kişiye özel seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişiye özel seminer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

18 Mart 2013 Pazartesi

Gelecekten mektubunuz var - 24. hafta bülteni


Merhaba, 24. Hafta Bülteni ile karşınızdayım. Bu haftanın bülteni iki ayrı bölümden oluşuyor; birinci bölüm yeni projelerimden bahsedeceğim reklam bölümü, ikinci bölüm ise gelecekten bugüne mektup yazacağımız teknik kısım. İlginizi çeken bölümü okuyabilirsiniz. Umarım keyif alırsınız.

Birinci Bölüm – Yeni Projeler

Eşim Özge nefes koçluğu eğitiminin 2. Aşamasını tamamladı ve yaşam koçluğunun yanı sıra nefes koçluğu da yapmaya başladı. Bu deneyimden faydalanmak için web sitesi üzerinden kendisi ile iletişime geçebilirsiniz. http://ozge.biz.tr/

Kişiye özel tam günlük seminerlerim ilgi görmeye devam ediyor. Katılanlar gerçekten tek bir günde hayatlarında önemli değişiklikler olduğunu söylüyorlar, her şey bakış açılarından ibaret olduğuna göre ve bakış açısı tek bir cümle ile bile değişebildiğine göre niye olmasın.

Seminere katılanlardan birisi kendisiyle ilgili o kadar güzel çözümlemeler yapmaya başladı ki ileride koçluk yapmasını bile önerdim.

Bundan sonra tam günlük seminerlerime katılanlara Özge’nin nefes koçluğu seansını da hediye edeceğim, özellikle anda kalma deneyimini yaşamak için güzel bir fırsat olacaktır.

Mart ayı kayıtlarım doldu, ama Nisan ayı için iletişime geçebilirsiniz.

İlahi bir tesadüf eseri tanıştığım eski danışanım, yeni arkadaşım Ayşe ile ortak web sitesi projemiz var. Bu web sitesinde yer alacak olan içerik modunuzu yükseltecek, siteye girdiğinizde okuduğunuz paylaşımlar, gördüğünüz resim ve videolar keyfinizi artıracak. İçeriğin bir bölümünü ben sağlıyor olacağım.

Bugüne kadar ağırlıklı olarak facebook üzerinden yürüttüğüm kişisel gelişim ve koçluk faaliyetlerini yeni kurulan web sitesi üzerinden gerçekleştireceğim. Blogdaki yazılar devam edecek, eski yazıları yeni kurulan web sitesinde paylaşacağız, bunun dışında tabii ki yeni yazılar ve başka içerikler olacak.

Koçluk hizmetinden yararlanmak ancak bu işe maddi kaynak ayırmakta zorluk çekenler için güzel bir haberim var. Grup koçluğu çalışmalarına başlayacağım Nisan ayında. İlk konumuz ilişkiler olacak. İlişkiler konusu üzerinde çalışmak isteyen ve birbirini tanımayan 4 kişi ile bir grup oluşturacağım. Ayda 3 kere düzenli olarak buluşacağız ve bunu 3 ay boyunca yapacağız.

Katılımcılar konuya özel ve kişiye özel çözümlerini ararken ve eylem planlarını oluştururken grubun diğer üyelerinin hikayelerini öğrenecekler, farklı bakış açılarını deneyimleyecekler, destek alıp destek verecekler. Bütün bunlar profesonel bir koçun ve mod destekçisinin gözetiminde ve yönetiminde gerçekleşecek.

Bu şekilde koçluk almanın bazı avantajları bulunmaktadır. Bir gruba ait hissetme, artan iletişim ve kendini ifade etme, farkındalığın artması, güç birliği oluşturma, deneyimlerle ve yeni fikirlerle zenginleşmiş bir öğrenme süreci ilk aklıma gelenler.

Uygun fiyatlarla sunacağım bu hizmetten yararlanmak isteyenler benimle iletişime geçebilirler.

