1 Aralık 2015 Salı

YAŞAMA İŞİ İLE MEŞGUL OLUN


Geçenlerde yakın bir arkadaş grubu ile whatsapp üzerinden mesajlaşıyoruz, bir arkadaşımız uzun zamandır görmediği, haber almadığı diğer bir arkadaşımıza “ neler yapıyorsun, ne ile meşgulsün?” diye sordu. Arkadaşımız da “ben yaşama işi ile meşgulüm” diye cevap verdi.

Burada kastedilen daha güzel nasıl yaşayabiliriz sorusuna cevap aramak, bu konu üzerinde düşünmek ve yazmak, belirlediklerimizi ufak ufak hayatımıza geçirmek.

Bugün sizden böyle bir egzersiz yapmanızı istiyorum. Eğer bütün işiniz yaşamınızı daha güzel bir hale getirmek olsaydı, hayatınızı nasıl yaşardınız?

Şöyle de düşünebilirsiniz, parayı bastırıp bir yönetici tuttunuz, yöneticinin tek işi sizin hayatınızı daha güzel hale getirmek, sizce nereden başlardı?

Olduğum yerden olmak istediğim yere bir günde gidemem, biraz zaman alacağını kabul etmem gerekir.

İnsan dev yolcu gemilerine benzer, hemen anında yön değiştiremez, dümeni kırarsınız ama o tarafa doğru gitmeye başlamanız biraz zaman alır.

Diğer yandan; bu konu üzerinde düşünmek ve nasıl bir hayat istediğimi hayal etmek, belirlemek benim için bir pusula görevi görebilir.

Bir denizci olduğunuzu düşünün, elinizde bir pusula ile ilerlemek daha kolay olmaz mı?

Yaşamak, daha güzel yaşamak hepimizin hakkı, bu konu üzerinde düşünmeye değer.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 yılı kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

30 Kasım 2015 Pazartesi

HAYATTA ÖNEMLİ OLAN


Yaklaşık 2,5 yıl önce kişisel gelişim uzmanı Ralph Marston’un Günde Bir Doz Motivasyon isimli kitabını okumuştum. Yazar, her gün bir motivasyon yazısı yayımlayarak ve buna yıllarca devam ederek sonuçta her gün 100.000 kişiye ulaşan bir hale gelmişti. 100.000 kişi onun yazıları ile güne başlıyordu. Bu beni heyecanlandırmıştı, bir benzerini kendi Ülkemde yapmayı düşündüm ve Temmuz 2013’te Resmi Facebook Sayfamı açtım. 45.000 kişiye ulaştık bile, yolculuk devam ediyor. 50.000 kişiye beş var diyebiliriz.

2,5 yıla yakın bir süredir imkanlarım el verdiği ölçüde her gün bir yazı paylaşmaya çalıştım, yayınladığım yazılar kendi adımı taşıyan web sitesinde de bulunuyor. Yaklaşık 600’e yakın yazının olduğu harika bir arşiv, tamamen ücretsiz ve herkesin kullanımına açıktır. Sizler de yakın arkadaşlarınızı Sayfamı beğenmeye davet ederek bu yolculukta bana destek olabilirsiniz.

Genellikle sabah erken saatte yürüyüş yaparken o gün ne yazabileceğimi düşünüyor ve gün içinde kaleme alıyorum. Bazen de o akşam için bir Yarına Not düşünüyor ve bu cümleyi ertesi gün bir yazı haline getiriyorum. En iyi yaptığım şeyler birebir koçluk yapmak ve günlük yazılar yazmak. Bunları yapıyor ve insanlarla paylaşıyorum, büyük ölçüde mutluyum.

Sizlerin de bir süreç içinde hayat amacınızı bulmanızı diliyorum. Bu iyi yaptığınız ve keyif aldığınız bir şey olmalı. Sonra da onu diğer insanlarla paylaşmanın yöntemlerini bulmalısınız. Çok sayıda insanın hayatına dokunabilmek ve arkamızda olumlu izler bırakabilmek, benim için hayatta önemli olan budur. Hayat amacınızı bulduğunuzda bırakın o sizi dönüştürsün.

Hepimize hayat amacımızı bulacağımız, geliştireceğimiz, anlamlı ve mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarını takip edebilirsiniz.

