18 Ocak 2016 Pazartesi

KARAR VERMEK VE UYGULAMAK


Koçlukta en çok üzerinde durduğumuz konulardan birisi de karar vermek konusudur. Kararlarım kendi değerlerim ile uyumlu mu? Kararımın muhtemel sonucu kimleri nasıl etkiliyor? Aldığım karar beni daha huzurlu yapacak mı? Bu ve benzeri soruların üzerinde sesli olarak düşünmek çoğu zaman işe yarar.

Daha sonra verdiğimiz kararın ne ölçüde uygulanabilir olduğuna bakmak gerekir. Bir kararın önce benim için sonra da çevrem için yararlı olması da bazı durumlarda önemli olabilir.

Kararla ilgili eylem adımlarını kafamızda şekillendiririz; somut, ölçülebilir, gerçekçi eylem adımları belirlemeye çalışırız, bunları bir takvime bağlamaya gayret ederiz.

Bazen detaylandırmak ve minik adımlar belirlemek iyi gelir, pek çok kişi için bu şekilde yapmak uygulamayı kolaylaştırır.

Sizi korkutmayacak ancak bir şey yaptığınız hissini verecek bir adımla başlamanızı öneririm.

Daha sonra kontrolümüzde olan ve olmayan alanlara bakmak gerekebilir. Bazen ikisinin karışımından oluşan gri bölgelerle de karşılaşabiliriz.

Bu konu ile ilgili olarak gidiş yolundan puan almak isimli yazımı da okumanızı isterim, bütün eski yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ve hayatını seç isimli bloğumdan ulaşabilirsiniz.

Karar verdikten sonra hemen başlamak genellikle daha iyidir, eyleme geçmek motivasyonu artırır, eyleme geçme süresini uzatmak ise kaygı ve endişeyi çoğaltabilir.

Kararlarınızı uygulamaya başlayacağınız kararlı günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Karar vermek ve uygulamak konusunda koçluk desteği almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

17 Ocak 2016 Pazar

HEDEF BELİRLEME VE ULAŞMA


Hepimizin çok sayıda isteği var, bunların gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Diğer yandan bütün isteklerimizin aynı anda gerçekleşmesi pek mümkün olmayabiliyor. Hangi isteklerimiz daha öncelikli ise bunları hedef haline getirmek daha akılcı bir çözüm olabilir. Dolayısıyla hedef belirlemek; isteklerim arasından öncelikli olarak daha kısa vadede ulaşmayı düşündüğüm bir veya iki tanesidir.

Bütün isteklerinizi hedef haline getirirseniz çok zorlanır ve hiçbirine ulaşamayabilirsiniz.

Hedefinizi belirledikten sonra hedefinizle ilgili sorumluluklarınızı belirleyin, neler yapacaksınız?

Bu konudan dünkü yazımda detaylı olarak bahsetmiştim. Sonuçla ilgilenmekten çok irademiz dahilinde olan sorumluluklarımız ile ilgilenmek daha önemlidir. Sonuçları her zaman kontrol edemezsiniz.

Bir başka konu ise hedeflerinizin birbiri ile çatışmamasıdır. Hedeflerimin kendi aralarında uyumlu olması önemlidir.

İnsan yaşamda kendi hedeflerini belirleyerek ilerlemelidir, yoksa sadece yaşamın getirdikleri ile hareket eder ve bu her zaman tatmin edici olmayabilir.

Bazen bir hedef belirlediğinizde ve ona ulaşmaya çalıştığınızda hayat birden anlam kazanır.

Hedeflerinizi bulacağınız ve onlara ulaşmak için adım atacağınız güzel bir hafta diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

15 Ocak 2016 Cuma

GİDİŞ YOLUNDAN PUAN ALMAK


Benim zamanımda okullarda gidiş yolundan puan almak diye bir uygulama vardı. Eğer izlediğiniz yöntem doğru ise doğru cevaba ulaşamasanız bile belli bir puan alırdınız. Bunu belli ölçülerde hayatımıza uygulamanın doğru olabileceğini düşünüyorum, işte bugünkü yazım.