Bir diğer projemiz doğa kampı projesi. Günlük hayatın koşturması içinde doğada zaman geçiremiyor ve bunun neticesinde özümüzle bağlantı kurmakta güçlük çekiyoruz. Benim Volkan Bayraktar isminde bir kuzenim var, on parmağında on marifet. Doğada yaşama ve hayatta kalma konusunda gerçek bir uzman. Onunla gözünüz kapalı her yere gidebilirsiniz. Off road, trekking, atıcılık, avcılık, aklınıza ne gelirse çok iyi şekilde yapar ve öğretebilir. Kamp projesi onun zaten, ben sadece projeyi destekliyorum.

Doğa kampında İstanbul’un Beykoz ve Riva Bölgesindeki ormanlarda doğada güzel vakit geçirmenin yanı sıra kamp kurmayı, ateş yakmayı, yön bulmayı, doğada beslenmeyi, doğadaki bitkileri birbirinden ayırt etmeyi, tatlı su kaynaklarını bulmayı öğreneceksiniz. Eğer arzu ederseniz poligon ortamında ateş etmeyi deneyimleyebilir, avlanabilir veya off road da yapabilirsiniz. Kampın bir gece konaklamalı olarak 2 gün olmasını planlıyoruz, arkadaş grubunuzu oluşturup bize başvurabilirsiniz. Talep olması durumunda kişisel gelişim ve koçluk, ayrıca doğa fotoğrafçılığı konusunda kamp sakinlerine ders de verilecektir.

Fotoğraf demişken çok iyi bir fotoğrafçı olan arkadaşım Burçin Titizel kişiye özel fotoğraf seminerleri düzenlemeye başladı. Detaylı iletişim bilgisini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.
http://gti861photo.com/ileti%C5%9Fim

Sizinle paylaşmak istediğim bir başka haber ise İzmir Kitap Fuarı’na dair. 21 Nisan Pazar günü 14.00 – 16.00 arasında fuarda okurlarımla sohbet edeceğim. İzmir ve civarında yaşayan tüm okurlarımı beklerim.

Bu kadar reklam ve haber yeter, gelelim bültenimizin kişisel gelişimle ilgili bölümüne.

İkinci Bölüm - Mektup
 
 
Yıllar geçiyor. Sonra aslında eskiden korktuğu, çekindiği, utandığı şeylerin o kadar da önemli olmadığını fark ediyor insan.

Bugün 18.3.2013, Çanakkale Zaferinin Yıldönümü olduğu için akılda tutulması kolay bir tarih. Peki, siz bundan 10 yıl önce 18.3.2003 tarihinde neler yapıyordunuz, nelerden korkuyor ve çekiniyordunuz, özellikle bilinmeyen geleceğin hangi noktalarına takılıp kalmıştınız. Belli bir günü hatırlamak tabii ki çok zor ama hafızamımız biraz zorladığımızda veya bir iki fotoğraf albümü karıştırdığımızda en azından o aya veya yıla dair anılarımız canlanacaktır.

On yıl önceki halinizi bugün ile kıyasladığınızda o zamanki korkularınızın bir kısmının aslında ne kadar boş olduğunu görüp şaşırabilir ve hatta kahkahalarla gülebilirsiniz. Ben kendi adıma bu egzersizi yaptım ve sizinle aşağıda paylaşıyorum.

10 Yıl Önce Bu Aralar

2003 yılının başlarında şu anda oturmakta olduğumuz eve yeni taşınmıştık. Kendimize ait bir evimiz olmasının güzel duygularının yanı sıra evi gerçekten çok beğenmiştik, özellikle de manzarasına ve balkonuna adeta vurulmuştuk. Evde sigara içmeme kararı almıştık, çünkü çocuk yapmayı düşünüyorduk ve buna alışmalıydık.

