18 Aralık 2015 Cuma

KENDİMİZİ TANIMANIN ÖNEMİ


Kendimizi yakından tanımakla başlar her şey, hayat kendimizi keşfettiğimiz bir yolculuktur. Amacımız ne olursa olsun kendimizi daha iyi tanımak amacımıza ulaşmayı da kolaylaştırır.

Koçlukta kullandığımız yöntemlerle kişinin hedeflerine daha kısa bir sürede ve daha kolay bir şekilde ulaşmasını sağlamaya çalışırız. Kullanılan teknik ve yöntemlerin önemli bir kısmı kişinin kendisini yakından tanımasına, kabul etmesine ve sevmesine odaklanır. Değişim daha sonra gelir.

Hayatımız aslında bir ölçüde yaptığımız seçimlerden ibarettir. Bu seçimleri “doğru” bir şekilde yapmak hayatın tatminine ve mutluluğa ulaşmamızı kolaylaştırır.

Büyüklerimiz hayatta en önemli seçimlerin iş seçimi ve eş seçimi olduğunu söylerler. Bu seçimleri bizi mutlu edecek şekilde yapabilmek kendimizi tanımadan mümkün olmaz.

Hayatın önemli bir kısmını insan ilişkileri oluşturur. Kendisini tanıyan ve kendisiyle mutlu bir ilişki kuran kişi diğer insanlarla olan iletişiminde de ön yargılardan uzaklaşarak sağlıklı uzun süreli ilişkiler kurabilir ve sürdürebilir.

Kendimizi tanımak dediğimizde kuşkusuz geniş çaplı bir alandan bahsediyoruz. Değerlerimizi ortaya çıkarmak, bir sıralama yapmak, değerlerimize uygun bir yaşam sürmek, amaçlarımızı bulmak ve gerçekleştirmeye çalışmak gibi.

En önemli yatırım kişinin kendisine yaptığı yatırımdır, hayattaki en önemli projeniz sizsiniz. Kendinizi yakından tanımaya çalışın lütfen. İlk kitabım olan Hayatını Seç bu anlamda size gerçekten çok yardımcı olabilir.

Sevgi ile kalın.

Not: İç dünyanızı keşfetmek konusunda profesyonel yardım almak isterseniz bana mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

17 Aralık 2015 Perşembe

GEÇMİŞLE VEDALAŞMAK ve YENİ YILA HAZIRLIK


İki hafta içinde yeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Yeni umutlarla yepyeni niyetlerde bulunacağız. Niyetlerimizin gerçekleşmesi için yeniye yer açmak ve geçmişten taşıdığımız yüklerle vedalaşmak çok faydalı olacaktır. Bu hafta bunun için bir egzersiz önermek istiyorum. Bu egzersizi geçmişte yaşadıklarına çok takılı kalmış danışanlarıma da yaptırıyorum genelde.

Bu ay, yeni yıl niyetlerimi koymadan önce bir hazırlık olması adına kendim de uyguladım. Hatta akşam Duru ve Ada’ya anlattığımda onların da çok hoşuna gitti, oyun gibi gördüler. Onlar için de yaptık J

Öncelikle bir kağıt alın ve başına “VEDALAŞTIKLARIM” yazın. Sonra vedalaşmak istediğiniz her ne varsa altına yazın. Yalnız bununla ilgili biraz ipucu vermek istiyorum.

Genel şeyler yazmayın yani üzüntülerim, endişelerim, korkularım, … gibi genel olmasın. Daha spesifik olmaya çalışın. O konu ile ilgili üzüntüm, bu durum hakkındaki endişem veya şununla ilgili korkum gibi.

Affedemediğiniz kişiler veya olaylar varsa, yaşadığınız deneyimi değil, deneyimin sizde bıraktığı negatif duyguyu yazın. Şu durum sebebiyle hissettiğim öfke, kızgınlık gibi.

Hoşlanmadığınız bir alışkanlığınız varsa, alışkanlığın kendisini değil, sizin o alışkanlığa yüklediğiniz anlamı yazın. Anlam değişince alışkanlık otomatikman değişir. Örneğin sigarayı bırakmak istiyorsanız, sigaranın kendisini değil, sigara içerken hissettiğiniz duygu her neyse, onu yazın.

