meta programlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meta programlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2013 Pazartesi

Patronumla, Kayınvalidemle, Sevgilimle bazen niye anlaşamıyorum? - 21. hafta bülteni


META PROGRAMLAR / DAVRANIŞ MODELLERİ
 

Kendimiz ve dünya hakkında oluşturmuş olduğumuz düşüncelerimiz, inançlarımız, tecrübelerimiz ve almış olduğumuz kararlar ile farklı meta programlar / davranış modelleri oluştururuz. Hepimiz davranış modellerinin bir kombinasyonuyuz. Meta programları bir tür filtre veya süzgeç gibi de düşünebilirsiniz.

Bu modeller nedeniyle bize ulaşan bilgiler ne olursa olsun modele uygun olmayan bilgileri çoğu zaman dikkate almayız, kendi modelimize uygun genellemeler yapmayı severiz ve hatta bazen objektif bir gerçekliği çarpıtmamız bile mümkündür. İçimizde çalışan programlar, belirli bir olasılıklar denizinde hangi yolu seçmeye meyilli olduğumuzu ortaya koyarlar.

Davranış modellerini öğrenerek bir tür kişilik testi uygulayabiliriz. Hiçbir davranış modeli doğru veya yanlış değildir, sadece birer modeldir ve kişi isterse belli bir süreç içinde bazı unsurları değiştirilebilir. İçimizde işleyen meta programları bize hizmet edenler ve bizi sınırlandıranlar olarak ikiye ayırarak değişim sürecine başlayabiliriz.

Belli başlı meta programlar içerisinden ben 6 tanesini seçtim, ilk 3 tanesinden geçen hafta kısaca bahsetmiştim, bu hafta biraz örneklerle destekleyerek daha geniş ele almaya çalıştım konuyu.

1)      PROSEDÜREL – SEÇENEKÇİ

Uç noktada prosedürel kişilerde bir şeyin yapılma şekli hep önceden tanımlanmıştır, adımlar bellidir, plan dışı gelişmeler çoğu zaman can sıkar.

Prosedürel insanlar daha çok belli bir sıra takip ederler, planlıdırlar, bir kitabı ellerine aldıklarında genellikle önce içindekiler bölümüne bakarlar. 

Yapmak zorunda oldukları şeylere dair bitmek tükenmek bilmeyen listeleri vardır. Ortada çok fazla seçenek yoktur, sadece yapılması gerekenler vardır.

Bu insanları sıklıkla “aşırı kuralcı” veya “sıkıcı” olarak etiketleyebiliriz.

Uç noktada seçenekçiler ise ağırlıkla “şu anda var olan en iyi seçenek ne?” şeklinde düşünür ve hareket ederler. Daha çok duygularıyla hareket ettiklerini söylemek yanlış olmaz. Yeni ve bilinmeyen şeyler onları motive eder.

Son anda karar değiştirip planları bozabilirler. Daha cazip bir teklif gelince onu yaparlar, yapmazlarsa rahatsız olma ihtimalleri çok yüksektir. Bu tip insanları genellikle “özgürlüğüne çok düşkün” veya “maymun iştahlı” olarak etiketleriz.
 
Basit birkaç test ile prosedürel ve seçenekçi yapıları birbirinden daha kolay ayırt edebiliriz.

Hiç kimsenin bakmadığına eminseniz elinizde sizi rahatsız eden küçük bir çöpü yakında çöp tenekesi olmadığı için sokağa atar mısınız?

Prosedürel kişiler genellikle çöpü ellerinde veya ceplerinde en yakın çöp tenekesine kadar hatta bazen eve kadar taşımayı tercih ederler.

Hiçbir yaya ve arabanın bulunmadığına emin olduğunuz kırmızı ışıkta çok acil bir yere yetişmeniz durumunda bile yeşil yanmasını bekler misiniz? Prosedürel kişiler bekler.

2)      PROAKTİF – YANSITAN

Proaktif insanlar hemen her durumda her anda harekete geçmeye hazırdırlar. Eylem adımlarını hızlıca ve çok sayıda belirleyebilirler.

Uç noktada proaktif insanları “tezcanlı veya aceleci” olarak etiketleyebiliriz.

Yansıtan kişiler ise eyleme geçmeden uzun uzadıya düşünmek isterler. Düşünmek onlar için çok önemli bir eylem adımıdır çoğu zaman.

Uç noktada yansıtan taraftaki insanları “yavaş” olarak etiketlemeyi severiz.

Kervan yolda düzülür diye bir özdeyişimiz var, sen önce harekete geç, yolda nasıl olursa bazı fırsatlarla karşılaşıp eksikliklerini tamamlarsın anlamında.

