Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.
Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.
Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.
Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.
Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.
Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.
Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.
Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.
Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.
Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.
Sevgi ile kalın.
Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.
Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kişisel gelişim kitaplarının yazarı Mert Çuhadaroğlu'nun resmi bloğudur. Daha fazlası için www.mertcuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, Resmi Facebook Sayfası'nı ve Instagram paylaşımlarını takip edebilirsiniz. Kişisel gelişim ve koçluk hakkında sorularınızı mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine iletebilirsiniz.
kişiye özel seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişiye özel seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2016 Salı
18 Mart 2013 Pazartesi
Gelecekten mektubunuz var - 24. hafta bülteni
Merhaba, 24.
Hafta Bülteni ile karşınızdayım. Bu haftanın bülteni iki ayrı bölümden
oluşuyor; birinci bölüm yeni projelerimden bahsedeceğim reklam bölümü, ikinci
bölüm ise gelecekten bugüne mektup yazacağımız teknik kısım. İlginizi çeken
bölümü okuyabilirsiniz. Umarım keyif alırsınız.
Birinci Bölüm –
Yeni Projeler
Eşim Özge nefes
koçluğu eğitiminin 2. Aşamasını tamamladı ve yaşam koçluğunun yanı sıra nefes
koçluğu da yapmaya başladı. Bu deneyimden faydalanmak için web sitesi üzerinden
kendisi ile iletişime geçebilirsiniz. http://ozge.biz.tr/
Kişiye özel tam
günlük seminerlerim ilgi görmeye devam ediyor. Katılanlar gerçekten tek bir
günde hayatlarında önemli değişiklikler olduğunu söylüyorlar, her şey bakış açılarından
ibaret olduğuna göre ve bakış açısı tek bir cümle ile bile değişebildiğine göre
niye olmasın.
Seminere
katılanlardan birisi kendisiyle ilgili o kadar güzel çözümlemeler yapmaya
başladı ki ileride koçluk yapmasını bile önerdim.
Bundan sonra tam
günlük seminerlerime katılanlara Özge’nin nefes koçluğu seansını da hediye
edeceğim, özellikle anda kalma deneyimini yaşamak için güzel bir fırsat
olacaktır.
Mart ayı
kayıtlarım doldu, ama Nisan ayı için iletişime geçebilirsiniz.
İlahi bir
tesadüf eseri tanıştığım eski danışanım, yeni arkadaşım Ayşe ile ortak web
sitesi projemiz var. Bu web sitesinde yer alacak olan içerik modunuzu
yükseltecek, siteye girdiğinizde okuduğunuz paylaşımlar, gördüğünüz resim ve
videolar keyfinizi artıracak. İçeriğin bir bölümünü ben sağlıyor olacağım.
Bugüne kadar
ağırlıklı olarak facebook üzerinden yürüttüğüm kişisel gelişim ve koçluk
faaliyetlerini yeni kurulan web sitesi üzerinden gerçekleştireceğim. Blogdaki
yazılar devam edecek, eski yazıları yeni kurulan web sitesinde paylaşacağız,
bunun dışında tabii ki yeni yazılar ve başka içerikler olacak.
Koçluk
hizmetinden yararlanmak ancak bu işe maddi kaynak ayırmakta zorluk çekenler
için güzel bir haberim var. Grup koçluğu çalışmalarına başlayacağım Nisan
ayında. İlk konumuz ilişkiler olacak. İlişkiler konusu üzerinde çalışmak
isteyen ve birbirini tanımayan 4 kişi ile bir grup oluşturacağım. Ayda 3 kere
düzenli olarak buluşacağız ve bunu 3 ay boyunca yapacağız.
Katılımcılar konuya özel ve kişiye özel çözümlerini
ararken ve eylem planlarını oluştururken grubun diğer üyelerinin hikayelerini
öğrenecekler, farklı bakış açılarını deneyimleyecekler, destek alıp destek
verecekler. Bütün bunlar profesonel bir koçun ve mod destekçisinin gözetiminde ve
yönetiminde gerçekleşecek.