Sizi sınırlayan düşünce alışkanlıklarınız varsa, onları yazın. Her şeye yetişmem gerek, ben yapmazsam mükemmel olmaz, hayat zordur, para bir gelir bir gider,… gibi

Artık gerisini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Ama umarım yeterince açıklayıcı olabilmişimdir. Vedalaştığınız şeyler durumun, kişinin veya deneyimin kendisi değil, sizin ona yüklediğiniz anlamlar ve taşıdığınız negatif duygular olmalı. Çünkü bunları bırakmayı seçtiğinizde o deneyim olması gereken yerde kalacak ve gelecek seçimlerinize etki etmeyecek.

Yazma işiniz bittiğinde yazdığınız her şeye tek tek teşekkür edin, öğrettikleri ve sizi bugünkü kişi yaptıkları için. Artık ‘sevgiyle’ vedalaşma zamanı geldi. Yazdığınız kağıdı yakıp, camdan veya balkondan küllerini havaya savurabilirsiniz.

Bu egzersiz artık ihtiyacınız olmayanları bırakmak için güzel bir çalışmadır. Elbette, bunu bir çalışmaya bağlı kalmadan da yapabilirsiniz ama 5 duyuyla algılanan şeyler çok daha hızlı etki eder her zaman.

Yeni yıl niyetlerimizi belirlemeden önce artık ihtiyacımız olmayan ne varsa hepsiyle vedalaşmak, yeniye yer açmak açısından da çok faydalı olacaktır.

Hafiflediğiniz güzel bir hafta diliyorum.

Yaşam koçluğu, Human Design (Yaşam Tasarımı) ve nefes terapisinden oluşan, kişilerle bireysel olarak çalıştığım ‘Hayallerinize Doğru Yolculuk’ programına dahil olmak ve yeni yıla yeni bir başlangıç yapmak isterseniz bana ozge@ozgecuhadaroglu.com adresinden ulaşabilir, programın içeriği hakkında detaylı bilgi edinmek için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

16 Aralık 2015 Çarşamba

TIKANMIŞLIK SENDROMUNU AŞMAK


Nedir bu tıkanmışlık sendromu? Benim tanımıma göre; fazla seçeneğimiz olmadığını düşünmeye başlamak, geleceğin büyük ölçüde geçmişle aynı olacağını varsaymak ve bunların sonucunda adeta tıkanmış hissederek ümitsizliğe kapılmaktır.

Hayatımızda karşımıza çıkan olayları her zaman kontrol edemeyiz ama tercihlerimizi biz belirliyoruz, nasıl bir bakış açısını tercih ediyoruz acaba?

Daha ne yapayım diye düşünebilirsiniz, bazen ben de düşünüyorum. Gerekirse her şeyi ters yüz edip hatta bazen en baştan başlamayı göze alıp bir çıkış noktası buluyorum. Bir şeylere tutunmak lazım kesinlikle. Hepimizin hayatında işler kötü gittiğinde tutunabileceğimiz güzel şeyler de vardır, bunun ne ölçüde farkında olabildiğimiz büyük fark yaratır.

Hayatın inişleri ve çıkışları olacaktır, sistem bilimi teorisine göre hiçbir çıkış veya iniş sonsuza dek süremez ve bir şekilde kırılır. Çıkışları yönetmek kolaydır, daha zor olan inişleri yönetmektir, biraz ustalık ister, bazen yardım almak ister.

Hayatımızdaki çoğu deneyim bir şeyler anlatmak için oradadır. Eckhart Tolle’ün çok sevdiğim bir yaklaşımı var, “yaşam sana bilincinin evrimi için en yararlı deneyimi verecektir, bu deneyimin senin en çok ihtiyacın olan deneyim olduğunu nasıl bilebilirsin, çünkü şu an içinde bulunduğun deneyim buJ.”

En çok ihtiyaç duyduğunuz deneyim içinde olduğunuz deneyimdir, başka türlü olamaz. “Başımıza gelenler”in bizi yıkmasına izin vermek bir tercihtir, bir süre üzüldükten sonra tekrar ayağa kalkıp silkelenmek ve yola devam etmek başka bir tercihtir, siz hangisini seçiyorsunuz?

Tıkanmışlık sendromu yaşıyorsanız bu döneme farklı bir bakış açısı ile yaklaşmaya çalışın, kendinize dair yapacağınız ve sizi bile şaşırtabilecek keşifler neler olabilir hiç düşündünüz mü?

