Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kişisel gelişim kitaplarının yazarı Mert Çuhadaroğlu'nun resmi bloğudur. Daha fazlası için www.mertcuhadaroglu.com adresini ziyaret edebilir, Resmi Facebook Sayfası'nı ve Instagram paylaşımlarını takip edebilirsiniz. Kişisel gelişim ve koçluk hakkında sorularınızı mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine iletebilirsiniz.
12 Ocak 2013 Cumartesi
10 Ocak 2013 Perşembe
14,5. hafta bülteni - ana baba koçluğu ve cesaret
Mezun olduğum Erickson Koçluk Okulunda aylık olarak düzenli toplantılar yapılır, bu ayki toplantının gündeminde Ekim 2012’de Londra’da yapılmış olan Uluslar arası Koçluk Federasyonu Yıllık Toplantısına ilişkin izlenimlerin paylaşılması vardı.
Yapılan sunumların tamamı çok güzel ve etkileyici idi. Ben bu sunumlardan özellikle 2 tanesinin içeriğini sizinle paylaşmak istiyorum.
Bir tanesi ana baba koçluğu ile ilgili ve sonrasında iş hayatına bağlayacağım. Diğeri ise nasıl daha cesaretli olabiliriz konusunu işleyecek ve kendi deneyimimden bildiğim bir konu aslında.
ANA BABA KOÇLUĞU / DIANE STERLING (Aktarımcı : Pelin Asmaz Adalı)
Yaklaşım: Çocuklara ve gençlere en iyi yardım ebeveynden gelir. Bu nedenle ebeveynlere koçluk yaklaşımı kazandırmak önemlidir. Ebeveyn, kendisini çocukları konusunda yetersiz hissederse suçluluk ve utanç duyar.
Çocuklar/Gençler yardım alma ihtiyacını ifade edemediklerinde ters tepki verebilirler.
Onlara şu soruları sorabilirsiniz:
Sana nasıl davranılmasını istersin?
Gelecekte nasıl bir yaşam sürmek istiyorsun?
Çocukların/Gençlerin ortak şikayetleri:
Takdir edildiğimi hissetmiyorum.
Desteklendiğimi hissetmiyorum.
Duyulduğumu / dinlendiğimi hissetmiyorum.
Ebeveynlerimin ilgisini hissetmiyorum.
Ne Yapabiliriz?
Saygı duymak, dinlemek, anlamak, takdir etmek, desteklemek, sorumluluk almasını sağlamak ve belli sınırlar içinde bağımsızlık hissini yaşatmak önemlidir.
Ne yaptıklarından dolayı değil kim olduklarından dolayı gençlere saygı duyun.
“Bu yaptığından dolayı seninle gurur duyuyorum” yerine “bu yaptığından dolayı sana saygı duyuyorum” diyebilirsiniz, bu onunla ilgili bir şeydir (kimlik boyutu), ilki ise daha çok bizden övgü almak adına yapacağı davranışlara dönüşebilir.
Hepimizin içinde büyümeyen bir çocuk olduğuna göre aynı şeyleri hissediyor olabilir miyiz?
Saygı duyulmak, dinlenmek, anlaşılmak, takdir edilmek, yeni şeyler denediğimizde desteklenmek isteriz.
İşyerlerinde bu durum çok sık karşımıza çıkar. Özellikle astlarımızla olan ilişkilerimizde bu konulara dikkat etmek daha iyi bir yönetici olmamızı sağlar.
KIRILGANLIK – SAVUNMASIZLIK – KORUNMASIZLIK
VE CESARET
GÜVENLİK ARALIĞINI SIFIRLAMAK
Dr. Brene Brown (Aktarımcı Dr. Zerrin Başer)
“Kırılgan, savunmasız olmaya cesaret edebilmek herkesle bir bağlantı halinde olduğumuza ve yalnız olmadığımıza güvenmektir.” Dr. Brene Brown
Utanç duyma korkusu, cesaret ve güvenin önündeki en büyük engeldir. İnsanın sadece kendisine odaklanmasına neden olur. Hata yapma özgürlüğünü ortadan kaldırır.
Güvenlik aralığını sıfırlayarak cesaretinizi güçlendirebilirsiniz.
Bunun için,
Mükemmelliyetçi olmayın,
Olana, yaşanana güvenin,
Kesin ve emin olma ihtiyacını terk edin,
Yaratıcılığınızı besleyecek aktivitelerde bulunun,
Karşılaştırma yapmayı terk edin.
Kendinize şu soruyu sorun lütfen:
Utanma duygusunu oluşturan beklentilerim/endişelerim neler?
Ne yaşadıysanız veya ne yaşamaktan korkuyorsanız bunu güvendiğiniz birisiyle paylaşın, veya kendinizle bu konu hakkında konuşun veya bu konu hakkında yazın.
Bundan 3 ay öncesine kadar plaza ortamında çalışan bir bankacıydım. 15 yıllık bir denetim ve finans tecrübem vardı. 4 yıldır ilgilendiğim kişisel gelişim ve koçluk konularını mesleğim haline getirmeye karar vererek kurumsal iş hayatının dışına çıkmayı seçtim. Peki, pek çok insanın düşündüğü ama çok az insanın gerçekleştirdiği bu cesaret dolu adımı nasıl atmıştım.
Bu akşamki toplantıya katıldıktan sonra anladım ki, güvenlik aralığını sıfırlamayı seçmişim.
Beni bekleyen “kesin ve emin” hayatı terk edip kendimi yaşamın kollarına atmışım.
Pişman değilim ve herkese tavsiye ederim.
