24 Kasım 2015 Salı

MUTLULUĞUNUZ SİZE BAĞLI OLSUN


Mutluluğunuz kime bağlı? Basit bir soru gibi gözüküyor ama gelin bugünkü yazımızda konuyu biraz açmaya çalışalım.

Hepimiz daha mutlu olmak istiyoruz, orası kesin. Daha akılcı olan yöntem mutluluğumuzun bize bağlı, bizim elimizde olmasıdır.

Nasıl mutlu olursunuz? Buradan başlayalım. Lütfen üzerinde biraz düşünün ve aklınıza gelen cevapları yazın. Sonra da size bağlı olmayanları inceleyin.

Aklıma ilk gelen örnekler şunlar, hepimizin hayatında mutluluğu o veya bu şekilde zaman zaman bağladığımız unsurlar:

Hava güzel olursa mutlu uyanırım; tuttuğum takım maçı kazanırsa mutlu olurum, çocuğum sınavdan yüksek not alırsa mutlu olurum, patronum bana iyi bir iş çıkardığımı söylerse mutlu olurum, eşim bana bir hediye alırsa mutlu olurum, vb. Listeyi uzatmak mümkün.

Peki, havanın kapalı olduğu bir gün tuttuğunuz takım maçı kaybederse, ertesi gün işyerinde patronunuz sizi eleştirirse, eve geldiğinizde çocuğunuzun sınavdan düşük bir not aldığını öğrenirseniz, eşiniz de beklediğiniz hediyeyi almadıysa ne olur?

Mutsuzluk tavan yapar herhalde.

Bu şekilde bir mutluluk anlayışı mutluluk seviyenizin sürekli dönme dolap gibi bir aşağıda bir yukarıda olmasına yol açar ve sizi aslında mutsuz, huzursuz eder.

Gelin bugün mutluluğumuza dair yeni tanımlar yapalım, kendi elimizde olan unsurlara daha çok bağlayalım mutluluğu. Güçlü bir karar alalım ve bir süre arkasında duralım.

Örnekler vereyim: bugün kendime yarım saat zaman ayırabilirsem mutlu olurum, bilmediğim bir şey öğrendiğim her gün mutlu olurum, bir arkadaşımı arayıp sesini duyarsam mutlu olurum, eşime sarılırsam mutlu olurum, güzel bir kitaptan 10 sayfa okursam mutlu olurum, çocuğuma onu her şart altında çok sevdiğimi söylersem mutlu olurum, ihtiyacı olan birine ufacık da olsa bir yardımım dokunursa mutlu olurum, gibi.

Buna mutluluğu gerçekçi beklentilerle yönetmek ve yaşamak diyorum kısaca.

Mutluluğunuz size bağlı olsun.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okumanızı öneririm. Fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takibe alınız. Koçluk hakkında aklınıza takılanları mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atarak iletebilirsiniz.

23 Kasım 2015 Pazartesi

HER DÜŞÜNCE BİR DUA


Dün Hürriyet Kelebek’te Yonca Tokbaş’ın çok güzel bir yazısı vardı, internet üzerinden bulup okumanızı öneririm. Kendi yaşam hikayesini paylaştığı yazısında çok güzel bir duaya yer vermiş. Bizim de sabahları ilk uyandığımızda okumaktan keyif aldığımız bir dua var. Yatak odamızın duvarında asılı duruyor.

Bugün bir yazı yerine sizinle bu duayı paylaşmak istedim. Eşimin kaleme almış olduğu bu dua hayatı mutlu bir şekilde yaşamayı da çok güzel özetliyor bence.

Yarın yeni bir yazıda buluşmak üzere, sevgi ile kalın.

 

ALLAHIM,

Hayatımdaki güzelliklerin kıymetini güzellikler hayatımdayken fark etmeyi,

Her 1 için 2 kere şükretmeyi,

Yaşamın getirdiği güzelliklere kollarımı kocaman açmanın harikalığını ama karşılıksız vermenin daha da harika olduğunu,

Sevilmenin kıymetini bilmeyi ve koşulsuz sevmenin de o kadar doyurucu olduğunu hatırlamamı sağla

Herkesin kendi yolunda yürüdüğünü ve kendimi kimseyle karşılaştırmama gerek olmadığını,

‘Hayır’ derken üzülmemin doğal olduğunu, yine de kendi sınırlarımı çizebilmek için bazen ‘hayır’ demem gerektiğini,

Hayallerim için emek harcamanın güzelliğini ama sağlığımız yerindeyse aslında hiç bir şeyin çok önemli olmadığını,

Suyun akıp her zaman kendi yolunu bulduğunu ve akışa bırakmanın beni hayallerime götürecek tek şey olduğunu bilmemi sağla

Bu yıl sık sık kahkaha atmak,

Yeni yerler keşfetmek,

Yaşamımın her alanında bolluk ve bereket,

Her ne olursa olsun umudumu korumak istiyorum.

