4 Kasım 2015 Çarşamba

SORUNLARIMIZI FIRSATLARA ÇEVİRMEK


Bir sorununuz mu var, bir isteğiniz mi var? Eğer sorunlarınızı çözmeye başlamak istiyorsanız önce onları birer fırsata çevirmelisiniz. Peki, bu nasıl yapılabilir? Çok basittir aslında. Öncelikli olarak sorunu, bir istek olarak yeniden formüle edin.

Bazı örnekler verelim. En büyük sorunum, bir ilişkimin olmaması. Demek ki en büyük isteğim beni mutlu edecek bir ilişkiye sahip olmak. İşimden mutsuzum. İsteğim, sevebileceğim bir işi yapıp para kazanmak ve başarılı olmak. Şimdi lütfen üşenmeyin ve sorunlarınızın içinde gizlenmiş olan isteklerinizi yazın.

Unutmayın, sorunlar can sıkıcıdır, istekler ve fırsatlar ise eğlencelidir, heyecan vericidir. Bir isteğiniz olduğunda coşku duyarsınız, sabahları heyecanla kalkarsınız, isteğinizin gerçekleşeceğini düşündüğünüzde içinizi bir mutluluk duygusu kaplar, gerçekleştiğinde de kendinizi başarılı hissedersiniz.

İnsanı güçlendiren şeylerden birisi de başarılı hissetmektir. Sorunlarınıza sadece sorun olarak baktığınız sürece başarıyı yakalamak ve mutlu olmak her zaman daha zor olacaktır.

Sorunları isteklere çevirmek, kurban rolünden çıkmanıza da yardımcı olabilir. Bu sorunla niye uğraşıyorum, bu niye benim başıma geldi diye düşünmeyi bırakırsınız. Bir isteği olan kişi bu şekilde düşünmez.

İsteğinizi tarif ettiniz, kurban rolünden sıyrıldınız, şimdi de üzerinizdeki duygusallıktan biraz arınıp olaya objektif bir şekilde yaklaşmalısınız. Bir koç olarak en büyük avantajlarımdan bir tanesi, danışanlarımın taşıdığı duygusal yükleri taşımıyor olmamdır, bu sayede olaya objektif bir şekilde yaklaşabilir, doğru soruları yönelterek danışanımın çözüme ulaşmasını sağlayabilirim.

Yardım alın, isteklerinizi anlatın, üzerinde duygusal baskı olmayan objektif birisi size yardımcı olabilir.

Eğer böyle birisi yoksa şu şekilde düşünün lütfen; çok yakın bir dostunuz sizinle tamamen aynı durumda, aynı şartlara sahip ve bir isteği var sizinkiyle aynı olan, bu isteği gerçekleştirmesi için ona neler tavsiye edersiniz? Bu şekilde siz de duygusallıktan biraz uzaklaşarak daha objektif olabilirsiniz. Şimdi tavsiyelerinizi yazın ve uygulamaya başlayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla değişim programına katılmak isteyen kişilerle yaptığım ücretsiz ön görüşmeler devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

3 Kasım 2015 Salı

HAYATIMIZDA VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK


Daha sade olan, daha basit olan güzeldir ve mutluluğu kolaylaştırır. Temiz bir yaşam alanına sahip olabilmek mutluluk için önemlidir.

Hayatımızda verimliliği artırmak dediğimde ben bunu hayatımızı biraz sadeleştirmek ve bu sayede gerçekten yapmak istediklerimize, bizim için önemli şeylere odaklanmak olarak anlıyorum.

Bunun iki temel boyutu var. Öncelikli olarak gereksiz yüklerden kurtulmakla başlayabiliriz. Yaptığımız ancak bize herhangi bir yarar sağlamayan aktiviteleri yaşamımızdan çıkarmak ya da azaltmak. Enerjimizi çalan, zamanımızı çalan, bize fazla bir şeyler katmayan neler var hayatımızda? Ben yıllar önce radikal bir kararla TV izlemeyi bırakmıştım.