Büyük kızım orta ikiye gidiyor ve dersleri/okul durumu ile ilgilenmeye çalışıyorum. Yapmaya çalıştığım şey aldığı notlardan bağımsız bir sistem yaratmak. Ders çalışması, buna belli bir süre ayırması, ayırdığı sürede başka bir şeyle ilgilenmeden konsantre olması benim için önemli ve yeterli, bunları yaptığı için onu takdir ediyorum. Bunları uyguladığında aldığı notun düşük veya yüksek olması ile çok ilgilenmiyorum

Benim düşünceme göre; biz hedeflerimizle ilgili sorumluluklarımızı yerine getirmek durumundayız.

Sorumluluk ise bence sürece ilişkin olmalıdır, sonuca ilişkin olmamalıdır. Gidiş yolundan puan almak şeklinde düşünebilirsiniz.

Sonuçla ilgilenmekten ziyade irademiz dahilinde olan sorumluluk ile ilgilenmek daha önemlidir, sonuçları her zaman kontrol edemezsiniz.

Ayrıca sonuca odaklanmak stresi artırır, ya olmazsa endişesi başlar, sorumluluğa odaklanmak ve yerine getirmek ise huzur ve rahatlık verir.

Bu yaklaşımı koçluk çalışmalarında da uygulamaya gayret ediyorum, seanslara düzenli devam etmek, orada konuşulan konuları hayata geçirmek önemli, sonuçlardan bağımsız doğru olduğunu düşündüğümüz şeyleri ortaya koymak ve elimizden geldiği ölçüde yapmak.

Kendinize gidiş yolundan güzel puanlar vereceğiniz günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları başlamıştır. Bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

14 Ocak 2016 Perşembe

EN İYİ ÖĞRETMEN


Bu hayattaki en iyi öğretmen deneyimler yoluyla tecrübe kazanmaktır.

Geçen hafta 82 yaşındaki büyük halam düşmüş ve kolunu kırmış. Hemen apar topar en yakın acil bölümüne götürdüm. Gittiğimiz yer bir devlet hastanesinin acil bölümüydü. Dolayısıyla doktorlar yaşadıkları yoğunluk sebebiyle her hastayla sınırlı bir sürede ilgilenebiliyor ve hızlıca ilk müdahalelerini yapıyorlardı.

Biz de eve dönünce birkaç gün sonraya başka bir doktordan daha randevu aldık ve yapılan işlemden iyice emin olmak istedik. Gittiğimiz ikinci doktor yeniden röntgen istedi, sonra durumun tahmin ettiğinden iyi olduğunu ve yapılması gereken her şeyin zaten yapılmış olduğunu söyledi. Sadece alçısını hafifletti ve yeniledi. Biz de içimiz rahat bir şekilde eve döndük.

Sonra eve döndüğümüzde düşündüm: “Nasıl oldu da bir doktor, bu kadar yoğunluk içinde ve bu kadar kısa bir sürede, üstelik de sorduğum sorulara verdiği ayaküstü cevaplarla bende tersi bir izlenim bırakmışken yapılması gereken her şeyi yapmıştı?”

Sonra anladım ki, deneyim.

Her gün aynı alanda o kadar çok deneyim yaşıyordu ki, benim baştan savma olarak gördüğüm müdahalede bile ustaca davranabildi.

Çok sevdiğim bir Japon Atasözü var: “Bilmek ama onu deneyime dönüştürememek, bilmek değildir”

Bazen çalıştığım kişilerin kendileri ile ilgili şöyle bir arzusu olur: “Ben kendi üzerimde çalışayım, mükemmel hale geldikten sonra adım atmaya başlarım”

Mekanizma ne yazık ki bu şekilde işlemez.

Bir konuyu içselleştirebilmenin tek yolu, onu deneyimlemek, sonra bir daha deneyimlemek, sonra yine deneyimlemektir. Her tekrarda daha da emin hale gelir, ne istediğimiz konusunda iyice netleşir, inancımızı güçlendir ve ustalaşmaya başlarız.

Bu sebeple sizden ricam, harekete geçmekten korkmamanız, minik adımlar atarak başlamanız ve her seferinde adımlarınızı biraz daha büyütmeniz, yaptığınız hatalardan ders almanız ve sonra tekrar denemeniz. Bu sırada size engel olan inançlarınızı fark etmeniz ve dönüştürmek için çalışmanız.

Başka türlü gerçek anlamda öğrenmek mümkün değil. Hata yapmamak için adım atmayı ertelemek, hayalleri de ertelemektir aslında.

Çünkü gerçekten bu hayattaki en iyi öğretmen yaşadığımız deneyimlerdir.

