10 Ocak 2013 Perşembe

14,5. hafta bülteni - ana baba koçluğu ve cesaret

Mezun olduğum Erickson Koçluk Okulunda aylık olarak düzenli toplantılar yapılır, bu ayki toplantının gündeminde Ekim 2012’de Londra’da yapılmış olan Uluslar arası Koçluk Federasyonu Yıllık Toplantısına ilişkin izlenimlerin paylaşılması vardı.

Yapılan sunumların tamamı çok güzel ve etkileyici idi. Ben bu sunumlardan özellikle 2 tanesinin içeriğini sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir tanesi ana baba koçluğu ile ilgili ve sonrasında iş hayatına bağlayacağım. Diğeri ise nasıl daha cesaretli olabiliriz konusunu işleyecek ve kendi deneyimimden bildiğim bir konu aslında.

ANA BABA KOÇLUĞU / DIANE STERLING (Aktarımcı : Pelin Asmaz Adalı)

Yaklaşım: Çocuklara ve gençlere en iyi yardım ebeveynden gelir. Bu nedenle ebeveynlere koçluk yaklaşımı kazandırmak önemlidir. Ebeveyn, kendisini çocukları konusunda yetersiz hissederse suçluluk ve utanç duyar.


Çocuklar/Gençler yardım alma ihtiyacını ifade edemediklerinde ters tepki verebilirler.

Onlara şu soruları sorabilirsiniz:

Sana nasıl davranılmasını istersin?
Gelecekte nasıl bir yaşam sürmek istiyorsun?

Çocukların/Gençlerin ortak şikayetleri:

Takdir edildiğimi hissetmiyorum.
Desteklendiğimi hissetmiyorum.
Duyulduğumu / dinlendiğimi hissetmiyorum.
Ebeveynlerimin ilgisini hissetmiyorum.

Ne Yapabiliriz?

Saygı duymak, dinlemek, anlamak, takdir etmek, desteklemek, sorumluluk almasını sağlamak ve belli sınırlar içinde bağımsızlık hissini yaşatmak önemlidir.

Ne yaptıklarından dolayı değil kim olduklarından dolayı gençlere saygı duyun.

“Bu yaptığından dolayı seninle gurur duyuyorum” yerine “bu yaptığından dolayı sana saygı duyuyorum” diyebilirsiniz, bu onunla ilgili bir şeydir (kimlik boyutu), ilki ise daha çok bizden övgü almak adına yapacağı davranışlara dönüşebilir.

Hepimizin içinde büyümeyen bir çocuk olduğuna göre aynı şeyleri hissediyor olabilir miyiz?

Saygı duyulmak, dinlenmek, anlaşılmak, takdir edilmek, yeni şeyler denediğimizde desteklenmek isteriz.

İşyerlerinde bu durum çok sık karşımıza çıkar. Özellikle astlarımızla olan ilişkilerimizde bu konulara dikkat etmek daha iyi bir yönetici olmamızı sağlar.

KIRILGANLIK – SAVUNMASIZLIK – KORUNMASIZLIK
VE CESARET

GÜVENLİK ARALIĞINI SIFIRLAMAK

Dr. Brene Brown (Aktarımcı Dr. Zerrin Başer)

“Kırılgan, savunmasız olmaya cesaret edebilmek herkesle bir bağlantı halinde olduğumuza ve yalnız olmadığımıza güvenmektir.” Dr. Brene Brown

Utanç duyma korkusu, cesaret ve güvenin önündeki en büyük engeldir. İnsanın sadece kendisine odaklanmasına neden olur. Hata yapma özgürlüğünü ortadan kaldırır.

Güvenlik aralığını sıfırlayarak cesaretinizi güçlendirebilirsiniz.

Bunun için,

Mükemmelliyetçi olmayın,
Olana, yaşanana güvenin,
Kesin ve emin olma ihtiyacını terk edin,
Yaratıcılığınızı besleyecek aktivitelerde bulunun,
Karşılaştırma yapmayı terk edin.

Kendinize şu soruyu sorun lütfen:

Utanma duygusunu oluşturan beklentilerim/endişelerim neler?

Ne yaşadıysanız veya ne yaşamaktan korkuyorsanız bunu güvendiğiniz birisiyle paylaşın, veya kendinizle bu konu hakkında konuşun veya bu konu hakkında yazın.

Bundan 3 ay öncesine kadar plaza ortamında çalışan bir bankacıydım. 15 yıllık bir denetim ve finans tecrübem vardı. 4 yıldır ilgilendiğim kişisel gelişim ve koçluk konularını mesleğim haline getirmeye karar vererek kurumsal iş hayatının dışına çıkmayı seçtim. Peki, pek çok insanın düşündüğü ama çok az insanın gerçekleştirdiği bu cesaret dolu adımı nasıl atmıştım.

Bu akşamki toplantıya katıldıktan sonra anladım ki, güvenlik aralığını sıfırlamayı seçmişim.

Beni bekleyen “kesin ve emin” hayatı terk edip kendimi yaşamın kollarına atmışım.

Pişman değilim ve herkese tavsiye ederim.

Unutmayın; yaşam bir hediyedir, her gün yeni bir şeyler öğrenip birileriyle paylaşmaya gayret edin, geçmiş güzeldir, geçmiş güzelse anda kalmak kolaylaşır.

Sevgiler.