Gereksiz yüklerden kurtulmak dediğimizde buna görüştüğümüz insanların bir bölümünü de dahil edebiliriz. Siz bir şey katmayan, aksine enerjinizi çalan insanlarla uzun süre zaman geçirmeyin, mümkünse bir süreç dahilinde hayatınızdan bu kişileri çıkarın. Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlara benziyoruz bir süre sonra, herkesin bir enerji alanı var, ister istemez etkileniyorsunuz. O halde zaman geçireceğim insanları dikkatlice seçmeliyim elimden geldiği ölçüde.

Verimliliği artırmanın ikinci boyutu ise operasyonu azaltıp stratejiye yer açmak. Strateji dediğimde benim için önemli olan her şeyi buna dahil ediyorum; kendim, işim, ailem, isteklerim, hayallerim, yapmaktan keyif aldığım şeyler, anlamlı bulduğum her türlü aktivite. Bunları yapmak için zamana ihtiyacım var, operasyon içinde boğulursam stratejiye zaman ayıramam.

Yardım almayı bilmem lazım, her şeyi tek başına yapmaya çalışmak da özellikle operasyonu artırıyor. Zaman en değerli şey, onu iyi yönetmem lazım.

Aynı anda çok sayıda farklı alan üzerinde çalışmak da verimliliği düşürebilir, benim için önemli ve öncelikli olan neler var? Bunların üzerinde düşünüp hayatımı yaşarken dikkate almam gerekiyor.

Optimum bir yaşam dengesine ulaşabilmek hepimizin mutluluğu için çok önemlidir. Büyük taşları küçük taşlarla dengelemeyi öğrenmemiz gerekiyor.

“Profesör sınıfa girip karşısında duran öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “ Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız.” dedi.

Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş alamayacağına emin olduktan sonra öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu.

Öğrenciler hep bir ağızdan “ Doldu ” diye cevapladılar. Profesör, “ Öyle mi ? ” dedi ve kürsünün altına eğilirek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş doktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına iyice yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Bir öğrenci “ Dolmadı herhalde ” diye cevap verdi. " Doğru " dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum tanelerini taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü.

Gene öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “ Hayır ” diye bağırdılar. “ Güzel ” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı.

Sonra tekrar öğrencilerine dönerek “ Bu deneyin amacı neydi ? ” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen, “ Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır. ” diye atladı. “ Hayır ” dedi profesör, “ Bu deneyin esas anlatmak istediği, eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın gerçeğidir.

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti : “ Nedir hayatınızdaki büyük taşlar. Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek!

Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir, iyi karar verin. “

Sevgi ile kalın.

2 Kasım 2015 Pazartesi

ERTELEME, ÜŞENME, VAZGEÇME


Çok sevdiğim bir arkadaşım söyledi geçenlerde bu sloganı; erteleme, üşenme, vazgeçme. Bu aralar kiminle görüşsem çok meşgul olduğundan dem vuruyor. İş hayatının yılbaşı üzeri genel olarak yoğun olduğunu biliyorum. Diğer yandan; sadece iş odaklı bir yaşam sürmek de bir yere kadar.

İstekleriniz, hayalleriniz, mutluluğunuz, zaman ayırmayı planlamış olduğunuz insanlar ve konular ne olacak?

Kendinize, sevdiklerinize ve yapmak istediklerinize bir fırsat verin lütfen. Çok güzel bir benzetme vardı buna dair, Can Dündar yazmıştı sanırım.

Hayatı bir oyun olarak düşünün, elinizde toplar var ve havaya atıp tutuyorsunuz. Bu toplar işiniz, sağlığınız, aileniz, dostlarınız ve hayalleriniz olsun. Bu topların içinde sadece işiniz lastik bir toptur, düşürse yeniden zıplar. Diğer toplar adeta camdan yapılmıştır, kırıldığı zaman yerine konulması çok zor olur. Bu durumu fark etmek ve hayatı bir denge anlayışında ele almak gerekir. Oysa çoğumuz aşırı iş odaklı yaşayarak pek çok şeyi gözden kaçırıyoruz.

Hikayeyi aklımda kaldığı şekli ile aktardım, bir hatam olduysa affola. 

Bizim için önemli olan alanlara yatırım yapmak, zaman ayırmak sandığımızdan daha önemlidir.