Proaktif kişiler genelde bu şekilde hareket ederler, kısa bir değerlendirmenin ardından eyleme geçer ve eylemler sırasında eksikliklerini fark edip düzeltme yoluna giderler. Bu bazen mümkün olur, bazen de olmaz.

Yansıtan kişiler ise bir konuda harekete geçmeden önce uzun uzadıya konuyu bütün boyutlarıyla ele almayı severler. Bazen bu safha o kadar uzun sürerki hiç harekete geçmeyeceklerini bile düşünebilirsiniz.

Takım oyunu söz konusu olduğunda meta programların birbirinden farklı olması takımın aldığı sonuçları olumlu yönde etkileyebilir.

3)      YAKLAŞAN – UZAKLAŞAN

Yaklaşan yapıdaki insanlar önlerindeki hedefe odaklanırlar, yolları bellidir. Uç noktada bir yaklaşımcı asla yoldaki engelleri görmez.

Onları aşırı iyimser veya “Polyannacı” olarak etiketleriz.

Bu tip insanlar daha çok neyi istediklerini, niye olacağını anlatırlar, motivasyonları hoşlandıkları, kendilerini bekleyen güzel şeylerdedir.

Uzaklaşan yapıdaki insanlar, hedeflerini düşündüklerinde potansiyel engelleri görmeye ve düşünmeye başlarlar.

Onları “olumsuza odaklı veya kötümser” şeklinde etiketleriz.

Onlarla sohbet ettiğinizde ağırlıklı olarak neyi istemediklerini, kimleri hayatlarından çıkarmak istediklerini anlatırlar, bir uzaklaşma programı içinde hareket ederler. Genellikle sahip oldukları şeyleri özellikle de statülerini kaybetmekten aşırı korkarlar.

İdeal bir otomobilin öne çıkan 3 özelliği nedir sizce?

Eğer güvenlikten bahsetmiyorsanız, yaklaşmacı bir kişiliğiniz olma ihtimali oldukça yüksektir.

Ben örneğin iflah olmaz bir iyimserim, diğer bir deyişle uç noktada bir yaklaşmacıyım…J
 
Arkadaşlarım bana bu konuda takılmaya bayılırlar. Ne yapayım bu meta programın bana olumlu anlamda hizmet ettiğini düşündüğüm için değiştirmek içinde bir şeyler yapmıyorum.

Ama beraber karar alınması gereken durumlarda diğer tarafın uzaklaşan yapıda olması durumunda benim bakış açım da bir nebze dengelenmiş oluyor.

4)      BENZERLİK – FARKLILIK

Benzerlik yapısındaki insanlar; genellikle bir şeyin benzerlerini yapmayı severler.

Ev değiştirmek istemezler, otomobil değiştirmek istemezler. Değişimi büyük bir tehdit olarak algılarlar. Kişisel gelişim ve koçluk gibi eğitimlerden genelde uzak dururlar. Risk almayı sevmezler, genellikle aynı zamanda uzaklaşmacı özellikler gösterirler.

Genellemeler yapmayı çok severler.

Farklılık yapısındaki insanlar; ağırlıklı olarak daha farklı ne yapsam diye düşünürler, farklı bir şeyler yapmalıyım düşüncesi ile hareket ederler.

İstisnalar üzerinde durmayı severler.
 
Uzun süre aynı işi yapmaktan bunalabilirler. Hiçbir şey yapmasalar sürekli olarak kıyafetlerini veya saç modellerini, rengini değiştirirler. Bu insanları da hemen “istikrarsız” olarak etiketleriz. Yaklaşmacı tarafları genellikle daha ağır basar.

5)      İÇ REFERANSLI – DIŞ REFERANSLI

İç referanslı kişiler; kendilerinden hareketle sonucu ortaya koyarlar, başka kaynaktan teyit ihtiyacı duymazlar. Bu programdaki insanları genellikle “Her şeyi o bilir” şeklinde etiketleriz.

Olayları ve gelişmeleri öncelikli olarak kendi pencerelerinden değerlendirirler.

Uç noktada iç referansçı bir kişi kendisine söylenen övgülerden bile rahatsız olabilir. Kendisi hakkında başkasının değerlendirme yapması onun açısından istenmeyen bir durumdur.

En uç noktada iç referanslı kişiler narsist özellikler gösterebilirler.

Uç noktada dış referanslı kişiler ise tam aksine neredeyse sürekli olarak takdir, kabul, onaylanmak ihtiyacı hissederler. Başkalarına sormak ve karşılaştırmak isterler.

