7 Kasım 2015 Cumartesi

KOÇLUK ALMANIN YARARLARI


Danışanlarıma ne şekilde yardımcı oluyorum? Bugün bu konudan bahsetmeye karar verdim. Zamanınız ve bütçeniz uygun olduğunda böyle bir deneyimi yaşamanızı arzu ederim. Kendinize vereceğiniz en güzel hediyelerden birisi olacaktır şüphesiz.

Bir koçun, dostunuzdan veya aile üyelerinizden ne farkı var? Dostlarınız veya aileniz sizin hakkınızda çoğu zaman kalıplaşmış fikirlere sahiptir. İsteseler de sizi objektif olarak görüp değerlendiremezler. Sizin hakkınızda inandıkları şeylerin bir kısmı sınırlayıcı düşüncelerden oluşur. Onlara göre bazı şeyleri yapabilirsiniz veya yapamazsınız. Yetenekleriniz, siyah ve beyaz gibi kesin çizgilerle bellidir. Bu yaklaşım sizin potansiyelinizi sınırlar. Bir süre sonra bazı konularda kendiniz hakkında şüpheye düşebilirsiniz. Bir koç, koçluk konumunda kalarak tamamen tarafsız ve objektif bir bakış açısı sunar. Üstelik aile üyeleri ya da dostlarınızın aksine tavsiye vermez, size soracağı güçlü sorularla cevaplara sizin ulaşmanızı sağlar.

Cevaplara sizin ulaşmanız neden önemli? Motivasyon açısından önemlidir. Kendiniz cevaba ulaştığınızda uygulamak konusunda çok daha büyük bir motivasyona sahip olursunuz, yoksa genelde tavsiyeler bir kulağınızdan girer diğerinden çıkar.

Bir koçun en büyük yararlarından birisi de strateji oluşturmanıza yardımcı olabilmesidir. İçeriden bakıldığında çok karışık gibi görünen durumlar dışarıdan bir bakış açısı ile ve iyi bir strateji ile daha kolay çözüme kavuşur.

Aynı anda çok fazla şeyi düşünmek ve bunu doğru şekilde yapamamak bir süre sonra odaklanma problemlerine yol açar. İyi bir koç, sizin hayatınız açısından önemli ve öncelikli konulara odaklanmanızı ve kendi çözümlerinizi üretmenizi sağlar.

Bir koç aynı zamanda farklı seçeneklerin neler olabileceğini keşfetmenizi sağlar, iki seçenek arasında sıkışıp kaldığınızı düşündüğünüzde üçüncü seçeneği bulmanızı kolaylaştırır.

Sizin için en iyi koç, güven ve uyum ilişkisi içinde çalışabileceğiniz kişidir. Bu nedenle eğer mümkünse çalışmalara başlamadan önce bir ön görüşme yapmaya çalışın.

Koçluğu meslek olarak seçmeyi düşünenler de önce kendileri koçluk alıp hayatları üzerinde bir süre çalışırlarsa ileride daha iyi sonuçlar alabilirler.

Sevgi ile kalın.

Not: Ücretsiz ön görüşmelerimiz devam etmektedir, bilgi ve randevu için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

6 Kasım 2015 Cuma

YENİDEN BAŞLAMA ZAMANI


Meşhur bir söz, duymuşsunuzdur, bugün geriye kalan hayatımızın ilk günü. O halde bir çizgi çekmenin ve yeniden başlamanın zamanı.

Güneşin her gün doğuşu yeni başlangıçların önemine işaret eder, yaşamanın sürekli yeniden başlamaktan daha iyi bir yolu yoktur.

Bugüne kadar kendinizi ihmal ettiyseniz, kendinize odaklanma ve zaman ayırma dönemi. Her gün yarım saat bile büyük fark yaratabilir.

Hayatınızla ilgili yeni ve güçlü kararlar almanın zamanı, yeniden başlamak demek çoğu zaman yeni kararlar almak ve uygulamak demektir.

Hayatınızda ters giden şeyleri düzeltme zamanı.

Daha fazla huzura ulaşma dönemi, başarı ve mutluluk tanımlarınızı gözden geçirme zamanı, ikisi de sadece maddi şeylerde aranmamalı, manevi boyut önemlidir.

Her şeyin başının sağlık olduğunu hatırlama ve sağlığımıza yatırım yapma dönemi. Geleceğimiz için tasarruf yapmaya başlama dönemi. Etrafımızdaki sevgi çemberini büyütme zamanı.

Kendimizi daha fazla sevmek, kendimizi affetmek, kendimizle barışmak, kendimizi takdir etmeyi öğrenmek, bütün bunlar için hiçbir zaman geç değil.