7 Ocak 2013 Pazartesi

14. hafta bülteni, kendimizi nasıl değiştireceğiz


12. hafta bülteninde yeni yıl istek listemizi hazırladık ve bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalinin bize göre yüzde kaç olduğunu her isteğimiz için ayrı ayrı belirledik (henüz yapmadıysanız 12. Hafta bültenini okuyup liste yapmak için hala zaman var benceJ)

Her insanın ihtimaller hakkındaki fikri farklı olabilir, buna saygı duyuyorum. Kimisi Mustafa Denizli gibi %51 ihtimalin yüksek bir ihtimal olduğunu düşünür, kimisi ise %90 gerçekleşme ihtimalinde bile daha çok isteğinin gerçekleşmeyeceğine odaklanır.

Ben kendi deneyimimim neticesinde %90 ve üzerindeki ihtimalleri gerçekleşme ihtimali çok yüksek olarak kabul ediyorum. Anlatımı da buna göre yapacağım, siz isterseniz size daha çok hitap eden farklı bir yüzde kullanabilirsiniz.

Bir isteğimin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini %90 ve üzerinde görüyor isem bu konuda olduğum kişide bir değişiklik yapmama gerek yok, keyifli bir ruh hali içinde hareket etmem veya sadece sabırla beklemem zaten bana isteklerimi getirir.

Diğer yandan yeni yıl istek listemde, bir isteğin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini %90’ın altında belirlediysem, olduğum kişide bir değişiklik yapmak, isteğimi elde etmemi kolaylaştırır ve/veya süresini kısaltır.

Gelişim en alttaki hareket basamağından en üstteki kimlik boyutuna doğru olur. Değişim ise en üstteki kimlik boyutundan başlayarak en alttaki hareket basamağına doğru olur.

Değişim dediğimizde bu nedenle OL (kimlik) – YAP (hareket) – SAHİP OL (isteğin gerçekleşsin) daha geçerli olan formüldür.

Başarının formulü ise basittir: kuvvetli bir şekilde iste, farkındalık yarat, isteğinle uyumlu inançları oluştur (kimlik boyutu) ve inancına uygun şekilde hareket et.

İnsanın kendisini değiştirmesi dediğimde; kendimiz veya hayat hakkındaki bazı düşünce, inanç kalıpları ve kararların değiştirilmesinden bahsediyorum.

Bu konunun bana göre birkaç tane püf noktası var. Sırasıyla anlatmaya çalışacağım.

Diyelim ki yeni yıl isteklerinizden bir tanesi daha sağlıklı bir fiziğe sahip olmak olsun (gerçekleşme ihtimalini %75 olarak belirlemiş olun) ve bunun için diyet ve egzersiz yapmayı düşünüyor olun.

Öncelikle mevcut haliniz için şükretmekle başlayın, tamam belki biraz kilolusunuz veya göbeğiniz var ama bu dünyanın sonu değil. Sağlığınız, işiniz, sevgiliniz, maddi durumunuz, buluşmaktan keyif aldığınız arkadaşlarınız, hobileriniz, yetenekleriniz, artık her ne aklınıza geliyorsa. Öyle bir alan oluşturun ki; bu pencereden bakınca her şey biraz daha farklı ve güzel gözüksün.

Daha sonra ilk yapmanız gereken kendinizi iyi hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir program oluşturmak. Eylem adımlarını kendinizi mutlu hissedeceğiniz şekilde planlarsanız işiniz %50 kolaylaşacaktır. Konu ne olursa olsun en öncelikli felsefemiz bu, yapacağımız şeyden en azından belli bir ölçüde keyif alacağız ve kendimizi iyi hissedeceğiz.

Spor salonunda çalışmayı sevmiyorsanız sadece size öyle söylendiği için spor salonuna gitmeyin. Yürüyüş yapın. Kendinizi tanıyorsunuz; bir hafta çorba içerek zayıflayacağınıza inanmıyorsanız, veya bu sizi mutsuz ediyorsa zorlamayın, başka bir diyet programı seçin.

Daha sonra isteğimizle bağlantılı olan tüm düşünce, karar ve inançlarımızı sıralayacağız. Bu olduğumuz kişiyi değiştirmek için başlangıç adımı olacak.

Örnek olarak bir danışanımın bu konu ile ilgili düşünce ve inançlarını sıralıyorum.

Yürüyüş yapmak sağlık için kesinlikle çok faydalıdır. Ben de yürüyüş yaparak daha güzel bir fiziğe kavuşabilirim, haftasonlarında buna zaman ayırabiliyorum.

Un, şeker ve tuzdan uzak durmazsam kilo veremem. Bunlara çok düşkün değilim zaten, diyet programında üç beyazdan uzak durabilirim.

Diyet sırasında genel olarak alkolden uzak durmak lazım ancak ara sıra içilen bir kadeh şarabın zararı olmaz. Geçmişte böyle bir deneyimim olmuştu, haftada 3 kadeh kırmızı şarap içerek ciddi anlamda kilo vermeyi başarmıştım.

Hem diyet programına hem de egzersiz programına harfiyen uymak gerekir, yoksa hiçbir anlamı olmaz ve istenilen sonuca ulaşılamaz (ya hep ya hiç felsefesi). Ben programları sürdürmek konusunda iyi değilim.

Çocuğum varken sporla ilgilenecek zaman yaratmak çok zor. Onu ihmal etmiş gibi hissediyorum, beraber spor yapmaktan da keyif alacağını sanmıyorum. Spor yapmadan sağlıklı bir fiziğe kavuşamam.

