8 Aralık 2015 Salı

KARARLARINI SEV


Her gün irili ufaklı çok sayıda karar alıyoruz. Eğer aldığımız kararları sevmezsek kendimizi sevmemiz, saygı duymamız ve güvenmemiz çok zor olacaktır.

Tersinden de gidebiliriz, kendini daha çok sevmek ve saygı duymak isteyen bir insana kararlarını severek başlamasını önerebiliriz.

Ne demiştik, her gün çok sayıda karar alıyoruz, seçimler yapıyoruz. Saat kaçta uyanacağımız, kahvaltıyı evde mi dışarıda mı yapacağımız, neler yiyeceğimiz, nasıl giyindiğimiz, hangi yollardan bir yerlere gittiğimiz, karşılaştığımız insanlara nasıl davranacağımız, kendimize her gün neler anlattığımız, hangi düşünceleri seçtiğimiz, karşılaştığımız olaylarda hangi bakış açılarını ve tepkilerini seçeceğimiz hepsi birer karar aslında.

 Bu konuda çalışma yapmak isteyen kişilere her gece yatmadan önce o günkü kararlarını gözden geçirmelerini öneriyorum, en beğendiğiniz kararı not almayı ihmal etmeden. Bu süreç farkındalığınızı artırarak bir süre sonra otomatik kararlar almak yerine sizin için önemli olan konularda daha iyi düşünerek kararlar almanızı sağlayabilir.

Bu arada unutmayalım, bir kararı “doğru” veya “yanlış” yapan şey öncesindeki değerlendirme süreci ile birlikte karar verdikten sonra yaptıklarımızdır. Tereddüt ederseniz eylemleriniz de tereddüt içerir ve sonuç bundan etkilenir.

Yanlış karar vermek dünyanın sonu değildir, her zaman yeni kararlar alabilir, kararlarımızı değiştirebiliriz. Sürekli değişen bir dünyada karar değişiklikleri de kaçınılmazdır. Bu sizi tutarsız bir insan yapmaz.

Kararınızı verin, tereddüt etmeden uygulayın. Kararlarını seven kendisi de sevmeye yakındır.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 Kış Dönemi Kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

7 Aralık 2015 Pazartesi

ANDA KALMAK İLE PARA ARASINDAKİ İLİŞKİ


İlk bakışta pek ilgili gibi gözükmeyen iki kavram arasında bence duruma göre çok kuvvetli bir ilişki olabilir. Bugün bu konu üzerinde duracağım.

Anda kalmak dediğimde, her ne yapıyorsak ona dikkatimizi vermeyi, yaptığımız işe ve olduğumuz ana odaklanıp keyif almayı, akışta olmayı kastediyorum. Gerçekten mutlu olabilmek için çok önemli bir beceri.

Para enerjisi yani para ile aramızdaki ilişki ve genel para durumumuz çok önemli. Niye öyle? Çünkü modern hayatın her alanında her anında para var, paraya dayalı aktiviteler var. Borç enerjisi, yani kişinin borçlarının olması durumu kişiyi sürekli rahatsız etme potansiyeline sahip.

Anda kalmanın önündeki en büyük engellerden birisi zihnimizin geleceğe yaptığı yolculuklar, özellikle de bize endişe veren şeyleri düşünmek. Bu konuda ayrı bir yazı kaleme aldım.

Peki bir insan ay sonunu zor getiriyorsa ve/veya borçları çoksa zihnin geleceğe yaptığı bu yolculukları engelleyebilir mi, bence biraz zor olacaktır, kafasında hep hesap kitap yapacaktır.

Bu nedenle eğer anda kalmak, hayatın tadını huzurla çıkarmak istiyorsak öncelikle para ile olan ilişkimizi düzenlemek çok önemlidir. Eğer sağlıklıysak ve sevgiye sahipsek en önemli alan para oluyor sonrasında.

Bu alanda hemen bir anda bir şeyleri değiştirmek çok kolay olmayabilir. Ama zaman içinde borç enerjisinin yerini tasarruf enerjisi alabilir. Tasarruf yapan, artıda olan, yatırım yapan kişi geleceğini belli ölçülerde güvence altına alır ve anda kalmak konusunda avantaj sağlar.

