19 Kasım 2012 Pazartesi

7. hafta bülteni - yazarın kendisiyle yaptığı röportaj


Röportaj

Soru 1) Burcunuz ne, burçlara inanır mısınız?

Kova burcuyum, astroloji ve burçlarla ilgili fazla bilgim yok. Ama kahve falını severim, kayınvalidem çok güzel fal bakar, fırsat bulursam fal baktırırım. Keyfim yerinde olursa Bodrum’da bende fal bakıyorum, yazın uğrar bir kahvemizi içerseniz size de bakarımJ

Soru 2) En çok neden korkarsınız?

En çok arıdan korkarım, bilumum haşerattan haz etmem genellikle. Allahtan Özge korkmuyor ve arıları benden uzak tutuyorJ Arılar her ortamda beni bulur. Balayının ilk gününde Fethiye’de tatil köyünde liseden arkadaşlarıma rastlamıştım. Plaj voleybolu oynayalım diye tutturdular, kumda saklanan bir arı ayağımdan beni soktu. Ayağım davul gibi şişti; ayağım, hediye edilen şampanya için getirilen buz kovasında bütün bir gece sabahı zor ettim.

Soru 3) Tatil demişken en çok sevdiğin yazlık otel neresi?

Geçen yaz gittiğimiz Bozburun’daki Karia Bel’e bayıldım. 2-3 günlüğüne dünyadan kopmak için harika bir yer. Bu yaz para biriktirebilirsek yine gitmeyi düşünüyoruz. Eğer müsait olursa Kasara isimli odada kalın, harika bir terası ve manzarası var. Otel yarım pansiyon ve gerek kahvaltısı gerek akşam yemekleri çok lezzetli. Günübirlik tekne gezisi de yapabilirsiniz nispeten uygun fiyatlarla.

Soru 4) En büyük başarınız nedir? En büyük başarısızlığınız hangisi?

En büyük başarım kendim olmak, hayalimin peşinden gidecek cesareti göstermiş olmam. Başarısızlığım ise bunları daha önce yapmamış olmakJ

Soru 5) En sevmediğiniz cümle?

Bu rapor/yazı uzun olmuş, biraz kısalt! Özellikle de bunu herhangi bir açıklama takip etmezse

Soru 6) Yazarlık ve koçluk dışında ilgi alanlarınız var mı?

Türkiye’de deniz, kum, güneş tatili yapmayı etmeyi çok severim, bu tip bir seyahate çıkmadan önce bana danışır genelde arkadaşlarım. Bir de otomobiller, eskisi kadar olmasa bile hala ilgileniyorum. Hayalimdeki araba “Back to the future”da kullanılan De Lorean.

Soru 7) En sevdiğiniz dizi? En sevdiğiniz film?

Dizi kesinlikle Friends, Comedymax’te tekrar gösteriliyor bu aralar. Enerjimi yükseltiyor.

Film, daha zor bir soru, ama Truman Show sanırım. Beni çok etkilemişti yayımlandığı zaman, benim ve ailemin de hayatı sosyal medyada gözler önünde, benim kendi tercihim tabii ki, ama Truman Show’dan etkilenmiş olmalıyımJ

Soru 8) Örnek aldığınız bir kişisel gelişim uzmanı/yazar var mı?

Evet, Robin Sharma’yı beğeniyor ve örnek alıyorum. Tipi de bana benziyorJ

18 Kasım 2012 Pazar

18.11.2012 İmza günü


Sabah heyecanla uyandım. Normalde hep sakin kalmakla övünürdüm ve dün geceyi birkaç kadeh şarabın etkisiyle nispeten rahat atlatmıştım ama bu sabah midemde kelebekler uçuşuyordu adeta.

Saat 14.00 olup imza günü başlayana kadar heyecanım yatışmadı. Ne zamanki imzaları atmaya başladım heyecanım geçti ve eski rahat halime büründüm yine.

Hayatımın en özel ve en güzel birkaç gününden biriydi. Kesinlikle herkese tavsiye ederim, hatta sırf imza günü düzenlemek için kitap bile yazılırJ

60-70 kişi geldi, 2 saati biraz aşan bir süre boyunca standda kaldım. Tam istediğim gibi oldu, yani ben öyle kafayı kaldırmadan imza atmayı sevmiyorum. Gelen herkesle sarıldık öpüştük, hal hatır sorduk, imzalar atıldıktan sonra fotoğraf çektirdik. Beni görmeye gelen insanlara 2-3 dakika da olsa zaman ayırabilmek hoşuma gitti, hayal ettiğim de buydu zaten.