Kollarımı hayatın getirdiği güzelliklere; sağlığa, sevgiye, paraya, başarıya ve en önemlisi huzura kocaman açıyorum.

Yürüdüğüm yolda senin ışığında ilerlediğimi ve tökezlediğimde yardım istemeyi unutsam bile bana elini uzattığını biliyorum. Çünkü içimde senden gelen bir güç var ve bu güçle yaşamım daha kolay ve keyifli bir hale geliyor.

Ve perdenin kapanma zamanı geldiğinde, kapanış selamımı ‘dolu dolu yaşadım bu hayatı, hiçbir şeyde aklım kalmadı’ hissiyatıyla vermeye niyet ediyorum.

Ben bütün bunlar için kendi üzerime düşeni yapacağıma söz veriyorum ve gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa, gerekli ayarlamaları senin kadar mükemmel yapamam.

Seni seviyorum, senin de beni sevdiğini biliyorum ve teşekkür ediyorum.

22 Kasım 2015 Pazar

HAYAT AMACINI BULMAK


Hayat amacını bulmak niye önemlidir? Her şeyden önce bu konu mutluluk ile doğrudan ilgilidir. Çevrenize bakın, bir hayat amacı olan ve bu uğurda çalışan insanlar genellikle çok daha mutlu oluyorlar.

Geçenlerde bir danışanımla seans bitiminde sohbet ediyordur, konu hayat amacını bulmaya geldi. Onunla paylaştıklarımı bugün sizlere de aktarmaya karar verdim.

Hayat amacını iki yönlü olarak düşünüyorum; bir tanesi sahip olduğum ve devamını istediğim şeyler, bunları korumak; diğeri ise henüz sahip olmadığım ama hayatımda yer almasını istediğim şeylerden bir veya iki tanesi olabilir.

Manevi hayatımda çok önemli yer tutan iki kavram var, bir tanesi şükretmek, diğeri ise dua etmek (istemek). İnsan sahip olduğu her şey için şükredebilir, yaşadığı her şeye minnet duyabilir. Genel bir bakış açısıyla yaklaşılabileceği gibi detaylara da girilebilir. Örneğin sağlıklı olduğum için şükrediyorum, ailemle sevgi dolu bir ilişkim olduğu için şükrediyorum genel bakış açısına örnektir.

Detaya inersek, dün gece yediğimiz harika akşam yemeği için şükürler oldun, arkadaşımla olan güzel sohbetim için şükrediyorum diyebiliriz.

Benzer bir durum dualarımız, isteklerimiz için de geçerlidir. Yeni bir iş bulmak için genel olarak dua edebileceğiniz gibi yarın yapacağınız iş görüşmesinin güzel geçmesini de isteyebilirsiniz.

Ben şükürlerimi ve dualarımı yazarım. Size de bunu tavsiye ediyorum. Bir ay boyunca günde sadece 10 dakikanızı ayırarak o gün neler için şükrettiğinizi ve neler istediğinizi, nelerin gerçekleşmesi için dua ettiğinizi yazın lütfen.

Bir ay sonra oturup bu listeyi inceleyin, bence hayat amacınızı keşfedeceksiniz.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okumanızı da öneririm, fotoğraf paylaşımları için lütfen Instagram üzerinden takip ediniz.

20 Kasım 2015 Cuma

ŞİMDİKİ AKLIM OLSA


Büyürken en çok duyduğum sözlerden birisiydi; “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse”. Bugünkü aklımızla ve tecrübemizle geçmişe dönebilseydik neleri farklı yapardık?

Bu sadece zihinsel bir egzersiz. Çalışma hiçbir şekilde kendimizi suçlamaya dönmemeli. Geçmişe dönüp yaptıklarımızı bu şekilde yargılamak doğru değil, çünkü aradaki dönemde öğrendiklerinizi sizden geri alsam ve sizi geçmişe ışınlasam muhtemelen çok benzer seçimler yapardınız.

İnsan yaş aldıkça hayata bakışı farklılaşıyor; 20’li, 30’lu, 40’lı yaşların hepsinin ayrı bir güzelliği var. Daha ötesini henüz yaşamadığımız için bilmiyorum, mutlaka güzeldir diye düşünüyorum, yeter ki sağlıklı olalım, sevdiklerimiz yanımızda olsun.