Güçlü bir karar alıp arkasında durmak gerekiyor. İlk adım da bir şekilde bütçe tutmaya başlamak ve ne kadar küçük olursa olsun tasarruf etmeye başlamak. Emin olun bunu yaptığınızda kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz ve anda kalma becerileriniz, süreleriniz artacak.

Bolluk ve bereket sizinle olsun, sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 yılı Kış Dönemi kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

6 Aralık 2015 Pazar

HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN TEK ŞEY: UMUTLU OLMAK


Umutluysanız mutlusunuz. İyi haber, umutlu olmak daha çok bir düşünüş biçimidir, öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Hepimiz aslında umutlu olarak doğarız, bazılarımız bunu sonradan unutur. Tek yapmamız gereken unuttuklarımızı hatırlamaktır.

Umutlu olmak dediğimde; geleceğe dair güzel hayaller kurabilmeyi, bu hayalleri gerçekleştirmek için plan yapabilmeyi, plan dışı gelişmeler yaşandığında esnek olabilmeyi kastediyorum.

Bütün bunlara “ben yapabilirim” inancı eşlik etmektedir.

Umut kısaca, planlar yapmak ve ben yapabilirim inancı ile eyleme geçmeye hazır olmaktır.

Umutlu olmayı öğrenmek için terk etmemiz gereken bazı düşünce kalıpları olduğunu düşünüyorum. Bunlardan en önemlisi, bir şeyi istediğinizde bunun gerçekleşmesinin hızlı ve kolay şekilde olması gerektiğine inanmak.

Bazen öyle olabilir, ama istekleriniz her durumda hızlı ve kolay gerçekleşmeyebilir. Umutlu olmak için biraz sabırlı olmalı ve süreçten keyif almayı bilmelisiniz.

Umutsuzluk tehlikelidir, çünkü bir şeyleri değiştirme gücünüzün olmadığını düşünmeye başlarsınız ve her gün değişen bir dünyada sizin açınızdan her şey aynıymış gibi gözükebilir.

Umutlu olmak için sağlıklı karşılaştırmalar ve analizler yapmak işe yarar, bunu yazılı olarak da yapabilirsiniz. Her şeyden önce yalnız değilsiniz, istediğiniz şeyi gerçekleştiren ve özellikleri size benzeyen pek çok kişi var.

Kanıt toplayın, sizin yapmak istediğinizi başaran kişilerin listesini yapın, kendi başarılarınızın dökümünü çıkarın, kendinizi bir yıl önceki halinizle kıyaslayın, gelişmelerinizi kutlayın.

Umutlu olmak için kendinizi acımasızca eleştirmekten vazgeçin. Kendinize her gün söylediğiniz ve sizi umutsuz hale getiren düşünceleri yakın bir arkadaşınızın size söylediğini hayal edin. Emin olun çoğu zaman kendinizi savunur ve aksini iddia edersiniz. İşte bu cümleleri not alın, daha sonra kağıdı yırtın, kesin veya yakın, sonra da çöpe atın, bu egzersize sizi mutsuz eden düşüncelerinizi azalıncaya kadar devam edin her gün.

Son olarak da mükemmel olmaya çalışmayı bırakın, hiçbirimiz mükemmel değiliz ama hepimiz benzersiziz.

Sevgi ile, umut ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

4 Aralık 2015 Cuma

ZAMAN, SAHİP OLDUĞUMUZ EN DEĞERLİ ŞEYDİR


ZAMAN, SAHİP OLDUĞUMUZ EN DEĞERLİ ŞEYDİR

Zaman yönetimi, gerek kendi hayatımda gerekse koçluk çalışmalarımda üzerinde çok durduğum önemli bir konu. Hayatın tadını çıkarmak için, anlamlı işler yapmak için hep zamana ihtiyacımız var.

Zaman yönetimi konusuna bir zaman bütçesi tutarak giriş yapabiliriz. Aynen para bütçesinde olduğu gibi zamanı nereye harcadığımızı yazabiliriz. Neye ne kadar zaman gittiğini tespit etmek atacağımız ilk önemli adımdır.

Koçlukta zaman yönetimi dediğimizde akla ilk gelen yöntem acil/önemli çerçevesidir. Konuyu biraz daha basit hale getirmek istiyorum.