Birden fazla dış referans noktası varsa sonuç almaları iyice güçleşir. Örneğin karar almada çok zorluk çekebilirler.

Bazı durumlarda kendi mutluluklarını bir kenara bırakıp sadece diğer insanları mutlu etmeye çalışabilirler.

6)      DETAYCI – GLOBAL

Detaycı insanlar çoğu zaman gereksiz detaylara yer verirler. Bazı durumlarda “Yeterince zeki değil” olarak etiketlenme ihtimalleri yüksektir.

Detayları hatırlamakta son derece iyidirler ama çoğu zaman büyük resmi gözden kaçırabilirler.

Global tipte insanlar ise 5 cümlede 5 senelik hikaye anlatır ve karşıdakinin anladığını varsayarlar.

“Bildiğini saklıyorsun” veya “Paylaşmıyorsun” iddialarıyla sık karşılaşırlar.

Globaller söylediklerinin tekrar edilmesinden de genellikle hoşlanmazlar.

Belirsizliklerden çok fazla rahatsız olmazlar.

Haftanın testi:

Kendiniz için basit bir meta program testi uygulayın bakalım; hangi tarafa daha yakınsanız onu işaretleyin.

PROSEDÜREL
 
SEÇENEKÇİ
 
PROAKTİF
 
YANSITAN
 
YAKLAŞAN
 
UZAKLAŞAN
 
BENZERLİK
 
FARKLILIK
 
İÇ REFERANSLI
 
DIŞ REFERANSLI
 
DETAYCI
 
GLOBAL
 
 
Şimdi aynı testi size göre ilişkide bulunduğunuz kişi ve/veya patronunuz/müdürünüz için uygulayın.

PROSEDÜREL
 
SEÇENEKÇİ
 
PROAKTİF
 
YANSITAN
 
YAKLAŞAN
 
UZAKLAŞAN
 
BENZERLİK
 
FARKLILIK
 
İÇ REFERANSLI
 
DIŞ REFERANSLI
 
DETAYCI
 
GLOBAL
 
 
Eğer 6 noktanın sadece bir yada ikisinde ortaksanız partnerizle veya patronunuzla sıkıntı yaşıyor olmanız son derece normal.

Diğer yandan; bir yada iki nokta dışında benzer özellikler sergiliyorsanız bu kez de ilişkinizi son derece verimli ve güzel olarak nitelendirebilirsiniz.

Ben kendime uyguladığımda aşağıdaki sonuçlara ulaştım (hangi tarafa biraz daha yakınsam onu işaretledim, yoksa uç nokta özellikler göstermeniz şart değil).

PROSEDÜREL
X
SEÇENEKÇİ
 
PROAKTİF
X
YANSITAN
 
YAKLAŞAN
X
UZAKLAŞAN
 
BENZERLİK
X
FARKLILIK
 
İÇ REFERANSLI
X
DIŞ REFERANSLI
 
DETAYCI
 
GLOBAL
X
 
Davranış modellerini bilmek ilişkide bulunduğumuz kişilere daha nötr olarak yaklaşmamızı kolaylaştırır.

İçlerinde çalışan bazı programlar nedeniyle yaptıkları bir davranışı ilişkide bulunduğumuz kişinin kimlik boyutuna taşımak aslında kavgaya davetiye çıkarmaktır.

Yani bu ve şu durumlarda genellikle böyle davranıyorsun demek yerine sen böylesin diye etiketi yapıştırdığımızda işimiz zor.

İlişkide bulunduğumuz insanlara biraz daha esnek davranabiliriz. Bu bir zayıflık değildir.
 
Meta programlar (davranış modelleri) belirli inançlardan kaynaklanır. Kişinin meta programlarını fark etmesi ve bazılarını değiştirmeye karar vermesi durumunda programın altında yatan inançlar tespit edilerek bir kısmının değiştirilmesi ile davranış modelleri de zaman içinde değişebilir.

Bu hafta ilişkide bulunduğunuz insanları, meta programlar açısından gözlemleyin bakalım, neler fark edeceksiniz.

Perşembe günü sizlere bambaşka bir konuda çok önemli bir sır vereceğim.
 
Şimdilik hoşçakalın, sevgiler.
 

P.S.: Gerek bültende yer verilen konularla ilgili olarak gerekse koçluk hizmetlerim hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

18 Şubat 2013 Pazartesi

İlişkiler ve meta programlar-20. Hafta Bülteni


İlişkiler ve meta programlar üzerine, Hayatını Seç, 20. Hafta bültenine hoş geldiniz.