Bu şekilde koçluk almanın bazı avantajları
bulunmaktadır. Bir gruba ait hissetme, artan iletişim ve kendini ifade etme,
farkındalığın artması, güç birliği oluşturma, deneyimlerle ve yeni fikirlerle
zenginleşmiş bir öğrenme süreci ilk aklıma gelenler.
Uygun fiyatlarla sunacağım bu hizmetten yararlanmak
isteyenler benimle iletişime geçebilirler.
Bir diğer projemiz doğa kampı projesi. Günlük hayatın
koşturması içinde doğada zaman geçiremiyor ve bunun neticesinde özümüzle
bağlantı kurmakta güçlük çekiyoruz. Benim Volkan Bayraktar isminde bir kuzenim
var, on parmağında on marifet. Doğada yaşama ve hayatta kalma konusunda gerçek
bir uzman. Onunla gözünüz kapalı her yere gidebilirsiniz. Off road, trekking,
atıcılık, avcılık, aklınıza ne gelirse çok iyi şekilde yapar ve öğretebilir.
Kamp projesi onun zaten, ben sadece projeyi destekliyorum.
Doğa kampında İstanbul’un Beykoz ve Riva Bölgesindeki
ormanlarda doğada güzel vakit geçirmenin yanı sıra kamp kurmayı, ateş yakmayı,
yön bulmayı, doğada beslenmeyi, doğadaki bitkileri birbirinden ayırt etmeyi,
tatlı su kaynaklarını bulmayı öğreneceksiniz. Eğer arzu ederseniz poligon
ortamında ateş etmeyi deneyimleyebilir, avlanabilir veya off road da
yapabilirsiniz. Kampın bir gece konaklamalı olarak 2 gün olmasını planlıyoruz,
arkadaş grubunuzu oluşturup bize başvurabilirsiniz. Talep olması durumunda
kişisel gelişim ve koçluk, ayrıca doğa fotoğrafçılığı konusunda kamp
sakinlerine ders de verilecektir.
Fotoğraf demişken çok iyi bir fotoğrafçı olan
arkadaşım Burçin Titizel kişiye özel fotoğraf seminerleri düzenlemeye başladı.
Detaylı iletişim bilgisini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.
http://gti861photo.com/ileti%C5%9Fim
Sizinle paylaşmak istediğim bir başka haber ise İzmir
Kitap Fuarı’na dair. 21 Nisan Pazar günü 14.00 – 16.00 arasında fuarda
okurlarımla sohbet edeceğim. İzmir ve civarında yaşayan tüm okurlarımı
beklerim.
Bu kadar reklam ve haber yeter, gelelim bültenimizin
kişisel gelişimle ilgili bölümüne.
İkinci Bölüm - Mektup
Yıllar geçiyor.
Sonra aslında eskiden korktuğu, çekindiği, utandığı şeylerin o kadar da önemli
olmadığını fark ediyor insan.
Bugün 18.3.2013,
Çanakkale Zaferinin Yıldönümü olduğu için akılda tutulması kolay bir tarih.
Peki, siz bundan 10 yıl önce 18.3.2003 tarihinde neler yapıyordunuz, nelerden
korkuyor ve çekiniyordunuz, özellikle bilinmeyen geleceğin hangi noktalarına
takılıp kalmıştınız. Belli bir günü hatırlamak tabii ki çok zor ama hafızamımız
biraz zorladığımızda veya bir iki fotoğraf albümü karıştırdığımızda en azından
o aya veya yıla dair anılarımız canlanacaktır.
On yıl önceki
halinizi bugün ile kıyasladığınızda o zamanki korkularınızın bir kısmının
aslında ne kadar boş olduğunu görüp şaşırabilir ve hatta kahkahalarla
gülebilirsiniz. Ben kendi adıma bu egzersizi yaptım ve sizinle aşağıda
paylaşıyorum.
