aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2013 Salı

Hayalini Seç; 23,5. Hafta bülteni


Merhaba; 23,5. hafta kısa ara bülteni ile karşınızdayım. Bu bültende hayal kurmaktan bahsedeceğiz, güzel hayallerden tabii ki. Bazen güzel hayaller kurmakta güçlük çeken insanlarla karşılaşıyorum, sizde onlardan birisiyseniz yazdıklarım ilginizi çekebilir. Yok ben zaten güzel hayal kurarım diyorsanız belki farklı bir bakış açısı iyi gelir. Keyifle okumanızı ve hayalinizi seçmenizi dilerim.

Benim için hayal kurmak; su içmek, nefes almak gibi bir şey, yani her şeyimi elimden alsalar hayallerim kalır yine, belki de iflah olmaz bir iyimser olmamı hayal gücüme borçluyum. Hayallerim bugüne kadar beni hiç yanıltmadılar, ne zaman onların peşine düşsem hep güzel şeyler oldu, hepsini gerçekleştirdim anlamında söylemiyorum bunu, sadece değişimler hep iyi yönde oldu, zaten geriye dönüp baktığınızda fark edersiniz değişim hep iyiye doğru olur ve hayaller bunun önemli bir parçasıdır.

Kendimi bildim bileli çok kitap okurum ben, kitaplar hayal gücümü geliştirmemde çok etkili oldular. Jules Verne’e bayılırdım mesela, kendimi dünyayı 80 günde gezerken ne kadar çok hayal ettiğimi bilseniz şaşarsınız.

Kitaplar ve kitap okumak hayal gücünü besler; çünkü kitaplarda karakterleri kendin kafanda şekillendirirsin; tipini, duruşunu, sesini, gülümsemesini, her şeyini.

Bazende kitaptaki karakterlerin yerine kendini veya senin için önemli olan insanları yerleştirip öyle okursun kitabı. Hadi itiraf edin bir detektif romanı okurken kendinizi onun yerine koymuş olmalısınızJ.

Şimdi şöyle yapacağız, ben birer paragraflık birkaç tane kısa hikaye yazacağım, sizde kendinizi bu hikayedeki kahramanlarla özdeşleştireceksiniz, sonra size bir iki soru soracağım, cevaplayıp cevaplamamak tamamen size kalmış.

HİKAYE 1

Marmaris ve Datça arasındaki henüz bozulmamış, deniz kıyısındaki köylerden birisindeydi otel. Yol kah deniz kıyısını takip ediyor, kah dağların içinden kıvrılıyordu. Dalaman havalimanından kiraladıkları arabanın camını açtı ve doğanın seslerinin içeri dolmasına izin verdi. Yanındaki sevgilisine gülümsedi, tek elini direksiyondan çekerek onun elini tuttu, tek el ile araba kullanabilirdi, trafik yok denecek kadar azdı. Sadece yol çalışmalarına dikkat etmesi gerekiyordu. Mayıs sonuydu, okulların kapanmasına ve tatil sezonunun tam olarak açılmasına biraz zaman vardı, bu nedenle yollardaki onarım çalışmalarına hız verilmişti.

Köye vardıklarında arabayı deniz kıyısına park etti, otele kara yolu ulaşımı yoktu. Deniz kıyısındaki cafelerden birisine oturdular ve türk kahvesi sipariş ettiler. Cep telefonunu çıkararak oteli aradı, tekneyle alınmak için hazır olduklarını söyledi.

Kahvelerini bitirip hesabı ödemeye hazırlanırken küçük bir tekne masmavi suları ortasından ikiye bölerek kıyıya yaklaştı, teknedeki adam onlara el salladı, karşılık verdiler. Aracın arkasından küçük bavullarını alarak tekneye bindiler. Tekne hareket etti, arka tarafta oturdular, birbirlerine sarıldılar, rüzgar yüzlerini okşarken kendilerini bekleyen güzel tatili düşündüler.

Soru 1: Hikayedeki kahraman sizsiniz, peki yanınızdaki sevgili/eş kim? Şu an onunla mı birliktesiniz, değilseniz neden?

HİKAYE 2

Hep bunu hayal etmişti, sonunda gerçekleştiği için çok sevinçliydi. İnsan gerçekten ne istediğine çok dikkat etmeli, gerçek olabiliyor diye düşündü ve gülümsedi.