29 Kasım 2015 Pazar

HAYATIN ELİNDEN İNANÇ, GÜVEN VE UMUTLA TUTUN


Dün akşam paylaştığım yarına not bu şekilde idi. Zaman zaman hepimiz birisinin elinden tutma ihtiyacı hissederiz. En güzeli de hayatın elinden tutmak olsa gerek. Küçük bir çocuğu düşünün, onun elinden tuttuğunuzu hayal edin, neler hisseder o küçük çocuk? Muhtemelen size inanır, güvenir ve geleceğe daha fazla umutla bakar.

Buna ilişkin çok güzel kısa bir anekdot var, kime ait olduğunu bilmiyorum, aklımda kaldığı ölçüde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir gün köy sakinleri kurak geçen bir mevsimde yağmur duasına çıkmaya karar verirler. Bütün köy ahalisi ve imam toplanırlar. Dua edecekleri yere gelirler. İçlerinden sadece birinin elinde şemsiye bulunmaktadır, işte bu inançtır.

Anneler ve babalar küçük çocuklarını havaya hoplatıp tutarlar. Çocuklar buna gülmekten adeta bayılır. Yere düşebileceklerini hiç akıllarına getirmezler. Çünkü anneleri veya babaları onları mutlaka tutacaktır. Bu güvendir.

Her gece yatağımıza girerken ertesi güne dair planlar yaparız. Yarın yaşayacağımıza dair bir garantimiz yoktur. Ama bizi planlar yapmaktan, hayal kurmaktan alıkoymaz bu. Ben de her gece sizlerle yarına notları buluşturuyorum. İşte bu umuttur.

İnanç, güven ve umut olmadan yaşamak zordur, ağır bir yük gibi gelir insana yaşamak. Ama eğer inancınız, güveniniz ve umudunuz varsa çok güzel şeydir yaşamak.

Hepimize inancımızı, güvenimizi ve umudumuzu yükselteceğimiz güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

27 Kasım 2015 Cuma

İSTEKLERİM NİYE GERÇEKLEŞMİYOR?


Elbette pek çok sebebi olabilir. Bugün bu konuya değişik bir bakış açısı ile yaklaşıp bir çözüm önerisi sunmaya çalışacağım. Bunu yaparken üç hayali diyalog ile örnek vermek istiyorum.

“En çok istediğim iki şey kendime zaman ayırmak ve eşimle güzel zaman geçirmek.”

“Peki, hayattaki öncelikleriniz neler?”

“Biraz açabilir misiniz?”

“Elbette, zamanınızı, enerjinizi ve hatta paranızı en çok nelere harcıyorsunuz?”

“Zamanımı, enerjimi ve paramı sanırım en çok işime ve çocuklarıma harcıyorum. Ne demek istediğinizi anladım, eğer isteklerimle önceliklerimi uyumlarsam isteklerimi daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirim. En azından belli bir dönem boyunca zamanımı ve enerjimi kendime ve eşime yani ilişkimize ayırabilirim.”

Hayali diyalog 2

“En çok istediğim şey ileride başarılı bir yaşam koçu olabilmek.”

“Pekala, bunun için başlangıç olarak her gün bir saatinizi ayırabilir misiniz?”

“Hayır, yapamam, bu kadar çok zamanım yok benim, şu anda farklı önceliklerim var.”

“Bir isteğin gerçekleşmesi için o isteği öncelik haline getirmek, zaman ve enerji ayırmak gerekir şeklinde düşünüyorum, yanılıyor da olabilirim elbette, siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?”

“Bu konu üzerinde düşüneceğim, anladım, haklı olabilirsiniz, zaman yönetimi ile başlamam gerekiyor sanırım, ne önerebilirsiniz?”

“Aynen para yönetiminde olduğu gibi bir bütçe tutun lütfen, neye ne kadar zaman harcadığınızı günlük olarak yazın, bir ay sonunda listeyi inceleyin ve hangi alanlardan tasarruf ederek günde bir saati artırabileceğinize bakın.”

Hayali diyalog 3

“Bu dönemde en büyük isteğim para biriktirmek ama bir türlü yapamıyorum.”

“Bu dönemde hayattaki öncelikleriniz nasıl sıralanıyor?”