10 Yıl Önce Bu
Aralar
2003 yılının
başlarında şu anda oturmakta olduğumuz eve yeni taşınmıştık. Kendimize ait bir
evimiz olmasının güzel duygularının yanı sıra evi gerçekten çok beğenmiştik,
özellikle de manzarasına ve balkonuna adeta vurulmuştuk. Evde sigara içmeme
kararı almıştık, çünkü çocuk yapmayı düşünüyorduk ve buna alışmalıydık.
Çocuk yapmaktan
çok korkuyordum, beni neyin beklediği konusunda en ufak bir fikrim dahi yoktu.
Çocukları çok seven birisi değildim, tereddütlerim vardı. Özge ise daha
istekliydi bu konuda, herkes ne zaman çalışmalara başlayacağımızı soruyordu.
Kendimi
çocuklarla düşünemiyordum, bu sorumluluğu almaya hazır mıydım gerçekten
bilemiyordum, neredeyse bütün boş zamanlarımda bunu düşünüp bazen gereksiz yere
kendimi bunaltıyordum açıkçası.
Özge ile
evliliğimizin 6. Yılını doldurmuştuk, ailemize yeni katılacak olan bir çocuk
ilişkinin dinamiklerini nasıl etkileyecekti, bilmiyordum, korkuyordum.
İş Bankasında
müfettişlik yaptığım dönemlerdi, 4. Yılımı tamamlamıştım, bir yıl sonra
yeterlik sınavı vardı, ya sınavı veremezsem ve Bankadan ayrılmak zorunda
kalırsam diye düşünüyordum, başka bir iş yapmak aklımın ucundan bile
geçmiyordu.
Kişisel
gelişimle henüz tanışmamıştım, bu konuda tek bir kitap bile okumamıştım, bu
konu ile ilgilenen az sayıdaki insanın neyin peşinde olduklarını da bir türlü
anlayamıyordum.
Çok sayıda
arkadaşım ve renkli bir sosyal hayatım vardı ama ilgilenmekten keyif aldığım
bir hobim yoktu, çok sevdiğim bir hobim olsun, belki ileride onu meslek olarak
da yapabilirim diye düşünüyor, bazen saatlerce düşünmeme rağmen aklıma hiçbir
şey gelmiyordu.
Sürekli aksiyon
romanları okuyor ve kitap yazmak istiyor, ancak bunun nasıl olacağını
düşündükçe bazen içime fenalıklar basıyordu. Evet yazar olabilirdim, ama ne
yazacaktım, nasıl yazacak ve bastıracaktım.
Bugün
Geriye dönüp
baktığımda o zamanki korkularımın çok yersiz olduğunu ve boşu boşuna güzel
geçirebileceğim zamanların bir kısmını anlamsız düşüncelerle çalmış olduğumu
görüyorum.
Evliliğimiz 16.
Yılında, iki tane harika kızımız var, onlarla çok iyi anlaşıyorum ve onları
dünyaya getirmiş olduğumuz için çok mutluyum.
5 yıl önce
kişisel gelişimle tanıştım, önce hobim, sonra da severek yaptığım mesleğim
haline geldi. Ve bir kitap yayınladım, hayalime kavuştum. Sınavı veremezsem beni
atarlar diye düşündüğüm çok sevdiğim bankamdan kendi isteğimle ayrıldımJ.
Bir kısmını
belki hayal bile edemezdim.
Peki bütün
bunları bugün kendi açımdan faydalı bir şekilde nasıl kullanabilirim.
Tek yapmam
gereken bundan 10 yıl sonrasını kendi gözümde detaylı bir şekilde canlandırarak
10 yıl sonraki halimin bugüne bazı mesajlar vermesini sağlamak ve onları
uygulamak aslında. Sizde 10 yıl sonra neler olabileceğini yazın ve kendinize
kısa bir mektup gönderin, gelecekten bugüne.
10 Yıl Sonra
18 Mart 2023
tarihindeyiz, 52 yaşındayım, Özge 50 yaşına gelmiş, 25. Yılımızı kutlamışız,
kızlar büyümüşler, Duru 19, Ada ise 13 yaşında. Bu çocuklar hangi ara bu kadar
büyüdüler, onlarla daha fazla zaman geçirebilir miydim.
