25 Ocak 2016 Pazartesi

KEŞKE OKULDA ÖĞRENSEYDİK


Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım bana güzel bir yazı gönderdi, yazının linkini en altta paylaştım. Yazının ana fikri kişisel gelişimle veya koçluk ile ilgili konuları maalesef geç sayılabilecek yaşlarda öğreniyor olmamız. Bazı konuları eğitim sistemimizin içine dahil edebilmek gerçekten yararlı olurdu. Diğer yandan eğer hayatta isek her zaman yeni bilgiler öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza almak mümkündür. Bugünkü yazım keşke okulda öğrenseydim dediğim ama sonrasında geç de olsa kavrayıp hayatıma yerleştirdiğim konular ile ilgili.

İlk aklıma gelen konu para yönetimi konusu, yani kendi paramızın idare edilmesi. Ana kural kazancından önce tasarruf miktarını ayır, sonra kalan kısmı ile mecburi harcamalarını yap, eğer artarsa gezip tozarsın.

İkinci konu zaman yönetimi. Zamanı çok hoyratça tüketiyoruz. Fiziksel olarak hayatta kalmak için yapmamız gereken uyku, beslenme gibi şeylerden sonra iş hayatı zamanımızın önemli bir kısmını alıyor. Geriye kalan zamanı gerçekten çok iyi kullanmak gerekiyor. Mutlaka stratejiye zaman ayırmak lazım. Bir insanın hayatında strateji nedir? Ben kimim, nasıl mutlu oluyorum, hayallerim neler, onlara nasıl ulaşabilirim, kendime neler katabilirim gibi soruların cevaplarını aramak ve bu alanlarda bir şeyler yapmak.

Üçüncü konu dengeye önem vermek olurdu. Dengeye yaklaştıkça mutluluk artıyor çünkü. O kadar çok denge var ki, almak ve vermek arasındaki denge, gerçekçi beklenti ile hayal kurmak arasındaki denge, kendim ve diğer insanlar arasındaki denge, söylediklerim ve yaptıklarım arasındaki denge gibi.

Dördüncü konu, hatalardan ders çıkarma konusu olabilirdi, nerede düştüğüne değil nerede sendelediğine bak ve dersi öyle çıkar, keşke daha önce öğrenseydim dediğim sözlerden birisidir.

Beşinci konu sağlığın önemi olabilir, doğru beslenme nedir, doğru spor nasıl yapılır, bir insan sağlığına nasıl yatırım yapabilir, bu konuları da okulda öğrenmiş olmayı dilerdim.

Altıncı konu biraz spiritüel veya manevi bir konu, var olana odaklanmak, bu konuda ayrı bir kitap yazmayı bile düşünüyorum, neyin eksik olduğuna değil nelerin var olduğuna odaklanmak ve sahip olduklarımız için her zaman şükretmek.

Yedinci konu, korkunun kendisinden başka korkacak bir şey olmadığı olabilir. Korkularımıza doğru minik adımlar atarak ilerlemenin ne olduğu, nasıl yapılabileceği daha geç yaşlarda ulaştığım bir bilgi oldu kendi adıma.

Benim aklıma gelenler bunlar oldu, eminin sizin de aklınıza gelen ve paylaşmak istedikleriniz olacaktır, isterseniz yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazının linki şu şekildedir: http://www.egitimpedia.com/keske-okulda-ogretselerdi-dedigim-16-sey/

24 Ocak 2016 Pazar

HAYATINI SEÇ


Geçen hafta Ankara’dan çok değerli konuklarım vardı; Mustafa ve Kemal dostlarım. Benim ilk kitabımdan bazı kısa bölümlerin de yer aldığı, kendi hayat hikayelerini anlattıkları bir gösteri hazırlıyorlar, öncelikle Anadolu liselerinde sonra başka okullarda ve platformlarda sergilemeye çalışacaklar. Yazılarımdan ve kitaplarımdan etkilenen, yarar sağlayan dostlarıma elimden geldiği ölçüde yardımcı oluyorum elbette. Bugün ilk kitabım olan Hayatını Seç’in başlığını taşıyan bir yazı ile haftaya merhaba demek istedim, hafta hepimize sağlık, huzur ve mutluluk getirsin.

Hayat nedir?