Çocuk yapmaktan çok korkuyordum, beni neyin beklediği konusunda en ufak bir fikrim dahi yoktu. Çocukları çok seven birisi değildim, tereddütlerim vardı. Özge ise daha istekliydi bu konuda, herkes ne zaman çalışmalara başlayacağımızı soruyordu.

Kendimi çocuklarla düşünemiyordum, bu sorumluluğu almaya hazır mıydım gerçekten bilemiyordum, neredeyse bütün boş zamanlarımda bunu düşünüp bazen gereksiz yere kendimi bunaltıyordum açıkçası.

Özge ile evliliğimizin 6. Yılını doldurmuştuk, ailemize yeni katılacak olan bir çocuk ilişkinin dinamiklerini nasıl etkileyecekti, bilmiyordum, korkuyordum.

İş Bankasında müfettişlik yaptığım dönemlerdi, 4. Yılımı tamamlamıştım, bir yıl sonra yeterlik sınavı vardı, ya sınavı veremezsem ve Bankadan ayrılmak zorunda kalırsam diye düşünüyordum, başka bir iş yapmak aklımın ucundan bile geçmiyordu.

Kişisel gelişimle henüz tanışmamıştım, bu konuda tek bir kitap bile okumamıştım, bu konu ile ilgilenen az sayıdaki insanın neyin peşinde olduklarını da bir türlü anlayamıyordum.

Çok sayıda arkadaşım ve renkli bir sosyal hayatım vardı ama ilgilenmekten keyif aldığım bir hobim yoktu, çok sevdiğim bir hobim olsun, belki ileride onu meslek olarak da yapabilirim diye düşünüyor, bazen saatlerce düşünmeme rağmen aklıma hiçbir şey gelmiyordu.

Sürekli aksiyon romanları okuyor ve kitap yazmak istiyor, ancak bunun nasıl olacağını düşündükçe bazen içime fenalıklar basıyordu. Evet yazar olabilirdim, ama ne yazacaktım, nasıl yazacak ve bastıracaktım.

Bugün

Geriye dönüp baktığımda o zamanki korkularımın çok yersiz olduğunu ve boşu boşuna güzel geçirebileceğim zamanların bir kısmını anlamsız düşüncelerle çalmış olduğumu görüyorum.

Evliliğimiz 16. Yılında, iki tane harika kızımız var, onlarla çok iyi anlaşıyorum ve onları dünyaya getirmiş olduğumuz için çok mutluyum.

5 yıl önce kişisel gelişimle tanıştım, önce hobim, sonra da severek yaptığım mesleğim haline geldi. Ve bir kitap yayınladım, hayalime kavuştum. Sınavı veremezsem beni atarlar diye düşündüğüm çok sevdiğim bankamdan kendi isteğimle ayrıldımJ.

Bir kısmını belki hayal bile edemezdim.

Peki bütün bunları bugün kendi açımdan faydalı bir şekilde nasıl kullanabilirim.

Tek yapmam gereken bundan 10 yıl sonrasını kendi gözümde detaylı bir şekilde canlandırarak 10 yıl sonraki halimin bugüne bazı mesajlar vermesini sağlamak ve onları uygulamak aslında. Sizde 10 yıl sonra neler olabileceğini yazın ve kendinize kısa bir mektup gönderin, gelecekten bugüne.

10 Yıl Sonra

18 Mart 2023 tarihindeyiz, 52 yaşındayım, Özge 50 yaşına gelmiş, 25. Yılımızı kutlamışız, kızlar büyümüşler, Duru 19, Ada ise 13 yaşında. Bu çocuklar hangi ara bu kadar büyüdüler, onlarla daha fazla zaman geçirebilir miydim.

İşler almış başını gitmiş, yeni kitaplar yazmışım, gerek Özge gerekse ben koçlukta çok başarılı olmuşuz, çok fazla sayıda insanın hayatını yeniden şekillendirmesine yardımcı olmuşuz. Güzel bir işyeri açmışız, bahçesi olan iki katlı bir evde hizmet veriyoruz. Belki de Kandilli’de restore edilmiş güzel eski bir ev olabilir. Aynı zamanda orada yaşayabilirizde.

