24 Ekim 2015 Cumartesi

ANDA KALMA BECERİSİNİ GELİŞTİRMEK


Osho der ki; “Bir treni belli bir treni yakalamayacaksanız o zaman treni kaçıramazsınız. Hayat, her şeyin aynen olması gerektiği gibi olduğu bambaşka bir deneyime dönüşür.”

Anda kalmak konusu çok geniş kapsamlı bir konudur. Kitaplarımın bazı bölümlerinde bu konuyu detaylı olarak anlattım, bugün bu kısa yazıda konunun kalbine bir yolculuk yapmayı deneyeceğim ve pratik bir öneri ile yazımı noktalayacağım. Umarım keyifle okur ve arzu ederseniz hayatınızda uygularsınız.

Anda kalmak dediğimizde o an yaptığımız şeye konsantre olmak, akışta kalmak ve bundan mutluluk duymak olarak özetleyebiliriz. Pek çok kişi hayatın olağan akışı içinde anda kalmak becerisini geliştiremediğinden ekstrem sporlara yönelip bu sporların bağımlısı haline gelebiliyor. Bu sporları yaparken anda kalıp büyük bir mutluluk duyuyorlar çünkü. Peki günlük hayatımızın olağan akışı içinde anda kalma becerisi nasıl geliştirilebilir?

Öncelikle anda kalmamızı engelleyen iki temel faktörü tanıyıp inceleyip olabildiği ölçüde elemine etmemiz gerekiyor. Bunlardan ilki zihnimizin geçmişe yaptığı yolculuklardır. Size zevk veren, düşündüğünüz zaman keyif aldığınız eski anılarınızdan bahsetmiyorum elbette. Anda kalmamızı engelleyen şey daha çok geçmişteki olumsuz şeyleri düşünmektir. Özellikle de hatalarımızı düşünmek ve bunların gelecekte de devam edeceğini varsaymak. Bugün oturun ve geçmişte yaptığınız büyük hatalardan almış olduğunuz dersleri yazın, ondan sonra ne zaman zihniniz geçmişe bu anlamda yolculuk ederse onu durdurun ve deyin ki, ben şu tarihte oturdum ve aldığım dersleri yazdım, artık bunları düşünmeye ihtiyacım yok.

Anda kalmamızı engelleyen diğer faktör ise zihnimizin geleceğe yaptığı yolculuklardır. Hayal kurmak ve güzel şeyleri düşünmek değil kast ettiğim şey. Daha çok geleceği düşünüp kaygılanmaktan bahsediyorum; para durumu ne olacak, iş konusu, saçlarım dökülecek mi, hasta olacak mıyım gibi düşüncelerden bahsediyorum. Sizi rahatsız eden ve sık sık düşündüğünüz başlıkları not alın, sonra da bu konularda neler yapmayı düşündüğünüzü yazıp her konu için bir adım atın. Örneğin gelecekte parasız kalmaktan korkuyorsanız bugün bir bireysel emeklilik hesabı açtırın.

Geçmiş ve gelecekte bizi rahatsız eden konuları bir ölçüde izole ettikten sonra anda kalma becerimizi geliştirebiliriz artık. Burada adım adım ilerlemenizi önereceğim. Geleceğe yaptığı yolculuklara alışkın olan zihniniz bir anda yeni sisteme adapte olup sadece yaptığınız işe ve içinde bulunduğunuz ana konsantre olamayabilir.

Öncelikle içinde bulunduğunuz anı başlangıçta geniş olarak tanımlayın, bu dakika değil içinde yaşadığınız hafta olsun. Sadece bu haftayı düşünerek yaşayın, daha uzun süreli geleceği düşünmeyi, özellikle de sizi mutsuz ediyorsa reddedin.

Bir sonraki hafta anda kalma becerinizi bir güne yayacak şekilde oluşturun, o gün olmayacak şeyleri düşünmeyin. Üçüncü hafta ise içinde olduğunuz saate konsantre olmaya çalışın.

