16 Kasım 2015 Pazartesi

SÜRPRİZ YOKSA MUTLULUK YOK


Dün mutluluğa giden yolda ana hatları ile bir yol haritası çıkarmaya çalışmıştık Bugün kaldığımız yerden devam edelim. Daha mutlu olmak istiyorsak hayatımızda güzel sürprizlere daha fazla yer açmalıyız bence. Sürekli alışılageldik şeyleri yapmak bir süre sonra yaşamı bir yapılacaklar listesine çevirebilir.

Hayatımıza bir miktar coşku, heyecan ve sürpriz katmalıyız, bunun için belli ölçülerde risk almak da gerekebilir.

Gün içinde yaptığınız aktiviteleri değiştiremiyorsanız yapma şeklinizi veya en azından saatlerini değiştirin. İşe gidip gelirken farklı yollar kullanın. Hiç okumadığınız tarzda bir kitap okuyun.

Mutluluğun bir başka unsuru da dengedir. Denge dediğimizde bunu ile ayrı şekilde düşünmek lazım. Birincisi kişinin yaşam alanları itibarıyla dengede olmasıdır. Yani zamanını ve enerjisini işi, ailesi, sosyal hayatı ve kendisi arasında olabildiği ölçüde dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışmasıdır.

Diğer denge bakış açısı ise düşündüğümüz, söylediğimiz ve yaptığımız şeylerin uyumudur. Bu uyum mutluluk getirir.

Zamanı iyi yönetmek de insanı daha mutlu eder. Yaşam dediğimiz şey zamandan oluşuyor, zamanımızı nasıl kullandığımız hayatımızın kalitesini ve mutluluğumuzu da belirliyor.

Hadi bugün basit bir egzersiz yapalım. Herkes bir gününü toplam 24 saat olacak şekilde aktivitelere ayırsın, bakalım neye ne kadar zaman gidiyor? Daha sonra bu şekilde geçen bir gün için 10 üzerinden bir mutluluk notu verin kendinize. Son aşamada ise 10 üzerinden 10 vereceğiniz bir günün akışını yazmanızı istiyorum, bakalım neler fark edeceksiniz?

Yarın mutluluk konusu ile devam edeceğiz.

Şimdilik sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla resim için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

15 Kasım 2015 Pazar

MUTLU HAYATA GEÇİŞİN ŞİFRELERİ


Mutlu olmanın dayanılmaz bir hafifliği vardır, rahat ve özgürsünüzdür. Mutsuzluk ise insanı yavaşça tüketip yaşam coşkusunu azaltabilir. Daha mutlu bir hayata geçebilmek için belli bir süreç dahilinde düşüncelerimizi, söylemlerimizi ve eylemlerimizi değiştirmek önemlidir. Kişiye özel koçluk programım olan Mutlulukla Değişim Programı’nda danışanlarımla mutluluğun şifrelerini arıyoruz, aslında mutluluğun şifresi hepimizin içinde gizli.

Bu haftaki yazılarımda daha mutlu bir hayata geçiş için bazı ipuçları paylaşacağım. Kendi hayatımdan, danışanlarımın yaşadıklarından ve genel olarak gözlemlerimden yararlanarak bir yol haritası oluşturmaya çalışacağız.

Mutluluk yolculuğunda ben önceliği anlama veriyorum, anlam herkese göre değişebilir ama anlamsız mutluluk olmaz. Benim anlam anlayışım, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye dayanıyor. Yeni bilgilerle zihnimi ve ruhumu beslediğimde kendimi daha mutlu hissediyorum. Bana göre; öğrenmeyi ve kendimizi geliştirmeyi bıraktığımızda yaşamayı da bırakıyoruz.

Mutluluk bir açıdan bakıldığında kendimizle kurduğumuz iyi ilişkilerden kaynaklanır. İlişki kurmak istediğiniz insanları yakından tanımaya çalışırsınız. Aynı şeyi kendimizle de yapmalıyız. Kendimizi tanımak, anlamak olduğumuz şeklimizle/halimizle kendimizi kabul etmek, sonrasında gerekiyorsa ve istiyorsak bazı şeyleri değiştirmeye çalışmak önemlidir.

Mutluluğun diğer bir önemli parçası aidiyet duygusudur. Sosyalleşmek bu yüzden çok önemlidir. Ailenizin dışında da görüştüğünüz ve kendinizi bir parçası hissettiğiniz oluşumlar mutluluğunuzu besler.