Deneyimlerinizin bol olduğu bir hafta diliyorum.

Eğer yaşamınızda bir değişim arzu eder ve olasılıklarınız hakkında daha detaylı görüşmek isterseniz, ÜCRETSİZ BİR ÖNGÖRÜŞME için bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Diğer yazılarım için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

MUTLULUĞU DENGEDE BULMAK


Hayatta en çok önemsediğim şeylerden birisi denge kavramıdır. Hem kendi hayatımı yaşarken hem de koçluk çalışmalarım sırasında dengeye özel bir önem veririm. Dengeye yaklaştıkça mutluluğun arttığını, dengeden uzaklaştıkça mutsuzluğun başladığını gözlemliyorum.

Bugünkü yazım da denge üzerine, farklı denge kavramlarından bahsedeceğim.

Yaşamın farklı alanları var, sağlığımız, ilişkimiz/evliliğimiz/çocuklarımız, birince derece akrabalarımızla olan ilişkilerimiz, iş ve kariyer durumu, para durumumuz, sosyal hayatımız, ilgi alanlarımız, hobilerimiz, maneviyat ve diğer aklınıza gelebilecek konular. Zamanımızı ve enerjimizi bu konular arasında ne şekilde dağıttığımız, bunun bizi mutlu edip etmediği, hangi alanlara daha fazla zaman ve enerji ayırmak gerektiği üzerinde düşünebileceğimiz en basit denge kavramıdır.

Bir sonraki yaklaşım şu şekilde olabilir; fiziksel hedeflerim var, işim, gücüm, para durumum, evim, arabam gibi, bu alanda bir tatmin seviyem var. Sonra ilişkiler alanı var, bütün insan ilişkileri anlamında kendimi değerlendirecek olsam nasıl bir not veririm. Üçüncü bir alan yaratıcılık alanı, hayatımı yaşarken yaratıcılığımı ne ölçüde kullanabiliyorum. Dördüncü ve son alan ise katkı alanı, diğer insanların hayatında olumlu izler bırakıyor muyum, bu dünyada var oluş amacım ne, nasıl bir eser bırakmak istiyorum gibi konular. Bu dört alanı ayrı ayrı değerlendirdiğinizde hangi alan üzerinde bir şeyler yapmak bundan sonra sizi daha mutlu edebilir. Dengeyi sağlamak için hangi alana odaklanmanız gerekecek?

Bir başka denge kavramı; düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeylerin uyum içinde olması halidir. Yaşamın hangi alanlarında bu dengeyi yakalıyorum, hangi konularda bunu yapamıyorum.

Son olarak da hayata matematiksel yaklaşmak ile spiritüel yaklaşmak arasındaki denge.

Hayata tam analitik bir bakış açısı ile yaklaşmak dediğimde 2+2’nin her şart altında 4 ettiği matematiksel bir formülü hayatın tüm alanlarına uyarlamaya çalışmaktan bahsediyorum. Bu mümkün olmuyor. Fiziksel bir dünyada yaşıyoruz ve gerçekleşme için eylem adımları kuşkusuz çok önemli. Diğer yandan; ne kadar mükemmel planlarsanız planlayın sadece eylem adımları sizi istediğiniz noktaya her zaman ulaştırmayabiliyor.

Hayata tam spiritüel bir bakış açısı ile yaklaşmak ise benim tanımımda uygun strateji ve eylem adımları olmadan sadece düşünce gücü ile bir şeyleri oldurmaya çalışmak ve/veya çaba göstermeden her şeyi kaderin eline teslim etmek.

Bu iki uç yaklaşımı ortada bir yerlerde dengeleyebilirse yani olumlu düşünmenin gücü ve inanç ile akılcı planları ve uygun eylem adımlarını birleştirebilirsek istediğimiz sonuçlara çok daha kolay ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Hayat sadece matematikle açıklanamaz, diğer yandan hayat her şeyi kaderin eline teslim ederek de yaşanmıyor. Pek çok konuda olduğu gibi burada da bir denge modeli geliştirmenin bizi daha mutlu bireyler yapacağını düşünüyorum.

Herkesin denge noktası elbette biraz farklı olacaktır. Denge noktanızı tanımlamanızı, mutlu olacağınız bir reçeteyi oluşturmanızı ve uygulamanızı diliyorum.