Üstat Eckhart Tolle’nin belirtmiş olduğu gibi kimse fiziken bugünde yaşayıp gelecekteki kötü senaryolar ile baş edemez. Kötü senaryo yazımı ayrı bir konu, bunu ayrı bir yazıda ele alalım isterseniz.

Son olarak da işinizi kolaylaştıracak bir pratik öneri, telefonunuzun alarmını günün değişik saatlerine kurun ve alarm çaldığında kendinize şunu sorun lütfen: Şu an, sadece şu ana konsantre olduğumda her hangi bir sorun ya da sıkıntı var mı?

Hepimize daha fazla anda kalacağımız güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

23 Ekim 2015 Cuma

NE İSTEDİĞİMİZE ODAKLANMA ZAMANI


Dün eşimle sohbet ediyorduk. Eşim enerji konusuna benden daha meraklı ve bu alanda daha bilgilidir. Takip ettiği bir kaynakta bu hafta sonunun ilginç bir enerjisi olacağından bahsedildiğini söyledi. Ne istediğimize daha fazla odaklanmak için doğru bir dönem olduğunu, bunun istediğimiz şeylere daha hızlı ve kolay bir şekilde kavuşmamızı sağlayacağını ilave etti. Elbette bu doğru, diğer yandan sadece bu hafta sonu için değil yaşamımızın tamamında uygulamak çok faydalı olacaktır.

Peki, bir insan çok basit şekilde ne istediğine nasıl odaklanabilir? Odaklanmak, dikkatimizi vermek demektir. Dikkatimizi verdiğimiz şeyleri çoğaltma potansiyeline sahip olan enerjisel varlıklarız sonuçta (çekim yasası).

Ben odaklanma işini daha çok yazarak yapıyorum. Ne istediğimi düşünüp yazıya döküyorum. Bir tür istekler günlüğü şeklinde düşünebilirsiniz. Bu şekilde isteklerim gerçekleştiğinde bazen geriye dönüp bu konudaki düşünce tohumlarını ne zaman ekmiş olduğumu da görebiliyorum.

İstediğim şeye kavuşmam bazen bir gün, bazen bir yıl sürüyor. Süreyi belirleyen şey odaklanmanın yanı sıra şüphesizce inanabilmek ve isteğe karşı bir bağımlılık oluşturmamaktır. Bu konuları ilk kitabım Hayatını Seç’te geniş kapsamlı olarak ele almıştım. Şüphesizce inanmak ile ilgili çok yakın tarihte bir yazı yayınlamıştım, arşivden bakabilirsiniz. Bağımlılık oluşturmamak ise çok kısaca; benim hayatım zaten güzel, isteğim olursa çok güzel olacak şeklinde düşünebilmek ve hissetmek, isteğim olmazsa öldüm bittim moduna girmemek.

İnsanlar baktıkları yöne doğru ilerlerler. Dolayısı ile bugünden başlayarak belli bir dönem boyunca ne istediğinize daha fazla odaklanın lütfen. Hayatınızda olumlu sonuçlarını göreceksiniz, sadece biraz sabırlı olun ve dikkatinizi istediğiniz şeylerde tutmaya devam edin.

Geçmişi gereğinden fazla düşünmeyin, gelecek çoğu durumda geçmişten bağımsız olarak şekillenme potansiyeline sahiptir. Eğer ne istediğinize odaklanabilirseniz.

Bugün çok kısa, pratik bir egzersiz yapın. Neler istediğinizi düşünün ve yazın. İstekleriniz gerçekleştiğinde nasıl bir hayatınız olacak, hayal kurun ve hissetmeye çalışın. Yarın da devam edin. Fırsatınız olduğunda sevdiğiniz bir arkadaşınıza anlatın.

Neye odaklanacağımı bilmiyorum diyorsanız, sağlığa, bolluğa ve sevgiye odaklanın.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı ne istediğinizi bulmanızı ve ona odaklanmanızı kolaylaştırır, bilgi için lütfen mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atın.