Danışanımın inançları arasında iki tanesi onun isteğinin gerçekleşmesine hizmet etmiyor, diğer bir deyişle işini zorlaştırıyor. Bunlardan bir tanesi ya hep ya hiç felsefesi. 3. Gün bir dilim pasta yediğinde veya 2. Gün yürüyüşü aksattığında programı tamamen terk ediyor.

Diğer inancı ise çocukla birlikte egzersiz yapılmayacağı, onun bundan keyif almayacağı şeklinde. Akşam işten eve gelince genelde oturarak bazı oyunlar oynuyorlar, satranç, play station veya TV izlemek gibi.

Bir de durumun aynı kalmasından kaynaklanan ikincil kazançlarınıza bakın. Mevcut haliniz size nasıl hizmet ediyor olabilir, örneğin “yemek yersem mutlu olurum, insan istediği şeyi (bir süre bile olsa) yemezse nasıl mutlu olur” gibi bir düşünceniz var mı?

Danışanım gurme kimliği ile arkadaşları arasında bayağı popülerdi, kim bir yere yemeğe gidecek olsa açar telefonu ona sorar, “abi sen bilirsin, en iyi balıkçı/kebapçı hangisidir?”

Danışanım bunu fark edince bir karar anı gelecek, mevcut kimliğini korumayı veya onu değiştirmeyi seçecek (en azından bir süre için).

Gurme kimliğini sürdürmesi için illa bir restorana gittiğinde Mehmet Yaşin gibi her şeyi silip süpürmesi gerekmiyorJ. Bazen diyet programına uygun bir şeyler yemesi ve çevreyi gözlemlemesi ile de gurmeliğe devam edebilir.

Daha da ötesinde gurmeliği bıraksa ne olacak ki, yerine başka bir şey bulabilir, seyahat gurmesi olur, insanlar tatile giderken onu arayıp fikir isterler.

İkincil kazancını fark etmesi ve inançlarının bir bölümünü değiştirmesi onu arzu ettiği hedefe (isteğinin gerçekleşmesine) çok daha kolay ulaştıracak.

Nasıl inançlar oluşturursa isteğini daha kolay gerçekleştirir?

Örnek olsun diye söylüyorum: “Programlara harfiyen uymama gerek yok, zaman zaman süreçte kesintiler yaşansa, gerilemeler olsa bile ben hedefimi gözden yitirmedikçe istediğim sonuca ulaşırım.” Diğer inanç ile ilgili örnek ise, “insan çocuğu olsa bile spora zaman ayırabilir, aktivitelerin bir kısmını beraber yapmak ilginç bile olabilir hatta.”

Şimdi kendinize sorun bakalım isteğinize ulaşmanızı kolaylaştıracak olan yeni inançlarınız size ne kadar inandırıcı geliyor? Eğer bu inançlar sizde “olabilir yahu, neden olmasın” tadında bir izlenim bırakıyorsa tamam. Eğer yeni oluşturmak istediğiniz inanç size inanılır gelmiyorsa o zaman bir yada iki ara istasyon oluşturun.

Örnek vereyim, “programlara uysam tabii ki çok daha iyi olur ama bazen kaçamak yaptığımda daha sonraki günlerde biraz daha dikkat ederek aradaki farkı kapatabilirim sanırım, programı tamamen sonlandırmak anlamsız.” Bu nasıl oldu, belki buna daha kolay inanabilirsiniz.

İsteklerimize ulaşmamızı kolaylaştıracak ve az da olsa inanabileceğimiz yeni inançlarımızı bulduktan sonra onları kuvvetlendirmek için kanıt toplama sürecine gireceğiz. İsterseniz düşünerek yapın, ben her zaman yazarak yapılan egzersizlerin daha faydalı olduğunu düşünüyorum.

Kendinize şu soruyu sorun, geçmişte bu konuda veya buna benzer bir konuda nasıl zaferleriniz, güzel anılarınız var. Konunun birebir aynı olmasına kesinlikle gerek yok.

Danışanım biraz konsantre olup düşününce “ya hep ya hiç felsefesi”nin gerçekleşmediği çok güzel bir örnek anlattı. Normalde sabahları güne ters başladığında bütün bir günün çok ters geçtiğini, ta ki bir gün suların kesilmesine ve elini yüzünü yıkamadan evden çıkmasına, ayakkabısının topuğunun çıkmasına, işe geç kalmasına rağmen hayatının en güzel günlerinden birisini yaşayana kadar. Artık gün nasıl başlarsa başlasın çok farklı bitebileceğini biliyorum dedi.

Şimdi iki konu aslında özü itibarıyla bir biri ile aynı. Ters başlayan bir günü hayatınızın en güzel gününe çevirebileceğiniz gibi ilk gününde pizza yediğiniz ve hiç hareket etmediğiniz bir egzersiz ve diyet programının da devamını çok farklı kapatabilirsiniz.

Pekala diğer isteğimizle ilgili kanıt toplama sürecinde bu kez çevremizdeki diğer insanlardan faydalanalım, onlar aydan gelmediklerine göre onlar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.