Çok sayıda kitap okumuş, eğitime katılmış, koçluklarda tecrübemi artırmışım, bütün bunların neticesinde artık çok daha fazla anda kalabilen bir insanım. Düzenli meditasyon yapıyorum.

Danışanların olumlu geri bildirimlerini bir kitapta toplamışım ve geliri bir hayır kurumuna bağışlanmak üzere bastırmışım. Okurlarımla ve eski danışanlarımla kalabalık bir aile gibi olmuşuz, yılın belli günlerinde buluşuyoruz.

Neşe ve keyif hayatımızın en büyük parçası olmuş, öyleki insanın neşesini yitirmesi ve keyifsiz olması için aslında büyük bir çaba sarf etmesi gerektiğini tam olarak anlamışız.

Hala en büyük motivasyonum deniz yıldızlarını okyanusa geri atmak, bir kişi bile olsa eğer onun için fark edecekse benim içinde yapmaya değer.

Çok fazla sayıda insan var çevremizde. Çok sayıda güzel anı biriktirmişiz, buluşmalar, tatiller. Eski dostlarımızla kopmadığımız gibi yeni dostlar eklemişiz çembere. Bahçemizde yaptığımız mangal partilerinin müdavimleri oluşmuş.

Para biriktirmişiz, güzel yatırımlar yapmışız, Bodrumda kendimize ait bir yazlık almışız. Klasik otomobil hobim var, VW Karmann Ghia ile başlamışım koleksiyona, siyah renkli bir tane. Klasik otomobil yarışlarına katılıyorum fırsat buldukça.

Sağlığımız yerinde, huzurlu ve keyifliyiz. Yılın bir haftasında kızları da alıp tekne turu yapıyoruz, hatta arkadaşlarımız da bize başka teknelerle eşlik ediyorlar, korsan filosu gibi olmuşuz. Teknelerde hayatını seç bayrakları var, turuncu renkli bir bayrak.

Bu güzel hayali daha kolay gerçekleştirmek için ne yapabiliriz ve bunu yaparken nelere dikkat etmemiz gerekir?

Kolay; 10 yıl sonraki haliniz bugünkü halinize bir mektup yazıp tavsiyelerine yer versin bakalım. Uygulayıp uygulamamak tamamen size kalmış.

Gelecekten mektubum - Bugüne mesajlar

Sevgili Mert,

Ben senin 52 yaşındaki halinim, çok güzel bir 10 yıl seni bekliyor. Yine de bazı konularda sana iletmek istediğim mesajlar var.

Çocuklar bizim en değerli varlıklarımızdır, hazır fırsatın varken onlarla daha fazla zaman geçir. Yaptığını biliyorum ama daha fazlasını da yapabilirsin, çocuklar için daha fazlası daha iyidir bu yaşlarda. Onlarla oyna, parka git, yaşadıklarını paylaş, beraber güzel zaman geçirin.

Eşine daha fazla zaman ayır, onu sevdiğini daha fazla göster, çok güzel yaşlardasınız, bunun kıymetini bilin. Birbirinizi gereksiz yere kırmayın, birbirinize özen gösterin ve vakit ayırın.

Yakın bir gelecekte çok fazla paranız olacak, ama bilmelisin ki para çoğu zaman hiçbir şeyi tek başına çözmez. Birbirinize duyduğunuz sevgi, saygı ve güven sizin en önemli gücünüz, bunu daha fazla yaşayın ve geleceğe yansıtın.

Arkadaşlarınızı, dostlarınızı ihmal etmeyin, güzel günlerde ve kötü günlerde onların yanında olmaya gayret edin. Her şeyi başardığınızda bile başarınızı ancak etrafınızdaki insanlarla ölçebilirsiniz. Zengin, başarılı ancak yalnız olan bir insan aslında hiçbir şey başarmamıştır.