İşler almış
başını gitmiş, yeni kitaplar yazmışım, gerek Özge gerekse ben koçlukta çok
başarılı olmuşuz, çok fazla sayıda insanın hayatını yeniden şekillendirmesine
yardımcı olmuşuz. Güzel bir işyeri açmışız, bahçesi olan iki katlı bir evde
hizmet veriyoruz. Belki de Kandilli’de restore edilmiş güzel eski bir ev
olabilir. Aynı zamanda orada yaşayabilirizde.
Çok sayıda kitap
okumuş, eğitime katılmış, koçluklarda tecrübemi artırmışım, bütün bunların
neticesinde artık çok daha fazla anda kalabilen bir insanım. Düzenli meditasyon
yapıyorum.
Danışanların
olumlu geri bildirimlerini bir kitapta toplamışım ve geliri bir hayır kurumuna
bağışlanmak üzere bastırmışım. Okurlarımla ve eski danışanlarımla kalabalık bir
aile gibi olmuşuz, yılın belli günlerinde buluşuyoruz.
Neşe ve keyif
hayatımızın en büyük parçası olmuş, öyleki insanın neşesini yitirmesi ve
keyifsiz olması için aslında büyük bir çaba sarf etmesi gerektiğini tam olarak
anlamışız.
Hala en büyük
motivasyonum deniz yıldızlarını okyanusa geri atmak, bir kişi bile olsa eğer
onun için fark edecekse benim içinde yapmaya değer.
Çok fazla sayıda
insan var çevremizde. Çok sayıda güzel anı biriktirmişiz, buluşmalar, tatiller.
Eski dostlarımızla kopmadığımız gibi yeni dostlar eklemişiz çembere. Bahçemizde
yaptığımız mangal partilerinin müdavimleri oluşmuş.
Para
biriktirmişiz, güzel yatırımlar yapmışız, Bodrumda kendimize ait bir yazlık
almışız. Klasik otomobil hobim var, VW Karmann Ghia ile başlamışım koleksiyona,
siyah renkli bir tane. Klasik otomobil yarışlarına katılıyorum fırsat buldukça.
Sağlığımız
yerinde, huzurlu ve keyifliyiz. Yılın bir haftasında kızları da alıp tekne turu
yapıyoruz, hatta arkadaşlarımız da bize başka teknelerle eşlik ediyorlar,
korsan filosu gibi olmuşuz. Teknelerde hayatını seç bayrakları var, turuncu
renkli bir bayrak.
Bu güzel hayali
daha kolay gerçekleştirmek için ne yapabiliriz ve bunu yaparken nelere dikkat
etmemiz gerekir?
Kolay; 10 yıl
sonraki haliniz bugünkü halinize bir mektup yazıp tavsiyelerine yer versin
bakalım. Uygulayıp uygulamamak tamamen size kalmış.
Gelecekten
mektubum - Bugüne mesajlar
Sevgili Mert,
Ben senin 52
yaşındaki halinim, çok güzel bir 10 yıl seni bekliyor. Yine de bazı konularda
sana iletmek istediğim mesajlar var.
Çocuklar bizim
en değerli varlıklarımızdır, hazır fırsatın varken onlarla daha fazla zaman
geçir. Yaptığını biliyorum ama daha fazlasını da yapabilirsin, çocuklar için
daha fazlası daha iyidir bu yaşlarda. Onlarla oyna, parka git, yaşadıklarını
paylaş, beraber güzel zaman geçirin.
Eşine daha fazla
zaman ayır, onu sevdiğini daha fazla göster, çok güzel yaşlardasınız, bunun
kıymetini bilin. Birbirinizi gereksiz yere kırmayın, birbirinize özen gösterin
ve vakit ayırın.
Yakın bir
gelecekte çok fazla paranız olacak, ama bilmelisin ki para çoğu zaman hiçbir
şeyi tek başına çözmez. Birbirinize duyduğunuz sevgi, saygı ve güven sizin en
önemli gücünüz, bunu daha fazla yaşayın ve geleceğe yansıtın.