Günlük hayatımızda çok genel bir yaklaşımla zamanı dört ayrı alanda kullanırız.

Fiziksel ve maddi ihtiyaçlar: Uyku, beslenme, kişisel bakım, geçimimi temin ettiğim işte geçirdiğim süre, işe gidip gelirken trafikte harcadığımız zaman gibi.

Rahatlama aktiviteleri: Bize doğrudan bir şey katmayan ancak hepimizin belli ölçülerde ihtiyaç duyduğu ve yaptığı şeyler. TV izlemek, sosyal medyada zaman geçirmek, arkadaşımızla sohbet etmek, kahve içmek ve bir şeyler okumak gibi.

Operasyonel işler: Elimde olsa belki yapmayacağım ancak illa birisinin yapması gereken işler; alışveriş yapmak, yemek pişirmek, evi toplamak ve temizlemek, fatura yatırmak, arabayı servise götürmek gibi işler.

Strateji: Evet, en önemli alan burasıdır. Bakın bakalım zaman kalıyor mu? Acil olmadığı için zaman ayırmadığımız bölge. Biz, isteklerimiz, hayallerimiz, bunları düşünmek, yazmak ve yapmaya başlamak. Ayrıca spor yapmak, kaliteli bir sohbet, bize bir şeyler katan bir kitap, bir enstrüman çalmak, kendimizle ilgili yapmak istediğimiz bizce önemli olan şeyler.

En azından bir haftalık bir zaman bütçesi tutun ve bu alanlara ne kadar zaman gittiğine bakın lütfen. Strateji için her gün en az 2,5 saat ayırabiliyorsanız gerçekten aferin size. Eğer bunu yapamıyorsanız hangi alanlardan tasarruf ederek bu alana aktarabileceğinize bakın.

Strateji olmadan hayatın tatminine ulaşmak çok zordur.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 yılı Kış Dönemi Kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

3 Aralık 2015 Perşembe

ÇABA MI, EMEK Mİ?


Hayallerimize doğru ilerlerken kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan bir tanesi bu: “Hayallerim için çaba mı harcıyorum, emek mi veriyorum?”

Eğer sadece çaba harcıyorsanız, kendinizi yoruyor ve şikayet  moduna zemin hazırlıyorsunuz demektir.

Oysa akılcı bir şekilde emek veriyorsanız, attığınız adımlarla içiniz rahat bir şekilde ilerliyor ve fiziksel olarak yorulsanız bile ‘iyi ki böyle yaptım’ diyebiliyorsunuz demektir.

Şöyle bir örnek vereyim. Tekerleği çamura saplanmış bir arabayı çamurdan çıkarmak için sürekli gaza basmak ve arabanın patinaj yapmasına sebep olmak nafile bir çabadır. Evet, ortada bir eylem vardır ama sizi yorar, bıktırır ve bir süre sonra ayaklarınız çamur içinde kalır.

Tekerleğin altına bir tahta parçası yerleştirmek ve yavaşça gaza basmak ise akılcı bir emektir ve sizi olduğunuz durumdan çıkaracak yegane şeydir.

Ben uzun yıllar ikisini birbirine karıştırdım. İsteklerim için çok çabalamam, uğraşmam, didinmem gerek zannettim. Hayatın mücadele olduğunu düşündüm. İsteklerimin bir kısmını elde ettim ama ben de bittim.

Ve dedim ki: “Hayat artık kolay aksın, isteklerim için mücadele etmeme gerek kalmasın”

Sonraki süreçte ise düşünce tarzımı değiştirirsem isteklerim bana kendiliğinden gelir zannettim. Gerçi o sırada boş durmadım, hem dinlendim hem de düşünce alışkanlığım üzerinde çalıştım J

Sonunda anladım ki; hem düşüncelerin üzerinde çalışılacak hem de harekete geçilecek yani akılcı bir şekilde emek verilecek. Emek olmadan yemek olmaz sözü kesinlikle doğru!

Fakat çoğu zaman emek verdiğimizi zannederken boş bir çabalama ve mücadele etme sürecine giriyoruz. O zaman da ya bir süre sonra yorulup bıktığımız için bırakıyoruz ya da isteğimizi elde etsek bile tadını çıkaramıyoruz. Onun yerine bir sonraki hedef için çabalamaya başlıyoruz.

