mutlulukla değişim programı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutlulukla değişim programı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2016 Salı

HAYATA ZIT GİTMEYİN, HAYATLA ANLAŞIN


Daha mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek istiyorsak hayata zıt gitmemeliyiz, onunla anlaşmalıyız. Peki, bunu nasıl yapacağız? Hayatın bir ritmi, bir akışı var. Onunla uyumlandığımızda daha keyifli olmak ve hayatın tadını daha çok çıkarmak mümkün.

Hepimizin hayatında iyi giden şeyler var ve istediğimiz gibi gitmeyen şeyler var, bundan sonra da öyle olacak. Hayat bir paket, paketin içinde hepsi var. Bazen zorlanıyoruz, bazen zorlanmak iyidir. Bazen fazla zorluyoruz, fazla zorlamak iyi değildir.

İkinci kitabım Hayatını Değiştir’de kendi başımdan geçen bir rafting macerasına yer vermiştim. Kalabalık botumuz bir girdabı aşarken havalanıp ters döndü ve ben kendimi çok kuvvetli akan nehrin tam ortasında şiddetli akıntıyla sürüklenirken buldum. İyi bir yüzücü olmama ve genel olarak soğukkanlı yapıma rağmen akıntıdan kurtulmayı ve kıyıya çıkmayı başaramadım. Çırpındıkça panik yaptım ve daha çok su yutmaya başladım. Sonunda teslim oldum, kendimi akıntıya bıraktım, sadece nefes almaya ve suyla ilerlemeye odaklandım. Bir süre sonra akıntı hafifledi, beni yakaladılar ve sudan çıkardılar.

Hayatta bazen işler istediğimiz gibi gitmez; müşteri gelmez, alacak ödenmez, aşk bulunmaz, para azalır, patron sıkıştırır, hasta oluruz, vb. Bu tip durumlarda bunlar niye benim başıma geliyor diye düşünüp şikayet etmek ve durumu hemen tersine çevirmek için aşırı zorlamak ters etki yaratabilir. Durumu geçici olarak kabullenip farklı şeylere odaklanmak gerekir.

Hayat büyük bir sistem, çok büyük hem de. Bizler bu sistemin parçalarıyız, sistemin bir yönü, bir akışı var, zorladıkça bazen geri itiliriz, hatta her şey geçici olarak daha kötüye bile gidebilir.

Elinizden geleni yaptığınıza eminseniz, buna rağmen hayatın bazı alanlarında işler istediğiniz gibi değilse lütfen biraz oluruna bırakın, belki daha zamanı gelmemiştir, zamanı gelince sizin olan size gelir, belki daha iyisi olur.

Şöyle de düşünebilirsiniz, yaşam bir çark, belli bir hızda dönüyor, dışarıdan içeri atlamak istediğinizde veya içinde iken hızınızı ona uydurmadığınızda sizi dışarı doğru itecektir.

Bugün farklı bir konuya odaklanın, bu hafta farklı şeyler düşünün ve yapın, bir iki hafta içinde her şey değişebilir, o zaman bu yazıyı hatırlayın. Zorlamayın, hayatla anlaşın ve onunla birlikte akmaya çalışın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Bahar Programı kayıtları devam etmektedir, lütfen detaylar için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atınız.

26 Ocak 2016 Salı

ZAMAN VARKEN MUTLAKA YAPIN

Dün akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, zaman varken mutlaka yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.
Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Her gün mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın, ruhunuzu besleyin.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

19 Ocak 2016 Salı

KENDİN OLMAYA İZİN VER


Geçen Pazar akşamı paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi. Bir okuyucum bu başlığı anlatan bir yazı kaleme almamı rica etti. İlk kitabım olan Hayatını Seç’te bu konuyu detaylı olarak ele almıştım, bugün kısa bir yazı kapsamında düşüncelerimi paylaşacağım.

Kendimiz olduğumuz bir dönem var; çocukluğumuz. Sonra unutuyoruz kendimiz olmayı ve hatırlamak için emek vermeye başlıyoruz. Geçenlerde bir danışanımla yaptığım sohbette onunla yapacağımız çalışmalarda yeni bilgiler vermekten ziyade bazı şeyleri hatırlamasını sağlamaya çalışacağımızı söylediğimde önce şaşırıp sonra bana hak verdi.