Arkadaşlarınızı,
dostlarınızı ihmal etmeyin, güzel günlerde ve kötü günlerde onların yanında
olmaya gayret edin. Her şeyi başardığınızda bile başarınızı ancak etrafınızdaki
insanlarla ölçebilirsiniz. Zengin, başarılı ancak yalnız olan bir insan aslında
hiçbir şey başarmamıştır.
Bugün kendine
dert ettiğin bazı şeylerin zerre kadar bile önemi yok biliyor musun. Ayrıca
hayallerini gerçekleştirmek için herhangi bir şey yapmak zorunda filan da
değilsin.
Tanrı/Evren
senin isteklerini yerine getirmek için insanlar aracılığı ile çalışıyor, sadece
yukarıda proje bölümünde yer vermiş olduğun şeylere bile bakman yeter.
Her şeyin tam
vaktinde senin için en güzel zamanda gerçekleşeceğine güven ve olayların
akışını gereksiz yere zorlama.
Arada bir bu
mektubu oku ve geleceğini şekillendirirken burada sana yazdıklarımı unutma.Ne
olursa olsun seni çok seveceğimden emin olabilirsin, 10 yıl sonra
buluştuğumuzda bu mektubu okuyup birbirimize sarılacağız.
Sevgiler,
10 yıl sonraki
Mert.
P.S: Her türlü sorunuz ve talebiniz için iletişim adresim: mert.cuhadaroglu@gmail.com
21 Şubat 2013 Perşembe
Jokerleri niye sevmiyorum? 20,5. Hafta Ara Bülteni
Merhabalar; perşembe günlerine özel kısa
ara bülten ile karşınızdayım. Bu hafta oyun teorisinden bahsettim ama
bildiğiniz oyun teorisi değil, daha farklı bir açıdan yaklaşmaya çalıştım
konuya. Keyifle okumanızı dilerim.
Oyun modelleri başlıca iki varsayıma
dayanmaktadır. Bunlardan bir tanesi sıfır toplamlı oyun modelidir. Buna göre;
taraflardan birisinin kazancı diğerinin kaybı anlamına gelmektedir.
Farkında olarak veya olmadan
sıfır toplamlı oyun modelini benimseyip hayatımıza uyguladığımızda sıklıkla
düştüğümüz hatalardan birisi; istemekle başkalarının bir şeyi istemesine ve
elde etmesine engel olduğumuzu düşünmektir. Çok fazla şeye sahip olduğunu
düşünen ve bu konuda her gün şükreden bir insan bile yeni şeyler isteyebilir.
Evrenin kaynakları sınırlı değil,
bizim isteklerimizin gerçekleşmesi başka insanların isteklerinin
gerçekleşmesini kesinlikle engellemiyor.
Bu kısa girişten sonra gelelim konunun
kalbine.
Oyunları nasıl oynadığımız ile hayata nasıl
baktığımız ve hayat oyununu nasıl oynadığımız arasında büyük paralellikler var.
Buna zaten inanıyordum ama bu hafta
yaşanan bir olay daha da iyi pekiştirdi konuyu kafamda.
Büyük kızım Duru ile Boggle Slam adında
basit bir kart oyunu oynuyorduk, Özge de o sırada bir yandan bizi izleyip bir
yandan Ada’ya yemek yediriyordu sanırım.
Boggle Slam hızlı tempolu, 4 harfli bir
kelime oyunu. Oyunda iki kişi birbirine karşı yarışıyor, yerdeki kelimeyi
değiştirmeye çalışarak elinizdeki kartları bitirmeye çalışıyorsunuz.
Oyunda bütün harflerin yerine geçebilen
2 şer tane joker kullanılması mümkün iken ben asla joker kullanarak
oynamıyorum.
Özge bana neden joker kullanmadığımızı
sorduğunda hiç düşünmeden “ben joker
sevmem” diye cevap verdim. Sonra aklıma takıldı ve müsait bir zamanımda bu
konu üzerinde derinlemesine düşünmeye çalıştım.