Bu sebeple arada bir durmak, içimize dönmek ve kendimize şu soruyu sormamız son derece önemli: “Ben hayallerim için emek mi veriyorum yoksa çaba mı harcıyorum?”

Harcadıklarımız tüketilir gider ama verdiklerimiz katlanarak bize geri döner. Bu sebeple bu ikisinin ayırdına iyi varmalı, gereksiz bir çaba içinde olduğumuzu fark ettiğiniz zaman durmayı ve yaptıklarımızı değiştirmeyi bilmeliyiz. Einstein’ın dediği gibi; aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir.

Hepimize bunun ayırdına varabildiğimiz harika bir hafta diliyorum.

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

2 Aralık 2015 Çarşamba

HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEYİN


Hayatımızın ve mutluluğun çok önemli bir alanını insan ilişkileri oluşturuyor. İletişim becerileri, doğru iletişim kurmak, kendimizi ifade etmek bu alanın etkili unsurları.

İnsan ilişkileri yaşanırken zaman zaman üzücü tartışmaların içinde bulabiliyoruz kendimizi. Bazen de, belki de en kötüsü, haklıyken haksız duruma düşebiliyoruz. Benim de başıma geldiği oluyor elbette.

Bardağı taşıran son damla diye bir tabir vardır. Bir olay oluyor, bir tepki vermemiz, bir şeyler söylememiz uygun olacak, yapmıyoruz. Düşüncelerimizi ve duygularımızı bastırıp içimize atıyoruz.

Daha sonra benzer bir veya birkaç olay daha oluyor, yine aynı şeyleri yapıyoruz, yani içimize atıyoruz.

Sonra bir gün ufak, çoğu zaman incir çekirdeğini doldurmayacak bir olayda, olayla bağdaşmayacak ölçüde büyük bir tepki veriyoruz, karşımızdaki insan da şaşırıyor ve bazen ilişki kopma noktasına geliyor. İlişkiyi toparlamak güç olabiliyor.

En doğru tepki, zamanında verilen ölçülü tepkidir. Bardağı hiç doldurmayalım, bir şey canımızı sıktığında bunu uygun bir dille karşımızdakine ifade edelim, içimizde biriktirmeyelim.

Eğer böyle davranmayı başarabilirsek içimizde biriktireceğimiz tek şey sevgi olur.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 Kış Dönemi kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.

1 Aralık 2015 Salı

YAŞAMA İŞİ İLE MEŞGUL OLUN


Geçenlerde yakın bir arkadaş grubu ile whatsapp üzerinden mesajlaşıyoruz, bir arkadaşımız uzun zamandır görmediği, haber almadığı diğer bir arkadaşımıza “ neler yapıyorsun, ne ile meşgulsün?” diye sordu. Arkadaşımız da “ben yaşama işi ile meşgulüm” diye cevap verdi.

Burada kastedilen daha güzel nasıl yaşayabiliriz sorusuna cevap aramak, bu konu üzerinde düşünmek ve yazmak, belirlediklerimizi ufak ufak hayatımıza geçirmek.

Bugün sizden böyle bir egzersiz yapmanızı istiyorum. Eğer bütün işiniz yaşamınızı daha güzel bir hale getirmek olsaydı, hayatınızı nasıl yaşardınız?

Şöyle de düşünebilirsiniz, parayı bastırıp bir yönetici tuttunuz, yöneticinin tek işi sizin hayatınızı daha güzel hale getirmek, sizce nereden başlardı?

Olduğum yerden olmak istediğim yere bir günde gidemem, biraz zaman alacağını kabul etmem gerekir.

İnsan dev yolcu gemilerine benzer, hemen anında yön değiştiremez, dümeni kırarsınız ama o tarafa doğru gitmeye başlamanız biraz zaman alır.

Diğer yandan; bu konu üzerinde düşünmek ve nasıl bir hayat istediğimi hayal etmek, belirlemek benim için bir pusula görevi görebilir.

Bir denizci olduğunuzu düşünün, elinizde bir pusula ile ilerlemek daha kolay olmaz mı?

Yaşamak, daha güzel yaşamak hepimizin hakkı, bu konu üzerinde düşünmeye değer.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı 2016 yılı kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.