Aile üyelerimin ve yakın arkadaşlarımın dışında beni ilk defa görmeye gelen okurlarım da vardı. Ankara’dan bile bir arkadaşım geldi, çok sevindim. Organizasyon güzel, sıcak ve samimi idi. Kadir’e ve Vildan Abla’ya özellikle teşekkür ediyorum.

Yoğun ilgi onları bile biraz şaşırttı. Ve şimdi geliyorum gecenin sürprizine. Bağdat Caddesi’nde Aralık ayında bir imza günü ve/veya söyleşi yapmak için araştırmalara başlıyoruz.

Heyecanım tatlı bir yorgunluğa dönüştü, bu akşam için sizlerden müsaade istiyorum.

Sevgilerimle


15 Kasım 2012 Perşembe

Beyoğlu'nda kitaplarımın peşinde

Dün akşam çoğumuzun eğlenmek için tercih ettiği Beyoğlu'nda kitaplarımın peşine düştüm. Tünel'den başlayıp Taksim meydanına doğru uzandım kalabalığa karışıp.
 
İk durağım aynı zamanda cafe olarak hizmet veren Ada Kitapevi oldu. Belki de kızımla aynı ismi taşıdığı için burayı severim. Yeni çıkanlar ve kişisel gelişim bölümünde kitabımı bulamayınca görevliden yardım istedim. Kitabım mistisizm bölümünde çıktı:-).
 
Bir sonraki durağım bir arkadaşımın çalıştığı Robinson Crusoe kitap evi oldu. Üst katta bulunan kişisel gelişim kitapları bölümüne çıktım ve çok fazla kitap olduğu için doğrudan görevliden yardım istedim. Bilgisayar ekranından kontrol ederek kitabımın tüm kopyalarının satılmış olduğunu ve yeniden sipariş verdiklerini, cumartesi günü ellerinde olacağını söyledi.
 
Daha sonra Yapı Kredi Yayınlarının karşısında bulunan ve ismi bana ilginç gelen İnsan Kitap Evi'ne baktım. Kişisel gelişim bölümünde rafın sağ alt köşesinde kitaplarıma rastladım ve görevlinin bakmadığı bir anı kollayarak hemen üst taraflara yerleştirdim:).
 
Galatasaray Lisesi'ni geçerek yürümeye devam ettim, bir an için canım Çiçek Pasajı'na uğramak istediyse de kendime engel oldum, benim bir misyonum vardı. Biraz sonra Mephisto kitapevine vardım. Kitabımın yeni çıkanlar bölümünde bol miktarda sergilendiğini görmek beni mutlu etti. Hemen tanınmamak için yakamı kaldırıp kitabımı incelemeye başladım. Kitapevi oldukça kalabalıktı, belki benim dışımda birisi daha kitabımı alıp inceler diye bir 5 dakika bekledim, ama böyle bir şey olmadı:). Ben de dükkandan çıkıp yürüyüşüme devam ettim.
 
Son durağım Beyoğlu d&r oldu, ışığından doğru insan olduğunu düşündüğüm görevliye yaklaşarak kitabımı sordum, kitabın ellerinde mevcut olmadığını, ancak tam o anda yeni siparişleri hazırlamakta olduğunu belirterek kitabımı da sipariş edilecek kitaplar listesine ekledi. Cumartesi gelip alabileceğimi ilave etti.
 
Mutlu bir şekilde d&r'dan çıkıp bir şeyler içmek üzere çiçek pasajına doğru yollandım, aklımda kitabım, aklımda sen.

12 Kasım 2012 Pazartesi

6. hafta bülteni bir özeleştiri


6. HAFTANIN ARDINDAN KISA BİR ÖZELEŞTİRİ

Eşimin kent dışına yaptığı bir gezi nedeniyle kızlarımla daha çok ilgilenmek adına sosyal medya faaliyetlerine 5 gün ara verdim. Bu 5 günlük süreç benim için çok faydalı oldu açıkçası. Hem büyük kızım Duru ile uzun ve güzel zaman geçirdik hem de işten ayrılmamın ardından geçen 6 haftalık sürenin kısa bir muhasebesini yaptım.

Vardığım nokta şu: İlk 3 hafta boyunca dışarıda daha çok zaman geçiren, sevdiği insanlara daha çok zaman ayıran ve onlarla görüşen adam gitti, yerine bir sosyal medya canavarı geldi. Son zamanlarda her gün en az 6 saatimi facebook, twitter, blog ve gmail arasında mekik dokuyarak geçirmeye başladığımı fark ettim.