Unutmayın; yaşam bir hediyedir, her gün yeni bir şeyler öğrenip birileriyle paylaşmaya gayret edin, geçmiş güzeldir, geçmiş güzelse anda kalmak kolaylaşır.
Sevgiler.
7 Ocak 2013 Pazartesi
14. hafta bülteni, kendimizi nasıl değiştireceğiz
12. hafta bülteninde yeni yıl istek
listemizi hazırladık ve bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalinin bize göre yüzde
kaç olduğunu her isteğimiz için ayrı ayrı belirledik (henüz yapmadıysanız 12.
Hafta bültenini okuyup liste yapmak için hala zaman var benceJ)
Her insanın ihtimaller hakkındaki fikri
farklı olabilir, buna saygı duyuyorum. Kimisi Mustafa Denizli gibi %51
ihtimalin yüksek bir ihtimal olduğunu düşünür, kimisi ise %90 gerçekleşme
ihtimalinde bile daha çok isteğinin gerçekleşmeyeceğine odaklanır.
Ben kendi deneyimimim neticesinde %90 ve
üzerindeki ihtimalleri gerçekleşme ihtimali çok yüksek olarak kabul ediyorum.
Anlatımı da buna göre yapacağım, siz isterseniz size daha çok hitap eden farklı
bir yüzde kullanabilirsiniz.
Bir isteğimin bir yıl içinde gerçekleşme
ihtimalini %90 ve üzerinde görüyor isem bu konuda olduğum kişide bir değişiklik
yapmama gerek yok, keyifli bir ruh hali içinde hareket etmem veya sadece
sabırla beklemem zaten bana isteklerimi getirir.
Diğer yandan yeni yıl istek listemde, bir
isteğin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini %90’ın altında belirlediysem,
olduğum kişide bir değişiklik yapmak, isteğimi elde etmemi kolaylaştırır
ve/veya süresini kısaltır.
Gelişim en alttaki hareket basamağından
en üstteki kimlik boyutuna doğru olur. Değişim ise en üstteki kimlik boyutundan
başlayarak en alttaki hareket basamağına doğru olur.
Değişim dediğimizde bu nedenle OL
(kimlik) – YAP (hareket) – SAHİP OL (isteğin gerçekleşsin) daha geçerli olan
formüldür.
Başarının formulü ise basittir: kuvvetli
bir şekilde iste, farkındalık yarat, isteğinle uyumlu inançları oluştur (kimlik
boyutu) ve inancına uygun şekilde hareket et.
İnsanın kendisini değiştirmesi
dediğimde; kendimiz veya hayat hakkındaki bazı düşünce, inanç kalıpları ve
kararların değiştirilmesinden bahsediyorum.
Bu konunun bana göre birkaç tane püf
noktası var. Sırasıyla anlatmaya çalışacağım.
Diyelim ki yeni yıl isteklerinizden bir
tanesi daha sağlıklı bir fiziğe sahip olmak olsun (gerçekleşme ihtimalini %75
olarak belirlemiş olun) ve bunun için diyet ve egzersiz yapmayı düşünüyor olun.
Öncelikle mevcut haliniz için
şükretmekle başlayın, tamam belki biraz kilolusunuz veya göbeğiniz var ama bu
dünyanın sonu değil. Sağlığınız, işiniz, sevgiliniz, maddi durumunuz,
buluşmaktan keyif aldığınız arkadaşlarınız, hobileriniz, yetenekleriniz, artık
her ne aklınıza geliyorsa. Öyle bir alan oluşturun ki; bu pencereden bakınca
her şey biraz daha farklı ve güzel gözüksün.
Daha sonra ilk yapmanız gereken kendinizi iyi hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir program oluşturmak. Eylem adımlarını kendinizi mutlu hissedeceğiniz şekilde planlarsanız işiniz %50 kolaylaşacaktır. Konu ne olursa olsun en öncelikli felsefemiz bu, yapacağımız şeyden en azından belli bir ölçüde keyif alacağız ve kendimizi iyi hissedeceğiz.
Spor salonunda çalışmayı sevmiyorsanız
sadece size öyle söylendiği için spor salonuna gitmeyin. Yürüyüş yapın. Kendinizi
tanıyorsunuz; bir hafta çorba içerek zayıflayacağınıza inanmıyorsanız, veya bu
sizi mutsuz ediyorsa zorlamayın, başka bir diyet programı seçin.
Daha sonra isteğimizle bağlantılı olan
tüm düşünce, karar ve inançlarımızı sıralayacağız. Bu olduğumuz kişiyi
değiştirmek için başlangıç adımı olacak.
Örnek olarak bir danışanımın bu konu ile
ilgili düşünce ve inançlarını sıralıyorum.
Yürüyüş yapmak sağlık için kesinlikle
çok faydalıdır. Ben de yürüyüş yaparak daha güzel bir fiziğe kavuşabilirim,
haftasonlarında buna zaman ayırabiliyorum.
Un, şeker ve tuzdan uzak durmazsam kilo
veremem. Bunlara çok düşkün değilim zaten, diyet programında üç beyazdan uzak
durabilirim.
Diyet sırasında genel olarak alkolden
uzak durmak lazım ancak ara sıra içilen bir kadeh şarabın zararı olmaz.
Geçmişte böyle bir deneyimim olmuştu, haftada 3 kadeh kırmızı şarap içerek
ciddi anlamda kilo vermeyi başarmıştım.
Hem diyet programına hem de egzersiz
programına harfiyen uymak gerekir, yoksa hiçbir anlamı olmaz ve istenilen sonuca
ulaşılamaz (ya hep ya hiç felsefesi). Ben programları sürdürmek konusunda iyi
değilim.