22 Ekim 2015 Perşembe

EN MUTLU OLDUĞUNUZ DÖNEM


Bir arkadaşımızın önayak olması ile geçtiğimiz günlerde üniversite sınıf arkadaşları olarak buluştuk, yaklaşık 20 yıl sonra tekrar o günleri anmak hepimize çok iyi geldi. Hemen bir Whatsapp grubu kuruldu ve buluşmadan beri dur durak bilmeden hala yazışıyoruz.

Okulumuz, Anadoluhisarı’nda idi. Boğaz’ın kıyısı sayılabilecek bir konumda yer alırdı fakülte. Yeni açılmış bir bölüm, küçük sınıflar, lise ortamı benzeri bir arkadaşlık ve dostluk. Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Bölümü mezunuyum. Okul daha sonra farklı bir yere taşındı.

Eşimle üniversitede okurken tanışmıştık, aynı sınıftaydık, dolayısıyla pek çok ortak arkadaşımız var. Bu konu üzerinde sohbet ederken hayattaki en mutlu dönemimizin üniversite yılları olduğunu düşündük.

Danışanlarıma çalışmalarımızın başlangıcında hayatta en mutlu oldukları dönemin hangisi olduğunu sorarım, sonra o dönemi biraz anlatmalarını isterim, hangi değerleri ifade ettiklerine bakarım. Sonra da tekrar o kadar veya daha mutlu olmak için neler yapılabileceğini konuşuruz.

Bu çalışma için biraz da eski fotoğraf albümlerini karıştırmak iyi gelecektir. Ben öyle yaptım açıkçası. Maalesef dijital teknolojinin henüz emekleme yılları, cep telefonu çok az kişide var ve fotoğraf çekemiyor henüz, dolayısıyla bildiğiniz basılı fotoğrafları inceledim. Kendi üniversite yıllarıma baktığımda şunları görüyorum; heyecan, yeni insanlar tanımak, uzun araba yolculukları, yeni hobiler, spor, aşk, dostluk, eğlence, romantizm, tutku, coşku, heyecan, özgürlük, hayata karşı umutlu bir yaklaşım, kendime verdiğim sözler.

En önemlisi de insanın kendisine verdiği sözleri olabildiğince tutması kuşkusuz, geriye dönüp baktığımda bunu büyük ölçüde yapmış olduğumu gördüm ve aferin dedim kendime. Siz de okumaya devam etmeden önce kendinize kocaman bir aferin deyin, nedenini sonra bulursunuz.

Sizin en mutlu olduğunuz dönem hangisiydi, o dönemde genel olarak neler yapıyordunuz, tekrar o kadar mutlu olabilmeniz için hayatınızı nasıl şekillendirmeniz lazım? Unutmayın, mutluluk üzerine düşünmek ve yazmak bile mutluluğu artırır. Neye odaklanırsanız onu çoğaltırsınız hayatınızda.

Yıllar hızla geçip gidiyor, 40’lı yaşlarımın ortasındayım, ikinci yarı yeni başlamış gibi hissediyorum. Bundan 20 yıl sonra bugünlerimi düşündüğümde en azından üniversite yıllarım kadar güzeldi diyebilmek istiyorum.

Bu nedenle insan ilişkilerine ayrı bir önem veriyorum, aşk, sevgi, dostluk, hepsi hayatımızı daha mutlu yaşamamız için bizden ilgi bekliyor.

Kızmak yerine anlayış göstermek, kıskanmak yerine takdir etmek, eleştirmek yerine beğenmek, içerlemek yerine affetmek…

Zaten diğer türlüsü için hayat gerçekten çok kısa ...

Bir diğer bakış açısı da şu elbette, geçmiş ne kadar güzel olursa olsun, Nazım Hikmet’in söylemiş olduğu gibi; en güzel günler henüz yaşanmamış olanlar.

Sevgi ile umut ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.