Diğer oyunları düşündüm, özellikle
iskambil oyunlarının bir bölümünde joker kullanılabilir, ama ben bir desteği
aldığımda ilk yaptığım şey jokerleri çıkarmak ve hatta mümkünse çöpe atmaktır.
Sahi ben neden joker sevmiyordum?
Sanırım ben cevabımı buldum. Ben bir
şeyleri yardım almadan yapmayı seviyorum, çünkü diğer insanlardan yardım
isterken zorlanıyorum (eskiden daha fazla idi, yeni hayatımda bu konuda
gelişmeler sağladım ama henüz jokerlerle barışacak kadar değilJ).
Diğer insanlardan yardım istemenin
hiçbir kötü yanı yok, hatta içlerinden gelerek yardım ettiklerinde onlar
açısından da müthiş bir keyif ve mutluluk.
Ama bir şekilde öyle kurgulamışım işte
küçükken. Çocukken en sık duyduğum cümlelerden birisi “valla kendi işini kendin
yapacaksın, kimseden yardım istemeyeceksin” idi. Anneannem ve teyzemde kalırdım
sık sık, Allah rahmet eylesin, çok güçlü kadınlardı, onlar beraber yaşarlar ve
çoğu işlerini hakikaten kimseden yardım almadan kendileri hallederlerdi, yardım
istemeyi çoğu zaman zayıflık olarak görürlerdi.
Joker benim gözümde işleri kolaylaştıran
bir yardımcı idi, ama ben yardım sevmeyen ve her şeyi kendim yapmaya çalışan
bir insan olarak onu çoktan düşman bellemiştim.
Biraz daha derine indiğimde başka bir
şey daha fark ettim, yine bir kurgu tabii ki ve ilkiyle alakalı. “Alınteri,
emek ve çaba olmadan elde edilen şey değersizdir”. Benim bundan çocuk aklımla
yaptığım ve uzun yıllar sadık kaldığım çıkarım ise bir şey ne kadar zorsa o
kadar değerli ve keyifli olur şeklinde idi. Hatta iki kurguyu birleştirdiğimde;
hem kendin yapmalısın yardım almadan hem de zor olmalı ki daha keyifli olsun
diye muhteşem bir oyun modeli geliştirmiştim anlaşılan.
Yeni hayatımda buna çok katılmıyorum
açıkçası, bir şeyi illa zorlanarak ve tek başımıza yaratmak zorunda değiliz
keyif almak için. Her şey çok kolay ve keyifli de olabilir, yardım almak da
harika bir şey.
Daha da derine, en temele indiğimizde
ise altta yatan “akıllı olduğumu ispatlamak” motivasyonu. Ulan akıllı olsan ne
olacak, aptal olsan ne olacak. Başarının, mutluluğun, hayattan keyif almanın
zeki olmakla bir alakası yok ki. Ayrıca akıllı isen bunu ispatlaman gerekmiyor
ki her dakika.
Şimdi geriye dönüp hayatımı gözden
geçirdiğimde hayatımı gereksiz yere ne kadar zorlaştırmış olduğumu görüyorum.
Şu anda yaptığım iş yaratıcılık gerektiren bir alan ve ben yaratıcılığımı
kullanmayı seviyorum. Bunu üniversiteden ilk mezun olduğumda da yapabilirdim,
ne bileyim bir reklam ajansında çalışabilirdim, şiir kitabı çıkarabilirdim, vb.
Ama oyunu zorlaştırmayı sevdiğim için önce 15 yıl denetim ve finans işinde
çalışarak işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdim ve sonra oyunun ikinci
yarısında muhteşem bir dönüşle skoru lehime çevirmeye çalışıyorum. Be adam
madem bu kadar iyi oynuyordun, ilk yarıda neredeydin?
Duru ile yeni bir oyuna başlamak
üzereydik tam o sırada, kağıtları dizdi ve ADAM yazdı, bu şekilde başlamamızı
önerdi.