Sevgi ile kalın.
Not: Mutlulukla Değişim Programı Şubat ayı kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

11 Ocak 2016 Pazartesi

HAFTALIK MUTLULUK PROGRAMI


Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4. GÜN

Kahvaltıdan önce: Uyanır uyanmaz duşa girin ve şarkı söyleyin, size neşe veren bir şarkıdan aklınızda kalan dizeleri tekrar edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı arayarak Mutluluk Programı’nın ortasında olmanıza rağmen kendinizi harika hissettiğinizi söyleyin, isterse programı onunla da paylaşın.

Öğle yemeği sonrası: Kendinizi çok şanslı hissetseydiniz neler yapacağınızı düşünün ve kendinizi şanslı hissetmeyi seçin, pek çok şey gibi bu da bir seçimdir.

Saat 16 civarı: Çok sevdiğiniz bir insanı arayarak onu sevdiğinizi ve özlediğinizi söyleyin.

Akşam yemeği sonrası: Bir yıl sonra okumak üzere kendinize kısa bir mektup yazın ve bitirince bir zarfa yerleştirip saklayın.

Yatmadan önce: Giysi dolabınızdan en sevdiğiniz kıyafeti çıkarın ve yarın giymek üzere hazırlayın.

5. GÜN

Kahvaltıdan sonra: En sevdiğiniz kıyafeti giyin, saçınızı tarayın, çekici gözüktüğünüze emin olarak evden çıkın ve yüzünüze bir gülümseme yerleştirin, karşılaştığınız ilk insana onu tanımasanız dahi günaydın diyerek devam edin.

Saat 11 civarı: Bir arkadaşınızı, akrabanızı ya da birden fazla insanı arayarak akşam yemekten sonra size gelmelerini isteyin.

Öğle yemeği sonrası: Kendime daha fazla güvenseydim yapacağım ilk 3 şey ne olurdu diye düşünün ve kendinize güvenmeyi seçin.

Saat 16 civarı: Sevdiğim bir insana küçük güzel bir sürpriz yapacak olsaydım bu ne olurdu diye düşünün, sonra bunu kendiniz için yapın.

Akşam yemeğinden sonra: Eve çağırdığınız kişilerle ister sohbet edin, ister oyun oynayın, kestane pişirebilir veya mısır patlatabilirsiniz.

Yatmadan önce: Evi toplayın, bunu yaparken kendinize ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlatın.

6. GÜN

Kahvaltıdan önce: En yakın fırına yürüyüp sıcak ekmek, simit ya da sandviç ekmeği alın. Basit ama lezzetli kahvaltınız hazır.

Saat 11 civarı: Sevdiğiniz bir kitaptan kısa bir bölüm okuyun, kitabın içine yıllar sonra gördüğünüzde hoşunuza gidebilecek bir not alın.

Öğle yemeğinden sonra: Kendime daha çok değer verseydim neleri farklı yapardım diye düşünün ve kendinize daha çok değer vermeyi seçin, sonra da bu yönde minik bir adım atın.

Saat 16 civarı: Uzun zamandır ertelediğiniz çok basit fazla zaman almayacak bir şeyi yapın ve yapılacaklar listenizden çıkarın.

Akşam yemeğinden sonra: Kendinize zaman ayırın, biraz tembellik yapın, tembelliğin keyfini çıkarın.

Yatmadan önce: Sahip olduklarınıza şükredin, bunların devam etmesi için de dua edin.

7. GÜN

Kahvaltıdan önce: Yarım saat spor yapın, en azından bir yürüyüş.

Saat 11 civarı: İhtiyacınız olmayan kıyafetleri ayırın, bir torbaya yerleştirin, sonra ihtiyacı olan bir kişiye ya da bir kuruma verirsiniz.

Öğle yemeğinden sonra: Şu an dert ettiğiniz bir şeyi düşünün ve bunu 10 yıl sonra hatırlayıp hatırlamayacağınızı tahmin etmeye çalışın.

Saat 16 civarı: Geçen haftayı şöyle bir değerlendirin, mutluluğunuza 10 üzerinden bir puan verin, ilk verdiğiniz notla karşılaştırın, notunuz artmışsa siz de başkaları için bir mutluluk programı oluşturun ve paylaşın. Notunuz artmadıysa bu programı bir hafta daha uygulayın.

Akşam yemeğinden sonra: Başkalarının hayatını olumlu anlamda değiştirmek, katkı sağlamak için neler yapabilirim diye düşünün.