21 Ekim 2015 Çarşamba

İÇİMİZDEKİ BİLGEYİ UYANDIRMAK


Fark etmişsinizdir, yazılarımda zaman zaman bir Bilge’den bahsediyorum. Bize yol gösterecek birilerini arıyoruz hayatta. Diğer yandan hepimizin içinde uyandırılmayı bekleyen bir Bilge var. Bugün bu konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

“Bilge” olmanın özelliklerinden birisi zihin netliğine ulaşabilmektir. Kafa karışıklığı yaşadığımız durumlarda duygularımız tarafından perdeleniyoruz. Bu tip durumlarda çok yakın bir dostunuza tavsiye verir gibi düşünmek genellikle çok işe yarar. Dostunuz tamamen sizinle aynı durumda olsaydı ve sizden bir tavsiye isteseydi ona ne söylerdiniz, işte bu tavsiyeyi alın ve kendi hayatınızda uygulamaya çalışın.

Bilgelerin diğer bir özelliği ise dışarıdan gelecek bir işaret aramak yerine kendi içlerine dönerek kalplerinin seslerini dinlemeleridir. Bunu yaparken en büyük avantajları doğada zaman geçirmeleri ve teknolojinin esiri olmayı reddetmeleridir. Teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da her an her yerde ulaşılabilir olmak iç bağlantılarımızı zayıflatıyor. Teknoloji detoksu hepimize iyi gelebilir.

Günün belli bir bölümünü kendinize ayırmaya çalışın, tüm elektronik aletlerden uzaklaşın, cep telefonunu sessize alın, yarım saat bile yeterli olacaktır. Sakin bir ortamda gözlerinizi kapatın ve hayal kurun. En sevdiğiniz yerdesiniz, bir bankta oturuyorsunuz, yanınızda bir Bilge var (aslında o sizsiniz) , size neler söylemek istiyor olabilir hayatınızla ilgili? Lütfen bu egzersizi yaptıktan sonra aklınıza gelenleri not alın unutmamak için. Ortaya çıkan içinizdeki bilge ihtiyacınız olan cevapları verecektir.

Bir alternatif çalışma ise şöyle olabilir: Gece yatmadan önce yanınıza minik bir defter alın ve düşündüğünüz konu her ne ise bunu bir soru olarak deftere yazın. Uyumadan önce sabah kalktığımda cevap benimle olacak deyin ve niyet ederek yatın. Genellikle sabah uyandığınızda farklı bir bakış açısı yakalar ve aradığınız cevaba ulaşırsınız.

İçimizdeki Bilge’yi uyandırmadığımızda hep başkalarına danışıyoruz, bu kötü veya yanlış değil, ama içimizdeki Bilge ile temasta olmakta her zaman fayda vardır. Çalışmalarımda kullandığım bazı koçluk teknikleri ile danışanlarımın bu teması kurmalarına yardımcı oluyorum. Ne soracağımı bilmiyorum diyen kişiler için basit bir ipucu: En çok neyi bilmeye ihtiyacınız var?

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı kapsamında yapılan ücretsiz ön görüşmeler Kasım ayında devam edecektir. Bilgi ve randevu için lütfen mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atınız.