Tıkanmışlık sendromunu hayatınızda bir şeylerin daha iyiye doğru evrimleşeceği bir dönemin başlangıcı olarak da görebilirsiniz.

Hayatınızın ne yöne doğru ilerlemesini istediğinizi düşünün, yüzünüze kocaman bir gülümseme yerleştirin ve komik gelecek kadar minik bir adım ile değişime başlayın.

P.S: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

15 Aralık 2015 Salı

GÖZÜNÜN ÖNÜNDE OLANI GÖZDEN KAÇIRMA


Hayatınızda “sorun” olarak tanımladığınız bir şey olduğunda sessiz ve sakin bir ortamda kendinize yarım saatlik bir süre ayırın. Sorun olarak gördüğünüz şeyi bir A4 kağıda büyük harflerle yazın, bir adım gerisinde ayakta durun ve kendinize şunu sorun lütfen: Çok bariz olan, gözümün önünde olan ama benim görmemeyi seçtiğim şey ne olabilir?

Çözümün zor olması gerektiği, zorun değerli olduğu, bir şeyi basitçe çözmenin çoğu durumda mümkün olmadığı, çözümün çok zaman alabileceği gibi yerleşmiş inançlarınız olabilir, bazı konularda benim de vardı, hala var.

Oysa çoğu zaman basit, gözümüzün önünde olan seçenekleri göremiyoruz. Konu hayatın her alanından olabilir, iş, para, ilişkiler gibi.

Bu işin çok kolay, çok pratik bir çözümü olsa ne olurdu sorusunu kendime yöneltmeyi ve cevaplar aramayı seviyorum, zaman zaman bunu yapmanızı size de tavsiye ederim.

İstediği gibi bir ilişkisi olmayan insanların o veya bu nedenle en yakınlarındaki seçenekleri gözden kaçırdıklarını gözlemliyorum. İş konusunda çok basit bir eylemin kişiyi başarıya taşıyabileceğini görüyorum. Para konusunda kolay bir değişikliğin pek çok şeyi değiştirdiğini fark ediyorum.

Elbette benim mesleğim koçluk ve olaylara dışarıdan objektif bir şekilde bakma yeteneğini zaman içinde geliştirdim. Diğer yandan bu hepimizin içinde belli ölçülerde var olan bir yetenek.

Bugün sizleri bu yeteneğinizi kullanmaya davet ediyorum.

İçinde olduğunuz sorunu bir başkası, sizinle tamamen aynı şartlarda ve durumda olan bir başkası yaşıyor olsaydı ona en basit ve pratik yöntem olarak ne tavsiye ederdiniz, işte bu tavsiyeyi alın ve hayatınızda uygulamaya çalışın.

Sevgi ile kalın, gözünüzün önündekini kaçırmayın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

14 Aralık 2015 Pazartesi

DEĞİŞİMİN ÖNÜNDEKİ ENGEL


Geçen hafta bir Yarına Not paylaşmıştım; insanın sabit, değişmez bir yapısı yoktur, seçimlerimiz vardır, yapmayı seçtiklerimiz ve yapmamayı seçtiklerimiz. Buna bütün kalbimle inanıyorum, koçluk çalışmalarım sırasında da temel bir felsefe olarak kullanıyorum.

Bence değişimin önündeki en büyük engel, sabit, değişmez bir yapımızın olduğunu düşünmek, bahanelerin en büyüğü bu belki de.

Öncelikle şunu düşünmenizi istiyorum, yaşamın farklı alanları var, bu farklı alanlarda aynı konuda farklı davranışlar sergileyebiliyoruz. Örneğin benim uyumlu bir yapım var diyen bir insan aile ilişkilerinde uyumlu davranışlar sergilerken iş hayatında uyumsuz davranışlar gösterebiliyor. Çünkü farklı gerekçelerle farklı seçimler yapıyoruz.

Hayatın her alanında aynı konuda aynı veya benzer davranışlar sergileyen kişi de bu alanların hepsinde öyle davranmayı seçiyor sadece.

Eğer yapımızdan ziyade seçimlerimizle hayatımızı yönettiğimizi kavrayabilirsek o zaman bir şeyleri değiştirebiliriz.

Peki seçimlerimizin arkasında ne var? İnsan bir duygu varlığı, seçimlerimizi da büyük ölçüde duygularımızla yapıyoruz. Bunlar sevgi, güven gibi pozitif duygular olabileceği gibi endişe, korku gibi negatif duygular da olabiliyor. Seçimlerimizi sevgi ile mi yaptığımız yoksa korku ile mi yaptığımız bile çok önemli bir fark yaratıyor.