Anladım ki 15 yıllık yoğun iş hayatının yerine ben bunu koydum. Mesaiye başlar gibi oturuyorum başına bilgisayarın ve kalkmak bilmiyorum. Başka bir şeyler yaparken bile aklım sürekli orada. Kaç kişi gönderimi beğenmiş, kaç kişi yorum yapmış, favorilere eklenen ve retweet yapılan tweet’lerimin sayısı kaç, takipçilerim artmış mı, en son kimler eklenmiş, blogun günlük görüntülenme istatistikleri nasıl, vb. Maymuna döndümJ Hep daha fazlasını istiyorum birde; kitabımı okuyanlar, beğenilerini paylaşanlar hep artsın istiyorum. Sahip olduklarımı kendime hatırlatmak için şükür egzersizlerini artırdım, günde yarım saat yazarak bunu yapıyorum, beni ancak kendime getiriyor bu aralarJ

Keyif de alıyorum bir yandan ama çok sağlıklı bir seçim olduğunu da düşünmüyorum açıkçası. Bir tür bağımlılığa dönüştü benim açımdan. 5 gün ara vereceğim demiştim, onu bile tam beceremedim. Eskiden işe harcadığım zamanı sosyal medyaya harcadığımı fark ettim. Erken kalkmak zorunda değilim ve trafik yok tamam ama, onun dışında harcanan vakit neredeyse eşit.

Kitabın tanıtım aşamasında bir miktar daha faal olabilir insan sosyal medyada reklam yapmak açısından, bunu anlarım, ama ben sanırım bunun ötesine geçtim biraz.

Bir karar aldım, bundan sonra sosyal medyada daha az zaman geçireceğim. Dışarıda olmaya, insanlarla fiziken görüşmeye, farklı yerler görmeye ve farklı şeyler yapmaya ağırlık vereceğim. Ayrıca koçluk yapmaya ve kitap yazmaya daha fazla zaman ayıracağım. Bu kararımı sizlerle de paylaşmak istedim.

Haftalık bültenler devam edecek, Ada ve Duru’nun maceraları, diğer keyifli paylaşımlar da öyle, sizleri de takip edeceğim, ama her şey ölçüsünde olmak kaydıylaJ

Olabildiğince doğal bir şekilde hislerimi ifade etmeye çalıştım. Sosyal medyayı yoğun kullandığım dönemde bir kusurum olduysa affola.

En derin saygı ve sevgilerimle.

Not: 18 Kasım Pazar günü Tüyap Kitap Fuarı’nda 14.00 – 16.00 saatleri arasında Salon 2 - 603 C’de imza günüm var, eğer fuara zaten gitmeyi düşünüyorsanız ziyaretinizi o güne denk getirmeniz ve bana uğramanız beni çok mutlu eder.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Hayatın içinden 5. hafta bülteni


Yoğun ama keyifli geçen bir haftasonunun ardından yine bir Pazartesi akşamı 5. hafta bülteni ile karşınızdayım. Bülteni yine soru cevap şeklinde yaptım.

Soru 1) Bayağı bir destek görmüşsün etraftan, ama eminim ki yaşadığımız Ülkenin vazgecilmez bir parçası olan uyarılar da gelmiştir. Sana mutlaka “aman, saçmalama, bu yaşta iki cocukla banka bırakılır mı demişlerdir....Yakın çevrende bile verdiğin karara karşı çıkmış olabilirler...nasıl idare ettin bu insanlari?

Annem emekli bir bankacı ve benim bankaya girmemi çok istemişti, ona mutlu olmadığımı söyledim sadece, annem için benim mutlu olmam önemliydi. Onu öyle hallettim. Eşim kendisi yaşam koçluğu yaptığı için şanslıyım, onu ikna etmek daha da kolay oldu. Başlangıçta en büyük desteği de eşimden, annemden ve kardeşimden aldım, onların dışında kimseyi de takmadım açıkçası, ama şunu biliyorum ki onlar desteklemeseler yine de yapardım, belki daha uzun sürerdi, daha zor olurdu, ama yine de yapardım. Genel yapı olarak; hukuka aykırı veya canlılara zarar verecek bir şey yapmıyorsam, diğer insanların ne düşüneceğini ve söyleyeceğini çok fazla önemsemiyorum 3 yıldır filan. Kişisel gelişimin bana böyle bir katkısı oldu.