20 Ekim 2015 Salı

İŞLERİM KOLAYLIKLA AKIYOR

Mücadele etmeyi çok seviyoruz; mücadele etmezsek hak etmediğimizi düşünüyoruz, bu nedenle de bazen hayatımızı çok zorlaştırıyoruz. İşlerimizin kolaylıkla akması, isteklerimizi daha kolay bir şekilde elde etmek daha iyi olmaz mı? Bugün bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle yürekten inanmanızı istediğim bir şey var, sadece doğmuş olmakla yani bu dünyaya adım atmakla bu dünyada sahip olunabilecek her şeyi hak ediyorsunuz. İlave bir çaba göstermenize gerek yok hak etmek için.
Diğer yandan yetiştirilme tarzımız çok farklı olduğu için hep bir mücadele içindeyiz. Akılcı bir şekilde emek vermek tamam, buna katılıyorum. Bir şeyi istersiniz, sonra da bunu elde etmek için inandığınız şekilde emek verirsiniz. Ama akılcılık boyutunu geride bıraktığınızda ve iş aşırı efor sarf etmeye geldiğinde müdahale etmek istiyorum, bu gerekli değil, sadece sizin seçiminiz.
Belki ancak öyle hak edildiğini düşündüğünüz için, belki mücadele ettiğinizde kendinizi güçlü hissettiğiniz için, belki yardım almayı sevmediğiniz için işlerin kolaylıkla akmasına müsaade etmiyorsunuz.
Hayatımın önemli bir bölümünü ben de bu şekilde yaşardım. Hatta hayatta en çok sinir olduğum tipler çok az bir efor sarf edip istediklerine kolayca ulaşan insanlardı. Çok sonraları bunun hayat oyununda en üst seviye olduğunu fark ettim.
İstiyorsunuz, akılcı bir şekilde emek veriyorsunuz ve sonra bırakıyorsunuz. İşleriniz kolaylıkla halloluyor. Arkadaşlarınıza anlatacak acıklı hikayeleriniz yok artık. Güzel bir hayatınız var, ne isterseniz kısa sürede gerçekleşiyor, tek yapmanız gereken neyi istediğinize karar vermek. Neyi istediğinize dikkat etmeniz gerekiyor, çünkü gerçek oluyor.
Bu konu analitik bir konu değil. Yani sadece analitik bir bakış açısı ile anlaşılabilecek veya uygulanabilecek bir alan değil. Bu nedenle size matematiksel bir öneride bulunamıyorum. Daha çok spiritüel bir konudan bahsediyoruz.
Ben bunu inanarak, dua ederek, ne istediğime dikkat ederek ve mücadelenin ne kadar gereksiz olduğunu kendime hatırlatarak yaptım. Siz de hayatınızın daha kolay bir akışta ilerlemesini istiyorsanız en azından istek ve dualarınızda buna yer verin lütfen: Hayatım kolay bir şekilde aktığı için şükürler olsun demek bile eğer içinizden gelerek ve inanarak söylüyorsanız çok etkili olacaktır.
Sevgi ile kalın.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı da okuyabilirsiniz.

11 Aralık 2013 Çarşamba

YENİ YILI YENİ BİR İNSAN OLARAK KARŞILAYIN


 

En büyük projeniz sizsiniz. Hayatınızı istekleriniz ve hayalleriniz doğrultusunda yeniden şekillendirebilirsiniz. Bunu yapmaya hemen başlayabilir ve ilk sonuçlarını 3 hafta içinde alabilirsiniz.

12 ila 16 hafta arasında değişen bir sürede danışanlarımın hayatlarını yeniden istedikleri gibi inşa etmelerine yardımcı oluyorum, onlara rehberlik yapıyorum. Süreçte en çok zorluk çekilen kısım başlangıç, nereden ve nasıl başlayacağını bilmemek. Bu yazımda nasıl başlayabileceğinize dair pratik bilgilerimi paylaşacağım.

İlk önce kendinize bir defter alıyorsunuz, değişim atölyesi ismini verip altına imzanızı atın lütfen.

Dünyanın en iyi değişim koçuna da gitseniz size ilk soracağı soru genellikle aynıdır: Ne istiyorsun?

Defterinizin ilk sayfasının en üstüne “ne istiyorum?” yazın ve bir hafta boyunca aklınıza gelenleri sıralayın. Günde 10 dakika ayırmanız bile çoğu zaman yeterli olabilir. İsteklerinizin küçük, büyük veya komik olması hiç önemli değil. Kendinizi mevcut durumunuzla kısıtlamayın, her şey mümkün olsaydı hayatınızla ne yapardınız, bunun cevabını arıyoruz.