Çocuğum varken sporla ilgilenecek zaman
yaratmak çok zor. Onu ihmal etmiş gibi hissediyorum, beraber spor yapmaktan da
keyif alacağını sanmıyorum. Spor yapmadan sağlıklı bir fiziğe kavuşamam.
Danışanımın inançları arasında iki
tanesi onun isteğinin gerçekleşmesine hizmet etmiyor, diğer bir deyişle işini
zorlaştırıyor. Bunlardan bir tanesi ya hep ya hiç felsefesi. 3. Gün bir dilim
pasta yediğinde veya 2. Gün yürüyüşü aksattığında programı tamamen terk ediyor.
Diğer inancı ise çocukla birlikte
egzersiz yapılmayacağı, onun bundan keyif almayacağı şeklinde. Akşam işten eve
gelince genelde oturarak bazı oyunlar oynuyorlar, satranç, play station veya TV
izlemek gibi.
Bir de durumun aynı kalmasından
kaynaklanan ikincil kazançlarınıza bakın. Mevcut haliniz size nasıl hizmet
ediyor olabilir, örneğin “yemek yersem mutlu olurum, insan istediği şeyi (bir
süre bile olsa) yemezse nasıl mutlu olur” gibi bir düşünceniz var mı?
Danışanım gurme kimliği ile arkadaşları
arasında bayağı popülerdi, kim bir yere yemeğe gidecek olsa açar telefonu ona
sorar, “abi sen bilirsin, en iyi balıkçı/kebapçı hangisidir?”
Danışanım bunu fark edince bir karar anı
gelecek, mevcut kimliğini korumayı veya onu değiştirmeyi seçecek (en azından
bir süre için).
Gurme kimliğini sürdürmesi için illa bir
restorana gittiğinde Mehmet Yaşin gibi her şeyi silip süpürmesi gerekmiyorJ. Bazen diyet programına uygun
bir şeyler yemesi ve çevreyi gözlemlemesi ile de gurmeliğe devam edebilir.
Daha da ötesinde gurmeliği bıraksa ne
olacak ki, yerine başka bir şey bulabilir, seyahat gurmesi olur, insanlar
tatile giderken onu arayıp fikir isterler.
İkincil kazancını fark etmesi ve inançlarının
bir bölümünü değiştirmesi onu arzu ettiği hedefe (isteğinin gerçekleşmesine)
çok daha kolay ulaştıracak.
Nasıl inançlar oluşturursa isteğini daha
kolay gerçekleştirir?
Örnek olsun diye söylüyorum: “Programlara
harfiyen uymama gerek yok, zaman zaman süreçte kesintiler yaşansa, gerilemeler
olsa bile ben hedefimi gözden yitirmedikçe istediğim sonuca ulaşırım.” Diğer
inanç ile ilgili örnek ise, “insan çocuğu olsa bile spora zaman ayırabilir,
aktivitelerin bir kısmını beraber yapmak ilginç bile olabilir hatta.”
Şimdi kendinize sorun bakalım isteğinize
ulaşmanızı kolaylaştıracak olan yeni inançlarınız size ne kadar inandırıcı
geliyor? Eğer bu inançlar sizde “olabilir yahu, neden olmasın” tadında bir
izlenim bırakıyorsa tamam. Eğer yeni oluşturmak istediğiniz inanç size inanılır
gelmiyorsa o zaman bir yada iki ara istasyon oluşturun.
Örnek vereyim, “programlara uysam tabii
ki çok daha iyi olur ama bazen kaçamak yaptığımda daha sonraki günlerde biraz
daha dikkat ederek aradaki farkı kapatabilirim sanırım, programı tamamen
sonlandırmak anlamsız.” Bu nasıl oldu, belki buna daha kolay inanabilirsiniz.
İsteklerimize ulaşmamızı kolaylaştıracak
ve az da olsa inanabileceğimiz yeni inançlarımızı bulduktan sonra onları kuvvetlendirmek
için kanıt toplama sürecine gireceğiz. İsterseniz düşünerek yapın, ben her
zaman yazarak yapılan egzersizlerin daha faydalı olduğunu düşünüyorum.
Kendinize şu soruyu sorun, geçmişte bu
konuda veya buna benzer bir konuda nasıl zaferleriniz, güzel anılarınız var.
Konunun birebir aynı olmasına kesinlikle gerek yok.
Danışanım biraz konsantre olup düşününce
“ya hep ya hiç felsefesi”nin gerçekleşmediği çok güzel bir örnek anlattı.
Normalde sabahları güne ters başladığında bütün bir günün çok ters geçtiğini,
ta ki bir gün suların kesilmesine ve elini yüzünü yıkamadan evden çıkmasına,
ayakkabısının topuğunun çıkmasına, işe geç kalmasına rağmen hayatının en güzel
günlerinden birisini yaşayana kadar. Artık gün nasıl başlarsa başlasın çok
farklı bitebileceğini biliyorum dedi.
Şimdi iki konu aslında özü itibarıyla
bir biri ile aynı. Ters başlayan bir günü hayatınızın en güzel gününe
çevirebileceğiniz gibi ilk gününde pizza yediğiniz ve hiç hareket etmediğiniz
bir egzersiz ve diyet programının da devamını çok farklı kapatabilirsiniz.
Pekala diğer isteğimizle ilgili kanıt
toplama sürecinde bu kez çevremizdeki diğer insanlardan faydalanalım, onlar
aydan gelmediklerine göre onlar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.
Danışanımın sitesinde bir spor salonu var,
o salonda hafta içi akşamları veya haftasonları insanlar çocukları ile beraber
spor yapıyorlar, basketbol, tenis artık çocuğun ilgisini ne çekerse. Onların
yaptıklarını sen niye yapamıyorsun diye sorduğumda aslında bunun mümkün
olabileceğini, çocuk sıkılır diye hiç denemediğini söyledi. Emin olun o da
keyif alacaktır.