Soru 2) Daha evvel seni pek takip etmezdim ama bu radikal kararının benzerini bir kere denedim ve başarılı olamadım. Tekrar denemeyi düşünüyorum, bana ne önerirsin?

Bu esasında birebir koçluk seansı ile üzerinde çalışılması gereken bir konu, ama kısaca düşüncemi paylaşacağım. Bir şeyi yaparken hangi enerji ile hareket ettiğimiz çok önemli. Dolayısı ile kendine daha fazla inanarak ve güvenerek tekrar denemeni önerebilirim. İnancını kuvvetlendirmek için kanıt toplama sürecinde benim deneyimim de sana destek olur. Ayrıca bu kez harekete geçmeden önce kitapta detaylı olarak anlattığım “olmak, harekete geçmekten önce gelmelidir” metodunu uygularsan başarılı olma şansın daha da fazla olacaktır.

Soru 3) Koçluk tam olarak nedir, kısa bir tanım yapabilir misin?

Hepimiz bir kutunun içinde yaşıyoruz ve çoğumuz -buna ben de dahilim- kendimize objektif bir gözle dışarıdan bakıp değerlendiremiyoruz. Bu nedenle sık sık basit bir iki noktaya takılıp kalıyoruz. Bir şeyleri değiştirmek istediğimizde, dışarıdan bir bakış açısı çok faydalı olabiliyor. Koçluk bu dışarıdan bakış açısını sağlıyor. Ayrıca kendi içinizdeki hazineyi ortaya çıkarmanıza yardımcı oluyor. Değişim sürecinde profesyonel bir rehberle yol almak gibi düşünebilirsiniz.

Soru 4) Koçluk hizmetinden yararlanmak istiyorum ama maddi boyutu beni düşündürüyor, bu ortamda kesin bir rakam vermek istemeyeceğini tahmin ediyorum ama üç aşağı beş yukarı bu işin maliyeti nedir?

Benim bildiğim kadarıyla seans başına (bir seans genellikle bir saat civarında sürer) 100 TL’den başlayıp 350 TL’ye ulaşan fiyatlar söz konusu. Koçun aldığı eğitim ve sertifikaları, tecrübesi,ünü, seansların yapılma şekli (telefon, mail, yüz yüze) gibi unsurlar da şüphesiz fiyatı etkiliyor. Ama sonuçta biraz araştırma ile ayda 500 – 600 TL civarında bir bütçe ayırıp ayda 3 ya da 4 seans yaparak iyi bir koçluk hizmeti alabilirsiniz. Kişiden kişiye ve konudan konuya değişen süreler olmakla birlikte, ben kendi deneyimimden ortalama 3 ayda pek çok konunun çözüme kavuşturulabildiğini gördüm.

Soru 5) Yeni projelerin var mı?

En büyük hayalim İstanbul Kitap Fuarından sonra bir iki ay boyunca Türkiye’nin değişik yerlerinde kendisi de bir yazar ve şair olan yayıncım Kadir Aydemir ile birlikte imza günleri düzenlemek. İzmir, Ankara, Bursa, Kayseri aklıma ilk gelen yerler. Bunu düşünmek bile beni heyecanlandırıyor. Daha sonra ise muhtemelen Ocak ayında yeni bir kitap yazmaya başlayacağım.

Soru 6) Ben de koçluk yapmak istiyorum, nasıl bir yol izlememi tavsiye edersin?

Önce kendi üzerinde çalışarak başlamanı tavsiye ederim. Ben de öyle yaptım. Maddi durumun müsaitse koçluk hizmeti alabilirsin, değilse kişisel gelişim ve koçlukla ilgili kitapların faydası mutlaka olur. Daha sonra ise koçluk eğitimi almanı tavsiye ederim. Ben Erickson Koçluk Okulunun vermiş olduğu eğitimden çok memnun kaldım. ICF (International Coaching Federation) Türkiye internet sitesinde eğitim vermeye yetkili olan kuruluşların isimleri ve kısa bilgileri yer alıyor.

Soru 7) Kitabı internetten sipariş ettik, henüz gelmedi, ne zaman gelir?

Benimki de daha bugün geldi, bu hafta içinde elinize ulaşır. Kitaba dokunarak sayfalarını cevirerek almak internetten almaktan daha iyidir bence diyenler için kitaba tüm kitapçılarda ulaşılabiliyor ayrıca.