Danışanımın sitesinde bir spor salonu var, o salonda hafta içi akşamları veya haftasonları insanlar çocukları ile beraber spor yapıyorlar, basketbol, tenis artık çocuğun ilgisini ne çekerse. Onların yaptıklarını sen niye yapamıyorsun diye sorduğumda aslında bunun mümkün olabileceğini, çocuk sıkılır diye hiç denemediğini söyledi. Emin olun o da keyif alacaktır.

Kişinin kendisini değiştirmesi dediğimde kast ettiğim bu, isteğimizle uyumlu olmayan, isteğimizin gerçekleşmesini zorlaştıran düşünce ve inançlarımızı tespit edip bunları değiştirmek.

Bunu yapmaya başladığınızda yani düşüncelerinizi tespit edip bir kısmını değiştirmeyi seçtiğinizde zaten farkındalık ve algıda seçicilik sayesinde daha önce fark etmediğiniz güzel sürprizlerle karşılaşacaksınız.

Örneğin birisi gelip size “ya akşamları çocukları alıp beraber spor yapalım” veya “ilk bir haftasında tamamen aksattığım diyet programının 4. Haftasında inanılmaz sonuçlara imza attım” diyecek.

Bir değişiklik yapmaya karar verdiğinizde iki şey aynı anda olur. Bir yandan yeni isteğinizi elde etmenizi kolaylaştıracak sürprizlerle karşılaşırsınız diğer yandan da isteğinizin niye olmayacağına dair iç sesiniz harekete geçer.

Her şeyin aynı kalmasından yana olan duygusal beynimiz, bizi değişikliğin niye olmaması gerektiği konusunda korkutmaya başlar. Bu korkuyu tanımak ve onunla nasıl baş edeceğimizi bilmek işin başka bir püf noktası.

Örnek mi istiyorsunuz, “bu yaştan sonra spor falan yapılmaz, filanca spor yaparken genç yaşta nasıl gitti” veya “çocukla spor mu olur, çocuk yorulur dersleri aksar” gibi. Kilo ile ilgili örnekler de “nereden çıktı şimdi bu diyet işi, sen gurme adamsın, güzel yemekler olmazsa mutsuz olursun” veya “yeni kıyafet alacak paran var mı, 10 kg verirsen bu üzerindeki elbiselerin hiç biri sana olmaz” gibi.

Daha detaylı bilgi için Hayatını Seç isimli kitabımı okuyabilir, o da derman olmazsa mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Zihnimizdeki olumsuz diyalogları ve bu korkuyu nasıl aşabileceğimiz konusu geniş kapsamlı bir konu ve önümüzdeki hafta bu konuyu işleyeceğim. Haftaya görüşmek üzere sevgiler.

Önemli not: Düzenli ve tempolu spor yapmak istiyorsanız özellikle belli bir yaştan sonra bir doktora, diyet yapmak istiyorsanız bir diyetisyene danışın. Bültende bu konu sadece örnek olarak işlenmiştir. Danışanım bir diyetisyenden yardım alarak ve kendini tanıyarak kendi programını oluşturmuştur.

30 Aralık 2012 Pazar

13. hafta bulteni, isteklerimiz nasil gerceklesecek


Merhabalar, 13. Hafta bülteni ile yılbaşından bir gün önce güzel bir Pazar akşamında karşınızdayım. Bu haftaki yazımızın konusu “yeni yıl isteklerimizi nasıl gerçekleştireceğiz?”. Bir önceki yazımda yeni yıl istek listesinin nasıl yapılabileceği üzerinde durmuştuk, eğer listenizi henüz yapmadıysanız önce bir istek listesi oluşturmanızı tavsiye ediyorum. Geçen hafta bu konuda yazmıştım. Hızlıca 12. Hafta bültenini okuyabilirsiniz önce.

Sabah bülteni yazmak için erken uyandım ve Arzu Yılmaz’ın twitter’da paylaşmış olduğu güzel bir fotoğraf bana ilham verdi. Aşağıya kopyaladım.

 

Daha önceki yıllarda istek listeleri hazırlamış ve isteklerinizi elde edemediğiniz için yeni bir liste yapmak konusunda motivasyonunuzu yitirmiş olabilirsiniz. Hayattaki en büyük seçimlerden bir tanesi de bu tip bir durumla karşılaştığımızda vazgeçmek ve yine denemek arasında verdiğimiz kararlardır. Bir kez daha denemenizi tüm kalbimle diliyorum.

Konumuza geri dönelim, istediklerimizi nasıl gerçekleştireceğiz? Ben nasıl yaptığımı/yapacağımı sizlerle paylaşayım, siz de aklınıza yatarsa yeni yılda uygulayın.

Öncelikle şunu düşünelim, istedikleriniz gerçekleştiği zaman ne hissedeceksiniz? Büyük ihtimalle; mutluluk, keyif, huzur gibi değerler ortaya çıkacaktır.

Değerler; koçlukta, bir yada iki kelime ile ifade edilen bizim özümüzde yer alan pozitif duygulardır. Örnek vermem gerekirse; özgürlük, paylaşım, adalet, güven, huzur, mutluluk gibi.

Yapmamız gereken isteklerimiz henüz gerçekleşmeden isteklerimiz gerçekleştiğindeki ruh haline (değerlere) ulaşabilmek.

Bunu yapmanın en iyi yöntemi de yeni yılda daha çok kendinizi iyi hissettiren, keyif aldığınız, size mutluluk veren şeylerin peşinden gitmek.