Kişinin kendisini değiştirmesi dediğimde
kast ettiğim bu, isteğimizle uyumlu olmayan, isteğimizin gerçekleşmesini
zorlaştıran düşünce ve inançlarımızı tespit edip bunları değiştirmek.
Bunu yapmaya başladığınızda yani
düşüncelerinizi tespit edip bir kısmını değiştirmeyi seçtiğinizde zaten
farkındalık ve algıda seçicilik sayesinde daha önce fark etmediğiniz güzel
sürprizlerle karşılaşacaksınız.
Örneğin birisi gelip size “ya akşamları
çocukları alıp beraber spor yapalım” veya “ilk bir haftasında tamamen
aksattığım diyet programının 4. Haftasında inanılmaz sonuçlara imza attım”
diyecek.
Bir değişiklik yapmaya karar verdiğinizde
iki şey aynı anda olur. Bir yandan yeni isteğinizi elde etmenizi
kolaylaştıracak sürprizlerle karşılaşırsınız diğer yandan da isteğinizin niye
olmayacağına dair iç sesiniz harekete geçer.
Her şeyin aynı kalmasından yana olan
duygusal beynimiz, bizi değişikliğin niye olmaması gerektiği konusunda
korkutmaya başlar. Bu korkuyu tanımak ve onunla nasıl baş edeceğimizi bilmek
işin başka bir püf noktası.
Örnek mi istiyorsunuz, “bu yaştan sonra
spor falan yapılmaz, filanca spor yaparken genç yaşta nasıl gitti” veya
“çocukla spor mu olur, çocuk yorulur dersleri aksar” gibi. Kilo ile ilgili
örnekler de “nereden çıktı şimdi bu diyet işi, sen gurme adamsın, güzel
yemekler olmazsa mutsuz olursun” veya “yeni kıyafet alacak paran var mı, 10 kg verirsen
bu üzerindeki elbiselerin hiç biri sana olmaz” gibi.
Daha detaylı bilgi için Hayatını Seç
isimli kitabımı okuyabilir, o da derman olmazsa mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail
atabilirsiniz.
Zihnimizdeki olumsuz diyalogları ve bu
korkuyu nasıl aşabileceğimiz konusu geniş kapsamlı bir konu ve önümüzdeki hafta
bu konuyu işleyeceğim. Haftaya görüşmek üzere sevgiler.
Önemli not: Düzenli ve tempolu spor
yapmak istiyorsanız özellikle belli bir yaştan sonra bir doktora, diyet yapmak
istiyorsanız bir diyetisyene danışın. Bültende bu konu sadece örnek olarak
işlenmiştir. Danışanım bir diyetisyenden yardım alarak ve kendini tanıyarak kendi
programını oluşturmuştur.
30 Aralık 2012 Pazar
13. hafta bulteni, isteklerimiz nasil gerceklesecek
Merhabalar, 13. Hafta bülteni ile
yılbaşından bir gün önce güzel bir Pazar akşamında karşınızdayım. Bu haftaki
yazımızın konusu “yeni yıl isteklerimizi nasıl gerçekleştireceğiz?”. Bir önceki
yazımda yeni yıl istek listesinin nasıl yapılabileceği üzerinde durmuştuk, eğer
listenizi henüz yapmadıysanız önce bir istek listesi oluşturmanızı tavsiye
ediyorum. Geçen hafta bu konuda yazmıştım. Hızlıca 12. Hafta bültenini
okuyabilirsiniz önce.
Sabah bülteni yazmak için erken uyandım
ve Arzu Yılmaz’ın twitter’da paylaşmış olduğu güzel bir fotoğraf bana ilham
verdi. Aşağıya kopyaladım.
Daha önceki yıllarda istek listeleri
hazırlamış ve isteklerinizi elde edemediğiniz için yeni bir liste yapmak
konusunda motivasyonunuzu yitirmiş olabilirsiniz. Hayattaki en büyük seçimlerden
bir tanesi de bu tip bir durumla karşılaştığımızda vazgeçmek ve yine denemek
arasında verdiğimiz kararlardır. Bir kez daha denemenizi tüm kalbimle
diliyorum.
Konumuza geri dönelim, istediklerimizi
nasıl gerçekleştireceğiz? Ben nasıl yaptığımı/yapacağımı sizlerle paylaşayım,
siz de aklınıza yatarsa yeni yılda uygulayın.
Öncelikle şunu düşünelim, istedikleriniz
gerçekleştiği zaman ne hissedeceksiniz? Büyük ihtimalle; mutluluk, keyif, huzur
gibi değerler ortaya çıkacaktır.
Değerler; koçlukta, bir yada iki kelime
ile ifade edilen bizim özümüzde yer alan pozitif duygulardır. Örnek vermem
gerekirse; özgürlük, paylaşım, adalet, güven, huzur, mutluluk gibi.
Yapmamız gereken isteklerimiz henüz
gerçekleşmeden isteklerimiz gerçekleştiğindeki ruh haline (değerlere) ulaşabilmek.
Bunu yapmanın en iyi yöntemi de yeni
yılda daha çok kendinizi iyi hissettiren, keyif aldığınız, size mutluluk veren
şeylerin peşinden gitmek.
İsteklerinizi elde ettiğinizde olacağını
düşündüğünüz ruh haline, istekleriniz henüz gerçekleşmeden ulaşabilmek; işte isteğinizin
kısa sürede ve kolayca gerçekleşmesini sağlamanın en güzel ve basit yöntemi
budur.