Yatmadan önce: Güzel geçen hafta için şükredin, önümüzdeki haftanın da sağlık ve mutluluk getirmesi için niyet edin ve erken yatın.

Güzel bir hafta diliyorum, mutluluk bizimle olsun, sevgiyle.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.

10 Ocak 2016 Pazar

7 GÜNLÜK MUTLULUK PROGRAMI


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazılarını fırsat buldukça takip ediyorum. 6 Ocak Çarşamba günü sayfasında 7 günlük hafifleme programı adıyla bir beslenme programı sunmuş. Ben de bundan hareketle sizlere 7 günlük bir hafif mutluluk programı sunmak istiyorum. Programa harfiyen uymanız gerekmiyor elbette, ne kadar uygularsanız o kadar kar. Başlarken şu an sahip olduğunuz mutluluğunuz için 10 üzerinden bir puan verin kendinize.

1.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce bugünün çok güzel bir gün olmasını ve ne olursa olsun fikrinizi değiştirmemeyi seçin, günün getireceği güzellikleri düşünün, her gün yeni bir hayattır. Elinizi yüzünüzü yıkadıktan sonra sadece beş dakika sessiz sakin bir ortamda sahip olduğunuz şeyleri düşünerek içinizden gelerek şükredin.

Saat 11 civarı: Uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayarak 5-10 dakika halini hatırını sorun, sohbet edin, sizin nasıl olduğunuzu sorarsa gayet iyi olduğunuzu söyleyin.

Öğle yemeğinden sonra: Size komik gelen, gülmenizi sağlayacak kısa bir şey izleyin ya da okuyun.

Saat 16 civarı: Güzel bir şarkı dinleyin, size keyif, neşe, coşku veren bir şarkı seçin.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir kitaptan bir ya da iki bölüm okuyun, yarım saat ayırmanız yeterli olacaktır.

Yatmadan önce: Gün içinde yaşadığınız güzel olayları yazın, ertesi gün olmasını beklediğiniz güzel şeyleri not alın.

2.      GÜN

Kahvaltı öncesi: Sabah sporu veya onun yerine geçebilecek bir egzersiz yapın, 15-20 dakika yeterlidir, gerekirse bunun için biraz erken kalkın.

Saat 11 civarı: En sevdiğiniz arkadaşınızı arayıp en geç bir hafta içinde buluşmak üzere bir plan yapın. Günü, yeri ve saati netleştirin.

Öğle yemeğinden sonra: Para ve zaman bulunca yapacağınız ilk seyahatte nereye gitmek istediğinizi düşünün, zamanınız varsa internetten biraz araştırma yapın.

Saat 16 civarı: Yardıma / desteğe ihtiyacı olabileceğini düşündüğünüz bir tanıdığınızı arayarak nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun.

Akşam yemeği sonrası: Sevdiğiniz bir insanla yüz yüze veya telefonla dün akşam okuduğunuz kitap hakkında 10 dakika sohbet edin, sonra 20 dakika daha bu kitabı okumaya devam edin.

Yatmadan önce: Sahip olduğunuz güzel şeylere odaklanın ve aklınıza gelen ilk 15-20 maddeyi yazın.

3.      GÜN

Kahvaltı öncesi: En sevdiğiniz ev kahvaltısını hazırlamak için biraz erken kalkın, gerçekten neyi çok seviyorsanız pişirin, hazırlayın ve afiyetle yiyin.

Saat 11 civarı: Vizyondaki sinema filmlerini araştırın, en beğendiğiniz filmin saatlerini öğrenin, film hakkında yazılan yorumları okuyun.

Öğle yemeğinden sonra: Mümkünse açık havada 15-20 dakika bir yürüyüş yapın.

Saat 16 civarı: Çocukken en çok neleri sevdiğinizi düşünün, hatırlamıyorsanız annenizi, teyzenizi, dedenizi arayın.

Akşam yemeği sonrası: Sinemaya gidin, varsa alasko frigo yemeyi ihmal etmeyin.

Yatmadan önce: Dua edin.

Yarın devam edeceğiz, sevgi ile mutluluk ile kalın.

Not: Daha fazla mutluluk önerisi için kendi adımı taşıyan web sitesinin ana sayfasında “Mutluluk İçin 25 Öneri”yi okuyabilirsiniz.