Eğer hayatta isek pek çok şeyi değiştirebiliriz.

Korktuğumuz şeylerden kurtulmak zordur, anlamak ve kabul etmek gerekir. Seçimlerimizi korku ile değil sevgi ile yapmaya başlamak önemlidir.

Sadece analitik bir bakış açısı ile değil kalbimizin sesini de katarak yola devam etme zamanı.

Mesajları doğru okuma zamanı, tekrarlanan senaryoların bir kısmını değiştirme zamanı.

Yol bazen yola çıktıktan sonra aydınlanır, değişim için yola çıkma zamanı.

Yeni bir yol çizin, özgürce, zorunluluk olmadan, mecbur hissetmeden, işte şimdi gerçekten ilerleyebilirsiniz.

Yarına Notlar yolunuzu aydınlatsın, sevgi ile kalın.

Not: Değişim yolculuğunda profesyonel destek almak isteyenler Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilirler. Birebir benimle çalışacağınız program ortalama 12 seans sürmektedir. Bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

SİZİ ANCAK BİR AMAÇ DEĞİŞTİREBİLİR


Değişmek isteyen kişilerin bir bölümü bana gelirler ve bir süre koçluk hizmetlerimden yararlanırlar. Onlara söylediğim şeyi sizlerle de paylaşmak istedim: “Sizi ancak bir amaç değiştirebilir.” Bugün bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Değişmek dediğimizde; yeni bir duruma girmekten bahsediyoruz, şu an olduğumuz durumdan dönüşmek. Düşüncelerimizi, söylemlerimizi, eylemlerimizi, bakış açılarımızı ve olaylara verdiğimiz tepkileri değiştirmek bizi belli bir süreç dahilinde değiştirecektir. Kuvvetli nedenleri olmayan bir insan bunu yapamaz. Kuvvetli nedenler, bir amaç ile ortaya çıkarlar.

Değişmek için riskler almamız gerekebilir, güçlü bir amacı olmayan kişi, risk alma konusunda isteksizdir.

Amaçları olan ve onları kovalayan bir bireye dönüşmek aynı zamanda sizi daha mutlu bir insan yapacaktır. Benim amacım, insanlara hayallerini gerçekleştirmeleri konusunda ilham vermek ve olabildiğince yardımcı olmak.

Peki bir insan, amacını, amaçlarını nasıl bulabilir? Burada bir seans yapmıyoruz, amaçlar kişiye özeldir, diğer yandan bazı ipuçları paylaşabilirim.

Her şeyden önce sadece dışsal amaçlar belirlemeyin. İyi bir iş, iyi bir eş, çocuk yapmak ve büyütmek, bol para, dünyayı gezmek, bunlar şüphesiz güzel şeyler ama tek başına yeterli değiller.

Unutmayalım, mutluluk dışarıdan içeriye değil içeriden dışarı yansıyabilir. İçsel amaçlar neler olabilir? Olabileceğim en iyi halime ulaşmaya çalışmak, yaptıklarımla bir fark yaratmak, bir eser bırakmak, katkı sağlamak, yardım etmek, vb.

Aklınıza hiçbir şey gelmiyorsa, üzülmeyin, şöyle düşünelim: Yeni, farklı, güzel bir şeyler üretin. Osho der ki; “bu dünyaya bomboş gelen tek bir insan dahi yoktur.” Niye gelmiş olduğunuzu bulun ve onu gerçekleştirin.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları devam etmektedir, kalan az sayıda yerden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

4 Kasım 2015 Çarşamba

SORUNLARIMIZI FIRSATLARA ÇEVİRMEK


Bir sorununuz mu var, bir isteğiniz mi var? Eğer sorunlarınızı çözmeye başlamak istiyorsanız önce onları birer fırsata çevirmelisiniz. Peki, bu nasıl yapılabilir? Çok basittir aslında. Öncelikli olarak sorunu, bir istek olarak yeniden formüle edin.

Bazı örnekler verelim. En büyük sorunum, bir ilişkimin olmaması. Demek ki en büyük isteğim beni mutlu edecek bir ilişkiye sahip olmak. İşimden mutsuzum. İsteğim, sevebileceğim bir işi yapıp para kazanmak ve başarılı olmak. Şimdi lütfen üşenmeyin ve sorunlarınızın içinde gizlenmiş olan isteklerinizi yazın.

Unutmayın, sorunlar can sıkıcıdır, istekler ve fırsatlar ise eğlencelidir, heyecan vericidir. Bir isteğiniz olduğunda coşku duyarsınız, sabahları heyecanla kalkarsınız, isteğinizin gerçekleşeceğini düşündüğünüzde içinizi bir mutluluk duygusu kaplar, gerçekleştiğinde de kendinizi başarılı hissedersiniz.