Bir gün 80 yaşında olacağız. 80 yaşınıza geldiğinizde ve hayatınızı genel olarak değerlendirdiğinizde nelerin pişmanlığını yaşamak istemezsiniz, nasıl bir hayatınız olmuş olsun?

Bu sorunun cevabı bizi yapmak istediklerimiz ve önceliklerimiz ile ilgili olarak aydınlatabilir.

Geçmişi değiştirme şansına sahip değiliz. Ama geleceğimizi belli ölçülerde şekillendirebiliriz.

Perde kapanırken dolu dolu yaşadım hayatımı diyebilmek için bundan sonra nelere dikkat etmeli ve nasıl yaşamalıyız?

Pazartesi günü yeni bir yazıda buluşmak üzere, sevgi ile kalın.

Not: Benzer sorular ve çıkarımlar için Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

19 Kasım 2015 Perşembe

HERKES KENDİNE EN YAKIŞANI ALIR


Çocukken sızlandığım bayram ziyaretlerini artık seviyorum. Uzun zamandır görmediğimiz aile üyeleriyle yeniden görüşme fırsatı veriyor insana. Herkesin aynı anda konuşup güldüğü ya da her köşede farklı muhabbetlerin döndüğü keyifli bir gün yaşanıyor.

Böyle bir bayram gününde Mert’in kuzeni yorgunluktan başını kucağıma koymuş küçük kızım Ada ile sohbet etmeye başladı. Konumuz: Ada’nın kıvırcık şaçları J

“Ay, Adacım” dedi kuzen “Saçların ne kadar da güzel, lüle lüle. Bayıldım senin saçlarına. Bir de benimkilere bak. Keşke benimkiler de böyle olsaydı. Biraz alsam mı senin saçlarından? Verir misin seninkilerden bana?”

Ada kucağımdan kafasını kaldırdı ve dedi ki “Sana yakışmaz ki benim saçlarım. Allah, herkese kendine en çok yakışanı verir”

Kuzen de, ben de ‘haklısın tabi’ demekten başka bir söz bulamadık ve sohbetimiz orada noktalandı J

Çocukların bile bildiği bir şeyi biz yetişkinler niye unutuyoruz çoğu zaman?

Neden sahip olduklarımıza şükretmek yerine, şikayet etmeyi seçiyoruz?

Neden komşunun tavuğuna kaz muamelesi yapıp kendi tavuğumuza kışt deyip duruyoruz?

Ve neden sahip olduğumuz her şeyin bize en çok yakışan şey olduğunu göremiyoruz?

Sorular çok, cevaplarsa kendi içimizde…

Hayat bize hiçbir zaman ‘istiyorum’ dediğimiz deneyimleri vermiyor, hayat olduğumuz kişiye en uygun deneyimi getiriyor önümüze.

Bize düşense, dikkatimizi memnun olduklarımıza verip bol bol şükretmek ve memnun olmadıklarımızın da bizimle bağlantılı olduğunu fark edip kendimizi değiştirmek için adım atmak.

Gün içinde çoğunlukla öfkeli veya zorlu insanlarla karşılaşıyorsanız, belki de kendi içinizde biriktirdiğiniz bir öfke olduğu içindir, kim bilir… Ve hayat bu deneyimleri dönüşüm için bir fırsat olarak sunar önümüze her zaman.

Üstad Eckhart Tolle’ün çok sevdiğim bir sözü ile bitiriyorum yazıyı: “Hayat her zaman gelişimimiz için en gerekli deneyimi sunar. Peki, şu an içinde olduğunuz deneyimin en çok ihtiyacınız olan deneyim olduğunu nasıl bileceksiniz? Çünkü şu an içinde olduğunuz deneyim bu”

Yukarıdaki paragrafın Ada tarafından yapılmış özeti ise; Allah herkese kendine en çok yakışanı verir J

Hepimize bir çocuğun bilgeliğine sahip olduğumuz harika bir hafta diliyorum.

Daha fazlası için www.ozgecuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, sorularınız için ozge@ozgecuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

#hayatböylegüzel paylaşımları için Instagram hesabım @cuhadarogluozge

Sevgiyle kalın.

Özge Çuhadaroğlu

18 Kasım 2015 Çarşamba

MUTLULUĞUN RESMİ


Şu an sizi sınırlayan hiçbir engel olmasaydı en mutlu olacağınız yer veya yapacağınız aktivite ne olurdu? Hayal kurmak da mutluluğu besler. Günde 15-20 dakika bu ve benzeri sorulara cevap arayarak bir mutluluk resmi çizebilirsiniz.

Sadece hayal kurmak elbette yeterli olmayabilir, çok küçük de olsa eyleme geçmek daha etkilidir. Gitmek istediğiniz bir yer mi var, her ay kenara az da olsa bir miktar para atmaya başlayın bunun için, işte eyleme geçmiş oldunuz, tebrikler.

Geçen hafta hayatta en mutlu olduğum dönem isimli bir yazı yayınlamıştım, çok olumlu tepkiler geldi. Mutluluk üzerine düşünmek ve yazmak bile mutluluğu artırıyor. Web sitemde ana sayfamda mutluluk için 25 önerim var, onları da okuyabilirsiniz zaman zaman.

John Lennon’un meşhur hikayesidir. Lennon ilkokuldayken sınıfa bir ödev verilir. Ödevin konusu; “büyünce ne olmak istiyorsun?” şeklindedir. Diğer öğrenciler hayallerindeki meslekleri yazarken John Lennon’un cevabı “mutlu olmak istiyorum”dur. Hocası “ödevi anlamamışsın” der, Lennon’un cevabı ilginçtir, “bence siz yaşamı anlamamışsınız.”

Sevgiye, iyiliğe, mutluluğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günler yaşıyoruz. Lütfen içinizdeki sevginin, iyiliğin dışarı akmasına da izin verin. Elinizden geldiği ölçüde insanlara yardım edin. Yardım etmek inanılmaz mutlu eder aynı zamanda.

Bu hafta hep mutluluktan bahsettik. Hepimiz daha mutlu günlerde yine hep birlikte olalım.

Sevgi ile kalın.
Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

17 Kasım 2015 Salı

KENDİMİZİ MOTİVE ETMEK


Koçlukta yaptığımız şeylerden birisi de danışanlarımızın motivasyonlarını yükseltmelerine yardımcı olmaktır. Motivasyonu yükselen kişi, daha hızlı ve rahat bir şekilde eyleme geçer. İstediğimiz şeyler doğrultusunda eyleme geçmek bizi mutlu eder.

O halde bugün biraz motivasyondan bahsedelim. Motivasyon zihnimizdeki düşüncelerle başlar. İlk uyandığımızda güne başlarken ilk 15-20 dakikaya güzel düşüncelerle başlamak işimizi kolaylaştırır.

Ben uyanır uyanmaz göreceğim şekilde bir tatil resmi asıyorum duvara, gitmek istediğim yeni bir yerin fotoğrafına bakarak uyanıyorum. Sonra sağlıklı bir şekilde uyandığım için şükrediyor ve güne kısa bir dua ile başlıyorum. Sonra da bir fincan çay içip güzel bir manzaraya bakıyor veya genel olarak güzel şeyler düşünüyorum.

Bu ritüeli yapmadan güne başlamıyorum, siz de kendinize motive olarak güne başlamanızı sağlayacak 15-20 dakikalık bir ritüel oluşturun, gerekirse 15-20 dakika erken yatın ve kalkın. Her gün aynı şeyleri yapmanız şart değil, yeter ki güne motive olarak başlayın. Müzik dinleyebilir, şarkı söyleyebilir, dans edebilirsiniz, yönteminizi siz seçin. Yazılarımı okumanız da motivasyonu artıracaktır. Yazılarım bu yüzden sabah 8.50’de yayımlanıyor.

Ben uyandığımda beni mutsuz eden düşünceler zihnime üşüşüyor ve bu düşünceler birbirine çok benzeyen şeyler diyorsanız size basit bir egzersiz önerebilirim. Sizi mutsuz eden düşünceleri boş bir kağıda yazın, sonra da ister yakın, ister denize atın, isterseniz de yırtıp çöpe atın, bu şekilde onlarla vedalaşabilirsiniz.

Motivasyonun diğer bir unsuru seçeneklerimizin farkında olmaktır. Pek çok durumda aslında farklı seçeneklerimiz vardır. Bunların farkına vardığımız ölçüde motivasyonumuz artar ve mutlu oluruz.

Motivasyonun son boyutu ise değişimdir. Mutlu olmadığınız konularda bir şeyleri değiştirmeyi seçebilirsiniz. “Değiştirebilirim” şeklinde düşünmek dahi motivasyonu artırır. Mutlulukla Değişim Programı’na katılabilir ya da Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

Motivasyonunuzu yüksek tutacağınız güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Not: Diğer tüm yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, daha fazla fotoğraf için Instagram paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.