“Seyahat etmek çok önemli benim için, özgür hissetmek, kendimi geliştirmek. Ayda en az bir kere yurt içinde veya dışında uygun maliyetli bir tatil yaparım, bazen bir gün bazen iki gün.”

“Belli bir dönem buna ara verebilir misiniz?”

“Sanmıyorum.”

“İsteğiniz para biriktirmekse ancak önceliğiniz para harcamayı gerektiriyorsa bunu nasıl yapmayı düşünüyorsunuz, benim aklıma bir yöntem gelmedi, sizin aklınıza gelen bir çözüm olabilir mi?”

“Ayda bir defa değil iki ayda bir defa kısa tatiller yapıp para biriktirebilirim.”

Örneklerden de görüleceği üzere isteklerimizi gerçekleştirmek için en azından belli bir süre boyunca isteğimizi önceliğimiz haline getirmemiz lazım. Zamanımızı ve enerjimizi isteğimizin gerçekleşmesi için kullanmalıyız.

Pazartesi günü yeni bir yazıda görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okumanızı öneririm. Daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

26 Kasım 2015 Perşembe

GERÇEKTEN İSTİYOR MUYUM?


İnsanoğlunun hamurunda istek duymak var. Hayatın akışı da bunu gerektiriyor zaten. İstek olacak ki, yenilikler olsun değişimler gerçekleşsin.

Bununla beraber bir şeyi gerçekten istemek ile istemek gerektiğini düşünmek arasında ciddi bir fark var ve çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırıyoruz.

Sonra da aslında gerçekten istemediğimiz şeyler için ‘yapamıyorum, beceremiyorum, olmuyor’ diye kendimize kızıyor ve  ‘ben beceriksizim, tembelim, yorgunum’ gibi etiketler yapıştırmaya başlıyoruz. Oysa gerçekten istemiyoruz bile, sadece bunun farkında olmuyoruz.

Gerçekten istediği şeyi yapan birisinin ne yorgunluk hissettiğini gördüm ne de önüne engeller çıksa bile tembellik yapıp yarıda bıraktığını.

Bir danışanım ile yapmak istedikleri ile ilgili konuşuyorduk. Spor yapmayı istediğini ama çok tembel olduğu için bir türlü başlayamadığından bahsetti. Oysa bundan sadece 10 dakika önce çok sevdiği bir hobisi için erken bir saatte yollara döküldüğünü ve akşama kadar neler yaptığını gözleri parlayarak anlatıyordu.

Sevdiği ve gerçekten istediği bir şey için tembellik yapmıyor ama konu spor yapmak olunca ‘ben tembelim’ bahanesi arkasına saklanıyor ve kendisini hiç hak etmediği bir şekilde etiketliyordu.

Zaten biraz daha konuşunca çevresinden  ‘Sağlıklı olmak için spor yapmak lazım’ cümlesini sık duyduğunu ve hem bir miktar kilo vermek hem de sağlıklı yaşamak için spor yapması GEREKTİĞİNİ düşünmeye başladığını kendisi de fark etti. Oysa spor yaparken çok sıkılıyordu ve bu yüzden spor yapmayı gerçekte istemiyordu.

Neyi yapmayı ve yapmamayı seçtiğimiz aslında o kadar da önemli değil. Bunlar her an değişebilecek tercihler.

Kendimizi aslında hiç hak etmediğimiz bir şekilde etiketlemek ise kendimizi sevmek ve takdir etmenin önünde en büyük engeli oluşturuyor. Oysa mutlu ve başarılı bir yaşamın ilk adımı kendini sevmek.

O yüzden bir şeyleri ister yapın ister yapmayın, ister başlayın ister yarı yolda bırakın ama tüm bunların açıklamasını kendinizi eleştirerek yapmayın.

Sadece sorun kendinize: “Ben bunu gerçekten istiyor muyum yoksa istemem gerektiğini mi düşünüyorum?”

Belki de cevap burada gizlidir.

Hepinize tüm sorularınızın cevaplarını aldığınız harika bir hafta diliyorum.

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

25 Kasım 2015 Çarşamba

OLMASINI İSTE AMA OLDURMAYA ÇALIŞMA


Geçen hafta paylaştığım bir Yarına Not bu şekilde idi. Biraz kafa karıştırıcı olduğunu kabul ediyorum. Bugün elimden geldiği ölçüde bu başlığa açıklık getirmek istiyorum.