İnsanı güçlendiren şeylerden birisi de başarılı hissetmektir. Sorunlarınıza sadece sorun olarak baktığınız sürece başarıyı yakalamak ve mutlu olmak her zaman daha zor olacaktır.

Sorunları isteklere çevirmek, kurban rolünden çıkmanıza da yardımcı olabilir. Bu sorunla niye uğraşıyorum, bu niye benim başıma geldi diye düşünmeyi bırakırsınız. Bir isteği olan kişi bu şekilde düşünmez.

İsteğinizi tarif ettiniz, kurban rolünden sıyrıldınız, şimdi de üzerinizdeki duygusallıktan biraz arınıp olaya objektif bir şekilde yaklaşmalısınız. Bir koç olarak en büyük avantajlarımdan bir tanesi, danışanlarımın taşıdığı duygusal yükleri taşımıyor olmamdır, bu sayede olaya objektif bir şekilde yaklaşabilir, doğru soruları yönelterek danışanımın çözüme ulaşmasını sağlayabilirim.

Yardım alın, isteklerinizi anlatın, üzerinde duygusal baskı olmayan objektif birisi size yardımcı olabilir.

Eğer böyle birisi yoksa şu şekilde düşünün lütfen; çok yakın bir dostunuz sizinle tamamen aynı durumda, aynı şartlara sahip ve bir isteği var sizinkiyle aynı olan, bu isteği gerçekleştirmesi için ona neler tavsiye edersiniz? Bu şekilde siz de duygusallıktan biraz uzaklaşarak daha objektif olabilirsiniz. Şimdi tavsiyelerinizi yazın ve uygulamaya başlayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla değişim programına katılmak isteyen kişilerle yaptığım ücretsiz ön görüşmeler devam etmektedir, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

3 Kasım 2015 Salı

HAYATIMIZDA VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK


Daha sade olan, daha basit olan güzeldir ve mutluluğu kolaylaştırır. Temiz bir yaşam alanına sahip olabilmek mutluluk için önemlidir.

Hayatımızda verimliliği artırmak dediğimde ben bunu hayatımızı biraz sadeleştirmek ve bu sayede gerçekten yapmak istediklerimize, bizim için önemli şeylere odaklanmak olarak anlıyorum.

Bunun iki temel boyutu var. Öncelikli olarak gereksiz yüklerden kurtulmakla başlayabiliriz. Yaptığımız ancak bize herhangi bir yarar sağlamayan aktiviteleri yaşamımızdan çıkarmak ya da azaltmak. Enerjimizi çalan, zamanımızı çalan, bize fazla bir şeyler katmayan neler var hayatımızda? Ben yıllar önce radikal bir kararla TV izlemeyi bırakmıştım.

Gereksiz yüklerden kurtulmak dediğimizde buna görüştüğümüz insanların bir bölümünü de dahil edebiliriz. Siz bir şey katmayan, aksine enerjinizi çalan insanlarla uzun süre zaman geçirmeyin, mümkünse bir süreç dahilinde hayatınızdan bu kişileri çıkarın. Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlara benziyoruz bir süre sonra, herkesin bir enerji alanı var, ister istemez etkileniyorsunuz. O halde zaman geçireceğim insanları dikkatlice seçmeliyim elimden geldiği ölçüde.

Verimliliği artırmanın ikinci boyutu ise operasyonu azaltıp stratejiye yer açmak. Strateji dediğimde benim için önemli olan her şeyi buna dahil ediyorum; kendim, işim, ailem, isteklerim, hayallerim, yapmaktan keyif aldığım şeyler, anlamlı bulduğum her türlü aktivite. Bunları yapmak için zamana ihtiyacım var, operasyon içinde boğulursam stratejiye zaman ayıramam.

Yardım almayı bilmem lazım, her şeyi tek başına yapmaya çalışmak da özellikle operasyonu artırıyor. Zaman en değerli şey, onu iyi yönetmem lazım.

Aynı anda çok sayıda farklı alan üzerinde çalışmak da verimliliği düşürebilir, benim için önemli ve öncelikli olan neler var? Bunların üzerinde düşünüp hayatımı yaşarken dikkate almam gerekiyor.

Optimum bir yaşam dengesine ulaşabilmek hepimizin mutluluğu için çok önemlidir. Büyük taşları küçük taşlarla dengelemeyi öğrenmemiz gerekiyor.

“Profesör sınıfa girip karşısında duran öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “ Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız.” dedi.

Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş alamayacağına emin olduktan sonra öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu.