Elbette sağlıklı olmak da önemlidir, sağlığımıza bilinçli olarak yatırım yapmak, her gün yarım saat yürüyebilmek, sağlıklı beslenmek, kötü alışkanlıklarımızı bırakmak/azaltmak insanı mutlu eder.

Belli bir hayat standardını yakalayacak ölçüde para kazanmak da mutluluğun parçasıdır. Sevgi dolu ilişkiler kurmak ve sürdürmek de.

Maneviyat kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir alan. Şükretmek, dua etmek her zaman mutluluğu artırır.

Yarın devam edeceğiz, bu konuları dördüncü kitabım olan Mutluluk Tesadüf Değildir’de geniş kapsamlı olarak ele alacağım.

Sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Daha fazla yazı için kendi adımı taşıyan web sitesini ziyaret edebilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

13 Kasım 2015 Cuma

BAŞARININ FORMÜLÜ


Başarının herkes için geçerli tek bir formülü yoktur. Her şeyden önce; herkesin zaten farklı bir başarı tanımı var. Bugünkü yazımda kendi başarı tanımımı ve kendi başarı formülümü paylaşacağım.

Benim başarı tanımım şu şekilde: Her ne yapıyor olursam olayım (hiçbir şey yapmama durumu da buna dahil) kendimi mutlu ve huzurlu hissedebilmek. Şimdi sizden yapmanızı istediğim iki şey var. Lütfen başarı tanımınızın ne olduğunu düşünün ve yazın, sonra da bu tanımın sizi mutlu edip etmediğini ya da yaşamınızda sizi destekleyip desteklemediğini sorgulayın.

Kendi yapmış olduğumuz tanımlamaları gerekirse değiştirebiliriz, çıtayı da biz belirliyoruz, lütfen bunu unutmayın.

Başarı formülüme gelince; geçen akşam Yarına Not olarak paylaşmıştım: Geceleri yatmadan önce sahip olduğum şeyler için şükrederim, sonra isteklerimi sıralar ve gerçekleşmeleri için dua ederim. Bu bana bir yol haritası sunar. Ertesi gün uyanırım ve elimden geleni yaparım.

Sonraki gün aynı şeyleri tekrar ederim. Basit ve etkili bir formül olduğunu düşünüyorum, sabırla tekrarlamak gerekiyor.

Başarılı, mutlu ve huzurlu bir hafta sonu diliyorum.

Pazartesi günü farklı bir yazıda görüşmek üzere, sevgi ile kalın.

12 Kasım 2015 Perşembe

HERKESİ MEMNUN ETMEYE ÇALIŞMA


Babamın çok sevdiğim bir sözü vardı ve ne zaman bayram ziyaretleri gibi ailevi gerekliliklerle ilgili sızlansam bana şöyle derdi: “Hiç birimiz ağaç kovuğundan çıkmadık, kızım”

Bunun anlamı şuydu: “Biz bir aileyiz ve sevdiklerimizin mutluluğunu önemsemek güzel bir ilişki için son derece önemli”

Bununla birlikte bazı ‘Hayır’ dediği konular vardı ki, onları da ‘Evet’e çevirmenin mümkün olmadığını bilirdim.

Bu dengenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Kendi içimizdeki mutluluğun baş aktörü denge.

Bir şey verdiğimiz zaman gönülden vermek, çetelesini tutmamak ve sonrasında karşılık beklememek.

Sınırlarımızın ihlal edildiğini düşündüğümüz zaman ise, buna izin vermemek, ‘Hayır’ demek, karşı tarafı inciteceğimizden endişe etmemek ve suçluluk hissetmemek.

Hepimiz farklı deneyimler yaşamaya, farklı şeyler öğrenmeye geldik bu dünyaya. Bu sebeple de tercihlerimiz, sınırlarımız ve kırmızı çizgilerimiz farklı.

Çevremizdekilerin mutluğunu önemsemek büyük bir erdem olmakla beraber en büyük sorumluluğumuz kendi yaşam yolculuğumuzu layıkıyla yerine getirmek.

Gerçekten istemediğimiz halde herkesi memnun etmeye çalışmak kendimize, ÖZümüze ihanet etmekten başka bir şey değil.

Zaten çoğu zaman ‘ilişkimiz bozulmasın, yüz yüze bakıyoruz, ayıp olur, hakkımda ne der’ gibi düşüncelerle memnun etmeye çalışıyoruz herkesi. Çıkış noktamız korkularımız olduğu için de eninde sonunda korkulan başa geliyor.