Umarım bu konu üzerinde düşünür ve kendinize göre bazı önlemler alırsınız. Ben de öyle yapıyorum, yılbaşından sonra yerine bugün, bu hafta gündeme almaya çalışıyorum benim için gerçekten önemli olan şeyleri.

En anlamsız bekleyiş, mutluluğu beklemektir. Hadi o zaman bugün sizi mutlu edecek bir şeyler yapmaya başlayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayında ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

1 Kasım 2015 Pazar

TUTMA KENDİNİ


Tutma kendini, bırak, isteklerin daha kolay gerçekleşsin. İsteklerimizin daha kolay gerçekleşmesini engelleyen veya gerçekleşme süresini bazen gereksiz yere uzatan çoğu zaman bizleriz. Kendi önümüzden çekilmemiz gerekiyor.

Çekirdek inançlar dediğimiz bir konu var. Genellikle küçükken oluşturduğumuz ve bugün hala faal olup hayatımızı yöneten kuvvetli inançlarımız. Küçükken bir karar alıyoruz, kilit bir karar ( key decision), örneğin diyoruz ki, ben mütevazi bir insan olacağım, elimdekilerle yetinmesini bileceğim, çok fazla bir şey istemeyeceğim hayattan, bu güzel veya doğru değil çünkü.

Sonra bu kararı unutuyoruz ama çok fazla şey istememe durumu devam ediyor hayatımızda. Kolaylıkla daha fazlasını, daha iyisini elde edebilecekken bunu talep bile etmiyoruz.

Konu; ilişkiler, para, sevgi hepsi olabilir. Bugün bu konu üzerinde biraz düşünmenizi istiyorum. İstekleriniz ile sizin aranızda duran şey, değiştirmeniz gereken inançlarınız neler?

Bu inançları tespit edip yavaşça değiştirdiğinizde artık isteklerinizle aranızda engel olmayacak. Makul bir emek ile hayallerinize daha rahatça ulaşabileceksiniz.

Bu konu hakkında daha geniş kapsamlı bilgilere ilk kitabım olan Hayatını Seç’ten ulaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımları takip edebilirsiniz.

31 Ekim 2015 Cumartesi

DENGE VE MUTLULUK


Denge, mutluluk açısından çok önemli bir faktördür. Genel olarak şunu söylemek mümkün hatta: Dengeye yaklaştıkça mutluluğumuz artar, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluk başlar. Koçluk çalışmalarında da dengeye özel bir önem veririm. Bugün bu konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Denge dediğimizde konunun iki boyutu var; dışsal denge ve içsel denge, bu arada bu tanımlamaları ben yaptım, isim çok önemli olmayabilir.

Dışsal denge dediğimde; kişinin genel yaşam alanları itibarıyla zamanını, enerjisini, dikkatini hangi alanlara harcadığından bahsediyorum. İş, ilişki, aile, sosyal hayat ve ben. Ben alanında hobilerim, yapmak istediğim değişimler, isteklerim ve hayallerim var.

Hayatınızın herhangi bir alanında dengeyi kaçırdığınızı düşünüyor musunuz, daha fazla zaman ayırmanız gereken bir alan var mı, dengeyi yeniden sağlamak için neler yapılabilir?

Sıkça rastlanılan durumlar; iş odaklı bir hayat sürmek ve ailemizi, kendimizi ihmal etmek ya da sadece ailemizi yani eşimize, çocuklarımıza konsantre olup bir şeyleri ihmal etmek olabilir.

Dengenin bir de içsel boyutu var. Düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması hali olarak tanımlanabilir. Hayatın hangi konularında dengeden uzaklaşıyorum? Soru varsa, cevap da vardır.

Dengeye yaklaşacağınız mutlu günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayındaki ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

30 Ekim 2015 Cuma

RUHEN HAFİFLEMEK İYİ GELİR


Dün akşam yayınlamış olduğum Yarına Not’tan devam edelim. İnsan ruhen hafifleyince daha hızlı ilerler. Peki, bu pratik bir şekilde nasıl yapılabilir, işte bugünkü yazımın konusu.

Şu an bir mevsim geçişindeyiz, yaz bitiyor, sonbahar başlıyor, yakında saatlerin ayarlanması ile sonbaharı daha çok hissetmeye başlayacağız. Kendi hayatımıza baktığımızda da mevsim geçişleri önemlidir. Yapmak istediğimiz değişimler için bize önemli fırsatlar sunarlar.