Kişiye özel koçluk ve kişisel gelişim seminerini tanıttığım yazıya hemen sağ üst köşedeki önceki yazı bölümünden ulaşabilirsiniz.

Son dönemde, karşı cinsle ilişkiler üzerine yaptığımız seanslarda gözle görülür bir artış oldu. Bu hafta bu konuyu işlemeye karar verdim bültende, bakalım siz kendinize dair bir şeyler bulabilecek misiniz yazımda. Keyifli okumalar.

Çoğu konuda olduğu gibi  ilişkiler konusunda da kendimize ve ilişkimize dışarıdan objektif bir gözle bakmakta zorlandığımız için bazen çözümü çok basit olabilecek problemleri gözümüzde büyütüp duruyoruz.

Yaşanan ufak tefek sıkıntıları büyütüp büyütüp sonra da bütün çözümü karşı taraftan beklemek akıllıca ve adil olmayabilir çoğu zaman.

Öncelikle sorulması gereken soru şu bence: Ben, şu an birtakım problemler yaşadığım bu insanı gerçekten seviyor muyum, onunla birlikte güzel bir ilişkimiz olması adına çaba göstermeye hazır mıyım?

Eğer bu soruya evet yanıtını verdiyseniz okumaya devam edebilirsinizJ.

Sizinle, sizinde bildiğiniz bir sırrı paylaşmak istiyorum: İnsanlar değişir, evet bu kadar kısa ve öz, insanlar değişir.

Biz Özge ile yaklaşık olarak 20 yıldır beraberiz, bunun 15 yılı aşan son kısmını evli olarak geçirdik, 2 tane de çocuğumuz var. Uzun süreli ilişkilerin dinamiklerini çok iyi bildiğimi iddia edebilirim sanırımJ.

Evlendiğimizde çocuk sayılırdık, bir sevgi ortamı içinde beraber büyüdük, geliştik ve değiştik. Ben 20 yıl önceki adam değilim, Özge de 20 yıl öncekinden çok farklı. Her gün, her hafta değişmeye devam ediyoruz ve bu çoğu zaman iyi yönde oluyor.

Uzun süreli ve mutlu bir ilişkiniz olsun istiyorsanız, insanların olumlu yönde değişebileceğine dair inancınızı korumanız çok önemli.

Ama bunu lütfen karşı tarafın değişmesine bağımlı olmakla karıştırmayın, değişim; kişinin kendi isteği doğrultusunda olacak ve belli bir süre alacaktır.

Çok sevdiğim bir söz var, “Bir bakmışsınız hayatta yapmam dediğiniz şeyin başrolündesiniz!”

Evet dönelim ilişkilere. Karşı tarafın değişmesine bağımlı olmayın, ama eğer kendisi değişeceğini ifade ediyorsa, ona alan tutun ve sabırlı olun.

Rol model olabilirsiniz, eşinizin size romantik davranmasını istiyorsanız sizde ona romantik davranın.

Şimdi bültenimize özel testimizi uygulayalım bakalım, ben tamamen hayali bir senaryoda olası bazı yanıtları örnek olması açısından verdim.

İlişkinizde size göre olumsuz olan 3 şeyi sıralayınız.

Eşim bana yeterince ilgi göstermiyor.
Arkadaşlarıyla beraber olmayı benle zaman geçirmeye tercih ediyor.
Ev işi yaparken söylenip duruyor.

Öncelikle sokratik sorgulama; yani bu bahsettikleriniz her durumda geçerli mi?

Aslında kafası işle çok meşgul olmadığı zamanlarda, özellikle haftasonları bana ilgi gösteriyor.
Maç varken onu evde tutmanın bir yolu yok, ama onun dışında beni de çağırıyor aslında her sefer, ben gitmiyorum.
Bazen ev işlerini keyifli şekilde yaptığı da oluyor ama çok nadir, özellikle son zamanlarda.

Sıraladığınız olumsuzluklardan sadece bir tanesini değiştirme şansınız olsaydı hangisini seçerdiniz?

Bana daha fazla ilgi göstermesini isterim.

Peki, eşiniz size daha fazla ilgi gösterdiğinde siz nasıl bir insan olacaksınız?

Mutlu, keyifli, huzurlu, anlayışlı ve sabırlı.

Kendinize bir soru soracak olsanız ve bu soruya vereceğiniz yanıt sizi mutlu, keyifli, huzurlu, anlayışlı ve sabırlı yapacak olsa bu ne olurdu?

Beni seviyor mu?
Evet.:)

Peki sizce eşiniz sizi gerçekten seviyor mu?

Evet, yani sanırım öyle. Ama ben sadece daha fazla söylemesini ve göstermesini istiyorum.