Bugün kendine dert ettiğin bazı şeylerin zerre kadar bile önemi yok biliyor musun. Ayrıca hayallerini gerçekleştirmek için herhangi bir şey yapmak zorunda filan da değilsin.

Tanrı/Evren senin isteklerini yerine getirmek için insanlar aracılığı ile çalışıyor, sadece yukarıda proje bölümünde yer vermiş olduğun şeylere bile bakman yeter.

Her şeyin tam vaktinde senin için en güzel zamanda gerçekleşeceğine güven ve olayların akışını gereksiz yere zorlama.

Arada bir bu mektubu oku ve geleceğini şekillendirirken burada sana yazdıklarımı unutma.Ne olursa olsun seni çok seveceğimden emin olabilirsin, 10 yıl sonra buluştuğumuzda bu mektubu okuyup birbirimize sarılacağız.

Sevgiler,

10 yıl sonraki Mert.

P.S: Her türlü sorunuz ve talebiniz için iletişim adresim: mert.cuhadaroglu@gmail.com

21 Şubat 2013 Perşembe

Jokerleri niye sevmiyorum? 20,5. Hafta Ara Bülteni


Merhabalar; perşembe günlerine özel kısa ara bülten ile karşınızdayım. Bu hafta oyun teorisinden bahsettim ama bildiğiniz oyun teorisi değil, daha farklı bir açıdan yaklaşmaya çalıştım konuya. Keyifle okumanızı dilerim.
Oyun modelleri başlıca iki varsayıma dayanmaktadır. Bunlardan bir tanesi sıfır toplamlı oyun modelidir. Buna göre; taraflardan birisinin kazancı diğerinin kaybı anlamına gelmektedir.
Farkında olarak veya olmadan sıfır toplamlı oyun modelini benimseyip hayatımıza uyguladığımızda sıklıkla düştüğümüz hatalardan birisi; istemekle başkalarının bir şeyi istemesine ve elde etmesine engel olduğumuzu düşünmektir. Çok fazla şeye sahip olduğunu düşünen ve bu konuda her gün şükreden bir insan bile yeni şeyler isteyebilir.
Evrenin kaynakları sınırlı değil, bizim isteklerimizin gerçekleşmesi başka insanların isteklerinin gerçekleşmesini kesinlikle engellemiyor.
Bu kısa girişten sonra gelelim konunun kalbine.
Oyunları nasıl oynadığımız ile hayata nasıl baktığımız ve hayat oyununu nasıl oynadığımız arasında büyük paralellikler var.
Buna zaten inanıyordum ama bu hafta yaşanan bir olay daha da iyi pekiştirdi konuyu kafamda.
Büyük kızım Duru ile Boggle Slam adında basit bir kart oyunu oynuyorduk, Özge de o sırada bir yandan bizi izleyip bir yandan Ada’ya yemek yediriyordu sanırım.
 