Bir arkadaşımla bu konu üzerinde sohbet
ederken çok absürd bir örnek ortaya çıktı, bunu sizinle paylaşmak istiyorum.
Arkadaşım pek çoğumuzun bir hayalini arzuluyor, bir miktar birikmiş param olsun
bir sahil kasabasına yerleşip hayatıma orada devam edeyim diyor.
Mantıksal algı boyutları dediğimiz bir
uygulama ile onu hayaline taşıdım, bana nasıl bir çevrede olduğunu ve neler
yaptığını anlatmasını istedim. “Sahilde bir restoranda çok lezzetli bir köfte
yiyorum, sonra biraz yürüyüş yapıp bir başka yerde mozaik pasta ve çay keyfi
yapıyorum” diye cevap verdi.
Bunları İstanbulda yapmak sana aynı
lezzeti ve keyfi veriyor mu diye sorduğumda “aslında, evet, yediklerimin
lezzetine bağlı olarak oldukça yakın” diye yanıtladı.
Bol bol köfte ve mozaik pasta yersen
(hayattan keyif alırsan) isteğini elde etme şansını artırırsın dedim ve beni
dövmeden yanından ayrıldımJ
Tanrı/Evren ne isim verirseniz verin
isteklerimizi bir seferde anlar ve bizim bir isteği defalarca tekrarlamamıza
veya sürekli bu isteğimizi düşünmemize gerek yoktur. Asında tek yapmamız
gereken bu isteği elde ettiğimizde sahip olacağımız ruh hali her neyse onu
isteğimiz henüz olmadan yaşayabilmektir.
Koçluk seansları sırasında değerler
üzerinde çalıştığımızda pek çok insanın temel değerlerinin özgürlük, keyif,
mutluluk olduğunu gördüm, bu beni şaşırtmadı.
Diğer yandan; keyif ve mutluluk
hislerine ulaşabileceğimiz o kadar çok enstrüman var ki. Yeni bir eve veya
arabaya sahip olduğumuzda oluşacak mutluluk hissi ile bize gerçekten keyif
vermesi kaydıyla spor yaptığımızda, arkadaşlarımızla güzel bir yemek
yediğimizde ve bolca güldüğümüzde, çocuklarımızla oynadığımızda ve andan
koptuğumuzda oluşan hisler birbiri ile aynı aslında. Çekim yasası açısından
bakacak olursak konuya; titreşimleri yani frekansları birbirine eşit.
Dolayısı ile elinizdeki mevcut sahip
olduklarınızdan bir mutluluk ve keyif buketi yaratıp isteğinizin
gerçekleşmesini hiç düşünmeden isteğinizi elde edebilirsiniz.
İsteğinizin gerçekleştiğini düşünüp
onunla ilgili güzel hayaller kurmak da sizi benzer bir keyif ve mutluluk
alanına taşıyabilir, tabii ki bunu “doğru” şekilde yapmanız kaydıyla.
Burada kitabımdan bir alıntı yapmak
istiyorum konu ile ilgili.
Çok istiyorum dediğimizde bile
aslında çoğu zaman yaptığımız mevcut durumdan şikayet etmek ve/veya isteğimizin
niye olmayacağını düşünmek. Bu çok önemli konuyu bir örnek özelinde anlatırsam daha
kolay anlaşılacağını düşünüyorum. Diyelim ki evinizi değiştirmeye karar
verdiniz.
|
NE İSTİYORUM (1)
|
NİYE OLMAYACAK (2)
|
|
Daha büyük, bahçeli bir ev almak istiyorum.
Kendimi yeni evimde ve
bahçesinde keyif alırken düşünebiliyorum.
Artık bir köpeğimiz var ve
çocuklar bu duruma bayılıyor.
Bahçedeki ağaçların altında
uzun ahşap bir masada yemek yiyoruz.
Arkadaşlarımı çağırıp bir parti
veriyorum.
|
Ev fiyatları sürekli artıyor.
Yeterli paraya asla sahip
olmayacağım.
Konut kredisi faizler uygun
seviyelere gelmeyecek.
İstediğim gibi bir ev olduğunu
düşünmüyorum.
Aile üyelerim bu hayalimi
paylaşmıyor.
|
|
MEVCUT DURUM İÇİN ŞÜKÜR LİSTEM (3)
|
MEVCUT DURUMDAN ŞİKAYETLERİM (4)
|
|
Mevcut evimde yaşamaktan
mutluyum, sadece yeni ve daha büyük bir evde yaşamak çok güzel olur diye
düşünüyorum.
Burada harika komşularım var.
Mahalle esnafı ile sohbet
etmekten keyif alıyorum.
Bu evin güzel bir enerjisi var.
Burada çok eğlenebiliyoruz.
|
Evim eskidi ve ufak tefek
tadilatlar bile beni bunaltıyor.
Kapalı garajımız yok.
Mutfağımız çok ufak.
Çocukların oynayabileceği bir
bahçemiz yok.
|
Eğer isteğinizin gerçekleşmesini
istiyorsanız 1. ve 3. kutulara odaklanmanız ve 2 ile 4. no.lu kutulardan uzak
durmanız lazım, gerçekten istemek bu demek.
İstediğiniz şey ister ev olsun ister yeni bir iş veya ilişki, yukarıda belirtilen formül kesinlikle geçerlidir.
Şimdi geldik işin bir başka can alıcı
kısmına. Hatırlarsanız geçen hafta oluşturduğumuz istek listelerinde bir yıl
içinde gerçekleşme ihtimalini yüzde kaç olarak gördüğünüzü yazmanızı istemiştim
sizden.