Öğrenciler hep bir ağızdan “ Doldu ” diye cevapladılar. Profesör, “ Öyle mi ? ” dedi ve kürsünün altına eğilirek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş doktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına iyice yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Bir öğrenci “ Dolmadı herhalde ” diye cevap verdi. " Doğru " dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum tanelerini taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü.

Gene öğrencilere döndü ve “ Bu kavanoz doldu mu ? ” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “ Hayır ” diye bağırdılar. “ Güzel ” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı.

Sonra tekrar öğrencilerine dönerek “ Bu deneyin amacı neydi ? ” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen, “ Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır. ” diye atladı. “ Hayır ” dedi profesör, “ Bu deneyin esas anlatmak istediği, eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın gerçeğidir.

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti : “ Nedir hayatınızdaki büyük taşlar. Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek!

Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir, iyi karar verin. “

Sevgi ile kalın.

2 Kasım 2015 Pazartesi

ERTELEME, ÜŞENME, VAZGEÇME


Çok sevdiğim bir arkadaşım söyledi geçenlerde bu sloganı; erteleme, üşenme, vazgeçme. Bu aralar kiminle görüşsem çok meşgul olduğundan dem vuruyor. İş hayatının yılbaşı üzeri genel olarak yoğun olduğunu biliyorum. Diğer yandan; sadece iş odaklı bir yaşam sürmek de bir yere kadar.

İstekleriniz, hayalleriniz, mutluluğunuz, zaman ayırmayı planlamış olduğunuz insanlar ve konular ne olacak?

Kendinize, sevdiklerinize ve yapmak istediklerinize bir fırsat verin lütfen. Çok güzel bir benzetme vardı buna dair, Can Dündar yazmıştı sanırım.

Hayatı bir oyun olarak düşünün, elinizde toplar var ve havaya atıp tutuyorsunuz. Bu toplar işiniz, sağlığınız, aileniz, dostlarınız ve hayalleriniz olsun. Bu topların içinde sadece işiniz lastik bir toptur, düşürse yeniden zıplar. Diğer toplar adeta camdan yapılmıştır, kırıldığı zaman yerine konulması çok zor olur. Bu durumu fark etmek ve hayatı bir denge anlayışında ele almak gerekir. Oysa çoğumuz aşırı iş odaklı yaşayarak pek çok şeyi gözden kaçırıyoruz.

Hikayeyi aklımda kaldığı şekli ile aktardım, bir hatam olduysa affola. 

Bizim için önemli olan alanlara yatırım yapmak, zaman ayırmak sandığımızdan daha önemlidir.

Umarım bu konu üzerinde düşünür ve kendinize göre bazı önlemler alırsınız. Ben de öyle yapıyorum, yılbaşından sonra yerine bugün, bu hafta gündeme almaya çalışıyorum benim için gerçekten önemli olan şeyleri.

En anlamsız bekleyiş, mutluluğu beklemektir. Hadi o zaman bugün sizi mutlu edecek bir şeyler yapmaya başlayın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Aralık ayı kayıtları başlamıştır, Kasım ayında ücretsiz ön görüşmelerden yararlanmak için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atın.

1 Kasım 2015 Pazar

TUTMA KENDİNİ


Tutma kendini, bırak, isteklerin daha kolay gerçekleşsin. İsteklerimizin daha kolay gerçekleşmesini engelleyen veya gerçekleşme süresini bazen gereksiz yere uzatan çoğu zaman bizleriz. Kendi önümüzden çekilmemiz gerekiyor.

Çekirdek inançlar dediğimiz bir konu var. Genellikle küçükken oluşturduğumuz ve bugün hala faal olup hayatımızı yöneten kuvvetli inançlarımız. Küçükken bir karar alıyoruz, kilit bir karar ( key decision), örneğin diyoruz ki, ben mütevazi bir insan olacağım, elimdekilerle yetinmesini bileceğim, çok fazla bir şey istemeyeceğim hayattan, bu güzel veya doğru değil çünkü.

Sonra bu kararı unutuyoruz ama çok fazla şey istememe durumu devam ediyor hayatımızda. Kolaylıkla daha fazlasını, daha iyisini elde edebilecekken bunu talep bile etmiyoruz.

Konu; ilişkiler, para, sevgi hepsi olabilir. Bugün bu konu üzerinde biraz düşünmenizi istiyorum. İstekleriniz ile sizin aranızda duran şey, değiştirmeniz gereken inançlarınız neler?

Bu inançları tespit edip yavaşça değiştirdiğinizde artık isteklerinizle aranızda engel olmayacak. Makul bir emek ile hayallerinize daha rahatça ulaşabileceksiniz.

Bu konu hakkında daha geniş kapsamlı bilgilere ilk kitabım olan Hayatını Seç’ten ulaşabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımları takip edebilirsiniz.