Boggle Slam hızlı tempolu, 4 harfli bir kelime oyunu. Oyunda iki kişi birbirine karşı yarışıyor, yerdeki kelimeyi değiştirmeye çalışarak elinizdeki kartları bitirmeye çalışıyorsunuz.
Oyunda bütün harflerin yerine geçebilen 2 şer tane joker kullanılması mümkün iken ben asla joker kullanarak oynamıyorum.
Özge bana neden joker kullanmadığımızı sorduğunda hiç düşünmeden “ben joker sevmem” diye cevap verdim. Sonra aklıma takıldı ve müsait bir zamanımda bu konu üzerinde derinlemesine düşünmeye çalıştım.
Diğer oyunları düşündüm, özellikle iskambil oyunlarının bir bölümünde joker kullanılabilir, ama ben bir desteği aldığımda ilk yaptığım şey jokerleri çıkarmak ve hatta mümkünse çöpe atmaktır.
Sahi ben neden joker sevmiyordum?
Sanırım ben cevabımı buldum. Ben bir şeyleri yardım almadan yapmayı seviyorum, çünkü diğer insanlardan yardım isterken zorlanıyorum (eskiden daha fazla idi, yeni hayatımda bu konuda gelişmeler sağladım ama henüz jokerlerle barışacak kadar değilJ).
Diğer insanlardan yardım istemenin hiçbir kötü yanı yok, hatta içlerinden gelerek yardım ettiklerinde onlar açısından da müthiş bir keyif ve mutluluk.
Ama bir şekilde öyle kurgulamışım işte küçükken. Çocukken en sık duyduğum cümlelerden birisi “valla kendi işini kendin yapacaksın, kimseden yardım istemeyeceksin” idi. Anneannem ve teyzemde kalırdım sık sık, Allah rahmet eylesin, çok güçlü kadınlardı, onlar beraber yaşarlar ve çoğu işlerini hakikaten kimseden yardım almadan kendileri hallederlerdi, yardım istemeyi çoğu zaman zayıflık olarak görürlerdi.
Joker benim gözümde işleri kolaylaştıran bir yardımcı idi, ama ben yardım sevmeyen ve her şeyi kendim yapmaya çalışan bir insan olarak onu çoktan düşman bellemiştim.
Biraz daha derine indiğimde başka bir şey daha fark ettim, yine bir kurgu tabii ki ve ilkiyle alakalı. “Alınteri, emek ve çaba olmadan elde edilen şey değersizdir”. Benim bundan çocuk aklımla yaptığım ve uzun yıllar sadık kaldığım çıkarım ise bir şey ne kadar zorsa o kadar değerli ve keyifli olur şeklinde idi. Hatta iki kurguyu birleştirdiğimde; hem kendin yapmalısın yardım almadan hem de zor olmalı ki daha keyifli olsun diye muhteşem bir oyun modeli geliştirmiştim anlaşılan.
Yeni hayatımda buna çok katılmıyorum açıkçası, bir şeyi illa zorlanarak ve tek başımıza yaratmak zorunda değiliz keyif almak için. Her şey çok kolay ve keyifli de olabilir, yardım almak da harika bir şey.
Daha da derine, en temele indiğimizde ise altta yatan “akıllı olduğumu ispatlamak” motivasyonu. Ulan akıllı olsan ne olacak, aptal olsan ne olacak. Başarının, mutluluğun, hayattan keyif almanın zeki olmakla bir alakası yok ki. Ayrıca akıllı isen bunu ispatlaman gerekmiyor ki her dakika.
Şimdi geriye dönüp hayatımı gözden geçirdiğimde hayatımı gereksiz yere ne kadar zorlaştırmış olduğumu görüyorum. Şu anda yaptığım iş yaratıcılık gerektiren bir alan ve ben yaratıcılığımı kullanmayı seviyorum. Bunu üniversiteden ilk mezun olduğumda da yapabilirdim, ne bileyim bir reklam ajansında çalışabilirdim, şiir kitabı çıkarabilirdim, vb. Ama oyunu zorlaştırmayı sevdiğim için önce 15 yıl denetim ve finans işinde çalışarak işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdim ve sonra oyunun ikinci yarısında muhteşem bir dönüşle skoru lehime çevirmeye çalışıyorum. Be adam madem bu kadar iyi oynuyordun, ilk yarıda neredeydin?
Duru ile yeni bir oyuna başlamak üzereydik tam o sırada, kağıtları dizdi ve ADAM yazdı, bu şekilde başlamamızı önerdi.
Hemen itiraz ettim, bu şekilde çok kolay olur dedim, daha zor bir şekilde sadece tek sesli harf içeren bir kelime ile örneğin SERT ile başlayalım dedim, tamam dedi hemen MERT yazdı, olmaz dedim, özel isimler olmasın. Oyunu zorlaştırıp durdum anlayacağınız, ta ki çocuk isyan edene kadarJ.
Hepinizin bildiği gibi 4 ay önce yeni bir hayata atıldım, ama buna rağmen bana hizmet etmeyen bütün kararlarımı çözmüş ve değiştirmiş falan değilim.
Her gün yeni bir şeyler keşfediyorum kendimle ilgili ve bu çoğu zaman bana keyif veriyor.
Bundan böyle jokerleri sevmeye karar verdimJ.
Joker diye güzel bir bar var zaten Beyoğlu’nda. Nuri Alço isimli kokteyli çok meşhur. Hemm tadı güzel hemde çabuk sarhoş eden süper bir kokteyl. Orada yaşadığım güzel sarhoşluğu hala yüzümde güzel bir gülümseme ile hatırlarım.
Siz de kendi hayatınıza bu bültende anlatılanlar özelinde değişik bir bakış açısı ile yeniden bakabilirsiniz, oyun oynarken nasıl davranıyorsunuz, oyunlarda ve gerçek hayatta işleri gerekmediği halde zorlaştırıyor olabilir misiniz?
Belki de ilişkinizi önce karşı tarafı tükenme noktasına kadar getirip sonra toparlamayı seçiyorsunuz, belki işyerinde her şeyi hiç yardım almadan kendiniz yapıp kendinizi tüketiyorsunuz. Düşünmeye değer bence.
Pazartesi akşamı meta programlar bültenim ile birlikte olacağız. İlişkide olduğunuz ve çatışma yaşadığınız tüm kişileri yeni bir gözle göreceksiniz. Şimdilik hoşçakalın.
P.S: Kişiye özel koçluk ve kişisel gelişim semineri konusunda mert.cuhadaroglu@gmail.com üzerinden bana ulaşıp daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Kişiye özel koçluk ve kişisel gelişim semineri