Sabahın erken saatleriydi, elinde gazeteleri ile sahilde yürümeye başladı, bisikletle yanından geçen hiç tanımadığı birisine gülümsedi. Merdivenlerden inerek deniz kıyısındaki derme çatma balıkçı barakasına indi. Ahmet Kaptan’a selam verdi, buraya son zamanlarda sık geldiği için işletmecisi ile ahbap olmuştu artık. Demli bir çay ve çift kaşarlı tost siparişi verdi.

Gazetenin 7. Sayfasını açtı, ekonomi bölümünde kendisiyle işi hakkında yapılmış olan bir röportaj vardı. Keyifle okumaya başladı, bir sigara yaktı, evet başarmıştı, mutlu ve huzurluydu. En iyi yaptığı şeylerle, en çok keyif aldığı şeylerin kesişim kümesini bularak atıldığı yeni kariyerinde pek çok insana hayrı dokunmuştu. En önemlisi de buydu sanırım, yaratıcılığını kullanarak insanların hayatlarında olumlu bir fark yaratmıştı.

Soru 2: Hikayedeki kahraman sizsiniz, bu röportaj sizinle yapılmış, röportaj ne hakkında? Siz ne iş yapıyorsunuz?



HİKAYE 3

3 kişilik bir arkadaş grubuyla çıkacakları mavi yolculuk için hazırlıklar aylar öncesinden başlamıştı neredeyse. Şimdi tekneye çıkarken çok keyifliydi. Uzun uzun alışveriş yapmışlar, belki içki miktarını biraz abartmışlardı ama olsun.

Kaptan deneyimli bir denizciye benziyordu, dost canlısı ve konuşkandı, ilerlemiş yaşına rağmen hareketleri oldukça çevikti.

Kısa bir seyrin ardından bu geceyi geçirecekleri koya demirlediler. Kaptan onlara güneş batmadan yüzmelerini önerdi, kendisi de biraz balık tutmaya çalışacaktı.

Çocuklar gibi bağırarak kendilerini soğuk sulara fırlattılar, aylardan Haziran’dı, koyda çok uzakta demirlemiş olan bir yelkenli dışında başka tekne yoktu. Uzun süre denizde kaldılar, koyu baştan sona yüzdüler, tekneye çıkıp sıcak bir duş aldılar ve giyindiler. Hava hızlıca kararırken buzdolabından 3 tane soğuk bira alıp arka tarafa geçtiler. Ne iyi yapmışlardı bu tatile çıkarak, gerçi eşlerden izin almak biraz zor olmuştu ama sadece 3-4 gün kalacağız diyerek ikna etmişlerdi.

Biraz sonra Ahmet Kaptan yemeğin 5 dakika sonra hazır olacağını bildirdi, sofra kurulmuştu. Beyaz peynir, yeşil salata, mangalın üzerinden yeni alınmış dumanı tüten çipuralar ve çay bardaklarında rakı. İpod’unu açtı, en sevdiği şarkılardan birisini seçti, çay bardaklarını kaldırdılar ve dostluklarına içtiler. Yaşamak güzel şeydi doğrusu.

Soru 3: Hikayedeki kahraman sizsiniz, bu yolculukta yanınızda olan arkadaşlarınız kimler, en son ne zaman böyle bir yolculuk yaptınız, yakında yapmanıza engel olan bir şey var mı?

4. VE SON HİKAYE

Güzel bir bahar gününde evinizin bahçesindeki erik ağacının altında oturuyorsunuz, ağaç çiçek açmış, ayaklarınız çıplak olarak çimenlerde, elinizde bir kitap var.

Torunlarınız bahçede oynuyor, uzaktan sesleri geliyor, kediniz ayaklarınızın dibinde.

Kitap sizin hayatınızı anlatıyor, sizin izninizle bir yazar sizle yaptığı ve kaydettiği söyleşileri kitap yapmış. Kitabın ismi “Çok Geç Olmadan”.

Kitabın arka kapağında çok geç olmadan fark ettiğiniz, hayatınızda uyguladığınız ve insanlarla paylaşmak istediğiniz şey her ne ise ona dair bir paragraflık kısa bir yazı var.