Elimde kesin bir istatistik yok
açıkçası, ancak kendi deneyimimden ve yaptığım bazı çalışmalardan yola çıkarak
şunu söyleyebilirim, eğer bir isteğinizin gerçekleşme ihtimalini %90 ve
üzerinde görüyorsanız sahip olduğunuz özelliklerde bir değişiklik yapmanıza
gerek olmadan sonuca gidebilirsiniz.
Eğer bir isteğinizin gerçekleşme
ihtimalini daha düşük olarak görüyorsanız bu durumda olduğunuz kişide bir
değişiklik yapmanız işinizi kesinlikle kolaylaştırır.
Önceki yıllarda yapmış olduğunuz ve gerçekleşmeyen
isteklerinizde buna dikkat etmemiş olabilirsiniz, bazen olduğumuz kişide bir
değişiklik yapmadan isteklerimizi elde etmek güçtür.
Olduğumuz kişi dediğimde, ben fiziksel
özelliklerden değil, kendimize ve dünyaya dair düşünce, inanç ve kararlarımızdan
bahsediyorum.
Her isteğimiz için eğer isteğimizin
gerçekleşme ihtimalini %90’ın altında görüyorsak kendimizde (düşünce ve
inançlarımızda) bir değişiklik yaparak istediğimizi çok daha kolay ve kısa
sürede elde edebiliriz. Bizi sınırlandıran inançlarımızı zaman içerisinde
değiştirebiliriz.
Biz bir düşünceyi veya inancı
değiştirmeyi seçtiğimizde evrenden gelen sinyallerle karşılaşırız. Farkındalık
ve algıda seçicilik sayesinde daha öncesinde fark etmediğimiz ihtimalleri
görmeye başlarız.
Deneyin göreceksiniz, isteklerinize
hizmet etmeyen, sizi sınırlandıran düşünce ve inançlarınızın bir bölümünü
değiştirerek kendinizi değiştirmeyi seçtiğinizde siz de “mucizelerle”
karşılaşacaksınız.
Aynı zamanda her şeyin aynı kalmasından yana olan duygusal beynimizde bizi değişikliğin niye olmaması gerektiği konusunda korkutmaya başlar.
Bu korkuyu nasıl aşabileceğimiz ve genel
olarak olduğumuz kişide değişikliği nasıl yapabileceğimiz konusu biraz geniş
kapsamlı bir konu ve önümüzdeki hafta bu konu üzerinde durmaya başlayacağız.
Ben bu kadar beklemek istemiyorum veya
burada anlatılanları derli toplu elimin altında bulundurmak isteyenler “Hayatını
Seç” isimli kitabımdan bir tane edinebilirler. Hayatınızda yapmak istediğiniz
değişiklikler için farkındalık yaratarak güzel bir başlangıç noktası olabilir.
Satın almadan önce biraz kitabı
karıştırmak istiyorum ve bunu kitapçıda yaptığımda rahatsız oluyorum diyenler
için ise Caddebostan Caribou Cafe’ ye kitabımdan iki tane bıraktımJ.
Haftaya görüşmek üzere, hepinize istekleriniz
gerçekleşsede gerçekleşmesede yaşamdan keyif alacağınız mutlu bir sene
diliyorum.
Bülteni de lütfen küçük bir yılbaşı
hediyesi olarak kabul edin.
Sevgilerimle.
24 Aralık 2012 Pazartesi
12. hafta bülteni - yeni yıl istek listesi nasıl yapılır
Merhabalar, 12. Hafta bülteni ile
karşınızdayım. Yeni yıla tam bir hafta kala yayınlanan bültenimizin konusu
“yeni yıl istek listesi nasıl yapılır?”.
Ben kendi listemi nasıl yaptığımı
paylaşacağım, istek listesi yapmayanlara veya kendi istek listesini başka
yöntemlerle oluşturanlara saygı duyuyorum, bunu baştan belirtmek isterim.
Biraz beyin fırtınası ile başlayalım,
isterseniz cevapları sadece düşünün, isterseniz yazın.
Yaşamınızda şu anda sizi mutlu eden,
heyecanlandıran, gurur duymanızı sağlayan, şükrettiğiniz, keyif aldığınız,
sevdiğiniz neler var?
Hayatınızda olmayan ama yeni yılda hayatınıza
getirmek konusunda kararlı olduğunuz şeyler neler?
Size göre diğer insanlar sizi hangi özelliklerinizden
dolayı seviyorlar, hayatınızın hangi alanlarına gıpta ile bakıyorlar?
Çok sevdiğiniz insanları düşünün, bu
insanların ve/veya yaşantılarının hangi özelliklerinin sizde de olmasını
istersiniz?
Yeni yıla ilişkin örnek istek listemiz
10 maddeden oluşacak, ama bu bir kural değil tabii ki, isteyen 1 maddelik
liste, isteyen 100 maddelik liste hazırlayabilir.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki,
hepimizin hayatında bazen fark etmekte zorlansak bile, bizi mutlu eden şeyler
var, bunların yeni yılda devam edecek olması da başlı başına çok güzeldir.
Bu nedenle istek listemizi oluştururken
sahip olmaktan mutluluk duyduğumuz ve devam etmesini arzu ettiğimiz 2 konu ile
başlamak harika olacaktır.
Benim hayatımda sahip olduğum için
şükrettiğim çok sayıda güzel şeyden iki tanesi aşağıdaki gibi, onları yeni yıl
istek listeme tablodaki gibi kaydediyorum.
|
Evimizin sıcak, huzurlu, güvenli,
keyifli ortamının yeni yılda devam etmesi
|
|
|
Arkadaşlarımla 15 günde bir yaptığımız
neşeli buluşmaların devam etmesi
|
|
Daha sonra bahsetmek istediğim husus ise
denge. İstek listemiz bence maddi ve manevi arzularımızı içermeli, liste sadece
maddi unsurlara yönelik olursa, örneğin sadece ev, araba, para, kariyer
istiyorum dersek manevi kısmı eksik kalır. Benim gözlemim ve buna dayanan şahsi
kanaatim; hayatlarında maddi - manevi unsurları dengeleyebilen kişilerin
mutluluğu yakalama ve sürdürme konusunda daha başarılı oldukları.