Büyürken ailemizden, çevremizden aldığımız tepkiler nedeniyle kendimiz olmaktan vazgeçebiliyor ya da uzaklaşabiliyoruz, onay almak için yapıyoruz bunları genellikle. Endişe etmeyi öğreniyoruz, en kötüsünü de düşünerek yaşamayı satın alıyoruz. Güvenliğimiz adında özgürce hareket etmekten vazgeçiyoruz, vazgeçiriliyoruz.

Kendimize ait her şeyi olabileceğimiz, yapabileceğimiz özgür bir dünyayı bırakıp bir başka boyuta geçiş yapıyoruz adeta, her şeyin kurallarının önceden belirlendiği, nispeten güvenli ama çoğu zaman sıkıcı bir dünya.

Bizim için önemli olan nedir, gerçekten ne istiyoruz sorusunun cevabını aramak erteleniyor hep.

Özgüvenimiz çoğu durumda yeterince gelişmiyor, hata yapmamıza dahi izin verilmiyor. Kendim olmanın ilk şartı kendi kararlarımı alıp gerekirse bedellerini ödemek, bazen ne mümkün.

Kendimi gerçekten tanıma şansında 30’lu yaşlarımın ortalarında ulaştım ve çok sevdim, yolculuk devam ediyor elbette, koçluk yaparken başkalarına da bu anlamda yardımcı oluyor, rehberlik ediyorum.

Diğerleri ne düşünür şeklinde yaşamayı uzun zaman önce bıraktım, kolay olmadı ama sonuçta güzel oldu. Diğerlerinin hep bir şeyler düşündüğünü, aslında temelde iyi niyetli olduklarını, ama ne yaparsam yapayım diğer insanların yarısının çıldırdığımı düşündüğünü, diğer yarısının ise beni takdir ettiğini fark ettim.

Kendimiz olmaya izin vermenin bir yaşı yok, her yaşta yapılabilir. Bunun için öncelikle kendimizi daha iyi tanımak, isteklerimizi net bir şekilde ortaya koymak, hayatımızın sorumluluğunu elimize alıp cesur kararlar almak ve uygulamak, diğer insanlar ne düşünür endişesi ile vedalaşmak gerekiyor bana göre.

Ne yapacağınızı, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bir elinizi kalbinize yerleştirin, bırakın o size rehberlik etsin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

15 Ocak 2016 Cuma

GİDİŞ YOLUNDAN PUAN ALMAK


Benim zamanımda okullarda gidiş yolundan puan almak diye bir uygulama vardı. Eğer izlediğiniz yöntem doğru ise doğru cevaba ulaşamasanız bile belli bir puan alırdınız. Bunu belli ölçülerde hayatımıza uygulamanın doğru olabileceğini düşünüyorum, işte bugünkü yazım.

Büyük kızım orta ikiye gidiyor ve dersleri/okul durumu ile ilgilenmeye çalışıyorum. Yapmaya çalıştığım şey aldığı notlardan bağımsız bir sistem yaratmak. Ders çalışması, buna belli bir süre ayırması, ayırdığı sürede başka bir şeyle ilgilenmeden konsantre olması benim için önemli ve yeterli, bunları yaptığı için onu takdir ediyorum. Bunları uyguladığında aldığı notun düşük veya yüksek olması ile çok ilgilenmiyorum

Benim düşünceme göre; biz hedeflerimizle ilgili sorumluluklarımızı yerine getirmek durumundayız.

Sorumluluk ise bence sürece ilişkin olmalıdır, sonuca ilişkin olmamalıdır. Gidiş yolundan puan almak şeklinde düşünebilirsiniz.

Sonuçla ilgilenmekten ziyade irademiz dahilinde olan sorumluluk ile ilgilenmek daha önemlidir, sonuçları her zaman kontrol edemezsiniz.

Ayrıca sonuca odaklanmak stresi artırır, ya olmazsa endişesi başlar, sorumluluğa odaklanmak ve yerine getirmek ise huzur ve rahatlık verir.

Bu yaklaşımı koçluk çalışmalarında da uygulamaya gayret ediyorum, seanslara düzenli devam etmek, orada konuşulan konuları hayata geçirmek önemli, sonuçlardan bağımsız doğru olduğunu düşündüğümüz şeyleri ortaya koymak ve elimizden geldiği ölçüde yapmak.

Kendinize gidiş yolundan güzel puanlar vereceğiniz günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları başlamıştır. Bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.