Bazı insanlar ne istemediklerini daha kolay listeleyebilir. Eğer sizde bu gruba dahilseniz önce istemediklerinizin listesini yapın ve her biri için 180 derece tersinde yer alan pozitif kelimelerle ifade edilmiş isteğinizi bulun. Zihnimiz resimlerle çalışır ve negatifi algılamaz, bu nedenle pozitif ifadeler kullanılması çok önemli olabilir.

Bu süreçte size yardımcı olabileceğini düşündüğüm bazı sorular hazırladım, bu soruların cevapları üzerinde düşünmek gerçekten ne istediğinizi bulmanızı kolaylaştırabilir.

Hayatınızda ne gibi değişiklikler olmasını istiyorsunuz?

İç huzurunu deneyimlediğiniz anlar genellikle nasıl oluşuyor?

Ne yaptığınız zaman bir kutlama yapıyorsunuz veya kendinizi ödüllendiriyorsunuz?

Bugünkü istek ve hayallerinizle bir yıl öncekiler arasında nasıl farklar var, bir yıl sonra sizin için anlam ifade eden ve hala önemli olan şeyler neler olacak?

Başarının size özel tanımı nedir?

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz ve düşündüğünüze gurur duyduğunuz 3 isteğiniz veya hayaliniz nelerdi?

Mutluluğun size özel tanımı nedir, mutlu olmak için neye veya nelere ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz?

2. Sayfaya geçiyoruz, her bir isteğiniz için ayrı ayrı olacak şekilde cevaplamanızı istediğim soru şu: Neden istiyorsunuz?

Bir şeyi neden istediğiniz çoğu zaman nasıl yapacağınızdan daha önemlidir. Neden istediğinizi bilmek sadece farkındalığınızı artırmakla kalmaz aynı zamanda istek ve arzunuzu yol boyunca korumanızı sağlar.

Nedenler ne kadar çok olursa bir şeyi gerçekten çok istediğinizi, tüm kalbinizle arzuladığınızı anlayabilirim.

İşinizi kolaylaştırabilecek çok basit iki soru:

İsteğim gerçekleşirse ne olur?

İsteğim gerçekleşmezse ne olur?

3. Sayfadaki sorumuz “Nasıl yaparsın?”

Bunu kendiniz bulacaksınız. Bir şeyi istediğinizi ve neden istediğinizi biliyorsanız nasıl yapacağınız konusunda da bir fikriniz olmalı.

Bunu bulmanızı kolaylaştırabilecek bazı sorular hazırladım sizin için.

Sizi isteğinize götürebilecek en hızlı adımlar neler olabilir?

Tek bir şeyi farklı yapsanız ve bu sizi istediğiniz sonuca ulaştıracak şey olsa bu ne olur?

Bir başkasına bu isteğin nasıl gerçekleşeceğine dair bir tavsiye verecek olsanız ne tavsiye edersiniz?

Nasıl yapacağınızı tam olarak bilseydiniz ilk ne yapardınız?

Bugüne kadar yaptıklarınızdan elde ettiğiniz en önemli “nasıl yapmamalı” dersi nedir?

4. Sayfadaki sorumuz “İsteğime ulaşmamı sağlayacak güçlü yönlerim neler ve bugüne kadar neleri başardım?”.

Yardımcı olabileceğini düşündüğüm bazı sorulara aşağıda yer verdim.

Kendinizle ilgili en çok gurur duyduğunuz şey nedir?

En iyi olduğunuz 3 konu veya 3 özelliğiniz neler?

Hangi düşünce, inanç ve davranışlarınız isteğinize ulaşmak için sizi destekler?

Diğer insanlar sizin hangi özelliklerinizi daha çok beğeniyor ve bunu dile getiriyor?

Kendiniz hakkında en sık duyduğunuz övgü ya da teşekkür nedir?