Kişiye özel koçluk ve kişisel gelişim semineri

Motivasyon sorunları mı yaşıyorsunuz, yaratıcılığınızı artırmak mı istiyorsunuz, hayatınızda hep bir şeylerin yarım veya eksik olduğu duygusu mu hakim, günlük işlerin peşinden koşturmaktan kendiniz için bir şeyler yapamaz hale mi geldiniz?

O halde kişiye özel günlük seminerlerim tam size göre.

Ø  Ne istediğinizi bilmediğinizi düşünüyorsanız veya bildiğiniz halde uygulamaya geçmek konusunda korkularınız varsa, bu korkuları nasıl yönetebileceğinizi öğrenmek istiyorsanız,

Ø  Hayatınızı yeni bir bakış açısı ile yeniden kurgulayıp, potansiyelinizi iş ve özel hayatınızda sahaya daha fazla yansıtmak istiyorsanız,

Ø  Genel olarak veya belli bir konu itibarıyla denge arayışı içindeyseniz;

Ø  Bazı konularda sizi neyin engellediğini ve/veya rahatsız ettiğini ve çözüm yollarını bulmak istiyorsanız,

Ø  Eğer sizin için çok önemli bir konuda karar arifesindeyseniz (iş değişikliği, yeni bir alana yatırım, evlilik, çocuk yapmak, vb.) ve bu konuda gerçekten ne istediğinizi bulmak adına profesyonel bir bakış açısının faydalı olabileceğini düşünüyorsanız,

Ø  Kişisel gelişime ilgi duyuyor fakat kitaplarda okuduğunuz veya bir şekilde öğrendiğiniz bilgileri hayatınıza geçirmekte zorlanıyorsanız,

Ø  İnsanlarla olan iletişiminizde genel olarak daha farklı bakış açılarına ihtiyaç duyuyorsanız,