Ben ruhen hafiflemek için özellikle sonbahar ve ilkbahar başlangıcında genellikle bir temizlik faaliyetine girişirim. Not tutmayı seven bir insanım, saklarım da çoğunu. İşte bu notları ayıklarım, bir kısmını dosyalarım, bir kısmını ise atarım.

Benzer bir işlemi kıyafetlerime de uygularım. Giymeyeceğim ama temiz ve iyi durumdaki giysilerimi bağışlarım.

Kitaplarım bir türlü raflara, dolaplara sığmaz, fazla olan kitaplarımı da veririm dönem dönem.

Alışkanlıklarımın bazıları ile vedalaşırım, değişiklik iyidir.

Bazen, daha nadiren, insanlarla da vedalaşırım.

Bahar ayları ve bahar temizliği bize fazla yüklerimizden kurtulmak için bir fırsat sunar. İnsan hafifleyince daha hızlı ilerler.

Yapmak istediğim değişimler için yer açmış olurum hayatımda.

Gelin siz de bugün kendinizle ve hayatınızla ilgili olarak bir sadeleşme yapın, ihtiyacınız olmayan şeylerle vedalaşın.

Bazen bu şekilde yeniye, yeniliklere yer açarız hayatlarımızda.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayında yapılacak ücretsiz ön görüşmelere katılmak için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

KENDİNİ ŞAŞIRT


Değişimi gerçekleştirmek için belli bir süreç dahilinde düşüncelerimizi, söylemlerimizi ve eylemlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bazen kısa yol kullanmak iyidir. Her zaman işe yaramaz ama bazen işe yarar.

Kendimizi şaşırtmak, değişmek istediğimiz konuda doğrudan eyleme odaklanarak farklı eylemlerde bulunmaktır.

Kendinize değişmek/değiştirmek istediğiniz bir konu seçin ve kendinizi şaşırtacak ölçüde farklı davranın. Bu çok anlamlı gelmediyse, diğer insanları şaşırtacak şekilde eylemler yapın. Özellikle de sizi tanıyan ve belli şekilde davranmanıza alışmış olan kişileri şaşırtın bakalım, neler olacak, neler değişecek?

Konu hayatın her alanından olabilir; kariyer, ilişkiler, para gibi konularda dediğim yöntemi uygulayabilirsiniz.

Gelelim örneklere: Diyelim ki işyerinizde yöneticinizle tatlı tatlı tartışmayı seviyorsunuz, bazen incir çekirdeğini doldurmayacak konularda tartışıyorsunuz, kendinizi ve onu şaşırtın, ortaya çıkan ilk fırsatta, “evet, haklı olabilirsiniz, bunu bir düşüneyim” diyerek konuyu kapatın.

Annenizle, babanızla aranız son zamanlarda mesafeli, iki taraf da adeta soğuk savaş uyguluyor, geçmişte bu durumlarda kendinizi geri çekiyordunuz. Bu kez sizden hiç beklenmedik bir hareket yapın ve gidin kocaman sarılın, ayakları yerden kesilsin.

Para geldiği gibi gidiyor ama arkadaş programlarından geri kalmıyorsunuz, tasarruf yapamıyorsunuz. İlk fırsat ortaya çıktığında “ben bu hafta gelmeyeceğim, artık biraz tasarruf yapmaya karar verdim” cümlesini kurun.

Çocuğunuzun arabada cam açmasına izin vermiyorsunuz ve her yolculukta bunu mu söylüyor, ardına kadar açsın, siz de açın, hatta birlikte yüksek sesle bir şarkı söyleyin.

Eşiniz, sevgiliniz hep söyleniyor siz de sineye mi çekiyorsunuz, bu kez farklı bir tepki verin, bakalım ne olacak?

Korktuğunuz ne varsa minik bir adım atın, farklı bir şeyler yapın.

Değişimin gücünü ve kendinizi asla hafife almayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programına katılmak isteyenler için Kasım ayı ücretsiz ön görüşmeleri başlamıştır, bilgi ve kayıt için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.