Bence kendimiz üzerinde çalıştığımız, kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur.

Kendimiz dedik, bu nedenle başarılı insanların temel özelliği asla ve asla kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarıdır. Kendilerini önceki halleriyle kıyaslarlar. Yolculukta nereden nereye geldiklerine ve nereye gittiklerine bakarlar. Sadece ne kadar yollarının kaldığına değil ne kadar mesafe kat etmiş olduklarına da odaklanırlar.

İnsan aslında organik mükemmel bir bilgisayar, hali hazırda kullandığımız bilgisayarları bizim en ilkel halimiz olarak düşünebiliriz. İçimizde pek çok program var, bu programları keşfetmek ve çalıştırmak amacımız.

Bunu nasıl yapacağız?

Bizler aslında tasarımcıyız, bizi desteklemeyen programları değiştirebiliriz. Bunlar bir işimize yaramayan bizi istediklerimizden uzaklaştıran düşünce yapıları ve inançlardır.

Seçmek demek öncelikle istediğimiz hayatı yaratmak anlamında bize destek olabilecek, işimizi kolaylaştırabilecek düşünceleri ve inançları seçmek demektir.

İnanç, bir insanın yaşamında sisteme ait komuttur. Neye inanıyorsak sistem komut olarak algılar ve yerine getirir.

Ağzımızdan çıkan sözler bizim için bir kodlama ve bilinçaltı sistemi için bir emirdir: Koşturuyorum derseniz bilinçaltının anladığı sizi koşturmak yönünde bir emirdir.

Ben kendime güvenmiyorum derseniz sistem sürekli zemini sallamaya başlar. Güven zemindir, zemin sallanıyorsa destek gerekir.

Bizi sınırlayan konuşmalarımızı, düşüncelerimizi ve inançlarımızı keşfetmek ve mekanizmayı anlamak bu nedenlerden dolayı önemlidir.

Sürekli yapageldiğimiz şeyleri ve alışkanlıklarımızı düşündüğümüzde hayatımızı etkileyen düşünce sistemlerini ve inançlarımızı buluruz.

Birçok şeyimiz çok otomatiktir.

Davranışlarımdan memnun muyum? Daha farklı hangi davranışları seçebilirim?

Davranıştan giderek inancı bulabilirim.

Davranış değişikliği için yeni bir strateji gerekir, inanç değişikliği gerekir.

İnandığım şeyler yaşamda beni destekliyor mu, yoksa bana ayak bağı mı oluyor?

Gelecekte hangi düşünce ve inançlarla devam edeceğim?

Bunun için ise ne istediğini bilmek önemlidir. Farkındalık önemlidir. Farkındaysak değiştirebiliriz, yönetebiliriz. Sorgulamadığımız şeyler, farkında olmadan bizi yönetir.

Sorgulama başlayana kadar mevcut durum devam eder. Neden Olmasın? Kuvvetli bir sorudur.

Bu arada bir şey işliyorsa sakın bozmayın. Size olumlu hizmet eden inançlarınız kalsın.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