Kişiye özel tam günlük seminerlerim ile bir günde çok hızlı bir başlangıç yapıp, başlangıç için güzel bir farkındalık kazanabilir, koçluğun temelleri olan değerler, denge ve kişisel gelişimin temeli olan çekim yasası, ego, anda kalmak gibi konularda temel bilgileri öğrenebilir, ne istediğinizi bulmak konusunda bir başlangıç adımı atabilir ve harekete geçmeye zorlandığınız konularda yeni bir bakış açısı ile nasıl düşünüp davranabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Bir tür check up hizmeti olarak da görülebilecek olan seminerimde; koçluk, koçluk bakış açısı ile danışmanlık ve mentörlüğün sizin ihtiyacınıza uygun bir karışımını sunuyor olacağım.

Seminerlerimiz sizin arzu ettiğiniz bir günde hafta içi veya hafta sonu 10.30 – 17.30 saatleri arasında yapılacaktır. 40 dakika öğle arası ve iki adet 10 dakikalık kahve molası verilmektedir. Seminerin süresi brüt 7 saat, net 6 saattir.

Seminerin devamında da size bir ay boyunca mail ve telefon ile destek hizmeti veriyor olacağım. Ayrıca arzu etmeniz durumunda iki adet yarımşar saatlik yüz yüze görüşme gerçekleştirilecektir. Söz konusu hizmetler pakete dahil olup ayrıca ücretlendirilmeyecektir.

Seminerin özelliği kişiye özel olması ve özellikle günün ikinci yarısında tamamen kişinin ihtiyaçlarına özel bir akış izlemesidir. Bununla birlikte sadece genel bir fikir vermesi amacıyla örnek seminer akışına aşağıda yer verilmiştir.

10.30 Tanışma ve koçluk hizmeti hakkında genel bilgilerin verilmesi

10.45 Danışanın hayatının genel bir resminin çekilmesi, genel tablo üzerinde yapılacak değerlendirmeler.

11.00 Danışanın iş/kariyer ve ilişkiler alanında olası gelişim noktalarının belirlenmesi

11.20 Danışanın hayatındaki genel denge durumunun ölçümlenmesi, varsa dengesizliklerin hangi alanlarda olduğunun tespiti

11.50 Kısa bir ara

12.00 Kariyer / İş ve İlişkiler alanlarına ait değer çalışmaları ile bu alanlarda gerçekten bizi neyin en fazla mutlu edeceğinin tespiti. Örneğin nasıl bir çalışma ortamı, nasıl çalışanlar, özel hayata ilişkin ne tür kişiler ve ilişkiler gibi.

13.00 Öğle yemeği arası

13.40 Zaman yönetimi çalışması ile danışanın hangi alanlarda zaman tasarrufu sağlayıp hangi alanlara aktarmasının başarısını olumlu olarak etkileyeceğinin tespiti

14.10 Davranış modelleri çalışması ile danışanın her türlü ilişkide (çalışanları, özel hayat, çocukları, ebeveynleri, vb.) basit metodlar ile karşısındaki insanı analiz etmesinin sağlanması

14.50 Kahve molası

15.00 Eğer varsa belli bir kişi özelinde yaşanan sorunlara farklı bir koçluk tekniği ile çözüm getirilmesi

15.30 Belli bir konudaki hayallerin nasıl gerçekleştirilebileceğine dair metodların konuşulması

16.00 Anda kalmak konusunda bilgi aktarımı, günlük hayatımızı daha keyifli hale getirmek için uygulanabilecek basit egzersizlerin tanıtımı

16.45 Sorular

17.30 Kapanış

Hayallerinizi alıp gelin sadece.





Sevgi ve saygılarımla.

Profesyonel Erickson Koçu / Hayatını Seç isimli kişisel gelişim kitabının yazarı

Mert Çuhadaroğlu

mert.cuhadaroglu@gmail.com

 
Dream TV'de ve Skyturk kanalında katıldığım programların videolarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Dream TV


 

Skyturk

http://tvarsivi.com/player.php?i=2013020917310