Hayat çok büyük bir sistem, kendine göre bir düzeni, bir işleyişi var. Hayatın ritmiyle uyumlanıp onunla beraber akmak kendimizi huzurlu hissetmemizi de sağlıyor.

Hayatın ritmiyle uyumlanmak dediğimde bu bazen bir isteğimizin hemen olmayabileceğini ya da hiç olmayabileceğini da kabul etmekle gelen bir aşama.

Makul ölçüde çalışmak tamam, emek vermek çok önemlidir. Ama istediğim şeyi illa yapacağım, olduracağım şeklinde makul emeği aşıp gereksiz fazla çabaya ulaşan hareketlerimiz işimizi zorlaştırabilir.

Bir isteğiniz olduğunda bunun için elbette emek verin, yapmanız gerektiğini düşündüğünüz şeyleri yapın. Ben de öyle yapıyorum. Ama aynı zamanda isteğinizin gerçekleşmesi için dua edin ve sabırlı olun. Bu bence olmasını istemektir.

Niye olmuyor, ne zaman olacak, hadi olsun diye dövünmeye başladığınızda bu oldurmaya çalışmaktır, bunu olabildiğince yapmamaya çalışın.

Her şey sizin için en güzel zamanda gerçekleşir. Buna inanmak önemli bir aşamadır.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Daha fazla fotoğraf için Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

24 Kasım 2015 Salı

MUTLULUĞUNUZ SİZE BAĞLI OLSUN


Mutluluğunuz kime bağlı? Basit bir soru gibi gözüküyor ama gelin bugünkü yazımızda konuyu biraz açmaya çalışalım.

Hepimiz daha mutlu olmak istiyoruz, orası kesin. Daha akılcı olan yöntem mutluluğumuzun bize bağlı, bizim elimizde olmasıdır.

Nasıl mutlu olursunuz? Buradan başlayalım. Lütfen üzerinde biraz düşünün ve aklınıza gelen cevapları yazın. Sonra da size bağlı olmayanları inceleyin.

Aklıma ilk gelen örnekler şunlar, hepimizin hayatında mutluluğu o veya bu şekilde zaman zaman bağladığımız unsurlar:

Hava güzel olursa mutlu uyanırım; tuttuğum takım maçı kazanırsa mutlu olurum, çocuğum sınavdan yüksek not alırsa mutlu olurum, patronum bana iyi bir iş çıkardığımı söylerse mutlu olurum, eşim bana bir hediye alırsa mutlu olurum, vb. Listeyi uzatmak mümkün.

Peki, havanın kapalı olduğu bir gün tuttuğunuz takım maçı kaybederse, ertesi gün işyerinde patronunuz sizi eleştirirse, eve geldiğinizde çocuğunuzun sınavdan düşük bir not aldığını öğrenirseniz, eşiniz de beklediğiniz hediyeyi almadıysa ne olur?

Mutsuzluk tavan yapar herhalde.

Bu şekilde bir mutluluk anlayışı mutluluk seviyenizin sürekli dönme dolap gibi bir aşağıda bir yukarıda olmasına yol açar ve sizi aslında mutsuz, huzursuz eder.

Gelin bugün mutluluğumuza dair yeni tanımlar yapalım, kendi elimizde olan unsurlara daha çok bağlayalım mutluluğu. Güçlü bir karar alalım ve bir süre arkasında duralım.

Örnekler vereyim: bugün kendime yarım saat zaman ayırabilirsem mutlu olurum, bilmediğim bir şey öğrendiğim her gün mutlu olurum, bir arkadaşımı arayıp sesini duyarsam mutlu olurum, eşime sarılırsam mutlu olurum, güzel bir kitaptan 10 sayfa okursam mutlu olurum, çocuğuma onu her şart altında çok sevdiğimi söylersem mutlu olurum, ihtiyacı olan birine ufacık da olsa bir yardımım dokunursa mutlu olurum, gibi.

Buna mutluluğu gerçekçi beklentilerle yönetmek ve yaşamak diyorum kısaca.

Mutluluğunuz size bağlı olsun.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takibe alınız. Koçluk hakkında aklınıza takılanları mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atarak iletebilirsiniz.