Çünkü o sırada söylenemeyen ne varsa içe atılıyor ve zaman içinde imalı sözlerle yavaş yavaş dışarı sızıyor. Zamanında kolaylıkla halledilebilecek bir durum daha büyük tatsızlıklara sebep oluyor.

Halbuki korkuları bir kenara koyup sadece böyle yapmamız gerektiğine inandığımız için ‘hayır’ diyebilsek, olmaya geldiğimiz kişiyi gerçekleştirmeye başlayacağız.

Ve inanın, bizim buradaki asıl varlık sebebimiz endişe ve korkularımızı aşıp kendimizi gerçekleştirmek, başkalarını memnun etmek değil.

Herkes kendi yolculuğundan sorumlu. Kendi yolculuğumuzu layıkıyla yerine getirelim ki, etrafımızdakilerin mutluluğuna da destek olma noktasına gelebilelim.

Sözün özü, herkesi memnun etmeye çalışarak kendinize ihanet etmeyin!

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

11 Kasım 2015 Çarşamba

AŞURE YAPIP DAĞITMAK


Yok merak etmeyin, rüyada aşure yapıp dağıtmak ne manaya gelir veya aşure dağıtmanın sevapları gibi çok iyi bilmediğim konulara girmeyeceğimJ.

Geçtiğimiz günlerde evde oturmuş yazı yazarken kapı çalındı, açtım. Karşımda en tatlı gülümsemesi ile alt kat komşumuz duruyordu, elinde bir tepsi aşure, bütün apartmana dağıtıyordu. Mutluluğu adeta yüzünden okunuyordu, ben de çok mutlu oldum elbette.

Hep deriz ya, modern kent yaşamı komşuluğu öldürdü diye, aslında buna müsaade eden bizleriz. Aşure mevsimi komşularla tanışmak, ilişkileri güçlendirmek için harika bir fırsattır. Size aşure gelmesini beklemeyin, siz yapın ve dağıtın lütfen.

Bazen hayatta da bu şekilde davranıyoruz, çok istediğimiz şeyler var, o veya bu şekilde karşımızdaki insandan veya hayattan beklediğimiz şeyler. Siz bir adım atın, çoğu zaman gerisi gelir zaten merak etmeyin.

Amerikalıların “make a cake” şeklinde bir yaklaşımları vardır. Herhangi bir şekilde sevdiğiniz ama aranızın bozuk olduğu birisine evde pişirdiğiniz bir keki ya da pastayı götürmenizi tavsiye ederler. Bu şekilde tekrar iletişim kurulur ve çoğu zaman küslük sona erer.

Geçenlerde başka bir yazımda bahsetmiştim; hayat kısa. Kızmak yerine anlayış göstermek, küsmek yerine aramak, kıskanmak yerine takdir etmek, eleştirecek noktalar bulmak yerine neleri beğendiğimizi söylemek, içerlemek yerine affetmek çok önemli.

O halde aşure mevsimi bitmeden aşuremizi pişirip dağıtalım.

Sevgi ile kalın.

Not: Daha fazla fotoğraf paylaşımı için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

10 Kasım 2015 Salı

KALICI MUTLULUK İÇİN


Rus yazarlarından birisi söylemişti, Tolstoy olabilir; “sevdiği işi yaparak geçimini temin eden ve akşam eve gittiğinde çok sevdiği eşine sarılan kişi mutludur” diye. Katılıyorum elbette ve bu açıdan çok şanslıyım. Bugün kalıcı mutluluk üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Mutluluğun en basit diyebileceğimiz şekli haz almak ile ilgili olandır. Daha çok beş duyu organımıza hitap eden ve nispeten kısa süreli mutluluklardır. Örneğin; güzel bir yemek yemek, büyüleyici bir manzara izlemek, sevdiğiniz türden bir müzik dinlemek, sevdiğiniz insana sarılmak, bir çiçeği koklamak gibi düşünebilirsiniz. Bunlara elbette kitap okumayı, seyahat etmeyi, araba kullanmayı (İstanbul’da değilseniz), alışveriş yapmayı ilave edebiliriz. Hepsinin ortak özelliği belli bir süre sona ermeleri ve kalıcı bir etki bırakmamaları.

Mutluluğun diğer bir şekli ise anda kalmak ile gelen mutluluktur. Bu konuda ayrı bir yazı kaleme aldım ve yarın yayınlayacağım. Yaptığımız şey her ne ise tamamen ona konsantre olduğumuzda zaman ve mekan göreceli olarak önemini yitirdiğinde yakaladığımız his. Ben çalışırken, yani koçluk yaparken veya yazı yazarken bu hissi deneyimliyorum ve şüphesiz çok mutlu oluyorum.