Duyguların arkasında da düşünceler var. Düşünceler duyguları oluşturuyor ve dolayısıyla seçimlerimi belirliyor. O halde ilk seçmem gereken düşünce şu: Ben hayatımı bilinçli seçimlerimle yönetiyorum, istersem seçimlerimi değiştirebilirim.

İnsanın seçenekleri olduğunu fark etmesi onu pozitif duygulara taşır ve kendisini iyi hissetmesini sağlar. Kendisini iyi hisseden bir insan da kararlarını ve seçimlerini daha sağlıklı yapabilir. Yönünü sevgiden yana belirleyebilir.

Sevgi ile kalın.

Not: Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarıma D&R ve diğer kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

13 Aralık 2015 Pazar

BİR RÖPORTAJ

Mert Çuhadaroğlu, kendi bloğumu açmadan önce de Facebook ve instagram'dan takip ettiğim bir yaşam koçu... Her gün motivasyon ve farklı bakış açılarıyla dolu cümleler paylaşıyor. Elbette kendine ait yazıları da var.
Her durumu, her hissi ve her kabullenişi; olabilecek en öz ve yalın halde özetliyor.
Bende böylesini seviyorum; kimi zaman "doğru yolda ilerliyor muyum?" diye düşünmekten, yaşayamaz oluyoruz. Kafamız kendimizi irdelemekle meşgulken, kişisel gelişim uzmanları ya da yaşam koçlarının komplike cümleleri bizleri yoruyor.
Sevgili okurlar, karşınızda Mert Çuhadaroğlu ve olabilecek en yalın haliyle hayatı anlamak..
Aşka küsenler, kendine küsenler, kendine güvenmeyenler ve ilişkilerinde daima sorun yaşayanlar.. Hepsini yanıtladı Mert Bey.
Merve Çevik

11 Aralık 2015 Cuma

ENDİŞE ETMEYİN, YARARI YOK


Geçen hafta güzel bir film izledim, başrolünde Tom Hanks’in bir avukatı canlandırdığı Casuslar Köprüsü. Soğuk savaş döneminde Amerikalılar ile Ruslar arasındaki bir casus takasını konu alan başarılı bir yapım. Avukat rolündeki Hanks’in savunmasını üstlendiği rus ajanı ile olan diyalogları çok hoşuma gitti. Rus ajanı “endişe etmiyor musun?” şeklindeki sorulara film boyunca “endişe edersem işe yarar mı, o zaman edeyim” şeklinde cevap verdi.

Endişe etmenin sonuçlar üzerinde olumlu bir etkisi olmadığını bilmemize rağmen bunu yapmadan duramıyoruz. Peki niye böyle? Her şeyden önce endişe de bir his, bir duygu. Diğer duygularımız gibi düşüncelerimiz neticesinde oluşuyor. Bize endişe veren düşüncelerin farkına varıp değiştirmeden endişe duygusu yaşamamak da mümkün değil.

Endişenin bir yararı olabilir mi? Bence en azından bazı kişiler için kısmen evet. Bazı durumlarda endişe etmek kişinin harekete geçmesini sağlayabilir. Zaten değiştirmek isteyip değiştirmediğimiz pek çok davranışta, örneğin endişeli olmak gibi, mevcut davranışı sürdürmekten kaynaklanan bir avantajımız vardır.

Ne demiştik, endişe etmek bazı kişilerin harekete geçmesini sağlayan motivasyon unsuru olabilir. Tersten bakarsak da harekete geçmek endişelerimizi azaltabilir.

Endişeli bir insansanız size günlük hayatta uygulayabileceğiniz pratik iki egzersiz önereceğim. Bir tanesi size gün içinde endişe veren benzer düşünceleri bulmak, bunları yazmak ve sonrasında yırtıp atmak. Endişe veren düşünceler azalana kadar her gün belli bir dönem boyunca uygulayın lütfen.

Diğer egzersiz ise size endişe veren konularda her konu için en iyi ihtimal senaryosunu da düşünmek. Biraz da en iyi ihtimale oynayın bakalım, neler olacak?

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı kış dönemi kayıtları başlamıştır, bilgi ve kayıt için lütfen mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atınız.