KÜÇÜK VE GÜNLÜK SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Yarından başlayarak;
Sabahları normalde uyandığınızdan biraz daha erken kalkmayı seçebilir ve kendinize keyif alacağınız bir yarım saat ayırabilirsiniz veya her zamanki saatinizde uyanıp hızlıca hazırlanıp evden son anda çıkabilirsiniz.
...
Dengeli beslenmeyi tercih ederek, güne evinizde yapacağınız güzel ve sağlıklı bir kahvaltı ile başlayabilir veya işyerine giderken alacağınız bir poğaça ile karnınızı doyurabilirsiniz.
İşyerinizdeki insanlara onları şaşırtacak şekilde gülümseyip kocaman bir günaydın diyebilir veya sessizce aralarından geçerek masanıza oturabilirsiniz.
Her gün içten bir şekilde bir iş arkadaşınızın halini hatırını sorabilir veya kendi işinize gömülebilirsiniz.
Bundan sonra öğle tatillerinde yarım saat bir yürüyüş yapabilir veya kitap okuyabilir ya da çoğu zaman yaptığınız gibi sosyal medyada zaman geçirebilirsiniz.
Akşamları eve dönerken bazen evdekilere sürpriz yapmak için bir demet çiçek, küçük bir çikolata, bir balon alabilirsiniz veya bugün çok yoruldum bana dokunmayın diyerek kapıyı açabilirsiniz.
Akşam yemeklerinde sofrada herkesin ilgisini çekebilecek güzel konulardan bahsedebilir veya bütün gün işte neler yaptığınızı anlatabilirsiniz.
Çocuklarınız yatmadan her gece onlarla 15-20 dakika oyun oynayabilir veya sosyal medyaya göz atabilirsiniz.
Ailenizle, eşinizle daha çok güzel bir müzik eşliğinde sohbetler edebilir veya TV’nin karşısında uyuklayabilirsiniz.
Her gün, her ay ve her yıl çok sayıda küçük seçimler yaparız, bu seçimler toplanıp bir araya geldiklerinde bir yılı nasıl geçirdiğimizi ve hayatımızı etkileme anlamında önemli bir güce sahiptir.
Adete otomatik pilotta yaşar ve bu küçük seçimleri hep alışılageldik şekilde yaparsanız sizden duyacağım şey genellikle şu olur: “Her gün/her yıl birbirinin aynısı ve çok sıkıcı”.
Evet öyle, çünkü siz her gün öyle olmasını seçiyorsunuz.
Dikkatimizi hep büyük seçimlere vermeyi öğrenecek şekilde yetiştirildik. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, evlenmek, ev almak. Kimse bize küçük seçimlerin de önemli olabileceğini anlatmadı.
Eğer her gününüz/her yılınız bir diğerine benziyorsa ve bundan sıkıldıysanız yeni yılda küçük seçimlerinize bir göz atmanızı ve ufak değişiklikler yapmanızı önerebilirim.
Mutlu haftalar.

22 Ocak 2016 Cuma

MUTLAKA KENDİNİZE İYİ GELECEK BİR ŞEYLER YAPIN


Geçen akşam paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi, mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler yapın. Peki, neyi mutlaka yapalım? Bu cümleyi düşündüğünüzde aklınıza gelen şey veya şeyler neler ise onları yapın. Kişiden kişiye farklı olacaktır. Bazen bu şeyleri yapmadan ilerlemek de mümkün olmaz hayatta.

Genel olarak hepimizin mutlaka yapmasını tavsiye edebileceğim şeyler de var elbette, bugünkü kısa yazımın konusunu onlar oluşturuyor.

Mutlaka sağlığınıza yatırım yapın, ben şu an sağlıklıyım bana bir şey olmaz demeyin. Kontrollerinizi yaptırın, kötü alışkanlıklarınızı bırakın ya da azaltın. Her gün yarım saat yürümeye çalışın, imkanınıza varsa haftada iki gün pilates ya da yoga benzeri bir aktivite yapın, grup çalışmalarına katılın. Briç öğrenin, bulmaca çözün, zihni de ihmal etmemek ve değişik şekillerde çalıştırmak lazım. Ayrıca doğal ve sağlıklı beslenmeye çalışın, bol bol su için.

Mutlaka sevgiye önem verin. Sevgi her şeye anlam katar. Sevgi yemeğin tadı tuzu değil yemeğin kendisidir. Sevgiyi hayatınızdaki öncelikli alanlar arasına almadan, hayatınızı bu şekilde yaşamadan mutlu olmak çok zordur. Hayatta iseler annenizi, babanızı, kardeşlerinizi her gün arayın. Eşinize/sevgilinize, çocuklarınıza onları sevdiğinizi gösterin. Gösterdikçe çoğalır sevgiler. Akrabalarınızı, dostlarınızı arayıp sorun.

Mutlaka sevdiğiniz bir işiniz olsun ya da yaptığınız işi daha çok severek yapmanın yollarını bulun. Günün büyük bir kısmı işte geçiyor, yaptığınız işe daha fazla anlam katmaya çalışın.

Mutlaka biraz para biriktirin, miktarı çok önemli değil, bir köşede acil ihtiyaç halinde kullanabileceğiniz biraz paranız olsun.

Mutlaka yardım edin, kime nasıl yardım ettiğiniz çok önemli değil, maddi bir yardım olması da gerekmiyor, imkanlarınız çerçevesinde insanların hayatında bir katkınız olsun.

