Hayatını Seç’in başlığını taşıyan bir yazı ile haftaya merhaba demek istedim, hafta hepimize sağlık, huzur ve mutluluk getirsin.

Hayat nedir?

Bence kendimiz üzerinde çalıştığımız, kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur.

Kendimiz dedik, bu nedenle başarılı insanların temel özelliği asla ve asla kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarıdır. Kendilerini önceki halleriyle kıyaslarlar. Yolculukta nereden nereye geldiklerine ve nereye gittiklerine bakarlar. Sadece ne kadar yollarının kaldığına değil ne kadar mesafe kat etmiş olduklarına da odaklanırlar.

İnsan aslında organik mükemmel bir bilgisayar, hali hazırda kullandığımız bilgisayarları bizim en ilkel halimiz olarak düşünebiliriz. İçimizde pek çok program var, bu programları keşfetmek ve çalıştırmak amacımız.

Bunu nasıl yapacağız?

Bizler aslında tasarımcıyız, bizi desteklemeyen programları değiştirebiliriz. Bunlar bir işimize yaramayan bizi istediklerimizden uzaklaştıran düşünce yapıları ve inançlardır.

Seçmek demek öncelikle istediğimiz hayatı yaratmak anlamında bize destek olabilecek, işimizi kolaylaştırabilecek düşünceleri ve inançları seçmek demektir.

İnanç, bir insanın yaşamında sisteme ait komuttur. Neye inanıyorsak sistem komut olarak algılar ve yerine getirir.

Ağzımızdan çıkan sözler bizim için bir kodlama ve bilinçaltı sistemi için bir emirdir: Koşturuyorum derseniz bilinçaltının anladığı sizi koşturmak yönünde bir emirdir.

Ben kendime güvenmiyorum derseniz sistem sürekli zemini sallamaya başlar. Güven zemindir, zemin sallanıyorsa destek gerekir.

Bizi sınırlayan konuşmalarımızı, düşüncelerimizi ve inançlarımızı keşfetmek ve mekanizmayı anlamak bu nedenlerden dolayı önemlidir.

Sürekli yapageldiğimiz şeyleri ve alışkanlıklarımızı düşündüğümüzde hayatımızı etkileyen düşünce sistemlerini ve inançlarımızı buluruz.

Birçok şeyimiz çok otomatiktir.

Davranışlarımdan memnun muyum? Daha farklı hangi davranışları seçebilirim?

Davranıştan giderek inancı bulabilirim.

Davranış değişikliği için yeni bir strateji gerekir, inanç değişikliği gerekir.

İnandığım şeyler yaşamda beni destekliyor mu, yoksa bana ayak bağı mı oluyor?

Gelecekte hangi düşünce ve inançlarla devam edeceğim?

Bunun için ise ne istediğini bilmek önemlidir. Farkındalık önemlidir. Farkındaysak değiştirebiliriz, yönetebiliriz. Sorgulamadığımız şeyler, farkında olmadan bizi yönetir.

Sorgulama başlayana kadar mevcut durum devam eder. Neden Olmasın? Kuvvetli bir sorudur.

Bu arada bir şey işliyorsa sakın bozmayın. Size olumlu hizmet eden inançlarınız kalsın.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.