Hemen itiraz ettim, bu şekilde çok kolay
olur dedim, daha zor bir şekilde sadece tek sesli harf içeren bir kelime ile
örneğin SERT ile başlayalım dedim, tamam dedi hemen MERT yazdı, olmaz dedim,
özel isimler olmasın. Oyunu zorlaştırıp durdum anlayacağınız, ta ki çocuk isyan
edene kadarJ.
Hepinizin bildiği gibi 4 ay önce yeni
bir hayata atıldım, ama buna rağmen bana hizmet etmeyen bütün kararlarımı
çözmüş ve değiştirmiş falan değilim.
Her gün yeni bir şeyler keşfediyorum
kendimle ilgili ve bu çoğu zaman bana keyif veriyor.
Bundan böyle jokerleri sevmeye karar
verdimJ.
Joker diye güzel bir bar var zaten
Beyoğlu’nda. Nuri Alço isimli kokteyli çok meşhur. Hemm tadı güzel hemde çabuk
sarhoş eden süper bir kokteyl. Orada yaşadığım güzel sarhoşluğu hala yüzümde
güzel bir gülümseme ile hatırlarım.
Siz de kendi hayatınıza bu bültende
anlatılanlar özelinde değişik bir bakış açısı ile yeniden bakabilirsiniz, oyun
oynarken nasıl davranıyorsunuz, oyunlarda ve gerçek hayatta işleri gerekmediği
halde zorlaştırıyor olabilir misiniz?
Belki de ilişkinizi önce karşı tarafı
tükenme noktasına kadar getirip sonra toparlamayı seçiyorsunuz, belki işyerinde
her şeyi hiç yardım almadan kendiniz yapıp kendinizi tüketiyorsunuz. Düşünmeye
değer bence.
Pazartesi akşamı meta programlar
bültenim ile birlikte olacağız. İlişkide olduğunuz ve çatışma yaşadığınız tüm
kişileri yeni bir gözle göreceksiniz. Şimdilik hoşçakalın.
P.S: Kişiye özel koçluk ve kişisel
gelişim semineri konusunda mert.cuhadaroglu@gmail.com üzerinden bana
ulaşıp daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
16 Şubat 2013 Cumartesi
Kişiye özel koçluk ve kişisel gelişim semineri
Kişiye
özel koçluk ve kişisel gelişim semineri
Motivasyon sorunları mı yaşıyorsunuz,
yaratıcılığınızı artırmak mı istiyorsunuz, hayatınızda hep bir şeylerin yarım
veya eksik olduğu duygusu mu hakim, günlük işlerin peşinden koşturmaktan
kendiniz için bir şeyler yapamaz hale mi geldiniz?
O halde kişiye özel günlük seminerlerim
tam size göre.
Ø
Ne
istediğinizi bilmediğinizi düşünüyorsanız veya bildiğiniz halde uygulamaya
geçmek konusunda korkularınız varsa, bu korkuları nasıl yönetebileceğinizi
öğrenmek istiyorsanız,
Ø
Hayatınızı
yeni bir bakış açısı ile yeniden kurgulayıp, potansiyelinizi iş ve özel
hayatınızda sahaya daha fazla yansıtmak istiyorsanız,
Ø
Genel
olarak veya belli bir konu itibarıyla denge arayışı içindeyseniz;
Ø
Bazı
konularda sizi neyin engellediğini ve/veya rahatsız ettiğini ve çözüm yollarını
bulmak istiyorsanız,
Ø
Eğer
sizin için çok önemli bir konuda karar arifesindeyseniz (iş değişikliği, yeni
bir alana yatırım, evlilik, çocuk yapmak, vb.) ve bu konuda gerçekten ne
istediğinizi bulmak adına profesyonel bir bakış açısının faydalı olabileceğini
düşünüyorsanız,
Ø
Kişisel
gelişime ilgi duyuyor fakat kitaplarda okuduğunuz veya bir şekilde öğrendiğiniz
bilgileri hayatınıza geçirmekte zorlanıyorsanız,
Ø
İnsanlarla
olan iletişiminizde genel olarak daha farklı bakış açılarına ihtiyaç
duyuyorsanız,
Kişiye özel tam günlük seminerlerim ile
bir günde çok hızlı bir başlangıç yapıp, başlangıç için güzel bir farkındalık
kazanabilir, koçluğun temelleri olan değerler, denge ve kişisel gelişimin
temeli olan çekim yasası, ego, anda kalmak gibi konularda temel bilgileri öğrenebilir,
ne istediğinizi bulmak konusunda bir başlangıç adımı atabilir ve harekete
geçmeye zorlandığınız konularda yeni bir bakış açısı ile nasıl düşünüp
davranabileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Bir tür check up hizmeti olarak da
görülebilecek olan seminerimde; koçluk, koçluk bakış açısı ile danışmanlık ve
mentörlüğün sizin ihtiyacınıza uygun bir karışımını sunuyor olacağım.