Mutlaka maneviyata önem verin, inancınız doğrultusunda her gün düzenli olarak dua etmeye çalışın, sahip olduklarınız için şükretmeyi ihmal etmeyin.

Mutlaka iyinin ve güzelin yanında olun, eninde sonunda kazanan siz olursunuz.

Kendi mutlaka listenizi oluşturun ve mutlaka uygulayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

YAŞAMIN TÜM OLASILIKLARI


Hepimiz hayatın tüm olasılıklarını içimizde barındırıyoruz. Kimi zaman susmak işe yarar, kimi zaman sesini yükseltmek. Bazen ileri atılmak iyi gelir, bazen de sabırla beklemek. Hayatın akışında her anda farklı alternatifler bizi isteğimize götürüyor, çünkü o anın şartı o.

Zaten sorun, farklı durumlarda hep aynı şeyi yapmaya çalışmaktan kaynaklanıyor. Hayatınızda isteklerinizi hep ileri atılarak elde ettiğinizi düşünüyorsanız ve o an içinde olduğunuz deneyimde sabırla beklemek en iyi sonucu verecekse, ileri atılarak işleri karıştırıyorsunuz sadece. O zaman da istediğinizi elde etmek için çok daha fazla eylem gerekiyor. Halbuki bazen ‘armut piş ağzıma düş’ en iyi sonucu verir.

Eğer geçmişin ve geleceğin yansımasını şimdiye taşımadan anda kalabilirseniz, o durumda neyin gerekli olduğunu rahatlıkla farkeder ve ona göre kendinizi ayarlarsınız. Bu sayede de her eyleminiz düşüncenizle hizalı olur ve ideal eforla ideal sonucu elde edersiniz.

Bilgelik denen şey de bu aslında, her an yepyeni bir insan olduğunun farkına varıp sadece iç sesine kulak vererek hayatın içinde yol almak, bazen ne kadar mantıksız gözükse bile.

Sizi hayallerinize götürecek olan anahtar içinde olduğunuz anın tadını çıkarmak ve keyfini sürmek. Ne kadar yapabilirseniz, o kadarı yeterli. Çoğu zaman hayatı gereğinden fazla ciddiye alıyor ve her şeye fazladan anlamlar yüklüyoruz. 

Hayat kendimizi keşfettiğimiz eğlenceli bir yolculuk aslında. Tadını ne kadar çok çıkarırsak, o kadar keyifli…

Eğer yaşamınızda bir değişim arzu eder ve olasılıklarınız hakkında daha detaylı görüşmek isterseniz, ÜCRETSİZ BİR ÖNGÖRÜŞME için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

20 Ocak 2016 Çarşamba

ANI YAKALAMAK, HAYATI YAKALAMAK


Geçtiğimiz Pazar gecesi İstanbul’da çok güzel kar yağıyordu, günün büyük kısmında danışanlarımla seanslar yapmıştık, eve geldiğimde biraz yorgundum, sonra bir banyo yaptım, yemek yedim ve günlük şükürlerimi yazmaya başladım, aşağıdaki paragraf o yazıdan alınmıştır.

“Çok şükür sağlıklıyım, dışarıda çok güzel kar yağıyor, kızlar yataklarında uyuyor, Özge kitap okuyor, sıcacık huzur dolu evimizdeyiz, güzel bir müzik çalıyor hafiften, sıcak çay içiyorum, her şey çok güzel, zamanı durdurmak istediğim anlardan birisi kesinlikle…”

Benim için mutluluğun bir resmi olsaydı yukarıdaki satırlar olurdu herhalde. Peki böyle anları daha çok yaşamak için neler yapabiliriz?

Burada herkesin izlemesi gereken yol farklı olacaktır, çünkü genellikle huzurlu olduğumuzda bu güzel anları fark edebiliyoruz veya yaşayabiliyoruz. Herkesi huzura götüren farklı şeyler olabilir.

Benim huzurlu olmam için o gün mutlaka bir şeyler üretmiş olmam gerekiyor, bu doğru veya yanlış değil, bana özgü bir şey sadece. Tatilde olsam bile durum çok değişmiyor. Üretilen şey güzel geçen bir koçluk seansı olabileceği gibi içime sinen güzel bir yazı yazmış olmak da olabiliyor.