İsteklerinizi elde ettiğinizde olacağını düşündüğünüz ruh haline, istekleriniz henüz gerçekleşmeden ulaşabilmek; işte isteğinizin kısa sürede ve kolayca gerçekleşmesini sağlamanın en güzel ve basit yöntemi budur.

Bir arkadaşımla bu konu üzerinde sohbet ederken çok absürd bir örnek ortaya çıktı, bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Arkadaşım pek çoğumuzun bir hayalini arzuluyor, bir miktar birikmiş param olsun bir sahil kasabasına yerleşip hayatıma orada devam edeyim diyor.

Mantıksal algı boyutları dediğimiz bir uygulama ile onu hayaline taşıdım, bana nasıl bir çevrede olduğunu ve neler yaptığını anlatmasını istedim. “Sahilde bir restoranda çok lezzetli bir köfte yiyorum, sonra biraz yürüyüş yapıp bir başka yerde mozaik pasta ve çay keyfi yapıyorum” diye cevap verdi.

Bunları İstanbulda yapmak sana aynı lezzeti ve keyfi veriyor mu diye sorduğumda “aslında, evet, yediklerimin lezzetine bağlı olarak oldukça yakın” diye yanıtladı.

Bol bol köfte ve mozaik pasta yersen (hayattan keyif alırsan) isteğini elde etme şansını artırırsın dedim ve beni dövmeden yanından ayrıldımJ

Tanrı/Evren ne isim verirseniz verin isteklerimizi bir seferde anlar ve bizim bir isteği defalarca tekrarlamamıza veya sürekli bu isteğimizi düşünmemize gerek yoktur. Asında tek yapmamız gereken bu isteği elde ettiğimizde sahip olacağımız ruh hali her neyse onu isteğimiz henüz olmadan yaşayabilmektir.

Koçluk seansları sırasında değerler üzerinde çalıştığımızda pek çok insanın temel değerlerinin özgürlük, keyif, mutluluk olduğunu gördüm, bu beni şaşırtmadı.

Diğer yandan; keyif ve mutluluk hislerine ulaşabileceğimiz o kadar çok enstrüman var ki. Yeni bir eve veya arabaya sahip olduğumuzda oluşacak mutluluk hissi ile bize gerçekten keyif vermesi kaydıyla spor yaptığımızda, arkadaşlarımızla güzel bir yemek yediğimizde ve bolca güldüğümüzde, çocuklarımızla oynadığımızda ve andan koptuğumuzda oluşan hisler birbiri ile aynı aslında. Çekim yasası açısından bakacak olursak konuya; titreşimleri yani frekansları birbirine eşit.

Dolayısı ile elinizdeki mevcut sahip olduklarınızdan bir mutluluk ve keyif buketi yaratıp isteğinizin gerçekleşmesini hiç düşünmeden isteğinizi elde edebilirsiniz.

İsteğinizin gerçekleştiğini düşünüp onunla ilgili güzel hayaller kurmak da sizi benzer bir keyif ve mutluluk alanına taşıyabilir, tabii ki bunu “doğru” şekilde yapmanız kaydıyla.

Burada kitabımdan bir alıntı yapmak istiyorum konu ile ilgili.

Çok istiyorum dediğimizde bile aslında çoğu zaman yaptığımız mevcut durumdan şikayet etmek ve/veya isteğimizin niye olmayacağını düşünmek. Bu çok önemli konuyu bir örnek özelinde anlatırsam daha kolay anlaşılacağını düşünüyorum. Diyelim ki evinizi değiştirmeye karar verdiniz.

NE İSTİYORUM (1)
NİYE OLMAYACAK (2)
Daha büyük, bahçeli bir ev  almak istiyorum.
Kendimi yeni evimde ve bahçesinde keyif alırken düşünebiliyorum.
Artık bir köpeğimiz var ve çocuklar bu duruma bayılıyor.
Bahçedeki ağaçların altında uzun ahşap bir masada yemek yiyoruz.
Arkadaşlarımı çağırıp bir parti veriyorum.
Ev fiyatları sürekli artıyor.
Yeterli paraya asla sahip olmayacağım.
Konut kredisi faizler uygun seviyelere gelmeyecek.
İstediğim gibi bir ev olduğunu düşünmüyorum.
Aile üyelerim bu hayalimi paylaşmıyor.
MEVCUT DURUM İÇİN ŞÜKÜR LİSTEM (3)
MEVCUT DURUMDAN ŞİKAYETLERİM (4)
Mevcut evimde yaşamaktan mutluyum, sadece yeni ve daha büyük bir evde yaşamak çok güzel olur diye düşünüyorum.
Burada harika komşularım var.
Mahalle esnafı ile sohbet etmekten keyif alıyorum.
Bu evin güzel bir enerjisi var.
Burada çok eğlenebiliyoruz.
Evim eskidi ve ufak tefek tadilatlar bile beni bunaltıyor.
Kapalı garajımız yok.
Mutfağımız çok ufak.
Çocukların oynayabileceği bir bahçemiz yok.
 

Eğer isteğinizin gerçekleşmesini istiyorsanız 1. ve 3. kutulara odaklanmanız ve 2 ile 4. no.lu kutulardan uzak durmanız lazım, gerçekten istemek bu demek.

İstediğiniz şey ister ev olsun ister yeni bir iş veya ilişki, yukarıda belirtilen formül kesinlikle geçerlidir.