Mutluluğun üçüncü bir şekli ise diğer insanlara yardımcı olarak elde ettiğimiz mutluluklar.

Kalıcı bir mutluluğun daha çok ikinci ve üçüncü şekil mutluluklarla sağlanabileceğini düşünüyorum. Elbette insanın yaşama alanlarına genel bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekir. Sağlığımızın olabildiğince yerinde olması, en azından geçim sıkıntısı çekmeyecek kadar para kazanmamız ve etrafımızda sevdiğimiz ve bizi seven insanların varlığı çok önemli.

Bunları bir ölçüde sağladıktan sonra işimizi sevdiğimiz şekilde yapmak veya sevdiğimiz işi bulup yapmak çok önemli. Hayatın uyku dışında kalan en büyük kısmı çalışarak ve üreterek geçiyor. Bu nedenle kariyer seçimi çok kilit bir faktördür.

Kendimizi iyi hissettiğimizde, mutlu olduğumuzda diğer insanlara da daha fazla yardım edebiliyor ve bu yardımlarla mutluluk düzeyimizi artırabiliyoruz. Diğer insanlara yardımcı olabilmek, içinde yaşadığımız topluma bir katkıda bulunabilmek çok önemli. Ben bunu bir ölçüde günlük yazılarımla yapmaya gayret ediyorum. Yazılarımı ve kitaplarımı okuyan kişilerden aldığım güzel mesajlar beni gerçekten çok mutlu ediyor.

O halde yazımızı daha fazla kalıcı mutluluk adına soracağımız bir soru ile bitirelim: Nasıl katkıda bulunabilirsin? Bu sorunun cevabı yaşamınızda farklı pencereler açabilir. Nereden nereye geldik, bazen böyle oluyor işte, bugün de bana ayrılan kelime sayısının sonunda hissediyorum, bir hatam olduysa affola, yarın görüşmek üzere.

Sevgi ile kalın.

Not: Ne İstediğimize Odaklanma Zamanı isimli diğer yazımı Resmi Facebook Sayfamdan okuyabilirsiniz. Koçluk hakkında aklınıza takılan konuları sormak için her zaman mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

9 Kasım 2015 Pazartesi

KISKANÇLIK BİZE NE ÖĞRETEBİLİR?


Bizde olmayan bir şeyi kıskanabiliriz. İnsan olarak doğamızda yer alan bir duygudur kıskançlık. Kıskandığımız için kendimize kızmak yerine altında yatan nedenleri araştırıp bulursak kendimizle ilgili önemli keşifler yapabilir ve hayatımızın geri kalanında daha farklı bir yol izleyebiliriz.

Bugün basit bir egzersiz yapmanızı rica ediyorum. Başka insanlarda olduğu için ve sizde olmadığı için kıskandığınız, gıpta ettiğiniz, özendiğiniz neler var?

Öncelikle bir liste yaparak başlayalım. Daha sonra kendimize şu soruyu sormamız lazım, bende niye yok? Bilinçli bir tercih mi, farklı bir nedeni mi var? Gıpta ettiğim, özendiğim şeylere sahip olan insanların, bu para olabilir, ilişki olabilir, iş olabilir, nasıl özellikleri var, hayata karşı yaklaşımları nasıl?

Diğer bir ilginç soru ise şu olmalı mutlaka, sahip olduğum şeyler içinde diğer insanların gıpta ettiği, özendiği neler var? Böylece bir şeyleri isterken elimde olanlara şükretmeyi de öğrenmiş olurum en azından.

Bir başkasında görüp kendimizde olmasını istediğimiz şeyler bizi önemli ipuçlarına götürebilir. Diğer yandan bunu abarttığımızda kendimizi bir süre sonra değersiz ve mutsuz da hissedebiliriz.

Kendimizi çok sıkça diğer insanlarla kıyaslamak bir süre sonra mutsuzluk için de bir temel teşkil eder. Yaşam bir yarış değil, herkesin farklı bir kulvarı var. Kendimizi kendimiz ile kıyaslamak daha sağlıklıdır.

Bir yıl önce neredeydim, şimdi nasılım, son bir yılda neleri başardım?

Gıpta etmek, özenmek bir noktaya kadar gelişmemizi sağlayabilir, diğer yandan iş kendimizi sürekli diğer insanlarla kıyaslamaya varırsa işimiz zorlaşacaktır.

Sevgi ile kalın.

Diğer yazılarım için www.mertcuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, daha fazla veya farklı resimler için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.