Soru 4: Bu yazıda ne yazmasını istersiniz?

Başka hikayelerde anlatabilirim kuşkusuz ve ben yazdığım sürece hepsi birbirinden güzel günlere ait olur. Hikayeleri okurken kendinizi kahramanın yerine koyup hayal etmeyi başardınızsa sizin hayaliniz de gerçek olabilir.

Sevgiler.


24 Ocak 2013 Perşembe

"aşkı hayatıma nasıl çekerim, mış gibi yapsam olur mu"; 16.5 hafta bülten


Merhabalar; 16.5 hafta bülteni ile karşınızdayım.

Kısa ara bültenimizin konusu “aşkı hayatıma nasıl çekerim, mış gibi yapsam olur mu?”.

İlişkiler üzerinde çalıştığımız danışanlarım var, bir tanesi mevcut ilişkisini daha güzel bir boyuta taşımayı istiyor, diğeri ise güzel bir ilişkiyi hayatına katmak düşüncesinde.

Bugünkü konumuz daha çok ikincisi ile ilgili, yani yalnızız ve hayatımızın aşkını bulmak istiyoruz.

Öncelikle mevcut yalnız halimizi düşünerek bu durumun içinden mutlu olabileceğimiz bir şeyler çıkarmalı ve başlangıç aşamasında bunlara odaklanarak şükür içeren duygularda olmalıyız.

Aksi takdirde; hayatımızın aşkını bulmak bizim için bir bağımlılık haline gelir ve biliyoruz ki bağımlısı olduğumuz istekleri elde etmek her zaman daha zordur.

Bağımlılıklar ve hayallerimizin gerçekleşmesi üzerindeki etkileri için Hayatını Seç isimli kitabımın 4. Bölümünü okumanızı tavsiye ederim. Vazgeçmeyecek ama aynı zamanda özgür bırakabilecek kadar sevin (Can Yücel).

Konuyu bir örnekle biraz açmak istiyorum; tamam, birebir aynı değil ama özü itibarıyla yapmanız gereken tam olarak da bu aslında.

Bu hafta Özge bir koçluk kursuna katılmak için kent dışında idi. Biz özellikle geceleri sohbet etmeyi çok severiz. Kızlar yattıktan sonra biraz müzik açar, bazen çay demler, bazen içkimizi yudumlar ve sohbet ederiz. Bundan ikimiz de büyük keyif alırız. Bu hafta eşim olmadığı için bu deneyimi yaşayamadım, ama yalnızken yapacak ve keyif alabileceğim bir sürü başka güzel şey buldum.

Örneğin Friends dizisinin 5. Sezonunu yeniden seyrettim, bol bol kitap okudum, sık sık annemi ziyaret ettim, vb.

Sizde yalnızsanız ve hayatınızın aşkını bulmak istiyorsanız bence ilk önce mevcut durumunuzdan keyif almaya başlamalısınız bir şekilde. Kişisel gelişimde istekleri elde etmek konusunda esas olan bakış açısı şudur: Hayatım zaten güzel, istediğimi elde edersem çok daha güzel olacak.

Daha sonra bence yapmamız gereken nasıl bir insan ve nasıl bir ilişki istediğimiz üzerinde biraz düşünmek ve mümkünse yazmak.

Değerlerimizi ortaya çıkarmaya çalışacağız.

Nasıl bir insan veya nasıl bir ilişki bizi mutlu, keyifli, huzurlu, tutkulu yapar, sizin için paylaşım ve sevgi mi daha önemli yoksa özgürlük ve tutku mu, hepsi birlikte olsun mu diyorsunuz?

Hayalinizde bir tatil planlamanızı istiyorum hayatınızın aşkı ile yapmayı düşündüğünüz, kısa bir haftasonu kaçamağı bile olabilir, önemli değil, yeterki biraz hayal gücümüz çalışsın.

Nasıl bir ortam, deniz kıyısı mı yoksa kayak tatili mi, nasıl bir otel, butik otel mi yoksa beş yıldızlı bir otel mi, neler yapıyorsunuz genel olarak, aktivitelerle dolu mu geçiyor gününüz yoksa tembel tembel takılıyor musunuz. O tatildeki siz nasıl bir insansınız, bugünle kıyasladığınızda neleri farklı yapıyorsunuz, bunları yapıyor olmak sizin için neden önemli? Hayatının aşkı ile tatilde olan siz kimsiniz? Böyle bir tatilden döndükten sonra nasıl bir insan olacaksınız, kapıcınızla nasıl konuşacaksınız, işyerinde nasıl davranacaksınız, vb.