5. Sayfadaki sorumuz ise “kimlerin desteğini alabilirim?” şeklinde.

Aklınıza kimse gelmiyorsa şu şekilde düşünün, benim bu isteğimin gerçekleşmesinden fayda sağlayacak diğer kişiler kimler olabilir?

İsteğiniz gerçekleşirse bunu ilk olarak kimlerle paylaşacaksınız?

6. Sayfadaki sorumuz, nasıl bir kutlama yapacağım?

Sizin için önemli olan istekleriniz gerçekleştiğinde (her bir için ayrı) bunu nasıl kutlayacağınıza dair bir paragraf yazmanızı istiyorum.

7. Sayfadaki sorumuz “İsteklerimin gerçekleşmesi için hangi beceri ve yeteneklerimi geliştirmem gerekiyor?”. Şu şekilde de düşünebilirsiniz, “İsteklerimi gerçekleştiren insanların benden farklı olarak hangi özelliklere sahip olduklarını düşünüyorum?”.

Bu özellikleri sıraladıktan sonra bu becerileri en son ne zaman bir şekilde kullandığınızı anımsamaya çalışın ve yazın lütfen.

Şunu unutmayın, bir özelliği başkasında takdir edebiliyorsak kendimiz de deneyimlemişizdir.

8. “Hangi eylemler beni hedefime ulaştıracak?”. Bu sayfada eylem adımlarını planlayacağız. İsteğinizi elde etmek için yapacaklarınızı ayrıca belli bir takvime bağlamamız lazım.

Çok kısa bir süre belirlemeyin bu sizi strese sokabilir, çok uzun süreler de motivasyonu azaltabilir. Bir ay ile bir yıl arasında değişen süreler genel olarak idealdir.

Toplam süreyi de en az 3 veya 4 eşit parçaya bölün ve her dilimde neler yapacaklarınızı düşünüp sıralayın lütfen.

Kısa bir özet: Ne istediğimizi belirledik, bunun bizim için neden önemli olduğunu sıraladık, eylem adımlarını belirledik ve bir takvime bağladık.

9. Sayfadaki sorumuz “Bu isteğimin gerçekleşmesi yaşamımın diğer önemli alanlarını nasıl etkileyecek? Her isteğiniz için ayrı cevaplanması gereken bir soru.

Kariyerimde yükselmek istiyorum diyelim, aile ilişkilerim bundan nasıl etkilenecek?

Bu soru bir şeyi gerçekten ne kadar istediğimiz ve nasıl bir bedel ödemeye hazır olduğumuza dair farkındalık kazandırır.

10. Sayfadaki önemli sorumuz, “İsteğimin gerçekleşmesi için ödemeye hazır olduğum bedel nedir?

Daha mı çok çalışacağım, aileme daha az mı zaman ayıracağım, uykumdan mı fedakarlık yapacağım, harcamalarımı kısıp tasarruf mu yapacağım, ben bunun için nasıl bir bedel öngörüyorum?

11. Sayfaya geldik bile. Bu sayfa hayal dünyamıza ait. İsteklerimiz gerçekleştiğinde nasıl bir insan olacağız?

Bu insanı tarif eden bir iki cümle yazın, bir resim varsa onu gösteren resmi yapıştırın.

12. ve son sayfa. “Her şeye başlamak için atacağım minik bebek adımları ne olacak ve bunu ne zaman yapacağım?”

Kendinize verdiğiniz bir söz gibi düşünün lütfen. En önemlisi insanın kendisine verdiği sözleri tutmasıdır.

Sevgi ile kalın.

Not: yarınki yazım değişim sürecimize liderlik etmek hakkında

9 Kasım 2013 Cumartesi

Bugün 10 Kasım. Ulu Önder Atatürk'ün ölüm yıldönümü. Atatürk'ü saygı ve rahmetle anıyorum. En sevdiğim Atatürk resimlerini yerleştirdim bloga. Bir kısmını daha önce sosyal medyada paylaşmıştım. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin ilk ve son cümlesini de ekledim resimlerin başına. Sevgiler.

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk