sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2013 Pazartesi

Sırrın devamı/anda kalmak üzerine - 22. hafta bülteni


Merhaba, 22. Hafta bülteni ile karşınızdayım. Geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz. Anda kalmak teknikleri üzerine yazdım. Keyifle okumanızı ve uygulamanızı dilerim.

Geçen hafta yazılı şükür egzersizlerini her gün karşılaşabileceğimiz “küçük” olaylar üzerinden yapmanın bizi anda tutabilecek kilit noktalardan birisi olduğundan bahsetmiştik.

Güzel bir gün yaratmanın en güzel yöntemlerinden birisi kesinlikle güne güzel bir sabahla başlamaktır. Peki biz güne fiziksel olarak nerede başlıyoruz, yatak odamızda ve yatağımızda.

Bir sabah uyanınca 10 dakika boyunca yataktan kalkmadan ama uyanık şekilde yatak odasında güne başlamadan nelere şükredebilirim, hangi objeleri seviyorum ve bana neleri hatırlatıyorlar, oturdum bunları yazdım.

İnanılmaz güzel ve enerjik bir gün oldu. İşin daha da güzel kısmı, beynim yazdıklarımı “önemli” olarak algıladı ve izleyen sabahlarda gözümü açar açmaz otomatik olarak bana hatırlatmaya başladı.



Aşağıda kendi yazımı paylaşıyorum, güzel bir sabah için en az bir kere yatak odanızda size keyif veren her şeyi yazıya dökmeniz yeterli. İzleyen sabahlarda ise tek yapmanız gereken normalde kalktığınız saatten 10 dakika önce uyanarak gözlerinizi çevrede dolaştırmak ve güne başlamadan küçük şeylerin tadını çıkarmak.

Benim yazım:

Yatağımızın sağ tarafındaki duvarda büyük kızım Duru’nun yapmış olduğu çok güzel resimler var. Bir tanesinde annesini çizmiş, bir diğerinde ise 4 kişilik tüm ailemizi. Bu resimlere bakmak insanın içini huzurla dolduruyor. Yine aynı duvarda Kartalkaya’yı tanıtan çok güzel resimlerle süslü bir gazete yazısı var. Önümüzdeki kış ailecek Kartalkaya’da tatil yapmanın hayalini kuruyoruz ve bu bize büyük keyfi veriyor.

Hala aynı duvardayım ve güzel bir yazı asılı. “Today the most important thing ise that I feel good”. Ben bunu şöyle çevirmek istiyorum; “Bugün en önemli şey kendimi iyi hissetmem, yani anda kalmam”.

Yatak cama bitişik ve açılabilen küçük bir cam var, biraz araladığınızda ve dikkatle dinlediğinizde kuş seslerini duyup baharın geldiğini anlayabilirsiniz. Sadece Ülkemize değil kendi hayatlarımıza da bahar gelmiş gibi.

Sol tarafta giysi dolabı var, bana ait tarafın sürgülü kapağında vizyon panom asılı. Yelken yapan bir adamın resmi, birbirini sevdikleri her hallerinden belli olan çiftlerin fotoğrafları, tropik bir ada, ağaca kurulmuş hamak, bir kruvaziyerin jakuzili balkonu, kimbilir yolculuk nereye, iyi bir koçun özelliklerinin sıralandığı tablom.

Giysi dolabının açık kapaklarının birisinin arkasından giymekten hala keyif aldığım gömleklerim gözüküyor, onları özellikle o şekilde yerleştiriyorum.

Dolabın üst tarafında yolculuğa çıkmaya hazır bir bavul, 15-20 dakika içinde herhangi bir yere gitmek için hazırlanabilirim. Sol tarafımda bir gece lambası, gece yatağımda istediğim zaman ışığını açabilirim.

Bazı geceler yatmadan önce kitap okurken bu ışıktan faydalanıyorum. Yatmadan önce bana keyif veren bir kitaptan 5-6 sayfa okumayı seviyorum. Sonra gözlerim kapanıyor, kitabı komodinin üzerine bırakıyor ve ışığı kapatıp uykuya dalıyorum.

Odanın lambası daha doğrusu avizesi çok güzel. Basit bir cam fanus içinde sarkan renkli taşlardan oluşuyor. Yeni evlendiğimizde Şişhane’de bir avizeciye gitmiş ve şeklini çok beğenmiştik. Lakin aynı zamanda taşların rengi ve sıralanışı daha farklı olsa çok daha güzel olabilirdi diye düşünmeden de edemedik. Hayatını bu meslekte geçirmiş olan yaşlı usta bize dönerek “evladım, ben çok yorgunum, isterseniz size renkli taşlar vereyim, kendi avizenizi kendiniz yapın” dediğinde ise çocuklar gibi sevinmiştik.

2-3 saat uğraşıp eve kendi yaptığımız avize ile geldiğimizde mutluluk yüzümüze yapışmış gibiydi.

Gözlerimi odada dolaştırmaya devam ediyorum, kapının üzerinde daire şeklinde düz ve basit bir ayna var. Evet, bir feng shui objesi. Bir dönem feng shui ile ilgilendiğimizi, eve bir uzman çağırdığımızı ve dekorasyon önerilerini dinlediğimizi hatırlıyorum. Çok uzak zamanlarda kalmış olan bu hatırayı anımsamak zihnimi açıyor adeta.

Yatak odasının kapısı açık, biliyorum ki kızlar yataklarında uyuyorlar. Birazdan Duru uyanacak, tüm tembihlerimize rağmen ayağına çorap sırtına yelek giymeden salona geçecek, bende öyle yapardım, peşimden seslenen annem geldi aklıma şimdi.

Duru televizyonu açacak salonda, biz uyanmayalım diye sesini kısacak ama biz yine de duyacağız. Az sonra küçük Ada uyanacak, tek başına yatağından inemediği için “annneeee, aşağı” diye seslenecek. Beni görünce şaşıracak, onu kollarıma alıp yere bıraktığımda “yaşasın” diye bağırarak içeri koşacak.

Özge uyanacak, kızlara peynirli krep hazırlamaya başlayacak, meyve sıkacağının sesi Frank Sinatra şarkılarına karışacak ve güzel bir gün daha başlayacak.

Sizin gününüz nasıl başlasın istiyorsunuz, hadi yatak odasına gidin ve aynen benim yaptığım gibi yazın, sadece bir kere yapmanız yeterli ve ilk sabahınızdan itibaren mucizevi etkisini hissedeceksiniz.

Perşembe günü yepyeni bir konu ile birlikte olacağız.

Görüşmek üzere, şimdilik hoşçakalın.

PS: Bültende yer verilen konular ile ilgili olarak mert.cuhadaroglu@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz. Kişiye özel tam günlük koçluk ve kişisel gelişim semineri ile ilgili tanıtım bültenini güncelledim. Yan tarafta Şubat ayı yazıları içinde bulabilirsiniz. Geçen hafta Skyturk kanalında katıldığım programın linkini beni sadece blogtan takip eden  kişiler için aşağıda tekrar paylaşıyorum.


 

 

28 Şubat 2013 Perşembe

Benim sırrım, 21,5. hafta bülteni


Merhabalar; bir aydır üzerinde çalıştığım ve geçen hafta kendi açımdan emin olduğum bir sırrı sizinle paylaşacağım bu hafta. Bu sır, belki sizinde aradığınız bakış açısı ve yaklaşım olabilir.

Kişisel gelişimde çok önemli olan konular vardır; çekim yasası, ego işleyiş mekanizmaları, bağımlılıklardan kurtulmak, anda kalmak (hayatın akışı ile uyumlanmak), vb. Bu konularda Hayatını Seç isimli kitabımda ve daha önceki bültenlerde detaylı açıklamalar yapmış olduğum için bir tekrara girmek istemiyorum.

Son bir ayda hayatımda çok güzel şeyler oldu, daha öncede oluyordu ama sanki her gün çok sayıda güzel gelişme yaşadığım bir aydı benim için.

Bütün bunları anda daha fazla kalmayı başararak yani hayatın akışı ile uyumlanarak gerçekleştirdim.

Çok kısa bir tanım vermem gerekirse anda kalmak; kendiniz gibi olmak, içinde bulunduğunuz zaman diliminde her ne yapıyorsanız tüm konsantrasyonunuz ile ona odaklanmak olarak ifade edilebilir.

Anda kalmak ve bunun sonucunda iyi hissetmek özümüzün doğal hali olmasına rağmen çoğu zaman bundan uzaklaşır ve bazı yöntemlerle tekrar aynı alana dönmeye çalışırız.

Ben iyi hissetmek, keyfimi artırmak ve enerjimi yükseltmek istediğim zaman şükrettiğim şeyleri yazıyorum. Bunu günde en az bir defa yapıyorum.

Önce gün itibarıyla gerçekleşmesinden memnun olduğum, şükrettiğim olayları yazıyorum, daha sonra da kısa vadede örneğin bir hafta içerisinde gerçekleşeceğine inandığım güzel şeyleri sıralıyorum.

İlk etapta ikisinin arasındaki bağlantıyı kuramadığım için anda kalmak adına da daha çok zihinsel bir çaba sarf ediyordum.

Esas kilit zaten anda kalınan süreleri uzatmak ve bunu zihin seviyesinden doğal bir akışa çevirebilmek.

Etrafınızda bazı insanlar görmüşsünüzdür, neşe, keyif, sağlık, mutluluk bu insanların sanki doğal halidir, hayatlarında hiç kişisel gelişim kitabı okumamış ve koçluk almamış da olabilirler. Ama bir ışıltıları vardır ve bunu hemen fark edersiniz.

Bu insanlar hayatlarını daha çok anda kalarak, şimdide yaşayan insanlardır.

Peki, birisi bize bir sır verse ve bunu uygulayarak anda kalmayı otomatikleştirsek, vallahi harika olur.

Ben kendi açımdan bunun sırrını keşfettim ve sizinle paylaşacağım az sonra.

Önce bir ay öncesine kadar her gün yaptığım yazılı şükür listemin nasıl olduğuna bir bakalım.

XYZ kanalı beni programa davet ettiği ve kayıt harika geçtiği için şükrediyorum.

ABC isimli kitap evi, kitabımı satmaya başladığı için şükrediyorum.

Bu haftaki blog yazıma çok güzel tepkiler geldiği için şükrediyorum.

DEF isimli danışanımla koçluk seanslarımız harika geçtiği için şükrediyorum.

MND isimli okurum kitabımı çok beğenmiş, hayatında olumlu değişiklikler olmuş.

Yeni aldığım kıyafetler için şükrediyorum.

Haftaya arkadaşlarımızla yapacağımız parti için şükrediyorum.

Falan filan işte; ortak özellikleri ne peki, evet, bildiniz, hepsi göreceli olarak büyük ve her gün olmaları pek mümkün değil.

Ne zamanki şükürlerim gerçekten içimden gelerek aşağıdaki hale geldi, bende anda kalmayı başarmaya başladım.

Sabah sağlıklı olarak uyandığım, derin derin nefes alıp temiz havayı içime çektiğim, dumanı tüten güzel bir çayı  avuçlarımda tutarak güne başladığım için şükürler olsun.

Kızlarım yüzlerinde kocaman bir gülümseme ile beni karşıladıkları için, oyun oynarken onları izlemek şansına sahip olduğum için şükürler olsun.

Özge bana sarılarak kocaman bir günaydın öpücüğü verdiği için şükürler olsun.

Kahvaltıdan sonra kendime zaman ayırarak güzel bir kitap okuduğum için şükürler olsun.

Sinemadaki kahvenin tadı muhteşem olduğu için, filmi seyrederken sık sık güldüğüm için şükürler olsun.

Öğlen yemeğinde bir arkadaşımla buluştuğum ve 2 saat keyifli sohbette zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız için şükürler olsun.

Gibi.

Yapabiliyorsanız daha da basite indirgeyin, daha da küçük şeyler için içinizden gelerek şükredin.

Muhteşem gün batımı ve ufkun büründüğü harika renkleri izlediğim için şükrediyorum.

İçtiğim suyun/çayın /kahvenin muhteşem tadı için şükrediyorum.

Vb.

Eğer her gün karşılaştığınız, ve her gün karşılaştığınız için muhteşem olduklarını unuttuğunuz şeylerin farkına varıp bu güzellikler için düzenli olarak yazılı şekilde şükrederseniz emin olun 3 yada 4 hafta içinde çok daha fazla anda kalmayı da başaracaksınız.

Bu ikisinin arasındaki ilgiyi ben ancak geçen ay çözebildim ve bir aydır çok daha mutlu ve keyifli hissediyorum kendimi.

Şimdi tek yapmanız gereken en az bir ay boyunca yaşadığınız minik güzellikler için her gün yazılı olarak şükretmek.

Bir ay sonra emin olun anda kalmanın ne kadar kolay olabildiğine ve hayatınızı çok olumlu bir şekilde etkilemesine sizde şaşıracaksınız.

Peki anda kalmak niye bu kadar önemli. Çünkü bütün yaratım gücü anda aslında, her ne istiyorsanız bunu içinizde olduğunuz anda yapacaksınız. İçinde olduğunuz anda kendinizle ve yaşadıklarınızla ne ölçüde barışık olursanız yaratımınız o kadar hızlı ve kolay olacak.

Bolluk bilinci veya bolluk yasası da bunu destekler. Dışarıya, gerçekten öyle hissettiğiniz için bolluk verirseniz alacağınız da bolluk olacaktır, her anlamda.

İçimizdeki güzelliklerin daha çok farkına varabilmek ve dışarı yansıtmak için yakın çevremizdeki güzelliklere odaklanmak harika bir yöntem kesinlikle.

Sizinle bir sır daha paylaşayım, bir şeyi çok istediğinizde veya sizi heyecanlandıran büyük bir hayaliniz olduğunda bunu size keyif verse bile sürekli olarak düşünmek, listelemek, vizyonlamak zorunda değilsiniz. Evren isteğinizi tek seferde anlar. Hatta bunu bilinçli olarak düşünmeseniz bile anlar. Dualite gerçeğini unutmayın, yaşadığınız size göre kötü deneyimlerden, zıtlıklardan her zaman otomatik olarak aksi yönde istekler doğar zaten.

Sizin isteklerinizin gerçekleşmesi için hiçbir şey yapmanıza gerek yok, daha çok anda kalın yeter.

Sevgilerimle.

P.S: Kişiye özel tam günlük koçluk ve kişisel gelişim semineri ile ilgili bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

 http://hayatinisec.blogspot.com/2013/02/kisiye-ozel-kocluk-ve-kisisel-gelisim.html

Bültenlerde yer verilen konular ile ilgili olarak veya koçluk hizmetleri hakkında bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atmanızı rica ediyorum.