Bunu bir kere yapmanızı istiyorum sadece, yazarak yaparsanız daha da güzel olur, hatta gitmek istediğiniz belli bir yer varsa oranın resimlerinden harika bir kolaj da yapabilirsiniz.

Farkındalık yarattınız, ne istediğinizi ortaya koydunuz, bu isteğinizin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini nasıl görüyorsunuz, eğer yüksek görüyorsanız zaten beklemek ve fırsat ortaya çıktığında harekete geçmek yeterli olacaktır.

Eğer ihtimali düşük olarak görüyorsanız olduğunuz kişide yani bu konudaki düşünce ve inançlarınızda bir değişiklik yapmanız kesinlikle yararlı olacaktır.

Bakalım aşk ve ilişkiler hakkında neler düşünüyorsunuz, gerçek aşk yoktur, ben aşık olamam, aşkın ömrü çok kısadır gibi hayalinize hizmet etmeyen inançlarınız varsa bunları değiştirmeniz kesinlikle büyük bir fark yaratır.

Daha önceki bültenlerde bahsetmiştim bu nedenle daha fazla detay vermiyorum bu konuda.

Şimdi gelelim bültenin konu başlığına, mış gibi yaparsam gelir mi?

Bu soru bir seans esnasında gerçekten bana soruldu ve bende aşağıdaki gibi yanıtladım.

Mış gibi yaptığında, yani henüz elde etmeden sanki elindeymişcesine duygular yaratabildiğinde, bunlar seni iyi hissettiriyor ve keyfini artırıyor ise olur.

Danışanımda  bunun diğer konularda belki uygulanabileceğini, ama hayatında birisi yokken birisi varmış gibi davrandığında enerjisinin yükselmek yerine düştüğünü belirtti.

Bu tip durumlarda, yani keyif almadığınızda ve enerjiniz düştüğünde başka bir yol seçmelisiniz. Demek ki bu konuda mış gibi yapmak size bir şey getirmeyecek.

Danışanıma çok basit bir şey sordum, “hayalindeki tatile çıktığında ve oradaki kendine odaklandığında neler hissediyorsun, nasıl duygular içindesin?”.

Kendimi çok özgür hissediyorum, inanılmaz mutluyum ve keyifliyim diye yanıt verdi.

“Peki” dedim, “şu anki hayatında, aşkı ve ilişkiyi bir kenara bırakacak olursak bu duyguların benzerini sana yaşatan neler var?” diye devam ettim.

Haftasonları motorumla dolaştığımda kendimi özgür hissediyorum aslında ama uzun zamandır ara verdim, ayrıca arkadaşlarımla bir şeyler yaptığımda inanılmaz keyif alırım genelde ama bir süredir ihmal ediyorum dedi.

Tamam işte dedim, önemli olan isteğimizin gerçekleştiği andaki frekansımız ne olacaksa henüz gerçekleşmeden o frekansa çıkmak, bunu illa mış gibi yaparak elde etmene gerek yok, sana benzer duygular ve titreşimler yaşatan her ne varsa biraz onlara odaklan ve hayatında onları artır.

Son bir şey daha var bu konuda söylemek istediğim, her olayda değil ama bazen isteklerimiz gerçekleşmediğinde mevcut durumun ayı kalmasından kaynaklanan bir ikincil kazancımız olabiliyor.

Buna da bir bakmanızı öneririm, örneğin bir aşk ilişkisinin kariyerinizde yükselmeye çalıştığınız şu dönemde sizi yavaşlatacağını düşünüyorsanız veya arkadaşlarınızla aranızı bozacağına inanıyorsanız öncelikle bu düşünce ve inançlarınız üzerinde çalışmanız da faydalı olacaktır.

Evet, bu haftalık da bu kadar. Pazartesi günü "nasıl olacağına takılmayın" konu başlığı ile karşınızda olmayı umuyorum. Şimdilik sevgi ile kalın.