Şimdi geldik işin bir başka can alıcı kısmına. Hatırlarsanız geçen hafta oluşturduğumuz istek listelerinde bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini yüzde kaç olarak gördüğünüzü yazmanızı istemiştim sizden.

Elimde kesin bir istatistik yok açıkçası, ancak kendi deneyimimden ve yaptığım bazı çalışmalardan yola çıkarak şunu söyleyebilirim, eğer bir isteğinizin gerçekleşme ihtimalini %90 ve üzerinde görüyorsanız sahip olduğunuz özelliklerde bir değişiklik yapmanıza gerek olmadan sonuca gidebilirsiniz.

Eğer bir isteğinizin gerçekleşme ihtimalini daha düşük olarak görüyorsanız bu durumda olduğunuz kişide bir değişiklik yapmanız işinizi kesinlikle kolaylaştırır.

Önceki yıllarda yapmış olduğunuz ve gerçekleşmeyen isteklerinizde buna dikkat etmemiş olabilirsiniz, bazen olduğumuz kişide bir değişiklik yapmadan isteklerimizi elde etmek güçtür.

Olduğumuz kişi dediğimde, ben fiziksel özelliklerden değil, kendimize ve dünyaya dair düşünce, inanç ve kararlarımızdan bahsediyorum.

Her isteğimiz için eğer isteğimizin gerçekleşme ihtimalini %90’ın altında görüyorsak kendimizde (düşünce ve inançlarımızda) bir değişiklik yaparak istediğimizi çok daha kolay ve kısa sürede elde edebiliriz. Bizi sınırlandıran inançlarımızı zaman içerisinde değiştirebiliriz.

Biz bir düşünceyi veya inancı değiştirmeyi seçtiğimizde evrenden gelen sinyallerle karşılaşırız. Farkındalık ve algıda seçicilik sayesinde daha öncesinde fark etmediğimiz ihtimalleri görmeye başlarız.

Deneyin göreceksiniz, isteklerinize hizmet etmeyen, sizi sınırlandıran düşünce ve inançlarınızın bir bölümünü değiştirerek kendinizi değiştirmeyi seçtiğinizde siz de “mucizelerle” karşılaşacaksınız.

Aynı zamanda her şeyin aynı kalmasından yana olan duygusal beynimizde bizi değişikliğin niye olmaması gerektiği konusunda korkutmaya başlar.

Bu korkuyu nasıl aşabileceğimiz ve genel olarak olduğumuz kişide değişikliği nasıl yapabileceğimiz konusu biraz geniş kapsamlı bir konu ve önümüzdeki hafta bu konu üzerinde durmaya başlayacağız.

Ben bu kadar beklemek istemiyorum veya burada anlatılanları derli toplu elimin altında bulundurmak isteyenler “Hayatını Seç” isimli kitabımdan bir tane edinebilirler. Hayatınızda yapmak istediğiniz değişiklikler için farkındalık yaratarak güzel bir başlangıç noktası olabilir.

Satın almadan önce biraz kitabı karıştırmak istiyorum ve bunu kitapçıda yaptığımda rahatsız oluyorum diyenler için ise Caddebostan Caribou Cafe’ ye kitabımdan iki tane bıraktımJ.

Haftaya görüşmek üzere, hepinize istekleriniz gerçekleşsede gerçekleşmesede yaşamdan keyif alacağınız mutlu bir sene diliyorum.

Bülteni de lütfen küçük bir yılbaşı hediyesi olarak kabul edin.

Sevgilerimle.

 

24 Aralık 2012 Pazartesi

12. hafta bülteni - yeni yıl istek listesi nasıl yapılır


Merhabalar, 12. Hafta bülteni ile karşınızdayım. Yeni yıla tam bir hafta kala yayınlanan bültenimizin konusu “yeni yıl istek listesi nasıl yapılır?”.

Ben kendi listemi nasıl yaptığımı paylaşacağım, istek listesi yapmayanlara veya kendi istek listesini başka yöntemlerle oluşturanlara saygı duyuyorum, bunu baştan belirtmek isterim.

Biraz beyin fırtınası ile başlayalım, isterseniz cevapları sadece düşünün, isterseniz yazın.



Yaşamınızda şu anda sizi mutlu eden, heyecanlandıran, gurur duymanızı sağlayan, şükrettiğiniz, keyif aldığınız, sevdiğiniz neler var?

Hayatınızda olmayan ama yeni yılda hayatınıza getirmek konusunda kararlı olduğunuz şeyler neler?

Size göre diğer insanlar sizi hangi özelliklerinizden dolayı seviyorlar, hayatınızın hangi alanlarına gıpta ile bakıyorlar?

Çok sevdiğiniz insanları düşünün, bu insanların ve/veya yaşantılarının hangi özelliklerinin sizde de olmasını istersiniz?

Yeni yıla ilişkin örnek istek listemiz 10 maddeden oluşacak, ama bu bir kural değil tabii ki, isteyen 1 maddelik liste, isteyen 100 maddelik liste hazırlayabilir.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, hepimizin hayatında bazen fark etmekte zorlansak bile, bizi mutlu eden şeyler var, bunların yeni yılda devam edecek olması da başlı başına çok güzeldir.

Bu nedenle istek listemizi oluştururken sahip olmaktan mutluluk duyduğumuz ve devam etmesini arzu ettiğimiz 2 konu ile başlamak harika olacaktır.