Manevi denilince benim anladığım
doğrudan para ile ilgisi olmayan, daha çok kendimizle ilgili alanlar. Örneğin
kendimizi keşfetmek, yaratıcılığımızı kullanmak, birilerine yardımcı olmak,
hayatta bir iz bırakmak, anlamı olan şeyler yapmak gibi.
Diğer yandan; herkesin denge noktası
farklı olacaktır; illa 5 maddi, 5 manevi istek yazacağız diye bir husus yok,
liste en az 2 tane parayla doğrudan ilişkisi olmayan istek içerirse bence
yeterli.
Bu kısma 4 isteğimi daha ilave ediyorum,
ikisi daha çok “manevi” istekler.
|
Kendimi iyi hissettiğim ve hayattan
keyif aldığım anların çok fazla olmasını diliyorum
|
|
|
Yazmaya devam etmeyi ve 2. kitabımın
yaz aylarında yayımlanmasını arzu ediyorum
|
|
|
Temmuz ve Ağustos aylarını ailemle
birlikte Bodrumda geçirmek istiyorum
|
|
|
Yeni yılda sinemada daha çok film
izlemek istiyorum
|
|
6 maddeyi tamamladık bile, kaldı 4 maddeJ Liste yaparken zorlananlar için
güzel bir haberim var, şimdi size bazı sorular yönelteceğim, bu soruların
cevapları üzerinde düşünmek aklınıza yeni istekler getirebilir.
Sizi genel olarak ne mutlu eder? Ne
olursa veya kimlerle olursanız çok ama çok gülersiniz?
Sizi neler heyecanlandırır? Gerçekten
kalbinizi titreten şey ne olabilir, yeni bir aşk mı, yeni bir iş mi, bir çocuk
mu? Yurtdışında bir seyahat mi, müzikle uğraşmak mı?
Nelerle gurur duyarsınız?
Nelere şükredersiniz? Hayatınızda iyi ki
bunlar var dediğiniz şeyler neler, bunlara benzer neler var?
Nelerden keyif alırsınız? Çocukken
nelerden keyif alırdınız, uzun süredir yapmadığınız ancak yapsanız keyif
alacağınızı bildiğiniz aktiviteler neler, bisiklete binmek mi, paten yapmak mı?
Neleri yapmak veya kimlerle beraber
olmak kendinizi iyi hissettirir? Fırsatınız olsa kimle veya kimlerle nasıl bir
tatil yapmak istersiniz?
Yeni yılda yapmaya çok kararlı olduğunuz
neler var?
Ne olursa bunları yapmak için harekete
geçersiniz?
Bir isteğiniz olsa ve bunun
gerçekleşmesi hayatınızın birden fazla alanını olumlu etkilese bu ne olurdu?
Soruları çoğaltmak tabii ki mümkün, ama bu
aşamada bu kadar sorunun yeterli olduğunu düşünüyorum. Sorulardan sonra aklıma
gelen yeni isteklerimi de ilave ettim.
|
Yeni bir eve taşınmak istiyorum, daha
büyük bir eve, çalışma odası olan
|
|
|
Koçluk ve kişisel gelişim konusunda
seminerler vermek istiyorum
|
|
|
Okurlarımdan kitaplarımla ilgili güzel
geri dönüşler almayı arzu ediyorum
|
|
|
Radyoda kişisel gelişimle ilgili
haftalık bir program yapmak istiyorum
|
|
Şimdi listenin bence en önemli aşamasına
geldik, listemizde yer verdiğimiz isteklerimizin bir yıl içerisinde gerçekleşme
ihtimalini yüzde kaç olarak görüyoruz (bu konuda neye inanıyoruz) bunu
yazacağız. Bende öyle yaptım ve örnek olması açısından sizinle paylaşıyorum.
İstemek ve inanmak birbirinden farklı
alanlar, olabildiğince dürüst olmaya çalışın kendinize karşı.
|
Evimizin sıcak, huzurlu, güvenli,
keyifli ortamının yeni yılda devam etmesi
|
%90
|
|
Arkadaşlarımla 15 günde bir yaptığımız
neşeli buluşmaların devam etmesi
|
%90
|
|
Kendimi iyi hissettiğim ve hayattan
keyif aldığım anların çok fazla olmasını diliyorum
|
%85
|
|
Yazmaya devam etmeyi ve 2. kitabımın
yaz aylarında yayımlanmasını arzu ediyorum
|
%80
|
|
Temmuz ve Ağustos aylarını ailemle
birlikte Bodrumda geçirmek istiyorum
|
%80
|
|
Yeni yılda sinemada daha çok film
izlemek istiyorum
|
%85
|
|
Yeni bir eve taşınmak istiyorum, daha
büyük bir eve, çalışma odası olan
|
%70
|
|
Koçluk ve kişisel gelişim konusunda
seminerler vermek istiyorum
|
%75
|
|
Okurlarımdan kitaplarımla ilgili güzel
geri dönüşler almayı arzu ediyorum
|
%95
|
|
Radyoda kişisel gelişimle ilgili
haftalık bir program yapmak istiyorum
|
%75
|
Yüzde kısmının doldurulması çok önemli,
lütfen bunu ihmal etmeyin.