Seminerlerimiz sizin arzu ettiğiniz bir
günde hafta içi veya hafta sonu 10.30 – 17.30 saatleri arasında yapılacaktır.
40 dakika öğle arası ve iki adet 10 dakikalık kahve molası verilmektedir.
Seminerin süresi brüt 7 saat, net 6 saattir.
Seminerin devamında da size bir ay
boyunca mail ve telefon ile destek hizmeti veriyor olacağım. Ayrıca arzu
etmeniz durumunda iki adet yarımşar saatlik yüz yüze görüşme
gerçekleştirilecektir. Söz konusu hizmetler pakete dahil olup ayrıca
ücretlendirilmeyecektir.
Seminerin özelliği kişiye özel olması ve
özellikle günün ikinci yarısında tamamen kişinin ihtiyaçlarına özel bir akış
izlemesidir. Bununla birlikte sadece genel bir fikir vermesi amacıyla örnek
seminer akışına aşağıda yer verilmiştir.
10.30 Tanışma ve koçluk hizmeti hakkında
genel bilgilerin verilmesi
10.45 Danışanın hayatının genel bir
resminin çekilmesi, genel tablo üzerinde yapılacak değerlendirmeler.
11.00 Danışanın iş/kariyer ve ilişkiler
alanında olası gelişim noktalarının belirlenmesi
11.20 Danışanın hayatındaki genel denge
durumunun ölçümlenmesi, varsa dengesizliklerin hangi alanlarda olduğunun
tespiti
11.50 Kısa bir ara
12.00 Kariyer / İş ve İlişkiler
alanlarına ait değer çalışmaları ile bu alanlarda gerçekten bizi neyin en fazla
mutlu edeceğinin tespiti. Örneğin nasıl bir çalışma ortamı, nasıl çalışanlar,
özel hayata ilişkin ne tür kişiler ve ilişkiler gibi.
13.00 Öğle yemeği arası
13.40 Zaman yönetimi çalışması ile
danışanın hangi alanlarda zaman tasarrufu sağlayıp hangi alanlara aktarmasının
başarısını olumlu olarak etkileyeceğinin tespiti
14.10 Davranış modelleri çalışması ile
danışanın her türlü ilişkide (çalışanları, özel hayat, çocukları, ebeveynleri,
vb.) basit metodlar ile karşısındaki insanı analiz etmesinin sağlanması
14.50 Kahve molası
15.00 Eğer varsa belli bir kişi özelinde
yaşanan sorunlara farklı bir koçluk tekniği ile çözüm getirilmesi
15.30 Belli bir konudaki hayallerin
nasıl gerçekleştirilebileceğine dair metodların konuşulması
16.00 Anda kalmak konusunda bilgi
aktarımı, günlük hayatımızı daha keyifli hale getirmek için uygulanabilecek
basit egzersizlerin tanıtımı
16.45 Sorular
17.30 Kapanış
Hayallerinizi alıp gelin sadece.
Sevgi ve saygılarımla.
Profesyonel Erickson Koçu / Hayatını Seç isimli kişisel gelişim kitabının yazarı
Mert Çuhadaroğlu
mert.cuhadaroglu@gmail.com
Dream TV'de ve Skyturk kanalında katıldığım programların videolarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Dream TV
SkyturkDream TV
http://tvarsivi.com/player.php?i=2013020917310
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