Benim hayatımda sahip olduğum için şükrettiğim çok sayıda güzel şeyden iki tanesi aşağıdaki gibi, onları yeni yıl istek listeme tablodaki gibi kaydediyorum.

Evimizin sıcak, huzurlu, güvenli, keyifli ortamının yeni yılda devam etmesi
 
Arkadaşlarımla 15 günde bir yaptığımız neşeli buluşmaların devam etmesi
 

Daha sonra bahsetmek istediğim husus ise denge. İstek listemiz bence maddi ve manevi arzularımızı içermeli, liste sadece maddi unsurlara yönelik olursa, örneğin sadece ev, araba, para, kariyer istiyorum dersek manevi kısmı eksik kalır. Benim gözlemim ve buna dayanan şahsi kanaatim; hayatlarında maddi - manevi unsurları dengeleyebilen kişilerin mutluluğu yakalama ve sürdürme konusunda daha başarılı oldukları.

Manevi denilince benim anladığım doğrudan para ile ilgisi olmayan, daha çok kendimizle ilgili alanlar. Örneğin kendimizi keşfetmek, yaratıcılığımızı kullanmak, birilerine yardımcı olmak, hayatta bir iz bırakmak, anlamı olan şeyler yapmak gibi.

Diğer yandan; herkesin denge noktası farklı olacaktır; illa 5 maddi, 5 manevi istek yazacağız diye bir husus yok, liste en az 2 tane parayla doğrudan ilişkisi olmayan istek içerirse bence yeterli.

Bu kısma 4 isteğimi daha ilave ediyorum, ikisi daha çok “manevi” istekler.

Kendimi iyi hissettiğim ve hayattan keyif aldığım anların çok fazla olmasını diliyorum
 
Yazmaya devam etmeyi ve 2. kitabımın yaz aylarında yayımlanmasını arzu ediyorum
 
Temmuz ve Ağustos aylarını ailemle birlikte Bodrumda geçirmek istiyorum
 
Yeni yılda sinemada daha çok film izlemek istiyorum
 

6 maddeyi tamamladık bile, kaldı 4 maddeJ Liste yaparken zorlananlar için güzel bir haberim var, şimdi size bazı sorular yönelteceğim, bu soruların cevapları üzerinde düşünmek aklınıza yeni istekler getirebilir.

Sizi genel olarak ne mutlu eder? Ne olursa veya kimlerle olursanız çok ama çok gülersiniz?

Sizi neler heyecanlandırır? Gerçekten kalbinizi titreten şey ne olabilir, yeni bir aşk mı, yeni bir iş mi, bir çocuk mu? Yurtdışında bir seyahat mi, müzikle uğraşmak mı?

Nelerle gurur duyarsınız?

Nelere şükredersiniz? Hayatınızda iyi ki bunlar var dediğiniz şeyler neler, bunlara benzer neler var?

Nelerden keyif alırsınız? Çocukken nelerden keyif alırdınız, uzun süredir yapmadığınız ancak yapsanız keyif alacağınızı bildiğiniz aktiviteler neler, bisiklete binmek mi, paten yapmak mı?

Neleri yapmak veya kimlerle beraber olmak kendinizi iyi hissettirir? Fırsatınız olsa kimle veya kimlerle nasıl bir tatil yapmak istersiniz?

Yeni yılda yapmaya çok kararlı olduğunuz neler var?

Ne olursa bunları yapmak için harekete geçersiniz?

Bir isteğiniz olsa ve bunun gerçekleşmesi hayatınızın birden fazla alanını olumlu etkilese bu ne olurdu?

Soruları çoğaltmak tabii ki mümkün, ama bu aşamada bu kadar sorunun yeterli olduğunu düşünüyorum. Sorulardan sonra aklıma gelen yeni isteklerimi de ilave ettim.

Yeni bir eve taşınmak istiyorum, daha büyük bir eve, çalışma odası olan
 
Koçluk ve kişisel gelişim konusunda seminerler vermek istiyorum
 
Okurlarımdan kitaplarımla ilgili güzel geri dönüşler almayı arzu ediyorum
 
Radyoda kişisel gelişimle ilgili haftalık bir program yapmak istiyorum
 

Şimdi listenin bence en önemli aşamasına geldik, listemizde yer verdiğimiz isteklerimizin bir yıl içerisinde gerçekleşme ihtimalini yüzde kaç olarak görüyoruz (bu konuda neye inanıyoruz) bunu yazacağız. Bende öyle yaptım ve örnek olması açısından sizinle paylaşıyorum.

İstemek ve inanmak birbirinden farklı alanlar, olabildiğince dürüst olmaya çalışın kendinize karşı.

Evimizin sıcak, huzurlu, güvenli, keyifli ortamının yeni yılda devam etmesi
%90
Arkadaşlarımla 15 günde bir yaptığımız neşeli buluşmaların devam etmesi
%90
Kendimi iyi hissettiğim ve hayattan keyif aldığım anların çok fazla olmasını diliyorum
%85
Yazmaya devam etmeyi ve 2. kitabımın yaz aylarında yayımlanmasını arzu ediyorum
%80
Temmuz ve Ağustos aylarını ailemle birlikte Bodrumda geçirmek istiyorum
%80
Yeni yılda sinemada daha çok film izlemek istiyorum
%85
Yeni bir eve taşınmak istiyorum, daha büyük bir eve, çalışma odası olan
%70
Koçluk ve kişisel gelişim konusunda seminerler vermek istiyorum
%75
Okurlarımdan kitaplarımla ilgili güzel geri dönüşler almayı arzu ediyorum
%95
Radyoda kişisel gelişimle ilgili haftalık bir program yapmak istiyorum
%75

Yüzde kısmının doldurulması çok önemli, lütfen bunu ihmal etmeyin.