Bunu onunla konuştunuz mu?

Evet, aslında konuştuk.

Ne cevap verdi?

Bu aralar kafasının işle çok meşgul olduğunu, arkadaşlarıyla buluşup kafasını dağıttığını, bunun geçici bir dönem olduğunu söyledi.

Ona yardımcı olmayı teklif ettiniz mi?

Evet, ama istemedi, biraz yalnızlık iyi gelebilirmiş.

Bu dönemde eşinize karşı anlayışlı ve sabırlı olup kendinizi mutlu, huzurlu ve keyifli hissedebilir misiniz?

Evet, sanırım ne demek istediğinizi anladım. Ondan beklediğimi bir karşılık göz etmeden ben ona verirsem kendimi iyi hissedeceğimJ.

İnsanların içindeki iyiye inanın ve güvenin. Kimse özellikle sizi kırmak için bir şeyler yapmıyor. İletişiminizi kuvvetlendirin, oturun ve karşılıklı olarak konuşun. Bunu yaparken karşı tarafı suçlamayın ama.

Sen bunu yaptın, bunu söyledinle bir yere varamazsınız. Hislerinizden bahsedin, sen bunu yapınca veya söyleyince, senin niyetin bu değil biliyorum ama ben kendimi kötü hissediyorum deyin bakalım bu seferde ne olacak.

Hissettikleriniz ve yaşadıklarınız her şeyden önce sizinle ilgili, bunu unutmayın lütfen. Karşı taraf hiç farkında olmadan sizin içinizde bazı şeyleri tetikliyor olabilir, bunu ona açık yüreklilikle anlatmadan asla tam olarak bilemeyecek.

Koruma kalkanlarını kaldırın, kabuğu atın ve kalbinizi açın.

Size küçük bir örnek vermek istiyorum.

Hak ediyorsun, zorundasın, yapman gerekiyor, yapılmalı şeklinde sona eren cümleler beni genellikle demotive eder.

Yapabilirsin, istiyorsan yapabilirsin, seçim senin, istersen yapabilirsin şeklinde sona eren ifadeler ise motivasyonumu artırır.

Bunu ben oturup karşımdakine anlatmazsam nerden bilsin?

Sizde hassas olduğunuz konuları, kelimeleri, ifadeleri eşinizle paylaşın.

Hepimizin içinde yüklenmiş olan programlar var aynı bilgisayarlarda olduğu gibi ve çoğu zaman hiç düşünmeden tepkiler veriyor, bir şeyler söylüyoruz, içimizdeki programlar otomatik olarak yanıtlar veriyorlar sadece.

Hal böyle iken karşımızdaki insanın içinde ne tarz programlar çalıştığını bilmeden onları anlamamız da mümkün değil. Bunlara koçlukta meta programlar adını veriyoruz.

En temel meta programlara aşağıda yer verdim.

Prosedür-Seçenek

Prosedürel insanların adımları önceden bellidir, plan dışı gelişmelere canları çok sıkılır.

Seçenekci insanlar ise “şu anda en iyi seçenek ne” diye düşünürler, duyguları ile hareket ederler.

Proaktif-Yansıtan

Proaktif tipler her an harekete geçmeye hazırdırlar.

Yansıtan tipler ise önce yeterince düşünmek isterler.

Yaklaşan-Uzaklaşan

Yaklaşanlar hedef odaklıdır, engelleri görmeme eğilimindedirler.

Uzaklaşanın da hedefi vardır, ama daha çok yoldaki engelleri görür.

Partnerinize birde bu gözle bakın bakalım, meta programları farklı olan insanlar benzer olaylara çok farklı tepkiler verebilirler.

Bunu bilmek bize ne kazandırır?

Her şeyi değiştirebilecek bir bakış açısı kazandırır:

Karşınızdaki her nasıl davranıyor olursa olsun bunu sizi üzmek/kırmak/kızdırmak için yapmıyor, sadece şu an itibarıyla içinde çalışan programlar ona bunun en iyi seçenek olduğunu söylüyor.

İçinizde çalışan meta programların farkına varmak, bunun farkındalığı, diğer insanların da benzer şekilde farklı programlarda çalıştıklarını anlamak, eğer istiyorsanız harika bir başlangıç için yeterlidir.

Unutmayın, her şey değişir, buna meta programlarınız da dahildir.

Önümüzdeki hafta meta programlar ile ilgili daha geniş bilgiler vermeyi planlıyorum.

Perşembe günü oyun teorisi adlı kısa ara bülten ile birlikte olacağız.

Sevgiler.