Benim huzuru daha kolay yakalamamda için o gün yapmayı planladığım şeyleri, özellikle de sorumluluklarımı büyük ölçüde tamamlamış olmam da etkili oluyor.

Ayrıca geçenlerde ayrı bir yazıda kaleme almıştım, anda kalmak ve para durumu arasında bir ilişki var, artıda olmak, tasarruf etmek de anda kalmayı, huzur bulmayı kolaylaştırıyor.

Elbette maneviyat, inandığımız şekilde dua etmek ve şükretmek de insanı huzurlu yapar.

Yazının başında belirtmiş olduğum gibi herkesin huzur ve anda kalma deneyimi farklı olacaktır. Zamanı durdurmak istediğiniz bir anı en son ne zaman yaşadınız, o sırada ne yapıyordunuz, nasıl bir çevre içindeydiniz, anda kalmanızı genel olarak sağlayan şeyler nelerdir?

Hepinize anı yakalayacağınız güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı önerebilirim.

 

19 Ocak 2016 Salı

KENDİN OLMAYA İZİN VER


Geçen Pazar akşamı paylaştığım Yarına Not bu şekildeydi. Bir okuyucum bu başlığı anlatan bir yazı kaleme almamı rica etti. İlk kitabım olan Hayatını Seç’te bu konuyu detaylı olarak ele almıştım, bugün kısa bir yazı kapsamında düşüncelerimi paylaşacağım.

Kendimiz olduğumuz bir dönem var; çocukluğumuz. Sonra unutuyoruz kendimiz olmayı ve hatırlamak için emek vermeye başlıyoruz. Geçenlerde bir danışanımla yaptığım sohbette onunla yapacağımız çalışmalarda yeni bilgiler vermekten ziyade bazı şeyleri hatırlamasını sağlamaya çalışacağımızı söylediğimde önce şaşırıp sonra bana hak verdi.

Büyürken ailemizden, çevremizden aldığımız tepkiler nedeniyle kendimiz olmaktan vazgeçebiliyor ya da uzaklaşabiliyoruz, onay almak için yapıyoruz bunları genellikle. Endişe etmeyi öğreniyoruz, en kötüsünü de düşünerek yaşamayı satın alıyoruz. Güvenliğimiz adında özgürce hareket etmekten vazgeçiyoruz, vazgeçiriliyoruz.

Kendimize ait her şeyi olabileceğimiz, yapabileceğimiz özgür bir dünyayı bırakıp bir başka boyuta geçiş yapıyoruz adeta, her şeyin kurallarının önceden belirlendiği, nispeten güvenli ama çoğu zaman sıkıcı bir dünya.

Bizim için önemli olan nedir, gerçekten ne istiyoruz sorusunun cevabını aramak erteleniyor hep.

Özgüvenimiz çoğu durumda yeterince gelişmiyor, hata yapmamıza dahi izin verilmiyor. Kendim olmanın ilk şartı kendi kararlarımı alıp gerekirse bedellerini ödemek, bazen ne mümkün.

Kendimi gerçekten tanıma şansında 30’lu yaşlarımın ortalarında ulaştım ve çok sevdim, yolculuk devam ediyor elbette, koçluk yaparken başkalarına da bu anlamda yardımcı oluyor, rehberlik ediyorum.

Diğerleri ne düşünür şeklinde yaşamayı uzun zaman önce bıraktım, kolay olmadı ama sonuçta güzel oldu. Diğerlerinin hep bir şeyler düşündüğünü, aslında temelde iyi niyetli olduklarını, ama ne yaparsam yapayım diğer insanların yarısının çıldırdığımı düşündüğünü, diğer yarısının ise beni takdir ettiğini fark ettim.

Kendimiz olmaya izin vermenin bir yaşı yok, her yaşta yapılabilir. Bunun için öncelikle kendimizi daha iyi tanımak, isteklerimizi net bir şekilde ortaya koymak, hayatımızın sorumluluğunu elimize alıp cesur kararlar almak ve uygulamak, diğer insanlar ne düşünür endişesi ile vedalaşmak gerekiyor bana göre.

Ne yapacağınızı, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bir elinizi kalbinize yerleştirin, bırakın o size rehberlik etsin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.