Sorularınız olursa mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz, hepsini seve seve bildiklerim ölçüsünde yanıtlarım.

Önümüzdeki hafta yılbaşından bir gün önce Pazar akşamı yayımlanacak olan bültenimizde “isteklerimizi nasıl gerçekleştirebileceğimiz” üzerinde duracağız, önümüzdeki haftaya kadar sağlıcakla kalın, sevgiler.

P.S: Burçin Titizel’in benimle yaşadığı koçluk deneyimi ile ilgili yazısını http://genisle.blogspot.com/2012/12/mert-cuhadaroglu-ile-kisisel-kocluk.html?spref=tw adresinden okuyabilirsiniz.

 

17 Aralık 2012 Pazartesi

11. hafta bülteni

Merhabalar 11. Hafta bülteni ile karşınızdayım. Bu aralar biraz tembellik yapıyorum açıkçası, sonbahar mevsimi beni keyifli bir tembelliğe teşvik ediyor. Geçen sene bu zamanlar kurumsal işimde çalışırken hava ne zaman yağışlı ve soğuk olsa, evde olmayı hayal ederdim. Güzel bir film veya kitap, yanında da çay veya kahve sıcak bir şeyler içmek güzel olur diye düşünürdüm. Şimdi bu hayalimi yaşıyorum ve gerçekten çok güzelmiş.

Geçen haftanın en çok öne çıkan konusu tabii ki benim açımdan Cem TV’de Tijen Bolulu’nun sunduğu Hayatın Tadı Tuzu programına konuk olmaktı, daha önce canlı radyo yayını ve bant çekimi TV yayını tecrübelerim olmuştu ama bu kez farklı hissettim. Gerçekten canlı olarak TV’ye çıkmak biraz farklı imiş, bende biraz heyecan yaptı. Tijen Hanımın doğal ve samimi yaklaşımı işimi kolaylaştırdı. Programı seyredenler beğendiklerini ifade ettiler, bu da hoşuma gitti doğal olarak.

Yeni yılda yeni yayınlara çıkmayı da arzu ediyorum, ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti çünkü.

Yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde hepimiz yeni yılla birlikte hayatımızda değişiklikler yapmak arzusundayız. Koçlukla tanıştıktan sonra büyük ve önemli değişikliklerin ancak kişinin kendisinde değişiklik yapması ile gerçekleşebileceğini fark ettim ve bu konudan kitabımda da bahsettim zaten.

Peki, tek bir karar alsak ve bu bütün hayatımızı iyi yönde etkileme gücüne sahip olsa bu ne olurdu? Ben bu soruyu kendime yaklaşık olarak 2-3 yıl önce sordum. Cevap, “kendi hayatının dizginlerini eline al, hayatına liderlik et!” şeklindeydi.

Hayatımı çok kabaca iki ayrı döneme ayırıyorum. 37 yaşımdan önce bir kurban rolünde yaşadığım hayatım ve 37 yaşımdan sonra hayatıma liderlik yapmaya başladığım dönem. En etkili değişiklik; hayatıma liderlik etmeyi kabul etmemle başladı.

Peki bu nasıl olacak? Kişinin kendi hayatının sorumluluğunu ele alması, kendini keşfetmesi, kim olabileceğini bularak ve o insan olarak dünyaya benzersiz bir katkıda bulunmaya karar vermesi ile bence liderlik süreci başlıyor. Yalnız sorumluluk almakla kendinizi suçlamayı birbirine karıştırmayın lütfen. Daha önce yan tarafta otururken şöför koltuğuna geçince ufak tefek bir iki kaza da olabilir, aldırmayın, herkesin öğrenme süreci farklı olacaktırJ.



Hayatınızın sorumluluğunu alıp kendinize liderlik etmeye başladığınızda istediğiniz değişiklikleri daha kolay ve hızlı yapmanın yanı sıra; bence hep aradığınız o ruhsal aydınlanmaya da kavuşursunuz. Bende öyle oldu en azından. Ruhsal aydınlanma dediğimde minik çaplı kişisel bir şeyden bahsediyorum tabii ki, yoksa ben ermedim ve öyle bir amacım ya da hayalim de yok.

Bence hayatta daha iyi bir yere gelmenin tek yolu insanın bir lider gibi davranması ile olur. Hayatınızın değişmesi için sizin değişmeniz gerekiyor ve bu sürece liderlik edebilecek olan tek kişi sizsiniz. Başkalarından örneğin bir koçtan yardım ve destek alabilirsiniz, bu, değişim sürecini daha hızlı ve kolay bir hale getirebilir.

Ama başkalarının size sizin hayatınız için liderlik yapmasını beklemeyin, bunu siz yapacaksınız.

Özgürlüğün de benim açımdan tanımı bu şekilde oluşmaya başladı açıkçası. İnsan kendi hayatını kendisi yönetemiyorsa nasıl bir özgürlükten söz edilebilir ki?

Hepinize mutlu, keyifli, kendinizi iyi hissedeceğiniz bir hafta dilerim. Sevgiler.