Sorularınız olursa mert.cuhadaroglu@gmail.com
adresine mail atabilirsiniz, hepsini seve seve bildiklerim ölçüsünde
yanıtlarım.
Önümüzdeki hafta yılbaşından bir gün
önce Pazar akşamı yayımlanacak olan bültenimizde “isteklerimizi nasıl
gerçekleştirebileceğimiz” üzerinde duracağız, önümüzdeki haftaya kadar
sağlıcakla kalın, sevgiler.
P.S: Burçin Titizel’in benimle yaşadığı koçluk
deneyimi ile ilgili yazısını http://genisle.blogspot.com/2012/12/mert-cuhadaroglu-ile-kisisel-kocluk.html?spref=tw
adresinden okuyabilirsiniz.
17 Aralık 2012 Pazartesi
11. hafta bülteni
Merhabalar 11. Hafta bülteni ile
karşınızdayım. Bu aralar biraz tembellik yapıyorum açıkçası, sonbahar mevsimi
beni keyifli bir tembelliğe teşvik ediyor. Geçen sene bu zamanlar kurumsal
işimde çalışırken hava ne zaman yağışlı ve soğuk olsa, evde olmayı hayal
ederdim. Güzel bir film veya kitap, yanında da çay veya kahve sıcak bir şeyler
içmek güzel olur diye düşünürdüm. Şimdi bu hayalimi yaşıyorum ve gerçekten çok
güzelmiş.
Hayatınızın sorumluluğunu alıp kendinize liderlik etmeye başladığınızda istediğiniz değişiklikleri daha kolay ve hızlı yapmanın yanı sıra; bence hep aradığınız o ruhsal aydınlanmaya da kavuşursunuz. Bende öyle oldu en azından. Ruhsal aydınlanma dediğimde minik çaplı kişisel bir şeyden bahsediyorum tabii ki, yoksa ben ermedim ve öyle bir amacım ya da hayalim de yok.
Geçen haftanın en çok öne çıkan
konusu tabii ki benim açımdan Cem TV’de Tijen Bolulu’nun sunduğu Hayatın Tadı
Tuzu programına konuk olmaktı, daha önce canlı radyo yayını ve bant çekimi TV
yayını tecrübelerim olmuştu ama bu kez farklı hissettim. Gerçekten canlı olarak
TV’ye çıkmak biraz farklı imiş, bende biraz heyecan yaptı. Tijen Hanımın doğal
ve samimi yaklaşımı işimi kolaylaştırdı. Programı seyredenler beğendiklerini
ifade ettiler, bu da hoşuma gitti doğal olarak.
Yeni yılda yeni yayınlara çıkmayı
da arzu ediyorum, ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti çünkü.
Yılbaşına yaklaştığımız şu
günlerde hepimiz yeni yılla birlikte hayatımızda değişiklikler yapmak
arzusundayız. Koçlukla tanıştıktan sonra büyük ve önemli değişikliklerin ancak
kişinin kendisinde değişiklik yapması ile gerçekleşebileceğini fark ettim ve bu
konudan kitabımda da bahsettim zaten.
Peki, tek bir karar alsak ve bu
bütün hayatımızı iyi yönde etkileme gücüne sahip olsa bu ne olurdu? Ben bu
soruyu kendime yaklaşık olarak 2-3 yıl önce sordum. Cevap, “kendi hayatının
dizginlerini eline al, hayatına liderlik et!” şeklindeydi.
Hayatımı çok kabaca iki ayrı
döneme ayırıyorum. 37 yaşımdan önce bir kurban rolünde yaşadığım hayatım ve 37
yaşımdan sonra hayatıma liderlik yapmaya başladığım dönem. En etkili değişiklik;
hayatıma liderlik etmeyi kabul etmemle başladı.
Peki bu nasıl olacak? Kişinin
kendi hayatının sorumluluğunu ele alması, kendini keşfetmesi, kim olabileceğini
bularak ve o insan olarak dünyaya benzersiz bir katkıda bulunmaya karar vermesi
ile bence liderlik süreci başlıyor. Yalnız sorumluluk almakla kendinizi
suçlamayı birbirine karıştırmayın lütfen. Daha önce yan tarafta otururken şöför
koltuğuna geçince ufak tefek bir iki kaza da olabilir, aldırmayın, herkesin
öğrenme süreci farklı olacaktırJ.
Hayatınızın sorumluluğunu alıp kendinize liderlik etmeye başladığınızda istediğiniz değişiklikleri daha kolay ve hızlı yapmanın yanı sıra; bence hep aradığınız o ruhsal aydınlanmaya da kavuşursunuz. Bende öyle oldu en azından. Ruhsal aydınlanma dediğimde minik çaplı kişisel bir şeyden bahsediyorum tabii ki, yoksa ben ermedim ve öyle bir amacım ya da hayalim de yok.
Bence hayatta daha iyi bir yere
gelmenin tek yolu insanın bir lider gibi davranması ile olur. Hayatınızın
değişmesi için sizin değişmeniz gerekiyor ve bu sürece liderlik edebilecek olan
tek kişi sizsiniz. Başkalarından örneğin bir koçtan yardım ve destek
alabilirsiniz, bu, değişim sürecini daha hızlı ve kolay bir hale getirebilir.
Ama başkalarının size sizin
hayatınız için liderlik yapmasını beklemeyin, bunu siz yapacaksınız.
Özgürlüğün de benim açımdan
tanımı bu şekilde oluşmaya başladı açıkçası. İnsan kendi hayatını kendisi yönetemiyorsa nasıl bir özgürlükten söz
edilebilir ki?
Hepinize mutlu, keyifli,
kendinizi iyi hissedeceğiniz bir hafta dilerim. Sevgiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