12 Kasım Pazartesi akşamı 6. hafta bülteni  ile karşınızda olacağım.

Sevgi ve saygılarımla, şimdilik hoşçakalın.

2 Kasım 2012 Cuma

kitabın piyasaya çıkışının hikayesi

 
Bundan yaklaşık olarak 6 ay önce sanırım Mayıs ayı idi, eşimle birlikte yakından takip ettiğimiz yaşam koçu Aykut Oğut'un bir röportajını izliyordum. Aykut bu röportajda, eşi ile beraber bir kitap yazdıklarını, kitabın tamamlanmak üzere olduğunu ve Haziran ayında eşi Esra'nın doğumgününde kitabı piyasaya süreceklerini anlatıyordu.
 
Çok hoşuma gitmişti, doğumgünü ve kitabın piyasaya çıkmasının aynı tarihe denk gelmesi hoç bir jestti şüphesiz. Bunu bir hayal olarak düşündüm ve büyük keyif aldım, sonra da unuttum. Bugün kitabım kitapçıların raflarına çıktı ve eşimin doğumgünü.
 
Kitap yayınlama sürecini yakından bilenler kitabın özellikle belli bir günde piyasaya sürülmesinin zorluklarını bilirler, istesen, planlasan olmayabilir. Ama oldu ve benim bir hayalim daha gerçekleşti (Kadir Aydemir'in katkılarıyla).
 
Bu vesile ile kitabıma büyük katkıları olan eşim Özge'ye sizlerin huzurunuzda teşekkür edip doğumgününü kutluyorum. Mutlu yıllar:-)
 
 

1 Kasım 2012 Perşembe

Piyasaya çıkan kitabım hakkında


Mert Çuhadaroğlu'ndan eşsiz bir kılavuz kitap

Mert Çuhadaroğlu'nun ilk kitabı "Hayatını Seç" Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlandı.




İstanbul- Yayınevinin ilk kişisel gelişim kitabı olan Hayatını Seç'in tanıtım metninde şöyle sesleniliyor okurlara: Eski zamanlarda bir gezgin, yolculuklarından birisinde bir köye yaklaşırken, önce önüne köyün mezarlığı çıkar. Mezar taşlarında isimlerin altında doğum ve ölüm tarihleri yerine; 1 yıl 10 ay, 2 yıl 5 ay, 3 yıl 8 ay gibi süreler yazılıdır.
En yüksek kayıt 5 yıldır, kimse bunun üzerinde bir süre yaşamamıştır. Gezgin üzülür, ilk aklına gelen özellikle çocukları etkileyen bir salgın hastalıktır. Köy meydanında oynayan sağlıklı çocukları görünce çok sevinir. Demek ki salgın sona ermiştir. Çocuklara mezar taşlarındaki yazıları sorar, çocuklar da onu köyün bilgesine yönlendirirler.
Bilge der ki, “Biz burada hepimiz hayatımız boyunca bir defter tutarız. Akşamları yatmadan önce o gün gerçekten yaşadığımızı hissettiğimiz, hayattan keyif aldığımız olayları ve süreleri not alırız. Birisi öldüğü zaman defterindeki süreleri toplar ve mezar taşına bunu yazarız.”
Dolu dolu bir hayatınız olmasını istiyorsanız kalbinizin sesini daha çok dinlemeli, korkularınızla birlikte yürümeyi öğrenmelisiniz. Ben öyle yaptım ve kendimi hazır hissettiğimde, hayatın ve öğrenilmiş korkuların beni sürüklediği yaşam tarzını bırakıp hayallerimin peşinden gittim. Artık hayatımın her anından çok daha fazla keyif alıyorum.
Bu kitap, benim kendi hayatımı seçme yolculuğum eşliğinde kişisel gelişim ile koçluk sanatının bir sentezini sunuyor. Hayatını Seç, olmak istediğiniz kişiyi, yaşamak istediğiniz hayatı seçmenizde size yol gösterecek. Yaşadığınız hayat istediğiniz hayat mı, yoksa sürüklendiğiniz hayat mı? Çocukken olmayı istediğiniz kişi misiniz, yapamadığınız neleri yapmak isterdiniz? Asla yapamam dediğiniz şeyleri nasıl yapacağınızı keşfetmeye davet ediyorum sizi. Hayat seçimlerle başlar. Hayatını seç, kendini seç!

Hayatını Seç, Mert Çuhadaroğlu, Kişisel Gelişim dizisi 1, Yitik Ülke Yayınları - Kasım 2012
1 Kasım 2012